67215/01

WyrokETPCz2007-12-13ECLI:CE:ECHR:2007:1213JUD006721501

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa (DGM) w Turcji, który został zastąpiony sędzią cywilnym dopiero w końcowej fazie postępowania, naruszyła prawo skarżącego do niezawisłego i bezstronnego sądu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze stanowisko, że status sędziów wojskowych w Państwowych Sądach Bezpieczeństwa (DGM) budzi wątpliwości co do ich niezależności od władzy wykonawczej. W niniejszej sprawie sędzia wojskowy w składzie DGM został zastąpiony sędzią cywilnym dopiero w końcowej fazie postępowania, po tym jak sąd już ustalił winę skarżącego. Trybunał uznał, że taka późna zmiana składu, gdzie nowo powołany skład cywilny miał jedynie ponownie ustalić kwalifikację czynu i wymierzyć ostateczną karę po uchyleniu wyroku przez Sąd Kasacyjny, nie była wystarczająca do rozwiania uzasadnionych wątpliwości skarżącego co do niezawisłości i bezstronności sądu. Tym samym, naruszono art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, İbrahim Kenar, obywatel Turcji, został aresztowany 7 lutego 1996 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej zbrojnej organizacji DHKP-C. Twierdził, że był źle traktowany podczas zatrzymania i zmuszony do podpisania zeznań, choć badania lekarskie nie wykazały obrażeń. Został skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Stambule (DGM) za pomoc i podżeganie do DHKP-C, a następnie, po serii apelacji i uchyleń wyroków, za członkostwo w organizacji. Ostatecznie, po zmianie składu DGM (zastąpienie sędziego wojskowego cywilnym) i ponownym rozpatrzeniu sprawy, został skazany na 12 lat i 6 miesięcy pozbawienia wolności, karę tę później obniżono do 6 lat i 3 miesięcy na mocy nowego kodeksu karnego.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do skargi dotyczącej niezawisłości i bezstronności Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Stambule. 3. Uznał, że nie ma potrzeby rozpatrywania pozostałej skargi skarżącego na podstawie art. 6 Konwencji, dotyczącej rzetelności postępowania. 4. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia jest wystarczającym zadośćuczynieniem za wszelkie szkody niemajątkowe poniesione przez skarżącego. 5. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   KENAR – TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no. 67215/01)   KARAR   STRAZBURG   Aralık 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   KENAR – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 67215/01 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı olan   Đbrahim Kenar’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 18 Eylül 2000 tarihinde,   Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu   baꢀvurudur.   Baꢀvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından H. Çekiç tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Dava olayları taraflarca sunulduğu ꢀekilde ꢀöyle özetlenebilir:   1. Baꢀvuranın yakalanması ve tutukluluğu   Baꢀvuran 1972 doğumludur ve Edirne’de yaꢀamaktadır. 7 ꢁubat 1996 tarihinde Edirne   Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi polisleri tarafından, yasadıꢀı silahlı DHKP-C   örgütü mensubu olduğu ꢀüphesiyle yakalanmıꢀtır.   Edirne Emniyet Müdürlüğü 8 ꢁubat 1996 tarihli resmi yazı ile diğer örgüt üyelerinin   yakalanması için ꢀüphelilerin ayrıntılı olarak sorgulanması gerektiğini bildirerek gözaltı   süresinin 12 ꢁubat 1996 tarihinde kadar uzatılmasını Baꢀsavcılıktan talep etmiꢀ, Baꢀsavcılık   gözaltı süresini 11 ꢁubat 1996 günü mesai bitimine kadar uzatmıꢀtır.   Baꢀvuran gözaltı süresinde çeꢀitli kötü muamelelere tâbi tutulduğunu ve belli ifadelerin   kendisine zorla imzalatıldığını iddia etmiꢀtir.   Gözaltı süresinin sona ermesini takiben 12 ꢁubat 1996 tarihinde Edirne Adli Tıp   Kurumu’nda muayene edilen baꢀvuranın vücudunda yaralanma ya da fiziksel ꢀiddet izi tespit   edilmemiꢀtir. Aynı tarihte Edirne Sulh Ceza Mahkemesine çıkarılmıꢀ, mahkeme baꢀvuranın   tutukluluğuna karar vermiꢀtir. Kötü muamele iddiasını burada da dile getirmiꢀ ve Đstanbul   DGM’deki yargılamada kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmiꢀtir. Ancak iddia konusu   kötü muamelenin ayrıntılarını vermemiꢀ, sadece görevli polisler tarafından tehdit edildiğini ve   içeriğini bilmediği belgelerin kendisine imzalatıldığını öne sürmüꢀtür.   2. Đstanbul DGM’deki yargılama   Mart 1996 tarihinde Đstanbul DGM Baꢀsavcısı baꢀvuran ve diğer 4 sanığı yasadıꢀı   silahlı DHKP-C örgütü mensubu olmak ve örgüte yardım ve yataklıkla suçlayan bir   iddianame sunmuꢀtur. Suçlamalar TCK’nın 168/2. ve 3713 sayılı Yasa’nın 5. maddesine   dayanmaktaydı. Đddianamede baꢀvuranın suçlandığı üç eylem; 1. DHKP-C örgüt   propagandasının yer aldığı broꢀürler dağıtmak, 2. Bir kamyona Molotof kokteyli atmak ve bir   dükkanın giriꢀine poster yapıꢀtırmak 3. Bir stadyumun duvarlarına boya ile slogan yazmak   ꢀeklindeydi.   Đstanbul DGM’de 21 Mayıs 1996 tarihinde yapılan duruꢀmada baꢀvuran, hakkındaki   suçlamaları reddetmiꢀ, gözaltında kötü muamele iddialarını tekrarlamıꢀ, gözaltında imzalamıꢀ   KENAR – TÜRKĐYE KARARI   olduğu ifadeleri reddetmiꢀ, Baꢀsavcı ve Tetkik Hakimine verdiği ifadelerin doğru olduğunu   beyan etmiꢀtir.   Savcı, esas hakkındaki mütalaasında baꢀvuranın TCK’nın 169 ve 3713 sayılı Yasa’nın   5. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmiꢀtir. 8 Nisan 1997 tarihinde Đstanbul DGM   baꢀvuranı TCK’nın 169. maddesi uyarınca, DHKP-C’ye yardım ve yataklık etmek suçundan 4   yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etmiꢀtir.   3. Temyiz ve müteakip iꢀlemler   Baꢀvuran 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay’a temyiz baꢀvurusu yapmıꢀ, sadece   karakolda kendisi ve diğer sanıkların baskı altında alınan ifadelerine dayanarak mahkûm   edildiğini savunmuꢀtur.   Aralık 1997 tarihinde Yargıtay birinci derece mahkemesinin kararını bozmuꢀ,   baꢀvuranın eylemlerinin çeꢀitlilik ve süreklilik arzettiği, bu nedenle TCK’nın 168/2.   maddesinde belirtilen yasadıꢀı silahlı örgüt üyesi olmak suçundan yargılanıp mahkûm   edilmesi gerektiğine hükmetmiꢀtir.   Đstanbul DGM 7 Temmuz 1998 tarihli kararında bir kez daha baꢀvuranın eylemlerinin   TCK’nın 169. maddesine uyduğuna hükmetmiꢀ, dava Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na   sevkedilmiꢀtir.   Mayıs 1999 tarihinde Genel Kurul birinci derece mahkemesinin kararını bozmuꢀ,   dava dosyasında yer alan delillerin baꢀvuranın örgütün faal bir üyesi olduğunu açıkça   gösterdiğini belirtmiꢀtir. Dava yeniden incelenmek üzere Đstanbul DGM’ye gönderilmiꢀtir.   Bu sırada Anayasada yapılan bir değiꢀiklikle Đstanbul DGM heyetinde yer alan askeri   Yargıcın yerine 22 Haziran 1999 tarihinde sivil bir yargıç atanmıꢀtır.   Temmuz 1999 tarihinde baꢀvuran Edirne Adli Tıp Kurumu’nda muayene edilmiꢀ,   adli tabip baꢀvuranın vücudunda kötü muamele ya da fiziksel ꢀiddet izi bulunmadığını   belirtmiꢀtir.   Üç sivil yargıçtan oluꢀan Đstanbul DGM heyeti 4 Nisan 2000 tarihli kararla Yargıtay   kararına uymuꢀ ve baꢀvuranı TCK’nın 168/2. maddesi uyarınca yasadıꢀı DHKP-C örgütü   üyeliğinden mahkûm etmiꢀtir. Ancak mahkeme baꢀvuranı bir kamyona Molotof kokteyli   atmak ve bir bankanın para çekme makinesini yakmak suçlarından beraat ettirmiꢀtir.   Baꢀvuran 12 yıl 6 ay hapse mahkûm olmuꢀ, ayrıca kamu hizmetinden men edilmiꢀtir.   Cezasının ertelenmesine karar verilen baꢀvuran, 1 ꢁubat 2002 tarihinde salıverilmiꢀtir.   Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni TCK’nın 314/2. maddesinde baꢀvuranın   iꢀlediği suç için daha hafif bir ceza öngörülmesini takiben 14 Ekim 2005 tarihinde Đstanbul   Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın aldığı cezayı yeniden değerlendirmiꢀ ve cezayı 6 yıl 3 ay   hapse indirmiꢀtir.   KENAR – TÜRKĐYE KARARI   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri bir yargıcın yer alması   nedeniyle AĐHS’nin 6/1. maddesi bağlamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından   adil yargılanmamaktan ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Ayrıca mahkumiyetinin sadece baskı altında alınan   ifadelerine dayandığını iddia etmiꢀtir.   Hükümet iddialara karꢀı çıkmıꢀ, baꢀvuran ısrarcı olmuꢀtur.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik   unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı   Hükümet, askeri yargıcın yargılama tamamlanmadan değiꢀtirilmiꢀ olması nedeniyle   baꢀvuranın üç sivil yargıçtan oluꢀan bir devlet güvenlik mahkemesi tarafından mahkûm   edildiğini ifade etmiꢀtir.   Baꢀvuran iddialarında ısrar etmiꢀtir.   Mahkeme DGM heyetlerinde yer alan askeri yargıçların statülerinin belli yönlerinin   onların yürütmeden bağımsızlıklarını tartıꢀmalı hale getirdiğini sürekli olarak ifade etmiꢀtir   (bkz. Đncal – Türkiye, Karar Raporları 1998-IV; Çıraklar – Türkiye, Raporlar 1998-VII).   Mahkeme ayrıca Öcalan – Türkiye ([BD], no. 46221/99) davasında, askeri yargıcın yargılama   sırasında yürürlükte kalan bir ya da daha fazla ara kararda yer alması halinde yargılama   devam ederken karardan önce onun yerine sivil bir yargıcın getirilmesinin, DGM’de   uygulanan müteakip usul bunu gidermiyorsa baꢀvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve   tarafsızlığı ile ilgili makul ꢀüphelerini dağıtamadığını tespit etmiꢀtir.   Somut davada Mahkeme, Đstanbul DGM heyetinde yer alan askeri yargıcın yargılamanın   ancak son safhasında değiꢀtirilmiꢀ olduğunu gözlemler. Bu zamana kadar mahkeme   baꢀvuranın suçunu çoktan tespit etmiꢀtir. Üç sivil yargıçtan oluꢀan heyet için Yargıtay Genel   Kurulu kararından sonra sadece suçun yeniden tespiti ve nihai cezanın verilmesine karar   vermek kalmıꢀtır.   Bu bağlamda somut baꢀvuru Mahkemenin Mahmut Yaꢀar – Türkiye (no. 46412/99)   davasında vermiꢀ olduğu karardan ayrılmaktadır. Sözkonusu davada Mahkeme baꢀvuranın   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasını   reddederken Yargıtay 9. Dairesinin karar bozmasını takiben üç sivil yargıçtan oluꢀan   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin baꢀvuranı yeniden mahkûm etmeden önce   olayların tamamını yeniden incelemiꢀ ve delilleri yeniden değerlendirmiꢀ olmasını dikkate   almıꢀtır.   KENAR – TÜRKĐYE KARARI   Bu ꢀartlar altında Mahkeme askeri yargıcın yargılama tamamlanmadan önce   değiꢀtirilmesinin baꢀvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili makul   ꢀüphelerini gideremediğini tespit etmiꢀtir (bkz. Aslan ve ꢁancı – Türkiye, no. 58055/00).   Buna göre AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. Yargılamanın adil olmadığı iddiası   Baꢀvuran Đstanbul DGM’nin kendisini iꢀkence ile alınan ifadeleri temelinde mahkûm   ettiğini savunmuꢀtur.   Hükümet baꢀvuranın iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu iddia etmiꢀtir. Bu   bağlamda ulusal mahkemelerin baꢀvuranın iddialarını incelediğini ve özellikle 12 ꢁubat 1996   tarihli tıbbi rapor ve baꢀvuranın iddialarını kanıtlayamamasını dikkate alarak bunların   dayanaksız olduğunu tespit ettiğini kaydetmiꢀlerdir.   Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal   edildiği tespitini dikkate alan Mahkeme, somut dava koꢀullarında baꢀvuranın yargılamanın   adil olmadığı yönündeki ꢀikâyetini incelemeye gerek görmemektedir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran 5,000 Euro maddi, 10,000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu baꢀlık altında ödeme yapılmaması gerektiğini savunmuꢀtur.   Maddi tazminata iliꢀkin olarak Mahkeme, AĐHS’nin ihlalinin gerçekleꢀmemesi halinde   DGM’deki yargılamanın sonucunun ne olabileceği hakkında yorum yapamayacağı   görüꢀündedir (bkz. Findlay – Đngiltere, Raporlar 1997-I). Ayrıca baꢀvuranın maddi tazminata   iliꢀkin talebi delillerle desteklenmemiꢀtir. Bu nedenle baꢀvurana maddi tazminat ödenmesi   uygun değildir.   Manevi tazminata iliꢀkin olarak Mahkeme, ihlal tespitinin baꢀvuran tarafından uğranmıꢀ   tüm manevi zararları tazmin için tek baꢀına yeterli olduğu görüꢀündedir (bkz. Çıraklar,   yukarıda anılan).   AĐHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bir kiꢀinin AĐHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık   ꢀartlarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından hüküm giymesi durumunda, istenirse   yargılamanın yeniden yapılması veya davanın yeniden açılmasının, prensipte ihlalin   düzeltilmesi için uygun bir yol olduğu görüꢀündedir (bkz. Öcalan – Türkiye, yukarıda anılan).   KENAR – TÜRKĐYE KARARI   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran ayrıca AĐHM önündeki masraflar için 5,500 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranın ilgili destekleyici belgelerle iddialarını kanıtlayamamıꢀ olması   nedeniyle bu baꢀlık altında ödeme yapılmaması gerektiğini savunmuꢀtur.   AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada yukarıdaki ölçütler ve baꢀvuranın iddiasını kanıtlayamamasını göz önünde   bulundurarak AĐHM bu baꢀlık altında tazminata hükmetmez.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili ꢀikâyete   iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Baꢀvuranın AĐHS’nin 6. maddesine dayanan, yargılamanın adil olmasına iliꢀkin diğer   ꢀikâyetinin incelenmesine gerek bulunmadığına;   4. Đhlal tespitinin baꢀvuran tarafından uğranmıꢀ tüm manevi zararları tazmin için yeterli   olduğuna;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3.   paragrafları uyarınca 13 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Stanley NAISMITH   Kâtip Yardımcısı   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢀkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło