6686/03

WyrokETPCz2008-04-08ECLI:CE:ECHR:2008:0408JUD000668603

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skarżący doświadczył złego traktowania w więzieniu, naruszającego art. 3 Konwencji, oraz czy władze krajowe przeprowadziły skuteczne dochodzenie w tej sprawie?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że rozbieżności między raportami medycznymi sporządzonymi przed i po przeniesieniu skarżącego do więzienia Kartal, wskazujące na nowe obrażenia, nie zostały w sposób zadowalający wyjaśnione przez rząd. Nieskuteczność krajowych dochodzeń, które nie ustaliły źródła obrażeń, doprowadziła do wniosku, że państwo nie wywiązało się ze swojego pozytywnego obowiązku ochrony osób pozbawionych wolności. W konsekwencji, stwierdzone obrażenia, poparte niepodważalnymi dowodami materialnymi, stanowiły złe traktowanie w rozumieniu art. 3 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Erdinç Yücel, został zatrzymany 21 stycznia 2001 r. w związku z operacją przeciwko nielegalnej organizacji. Początkowe raporty medyczne odnotowały drobne obrażenia. Po przeniesieniu do więzienia Kartal 27 stycznia 2001 r., kolejne raporty medyczne (z 28 stycznia, 9 i 16 lutego 2001 r.) wykazały nowe obrażenia, w tym rany pod pachami i na kolanach, których nie było w raportach początkowych. Skarżący twierdził, że był bity, miał przypalane włosy pod pachami i był molestowany pałką. Wszczęto dwa krajowe dochodzenia w sprawie złego traktowania, które zakończyły się decyzjami o nieściganiu z powodu braku wystarczających dowodów.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 3 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 8 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 4. Odrzucił pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   YÜCEL - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 6686/03 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı   ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6686/03) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Erdinç Yücel’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 30 Aralık 2002   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Adli yardımdan faydalanan baꢀvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Y. Bayrak   tarafından temsil edilmektedir.   AĐHM, 6 Ekim 2005’te baꢀvuruyu Hükümet’e tebliğ etmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   doğumlu olan baꢀvuran halen Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olarak   bulunmaktadır.   A. Baꢁvuranın yakalanması ve gözaltına alınması   Baꢀvuran yasadıꢀı TĐKB (Türkiye Đhtilalci Komünistler Birliği) örgütüne karꢀı düzenlenen bir   operasyonu müteakip 21 Ocak 2001 tarihinde gözaltına alınmıꢀtır. Aynı gün düzenlenen ve   ilgilinin de imzasının bulunduğu yakalama tutanağında, ilgilinin ‘Katil polis, iꢀkenceci polis   beni gözaltına alıyor, faꢀist polis’ ꢀeklinde slogan attığı belirtilmiꢀtir. Kendisini sorgulamak   isteyen polislere fiziki direniꢀ göstermesi nedeniyle polislerle birlikte yere düꢀmüꢀ ve baꢀka   polisler arkadaꢀlarının yardımına gelmiꢀlerdir. Tutanakta baꢀvuranın vücudunun farklı   yerlerinde sıyrıklar bulunduğu da belirtilmiꢀtir.   Aynı gün düzenlenen tıbbi raporda ilgilinin sağ ayak sırtı ve ayak bileğinde hiperemi ve   ödeme, sağ kol üst kısım iç yanda, sağ dirsekte ekimotik sıyrığa, sırtta skapula üzerinde   hiperemik çiziklere, sternum üst kısım üzerinde sarı yeꢀil renkli 3 cm. lik ekimoza rastlandığı   bildirilmiꢀtir. Doktor ilgilinin ayağının bir ortopedist tarafından muayene edilmesini   istemiꢀtir.   Müteakiben baꢀvuranı muayene eden ortopedist ise raporunda, sağ ayağın ꢀiꢀ olmasına   rağmen bilek hareketlerinin aktif açık olduğunu ancak presyona karꢀı hassasiyet olduğunu,   nörovasküler defisite rastlanmadığını ve kemik patolojisi düꢀünülmediğini belirtmiꢀtir.   Ocak 2001 tarihinde düzenlene raporda baꢀvuranın vücudunda herhangi bir darp ya da   cebir izine rastlanmadığı belirtilmiꢀtir.   Ocak 2001 tarihinde düzenlenen raporda da ilgilinin vücudunda herhangi bir darp ya da   cebir izine rastlanmadığı ve batın ya da toraksda herhangi bir anomali tespit edilmediği   bildirilmiꢀtir.   B. Baꢁvuranın Kartal Cezaevi’ne tutuklu olarak konulması   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimliği baꢀvuranın tutuklanarak Kartal Cezaevi’ne   konulması talimatını vermiꢀtir. Baꢀvuran bunun üzerine açlık grevine baꢀlamıꢀtır.   Baꢀvurana iliꢀkin 28 Ocak 2001 tarihli tıbbi kayıtta koltukaltlarında izlere rastlandığına iꢀaret   edilmiꢀtir (tıbbi kayıt fotokopisinin geriye kalanı okunamayacak durumdadır).   Tabipler Birliğince düzenlenen 9 ꢁubat 2001 tarihli tıbbi raporda, ilgilinin Kartal Cezaevi’nde   açlık grevine devam ettiğini; 1997 ve 1998 yıllarında gözaltında tutulduğu sırada kafatası   travması geçirdiğini; 2001 yılında cezaevine girer girmez dayak yediğini, koltukaltı kıllarının   yakıldığını, kendisine copla taciz giriꢀiminde bulunulduğunu söylediği belirtilmiꢀtir. Tıbbi   raporda baꢀvuranın sağ koltukaltında 1,5x2 cm. çapında bir yaraya, sol koltukaltında ise 2x3   cm. çapında bir yaraya ve sol diz iç kısmında 1x4 cm.lik bir sıyrığa, sol diz ön yüzünde 0,5x1   cm. ve 1x2 cm.’lik iki sıyrık izine ve sağ dizde 2x6 cm. çapında eski bir yara izine rastlandığı   belirtilmiꢀtir.   ꢁubat 2001 tarihli tıbbi raporda, ilgilinin 23 gündür açlık grevi yaptığı ve mide bulantısı ve   baꢀ dönmesi sorunları yaꢀadığı belirtilmiꢀtir. Raporda ayrıca sağ koltukaltında 1,5x2 cm.   çapında bir yaraya, sol koltukaltında ise 2x3 cm. çapında bir baꢀka yaraya, sağ dizde 1x4   cm.lik bir lezyona, yine sağ dizde 0,5x1 cm.lik ve 1x2 cm.lik iki çiziğe ve sağ diz ön yüzünde   2x6 cm. çapında eski bir yara izine rastlandığı belirtilmiꢀtir.   C. Kötü muamele iddiaları konusunda yürütülen ceza soruꢁturması   1. Adalet Bakanlığı’nın talimatı üzerine açılan ceza soruꢀturması   Mart 2001 tarihinde Yeniꢀafak Gazetesi’nde ‘Tutuklular baskı altında’ baꢀlıklı bir yazının   yayınlanması üzerine Adalet Bakanı, baꢀvuranın kötü muamelelere maruz kaldığı yönündeki   iddiaların araꢀtırılması için Kartal Cumhuriyet Savcılığı’na talimat vermiꢀtir.   Baꢀvuran 21 Mart 2001 tarihinde Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne nakledilmiꢀtir.   Aynı gün Kartal Cumhuriyet Savcılığı 27 Ocak 2001 tarihinde kötü muamele iddialarıyla   ilgili olarak Pendik Cumhuriyet Savcılığı lehine ratione loci görevsizlik kararı vermiꢀtir.   Nisan 2001 tarihinde Pendik Cumhuriyet Savcılığı’nda baꢀvuranın ifadesi alınmıꢀtır.   Baꢀvuran jandarmaların kendisini falakaya yatırdıklarını, koltukaltı kıllarını yaktıklarını ve   daha sonra cezaevi revirinde tedavi edildiğini beyan etmiꢀtir. Baꢀvuran bu olayların faili   jandarmalar hakkında suç duyurusunda bulunmuꢀtur.   Pendik cumhuriyet Savcılığı 10 Mayıs 2001 tarihinde Pendik Kaymakamlığı’ndan   jandarmalar Ö.D., Y.Y. ve E.C.’nin ifadelerini almak için izin talebinde bulunmuꢀtur.   Pendik Đlçe Đdare Kurulu 8 Haziran 2001 tarihinde 4483 sayılı yasa uyarınca, baꢀvuranın   Kartal Cezaevi’nde maruz kaldığını iddia ettiği kötü muameleler nedeniyle haklarında   suçlamada bulunduğu üç jandarma aleyhinde takibat yapılmaması kararı almıꢀtır. Jandarma   Ü.Đ. tarafından yürütülen soruꢀturmayı temel alan ilçe idare kurulu cezaevinin ziyaret   edildiğini, tutukluların giriꢀ çıkıꢀ kayıtlarının incelendiğini ve tutukluların rutin olarak   arandığını bildirmiꢀtir. Haklarında ithamda bulunulan jandarmalar verdikleri ifadelerde,   tutukluların hiçbir kötü muameleye, iꢀkenceye sözlü ya da fiili saldırıya maruz kalmadığını,   aramaların yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığını ve baꢀvuranın iddialarının   mesnetsiz olduğunu savunmuꢀlardır.   Bölge Đdare Mahkemesi 15 Ocak 2002 tarihinde ilçe idare kurulunun kararını onamıꢀtır.   Pendik Cumhuriyet Savcılığı baꢀvuranın kendisine kötü muamele uyguladıkları iddiasıyla   jandarmalar aleyhinde yaptığı ꢀikayete iliꢀkin olarak yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı   gerekçesiyle 26 Mart 2002 tarihinde takipsizlik kararı vermiꢀtir.   Baꢀvuran 20 Mayıs 2002 tarihinde takipsizlik kararına Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi   önünde itirazda bulunmuꢀtur.   Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi itiraz edilen kararı 27 Haziran 2002 tarihinde onayarak bu   kararın baꢀvurana tebliğ edilmesi talimatını vermiꢀtir. Dosyada bu kararın baꢀvurana tebliğ   edildiği yönünde bir bilgi bulunmamaktadır.   2. Baꢀvuranın anne babası tarafından yapılan ꢀikayet üzerine açılan ceza soruꢀturması   Baꢀvuranın anne ve babası, oğullarının gözaltından sorumlu polisler ve 27 Ocak 2001   tarihinde Kartal Cezaevi’nde görevli jandarmalar aleyhinde kötü muamelede bulundukları   iddiasıyla 5 Temmuz 2001 tarihinde suç duyurusunda bulunmuꢀlardır.   Kartal Cumhuriyet Savcılığı 25 Temmuz 2001 tarihinde jandarmalar hakkında yapılan suç   duyurusuyla ilgili olarak Pendik Cumhuriyet Savcılığı lehine ratione loci yetkisizlik kararı   vermiꢀtir.   Baꢀvuran 20 Nisan 2002 tarihinde savcılıkça dinlenmiꢀtir. Baꢀvuran iddialarını yinelemiꢀtir.   Jandarma Genel Komutanlığı Pendik Cumhuriyet Savcılığı’ndan gelen talep üzerine   baꢀvurana cezaevinde kötü muamele uyguladıkları iddia edilen iki jandarmanın ismini   bildirmiꢀtir.   Sözkonusu jandarmalardan ilki A.A. olayların meydana geldiği dönemde yıllık izindeydi.   Jandarmalardan ikincisi M.A. ise 21 Ağustos 2002 tarihinde Konya Cumhuriyet Savcılığı   tarafından dinlenmiꢀtir. M.A. sözkonusu tarihte er olarak S.T.’nin emri altında diğer iki   jandarma ile sevk edilen tutukluların aranması görevini yerine getirdiğini beyan etmiꢀtir.   M.A. baꢀvuranın üzerinin aranmasını reddettiğini belirtmiꢀtir. M.A., S.T.’nin emriyle iki   jandarmanın baꢀvuranı kolundan tuttuğunu, bir diğerinin de arama yaptığını beyan etmiꢀtir.   M.A. kendisinin yahut diğer iki jandarmanın baꢀvurana karꢀı güç kullanmadığını ve kimsenin   ilgiliye kötü muamelede bulunmadığını beyan etmiꢀtir.   Eceabat Cumhuriyet Savcılığı 28 Kasım 2002 tarihinde jandarma Ö.D.’yi dinlemiꢀtir. Ö.D.   cezaevinde jandarma eri olarak görev yaptığını ve baꢀvurana kötü muamelede bulunmadığını   beyan etmiꢀtir.   Đstanbul Cumhuriyet Savcılığı 17 Nisan 2003 tarihinde jandarma Y. Ü.’yü dinlemiꢀtir. Y.Ü.   ihtilaf konusu olayların meydana geldiği dönemde giren çıkan tutukluların aranması ile   görevli olmadığını beyan etmiꢀtir. Yapılan suçlamaları reddeden Y.Ü., masum olduğunu iddia   etmiꢀtir.   Çumra Cumhuriyet Savcılığı 13 Ocak 2003 tarihinde jandarma Y.Y.’yi dinlemiꢀtir. Y.Y. de   Kartal Cezaevi’nde er olarak görev yaptığını ve baꢀvurana kötü muamelede bulunmadığını   belirtmiꢀtir.   Đstanbul Tabipler Odası adli tabibi 21, 25 ve 27 Ocak 2001 tarihli tıbbi raporlara istinaden 15   Ocak 2004 tarihinde tıbbi raporlarda söz edilen darp izlerinin baꢀvuranın yakalandığı döneme   yahut cezaevinde tutuklu bulunduğu döneme ait olduğu sonucuna varmıꢀtır.   Pendik Cumhuriyet Savcılığı baꢀvuranın maruz kaldığını iddia ettiği kötü muamelelerle ilgili   olarak delil yetersizliği nedeniyle 5 Ağustos 2004 tarihinde takipsizlik kararı vermiꢀtir.   Baꢀvuranın anne babası tarafından bu takipsizlik kararına ağır ceza mahkemesi önünde itiraz   edilip edilmediği hususunda dava dosyasında bir bilgi mevcut değildir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Kartal Cezaevinde tutulduğu sırada kötü muamelelere maruz kaldığını iddia   etmektedir. Baꢀvuran bu hususta AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin   Hükümet altı ay süresi kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre   cezai süreç Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin itiraz edilen kararı onadığı 27 Haziran 2002   tarihinde sona ermiꢀ ve baꢀvuran 16 Ocak 2003 tarihinde AĐHM’ye sunmuꢀtur.   Baꢀvuran ise AĐHS’nin 35. maddesinin gereklerine uygun hareket ettiği kanaatindedir.   AĐHM baꢀvuru tarihinin, baꢀvuru dilekçesinin Mahkeme kalemine ulaꢀtığı 16 Ocak 2003   değil, üzerindeki PTT damgasından da anlaꢀılacağı üzere, baꢀvuru formunun gönderildiği 30   Aralık 2002 olduğunu değerlendirmektedir.   AĐHM, baꢀvuranın kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak sırasıyla Adalet Bakanlığı’nın ve   baꢀvuranın anne babasının talebi üzerine iki ceza soruꢀturması açıldığını kaydetmektedir.   AĐHM ulusal mahkemelerin kesin kararının Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27 Haziran   tarihli takipsizlik kararını onama kararı olduğu hususunda tarafların hemfikir olduğunu   tespit etmektedir. Ancak ağır ceza mahkemesinin talimatına rağmen bu kararın baꢀvurana ya   da avukatına tebliğ edildiğini gösteren bir dosya unsuru bulunmamaktadır. Tebliğ   yükümlülüğü yerine getirilmediğinden ve Hükümetin Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinin   kararı hakkında baꢀvuranın ya da avukatının bilgi sahibi olduğunu inkar edilemez bir biçimde   kanıtlayamaması dolayısıyla AĐHM altı ay süresi kuralına riayet edildiği kanaatine   varmaktadır.   Bu itibarla Hükümetin ön itirazı kabul edilmeyecektir.   AĐHM ayrıca, AĐHS’nin 3. maddesi yönünden yapılan ꢀikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi   bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve bu ꢀikayetin baꢀka herhangi bir   kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir. Bu itibarla ꢀikayetin   kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.   B. Esasa iliꢁkin   Hükümet baꢀvuranın sunduğu tıbbi raporların 21 Ocak 2001 tarihli olduğunu dolayısıyla   ilgilinin yakalanmasının üzerinden birkaç saat geçtikten sonra düzenlendiğini savunmaktadır.   Hükümet bu raporlarda sözü edilen hematom ve kontüzyonların baꢀvuranın iddia ettiğinin   aksine 27 Ocak 2001 tarihine ait olmayıp yakalama iꢀlemi sırasında meydana geldiğini   savunmaktadır. Yakalama tutanağında polislerin güç kullandıklarının belirtildiği cihetle   yakalama tutanağı da bu savın doğruluğunu teyit etmektedir. AĐHM’nin içtihadına atıfta   bulunan Hükümet, kullanılan gücün baꢀvuranın davranıꢀıyla orantılı olduğu kanaatindedir.   Hükümete göre 21 Ocak 2001 tarihli raporlar gerekenden fazla güç kullanılmadığını   göstermektedir. Bu itibarla baꢀvuranın vücudunda tespit edilen yaralar, 27 Ocak 2001   tarihinde Kartal Cezaevi’ne geliꢀinden sonra değil yakalama iꢀlemi esnasında meydana   gelmiꢀtir.   Hükümetin savlarına karꢀı çıkan baꢀvuran iddialarında ısrar etmektedir.   AĐHM öncelikle, baꢀvuranın 23 Ağustos 2004 tarihinde AĐHS’nin 3. maddesi bağlamında   gözaltında tutulduğu sırada maruz kaldığı kötü muamelelerden ꢀikayetçi olduğu 31152/04   no’lu baꢀvuruyu anımsatır. AĐHM 20 Mart 2007 tarihinde bu ꢀikayeti açıkça dayanaktan   yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez ilan etmiꢀtir. Mevcut baꢀvuru çerçevesinde   AĐHM’nin incelemesi gereken ꢀikayet ilgilinin tutukluluğu sırasında maruz kaldığını iddia   ettiği kötü muamelelere iliꢀkin ꢀikayettir.   AĐHM baꢀvuranın 27 Ocak 2001 tarihinde Kartal Cezaevi’ne nakledildiğini kaydetmektedir.   Sözkonusu nakil iꢀleminden sonra düzenlenen 28 Ocak, 9 ve 16 ꢁubat 2001 tarihli tıbbi   raporlarda, baꢀvuranın yakalanmasının ardından düzenlenmiꢀ tıbbi raporlarda belirtilenlerden   farklı yara izleri bulunduğu belirtilmiꢀtir. Özellikle de 28 Ocak ve 16 ꢁubat 2001 tarihli tıbbi   raporlarda, tartıꢀmaya yer bırakmayacak ꢀekilde, her iki koltukaltındaki izlerden ve sağ   koltukaltında 1,5x2 cm. ve sol koltukaltında 2x3 cm.lik yaralardan söz edilmiꢀtir.   Gerek yetkili makamlar tarafından düzenlenmiꢀ iki dizi rapor arasındaki tutarsızlıklarla ilgili   olarak gerek baꢀvuranın vücudunda tespit edilen iz ve yaralar konusunda Hükümet tarafından   makul bir izahat verilmediği göz önünde bulundurulduğunda tespit edilen izlerin ilgilinin   Kartal Cezaevi’ne geliꢀinden daha öncesinde meydana gelmiꢀ yaralara bağlı olamayacağını   kabul etmek gerekmektedir.   Yetkili makamların denetimlerine bırakılmıꢀ kimselerle ilgili yükümlülüklerine dikkat çeken   AĐHM Kartal ve Pendik Cumhuriyet Savcılıklarınca yürütülen soruꢀturmanın baꢀvuranın   vücudunda tespit edilen yaraların kaynağına dair bir açıklama getirmediğini kaydeder.   Böylesi bir durum, AĐHS’nin 3. maddesi açısından devletin polisin yahut bir cezaevi   kurumunun eline bırakılmıꢀ savunmasız durumdaki kiꢀileri koruma yükümlülüğünü yerine   getirmediği ꢀeklinde değerlendirilir. Bu durumda devlet, kötü muamele mağdurları tarafından   haklarında suçlamada bulunulan kimselerin bu suçlardan beraat etmesini (bkz., diğerleri   arasında, Esen – Türkiye, no: 29484/95, prg. 28, 22 Temmuz 2003) ya da sözgelimi terörle   mücadeleye bağlı güçlükleri (Aksoy – Türkiye, 18 Aralık 1996, prg. 62) meꢀru bir surette öne   süremez.   Bu itibarla AĐHM, mevcut davada tespit edilen ve itiraza mahal bırakmayan maddi delillerle   desteklenmiꢀ lezyon ve izlerin, AĐHS’nin 3. maddesi anlamında kötü muamele teꢀkil ettiği ve   bu hükmün ihlaline neden olduğu neticesine varmaktadır.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran maruz kaldığını iddia ettiği maddi ve manevi zararın tazmini için 30.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.   Tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında bir illiyet bağı görmeyen AĐHM bu   talebi reddeder. Buna karꢀın AĐHS’nin 3. maddesi çerçevesinde tespit edilen ihlali göz önünde   bulunduran AĐHM baꢀvurana 8.000 Euro ödenmesine hükmeder.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran ayrıca AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 8.000 Euro talep   etmektedir. Baꢀvuran talebini desteklemek üzere herhangi bir fatura ya da belge sunmamıꢀtır.   Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.   AĐHM’nin içtihadı uyarınca yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve   giderlerin gerçekliği, gerekliliği ve de makul oranda olduğu ortaya konulduğu müddetçe   mümkündür. Yukarıda anılan kıstasları ve baꢀvuranın taleplerini desteklemek üzere herhangi   bir belge sunmadığını göz önünde bulunduran AĐHM bu talebi reddeder.   C. Gecikme faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesine ;   2. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine ;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere, miktara yansıtılabilecek   her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 8.000 Euro   (sekiz bin Euro) manevi tazminat ödenmesine ;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   Karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło