66689/01
WyrokETPCz2005-10-11ECLI:CE:ECHR:2005:1011JUD006668901
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, orzekającego w sprawie cywilnej, naruszała prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, który orzekał w sprawie skarżącej oskarżonej o pomoc nielegalnej organizacji, budziła uzasadnione wątpliwości co do niezawisłości i bezstronności sądu. Trybunał odwołał się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach przeciwko Turcji, uznając, że skarżąca miała prawo obawiać się, iż sąd mógł być pod wpływem poglądów niezwiązanych z charakterem sprawy, co stanowiło naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Yıldız Yılmaz, została aresztowana 15 grudnia 1997 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji TIKB. W trakcie przesłuchania na policji zeznała, że pomagała członkom TIKB, ale przed prokuratorem i sędzią odwołała te zeznania, twierdząc, że zostały wymuszone torturami (porażenie prądem). Została skazana przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze na trzy lata i dziewięć miesięcy więzienia na podstawie art. 169 Tureckiego Kodeksu Karnego. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 20 września 1999 r.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji w odniesieniu do skargi dotyczącej niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. 3. Stwierdził, że nie jest konieczne rozpatrywanie skarg skarżącej na podstawie art. 6 §§ 2 i 3 (c) Konwencji. 4. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za domniemaną szkodę niemajątkową. 5. Zasądził na rzecz skarżącej 1000 euro tytułem kosztów i wydatków. 6. Oddalił pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
YILDIZ YILMAZ/TÜRKİYE
(Başvuru no. 66689/01)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2005
Sözkonusu karar AİHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,şekle ilişkin
değişiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Yıldız Yılmaz/Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),
Sn. J.-P. COSTA, Başkan,
Sn. A.B. BAKA,
Sn. R. TÜRMEN,
Sn. K. JUNGWIERT,
Sn. M. UGREKHELIDZE,
Sn. A. MULARONI,
Sn. E. FURA – SANDSTRÖM, yargıçlar,
Ve Bölüm Sekreteri Yardımcısı Sn. S. NAISMITH katılımı ile Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi Heyeti olarak toplanmış, Eylül 2005 tarihindeki gizli görüşme sonucunda,
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
USULİ İŞLEMLER
1.Davanın nedeni, Türk vatandaşı Yıldız Yılmaz’ın (“başvuran”), 14 Nisan 2000
tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme’nin (“Sözleşme”)
34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
yaptığı başvurudur (başvuru no. 66689/01).
2. Başvuranı, görevini İzmir’de ifa etmekte olan avukat Z.S. Özdoğan temsil etmiştir.
Sözkonusu davada, Türk Hükümeti (“Hükümet”) AİHM huzurundaki davalar için bir Ajan
tayin etmemiştir.
3. 28 Mayıs 2002 tarihinde AİHM, başvuruyu Hükümet’e bildirmeye karar vermiştir.
4. 1 Kasım 2004 tarihinde AİHM, Dairelerinde değişiklik yapmıştır (İç Tüzüğün 25 §
1. maddesi). Sözkonusu dava ile ilgili olarak yeni oluşturulmuş İkinci Daire
görevlendirilmiştir (İç Tüzüğün 52 § 1. maddesi).
5. 30 Kasım 2004 tarihinde Heyet, AİHS’nin 29 § 3. maddesi uyarınca hızlandırılmış
prosedürü uygulama ve kabuledilebilirlik ile esasları aynı anda inceleme kararı almıştır.
6. Başvuran ve Hükümet, kabuledilebilirlik ve esaslar hususunda görüşlerini
sunmuştur (İç Tüzüğün 59 § 1. maddesi).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
7. Başvuran, 1960 doğumludur ve Uşak’ta ikamet etmektedir.
8. 15 Aralık 1997 tarihinde Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (“TIKB”) adlı
yasadışı bir örgüte mensup olduğundan şüphelenildiği için İzmir Polis Karakolu Terörle
Mücadele Şubesi tarafından gözaltına alınmıştır.
9. 18 Aralık 1997 tarihli ifadesinde TIKB mensuplarına yardım ve yataklık yaptığını
ve cezaevinde tutulan TIKB mensuplarına bilgi sağladığını belirtmiştir.
10. 19 Aralık 1997 tarihinde başvuran, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet
Savcısı ve daha sonra kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiği yargıç huzuruna
çıkarılmıştır. Polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada verdiği ifadenin, baskı altında
alınmış olduğunu ve kendisine elektrik şoku uygulandığını belirtmiştir. Yargıç, başvuranın
tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
11. 23 Aralık 1997 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,
başvuranı yasadışı bir terör örgüte mensup olmak, sözkonusu örgüte yardım ve yataklık
yapmak, cezaevinde tutulan mensuplarına bilgi sağlamak ve örgüt tarafından düzenlenen
gösterilerde yer almakla suçlayan bir iddianame sunmuştur.
12. 4 Haziran 1998 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı Türk Ceza
Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca suçlu bulmuş ve üç yıl dokuz ay hapse mahkum etmiştir.
13. 23 Haziran 1998 tarihinde başvuran, Yargıtay’ın sözkonusu kararına itiraz etmiştir.
14. 20 Eylül 1999 tarihinde Yargıtay, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını
onamıştır.
15. 14 Ekim 2000 tarihinde Yargıtay’ın kararı, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne
ulaşmıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
16. İç hukukun tam tanımı, Özel/Türkiye davasında bulunabilir (no. 42739/98, §§ 20-
21, 7 Kasım 2002).
HUKUK
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
17. Başvuran, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi kürsüsünde askeri bir hakimin
bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından adil şekilde yargılanmadığı
hususunda şikayette bulunmuştur. Şikayetlerini, AİHS’nin ilgili kısmı aşağıda kaydedilmiş
olan 6 §§ 1, 2 ve 3. maddelerine dayandırmıştır:
“1. Herkes … kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş
bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak
görülmesini istemek hakkına sahiptir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
…
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer
savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa,
mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;”
A. Kabuledilebilirlik
18. Hükümet, AİHS’nin 35. maddesi uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 4
Haziran 1998 tarihli kararının açıklandığı tarihten itibaren altı ay içerisinde AİHM’ye
sunulmadığı için başvurunun reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
19. AİHM daha önce, altı aylık sürenin Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin karar
tarihinden itibaren işlemeye başlaması gerektiği iddiasını reddetmiştir (bkz. Çolak/Türkiye
(no. 1), no. 52898/99, § 27, 15 Temmuz 2004 ve Özdemir/Türkiye, no. 59659/00, § 26, 6
Şubat 2003). 20 Eylül 1999 tarihinde Yargıtay’ın, Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını
onamış olduğunu belirtir. 14 Ekim 2000 tarihinde Yargıtay’ın kararı, İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi’ne ulaşmıştır. AİHM, başvurunun Sekreterya’ya belirtilen tarihten tam olarak altı
ay sonra 14 Nisan 2001’de sunulmuş olduğunu gözlemler. Dolayısıyla AİHM, Hükümet’in
altı ay kuralına ilişkin ilk itirazını reddeder.
20. Hükümet ayrıca başvuranın, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı
ve tarafsızlığına ilişkin şikayetinin, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeni ile
reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuranın sözkonusu şikaeyi, yerel mahkemeler
huzurunda sunmadığını ileri sürmüştür.
21. AİHM daha önce de, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasına
ilişkin benzer ilk itirazlarını incelemiş olduğunu hatırlatır (bkz. Vural/Tükiye, no. 56007/00, §
22, 21 Aralık 2004, Çolak, § 24, ve Özel, § 25). Sözkonusu davada, yukarıda kaydedilen
davalarda vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını sağlayacak özel bir durum
görmemiş ve Hükümet’in itirazını reddetmiştir.
22. Yerleşik içtihadı ışığında (bkz, birçok içtihat yanında, Çıraklar/Türkiye, 28 Ekim tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VII) ve kendisine sunulan delilleri
gözönünde bulunduran AİHM, davanın karara bağlanmasının, esasların incelenmesini gerekli
kılan davanın olaylarına ve hukuka ilişkin karmaşık konuları açığa çıkardığı kanısındadır. Bu
nedenle, başvurunun AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığı sonucuna
varmıştır. Başvurunun kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için bir başka gerekçe
bulunamamıştır.
B. Esaslar
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
23. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin, Devlet’in güvenliği ve bütünlüğüne
yöneltilen tehditleri bertaraf etmek için yasayla kurulmuş olduğunu ileri sürmüştür.
Sözkonusu davada başvuranın, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve
tarafsızlığına ilişkin meşru şüpheleri sahip olması için gerekçe olmadığını belirtmiştir. Askeri
hakimlerin artık bu tür Mahkemelerde yeralamayacağının belirtildiği 1999 tarihli Anayasa
değişikliğine değinmişlerdir.
24. AİHM, geçmişte benzer davaları incelediğini belirtmiş ve AİHS’nin 6 § 1.
maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır (bkz. Özel, §§ 33-34, ve Özdemir, §§ 35-
36).
25. AİHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca ulaşmak için gerekçe görmemektedir.
Yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık yaptığı için bir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde
aleyhinde cezai takibat başlatılan başvuranın, bir subay ve bir askeri yargıcın bulunduğu bir
kurul tarafından yargılanmaktan sıkıntı duyması olağandır. Bu hususta başvuran haklı olarak,
İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın niteliği ile alakalı olmayan görüşlerden
etkilenebileceğinden kuşku duyabilir. Bir diğer deyişle, başvuranın Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin endişesi, haklı görülebilir (bkz.
Incal/Türkiye, 9 Haziran 1998, Raporlar 1998-IV, sayfa 1753, § 72 in fine).
26. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, bu hususta AİHS’nin 6 § 1. maddesinin
ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır.
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki davaların hakkaniyete uygunluğu
27. Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından adil şekilde yargılanma
hakkının ihlal edildiği bulgusunu gözönünde bulunduran AİHM, AİHS’nin 6 §§ 2. ve 3. (c)
maddeleri uyarınca başvuranın şikayetlerini incelemeyi gerekli görmemektedir (bkz. Incal, §
74, ve Çıraklar, § 45).
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28. AİHS’nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Zarar
29. Başvuran, AİHM’nin kendisine, uğramış olduğu maddi zarar için 9,000 Euro ve
manevi zarar için 35,000 Euro tazminat ödemesini talep etmiştir.
30. Hükümet, sözkonusu taleplerin haddinden fazla ve kabuledilemez olduğunu
belirtmiştir.
31. Maddi zarar hususunda AİHM öncelikle, 6 § 1. maddeye uygun dava işlemlerinin
sonuçlarının ne olabileceğine ilişkin spekülasyon yapamayacağı kanısındadır. Ayrıca
başvuranın maddi zarara ilişkin talepleri, hiçbir delille desteklenmemektedir. Sonuç olarak,
AİHM bu taleplere izin veremez.
32. AİHM ayrıca 6. maddenin ihlal edildiği bulgusunun, bu hususta kendi başına,
başvuranın uğramış olduğu manevi zarar için yeterli tazmin oluşturduğu kanısındadır (bkz.
Incal, sayfa 1575, § 82, ve Çıraklar, § 45).
33. AİHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bir kişinin AİHS’nin bağımsızlık ve
tarafsızlık gereklerini karşılamayan bir Mahkeme tarafından mahkum edildiği durumlarda,
gerekli görülürse, yeniden yargılama ya da davanın yeniden açılması, prensip olarak ihlalin
telafi edilmesi için uygun bir yol olabilir (bkz. Öcalan/Türkiye [BD], no. 46221/99 § 210, 12
Mayıs 2005).
B. Mahkeme Masrafları
34. Başvuran, AİHM huzurundaki davalara ilişkin olarak Mahkeme masraflarının
tazmin edilmesi için 3,000 Euro talep etmiştir.
35. Hükümet, talebe itiraz etmiştir.
36. AİHM, Mahkeme masrafları hususunda, gerekli oldukları için yapılmış oldukları
ve miktarlarının makul olduğu sürece tazminat ödenmesine karar verecektir (bkz., örneğin,
Sawicka/Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002).
37. Mevcut bilgilere dayanarak ve içtihadında ortaya konulan kriterleri gözönünde
tutarak değerlendirmede bulunan AİHM (bkz. Vural, § 45), başvurana Mahkeme masrafları
için 1,000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
38. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz
oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesinin uygun olduğu
kanısındadır.
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna,
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin şikayet
hususunda AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna,
3. Başvuranın şikayetlerinin AİHS’nin 6 §§ 2. ve 3. (c) maddeleri uyarınca
değerlendirilmesinin gerekli olmadığına,
4. Bir ihlal bulgusunun kendi başına, başvuranın uğramış olduğunu iddia ettiği manevi zarar
için yeterli tazmin teşkil ettiğine,
5. (a) Sorumlu Devlet’in, başvurana, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği
tarihten itibaren üç ay içinde, her türlü vergi dahil olmak, ödeme gününde geçerli olan kur
üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek ve başvuran tarafından gösterilecek Türkiye’deki bir
banka hesabına yatırılmak üzere Mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro) ödemesine,
(b)Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre
içerisinde Avrupa Merkez Bankası’nın gecikme süresince uyguladığı marjinal faiz oranına
üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faizin yukarıda kaydedilen
miktarlara uygulanmasına karar vermiş,
6. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 § 2. ve 3.
maddeleri uyarınca 11 Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
S. NAISMITH
J.-P. COSTA
Yardımcı Sekreter
Başkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło