67249/01

WyrokETPCz2005-11-29ECLI:CE:ECHR:2005:1129JUD006724901

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, w warunkach wysokiej inflacji, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1, oraz czy długość postępowania naruszyła art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, stwierdził, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, przypisywalne władzom wywłaszczającym, spowodowało dodatkową stratę dla właścicieli nieruchomości. To opóźnienie oraz ogólna długość postępowania nałożyły na skarżących osobiste i nadmierne obciążenie, naruszając sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu publicznego a ochroną prawa do poszanowania mienia. W konsekwencji, Trybunał uznał, że doszło do naruszenia art. 1 Protokołu nr 1. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że w świetle ustaleń dotyczących art. 1 Protokołu nr 1, nie ma potrzeby odrębnego badania tej skargi.
Stan faktyczny
Skarżący, obywatele tureccy, byli właścicielami dwóch działek w Mersin, które zostały wywłaszczone przez Devlet Karayolları Genel Müdürlüğü (Generalną Dyrekcję Dróg Krajowych) 9 lutego 1993 r. w celu budowy autostrady. Otrzymali początkowe odszkodowanie, a następnie, 10 listopada 1993 r., Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi (Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w Mersin) zasądził dodatkowe odszkodowanie w wysokości 443 710 000 TRL wraz z odsetkami, co zostało podtrzymane przez Yargıtay (Sąd Kasacyjny) 26 października 1998 r. Dodatkowe odszkodowanie, wraz z odsetkami, w łącznej kwocie 1 768 440 000 TRL (około 3 175 EUR), zostało wypłacone skarżącym dopiero 17 maja 2000 r., ponad pięć lat po pierwotnym orzeczeniu sądu. Skarżący skarżyli się na utratę wartości odszkodowania z powodu opóźnienia i wysokiej inflacji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Trybunał stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 § 1 Konwencji. Trybunał stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi sprawiedliwe zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Trybunał zasądza na rzecz skarżących 1 210 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 35 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. Trybunał odrzuca pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   EKİN VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE   (Başvuru no. 67249/01)   KARAR   STRAZBURG   Kasım 2005   Sözkonusu karar AİHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin   değişiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Ekin ve diğerleri/Türkiye Davası’nda,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),   Sn. J.-P. COSTA, Başkan,   Sn. A.B. BAKA,   Sn. R. TÜRMEN,   Sn. K. JUNGWIERT,   Sn. M. UGREKHELIDZE,   Sn. A. MULARONI,   Sn. E. FURA-SANDSTRÖM, yargıçlar,   ve Bölüm Sekreteri Yardımcısı Sn. S. NAISMITH’in katılımı ile Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi Heyeti olarak toplanmış,   Kasım 2005 tarihinde yapılmış olan gizli görüşme sonucunda,   yukarıda anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:   USULİ İŞLEMLER   1. Davanın nedeni, Türk vatandaşları Emine Ekin, Keziban Akkuş, Meryem Güçlü,   Mustafa Eken, Rukiye Vural ve Mehmet Tekin’in (“başvuran”), 15 Kasım 2000 tarihinde,   İnsan Haklarını ve Temel Özgürlüklerini Korumaya Dair Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34.   maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvurudur   (başvuru no. 67249/01).   2. Başvuranları, görevini Mersin’de ifa etmekte olan avukat Mahmut Akdoğan temsil   etmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), AİHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin   etmemiştir.   3. 15 Kasım 2004 tarihinde AİHM, başvuruyu AİHM’ye bildirmeye karar vermiştir.   AİHS’nin 29 § 3. maddesinin koşulları uyarınca, başvurunun esaslarını, kabuledilebilirliği ile   birlikte incelemeye karar vermiştir.   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   4. Başvuranlar, Mersin’de yaşamaktadır.   5. 9 Şubat 1993 tarihinde Devlet Karayolları Genel Müdürlüğü, bir otoyol inşa etmek   için Mersin’de başvuranlara ait iki parsel arsayı kamulaştırmıştır. Bilirkişi komitesi,   sözkonusu toprağın değerini tayin etmiş ve ilgili miktar, kamulaştırmanın gerçekleştiği tarihte   başvurana ödenmiştir.   6. Başvuranın, tazminatın artırılması talebini müteakip, 10 Kasım 1993 tarihinde,   Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi başvurana, tapu senetlerinin havale edildiği 9 Şubat 1993   tarihinden başlamak üzere kanuni oran üzerinden uygulanacak faizi de kapsayan 443,710,000   Türk Lirası (TRL) ek tazminat ödenmesine karar vermiştir.   7. 26 Ekim 1998 tarihinde Yargıtay, Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını   onamıştır.   8. 17 Mayıs 2000 tarihinde Devlet Karayolları Genel Müdürlüğü, başvuranlara faizi de   kapsayan 1,768,440,000 Türk Lirası (yaklaşık 3,175 Euro) tazminat ödemiştir.   II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI   9. İlgili iç hukuk ve uygulaması, Akkuş/Türkiye kararında (9 Temmuz 1997 tarihli   karar, Hüküm ve Karar Raporları 1997-IV) açıklanmaktadır.   HUKUK   I. 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   10. Başvuranlar, Mahkeme işlemlerinden beş yıl yedi aydan fazla bir süre geçmesi   ardından yetkili makamlardan aldıkları kamulaştırma karşılığı ek tazminatın, ödenebilecek   gecikme faizinin, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı ile orantılı olmaması nedeniyle,   değerinden kaybettiği hususunda şikayette bulunmuştur. Şikayetlerini, ilgili kısmı aşağıda   kaydedilen, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayandırmışlardır:   “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.   Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel   ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”   A. Kabuledilebilirlik   11. Hükümet, AİHS’nin 35 § 1. maddesi bağlamındaki altı aylık zaman limitine   uyulmaması nedeniyle, AİHM’nin başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Sözkonusu madde   hususunda, zaman 26 Ekim 1998 tarihinden itibaren ilerlemeye başlamıştır. Ancak   başvuranlar, 15 Kasım 2000 tarihine dek AİHM’ye başvurularını sunmamışlardır ve bu tarih,   son yerel karardan iki yıl sonradır.   12. AİHM, sunulan şikayetin, yalnızca yetkili makamların ek tazminatı ödeme   hususunda geciktiklerine ve bunun sonucunda, başvuranların yaşadıkları sıkıntıya dair   olduğunu belirtir.   13. Ödeme yetkili makamlarca nihayet 17 Mayıs 2000 tarihinde yapılmıştır.   Başvurularını, 15 Kasım 2000 tarihinde AİHM’ye sunan başvuranlar, AİHS’nin 35 § 1.   maddesince öngörülen gereğe uymuştur. Bu nedenle, Hükümet’in ilk itirazı reddedilmelidir.   14. AİHM, içtihadında oluşturduğu ilkeler (bkz., diğer içtihatlar yanında, Akkuş) ve   huzurunda sunulan tüm deliller ışığında, başvurunun esasları üzerine bir inceleme gerektirdiği   ve kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe olmadığı kanısına varmıştır.   B. Esaslar   15. AİHM, sözkonusu davada açığa çıkan konuların ortaya konduğu birçok davada 1   No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır (bkz. Akkuş, sayfa   1317, § 31).   16. Hükümet tarafından sunulan delilleri ve iddiaları değerlendiren AİHM, önceki   davalarda varmış olduğu sonuçlardan farklı bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir.   Yerel Mahkemelerin ödenmesine karar vermesi gereken tazminatın ödenmesindeki   gecikmenin, kamulaştırmadan sorumlu makamlara atfedilebileceğini ve kamulaştırılan toprak   yanında mülk sahiplerinin ayrıca kaybına neden olduğunu tespit etmiştir. Sözkonusu gecikme   ve bütün olarak işlemlerin uzunluğu sonucu AİHM başvuranların, kamu yararı talepleri ve   mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının korunması arasındaki   adil dengeyi sarsan kişisel ve aşırı bir yük altına girmiş oldukları sonucuna varmıştır.   17. Sonuç olarak, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   18. Başvuran ayrıca, AİHS’nin 6 § 1. maddesine dayanarak, Mahkeme işlemlerinin   makul olmayan derecede uzun olduğu hususunda şikayette bulunmuştur.   A. Kabuledilebilirlik   19. Başvuru AİHM’ye, iç hukukta nihai kararın verilmesinden altı aydan fazla bir   süre geçtikten sonra yapıldığı halde Yargıtay, ilk derece Mahkemesi’nin 26 Ekim 1998 tarihli   kararını onamış olduğu için Hükümet, AİHM’den sözkonusu şikayetin kabuledilemez   olduğuna karar vermesini talep etmiştir.   20. AİHM, dava işlemlerinin uzunluklarına ilişkin davalarda, herhangi bir Mahkeme   tarafından verilen bir kararın uygulanmasının, 6. madde bağlamındaki “yargılama”nın   ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin ilkeyi kabul etmiş olduğunu   yineler (bkz. Di Pede/İtalya, 26 Eylül 1996 tarihli karar, Raporlar 1996-IV, sayfa 1383-1384,   § 20-24, ve Zappia/İtalya, 26 Eylül 1996 tarihli karar, Raporlar 1996-IV, sayfa 1410-1411,   §§ 16-20).   21. AİHM, yerel Mahkemelerin ödenmesine karar verdiği ek tazminatın, 17 Mayıs   tarihinde başvuranlara ödenmiş olduğunu gözlemler. Bu nedenle, 6. madde bağlamında   verilen “kararın” yukarıda anılan tarihte sona ermiş olduğu kanısındadır. AİHM başvurunun,   ödemeden itibaren altı ay içerisinde 15 Kasım 2000 tarihinde yapılmış olduğunu belirtir.   22. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, Hükümet’in ilk itirazını reddeder.   23. AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden   yoksun olmadığını belirtir. Ayrıca, kabuledilemez olduğuna karar vermek için gerekçe   olmadığını belirtir.   B. Esaslar   24. 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamında varmış olduğu sonuçlar ışığında   AİHM, davanın ayrıca 6 § 1. madde uyarınca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısındadır.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   25. AİHS’nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Maddi ve Manevi Zarar   26. Başvuranlar, maddi zarar için, toplam 11,498 Amerikan Doları (yaklaşık 9,289   Euro) tazminat talep etmiştir. Ayrıca, manevi zarar için toplam 5,000 (yaklaşık 4,043 Euro)   tazminat talep etmiştir.   27. Hükümet, taleplerine itiraz etmiştir.   28. Akkuş kararında kullanmış olduğu hesaplama metodunu kullanan (sayfa 1311, §§   35-36 ve 39) ve ilgili ekonomik veriyi gözönünde bulunduran AİHM, başvuranlara maddi   zarar için 1,210 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir. Ancak, 1 No.lu Protokol’ün 1.   maddesinin ihlal edilmiş olduğu bulgusunun kendi başına, başvuranların maruz bırakıldığı   manevi zarar için tazmin oluşturduğu kanısındadır.   29. Başvuranlar ayrıca, yerel Mahkemeler huzurunda tahakkuk eden masraf ve   harcamalar için 475.56 Dolar (yaklaşık 384 Euro) ve AİHM huzurunda tahakkuk eden masraf   ve harcamalar için 42 Dolar (yaklaşık 35 Euro) tazminat talep etmiştir.   30. Hükümet, sözkonusu taleplere itiraz etmiştir.   31. AİHM içtihadına göre, başvuran ancak, gerekli oldukları için tahakkuk ettikleri ve   meblağlarının makul olduğuna dair AİHM’nin ikna edilmesi durumunda Mahkeme masrafları   için tazminat alma hakkına sahip olur. Sözkonusu davada, sahip olduğu bilgiler. ve yukarıda   kaydedilen kriterleri gözönünde bulunduran AİHM, yerel yargılama işlemleri sırasında   tahakkuk eden masraf ve harcamalar için tazminat alma talebini reddeder ve AİHM   huzurunda tahakkuk eden masraf ve harcamalar için toplam 35 Euro ödenmesinin makul   olduğu kanısına varır.   C. Gecikme Faizi   32. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına   üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesinin uygun olduğu kanısındadır.   YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna,   2. AİHS’nin 1 No.lu Protokol’ünün 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna,   3. Şikayetin, AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığına,   4. İhlal tespitinin, kendi başına, başvuranların maruz kalmış olduğu manevi zarar için adil   tazmin teşkil ettiğine,   5. (a) Sorumlu Devlet’in, başvurana, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na   çevrilmek üzere aşağıda kaydedilen miktarları ödemesine;   (i)   maddi zarar için 1,210 Euro (bin iki yüz on Euro),   (ii)   Mahkeme masrafları için 35 Euro (otuz beş Euro),   (iii) yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanabilecek her tür vergi,   (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde   edilecek oranda basit faizin yukarıda kaydedilen miktarlara gecikme faizi olarak   uygulanmasına karar vermiş;   6. Başvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmiştir.   İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 § 2. ve 3.   maddeleri uyarınca 29 Kasım 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   S. NAISMITH   J.-P. COSTA   Sekreter Yardımcısı   Başkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło