6758/05
WyrokETPCz2009-12-08ECLI:CE:ECHR:2009:1208JUD000675805
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy użycie siły przez policję podczas pokojowej demonstracji oraz wszczęcie postępowania karnego przeciwko demonstrantom naruszyło zakaz nieludzkiego traktowania (art. 3) i prawo do wolności zgromadzeń (art. 11) Konwencji?Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 3, Trybunał uznał, że użycie siły fizycznej wobec osób pozbawionych wolności lub stykających się z siłami bezpieczeństwa, jeśli nie jest to konieczne z uwagi na ich zachowanie, stanowi naruszenie godności ludzkiej. W przypadku obrażeń, ciężar dowodu spoczywa na rządzie, aby przedstawić rozsądne wyjaśnienie i udowodnić, że użyta siła była nieunikniona i proporcjonalna. Wobec dziesięciu skarżących, którzy doznali obrażeń potwierdzonych raportami medycznymi, i braku dowodów na ich agresywne zachowanie, Trybunał stwierdził nieproporcjonalne użycie siły. W odniesieniu do art. 11, Trybunał uznał, że interwencja w prawo do zgromadzeń, choć przewidziana prawem i mająca na celu ochronę porządku publicznego, była nieproporcjonalna w społeczeństwie demokratycznym. Trybunał podkreślił, że władze powinny wykazać pewien stopień tolerancji wobec pokojowych demonstracji, a pośpiech w zakończeniu zgromadzenia oraz wszczęcie postępowania karnego były nieuzasadnione, biorąc pod uwagę, że grupa około pięćdziesięciu osób nie stanowiła poważnego zagrożenia dla porządku publicznego.Stan faktyczny
Dnia 24 kwietnia 2004 r. siedemnastu obywateli Turcji uczestniczyło w demonstracji na placu Taksim w Stambule, protestując przeciwko projektowi ustawy o szkolnictwie wyższym. Policja interweniowała, używając siły i gazu pieprzowego, zatrzymując 48 osób, w tym skarżących. Raporty medyczne z 24 i 25 kwietnia 2004 r. wykazały u dziesięciu skarżących obrażenia (siniaki, otarcia) wymagające zwolnienia lekarskiego od jednego do dziewięciu dni. U pozostałych siedmiu skarżących nie stwierdzono obrażeń. Wszczęto postępowanie karne przeciwko skarżącym za naruszenie ustawy nr 2911 o zgromadzeniach, ale zostali oni uniewinnieni 26 stycznia 2006 r. Śledztwo w sprawie złego traktowania przez policję zostało umorzone 17 maja 2004 r., a decyzja ta została podtrzymana 2 lipca 2004 r.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga w części dotyczącej art. 3 Konwencji w odniesieniu do Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak i Özge Ozan oraz w części dotyczącej art. 11 Konwencji w odniesieniu do wszystkich skarżących jest dopuszczalna, a pozostała część skargi jest niedopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji w odniesieniu do Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak i Özge Ozan. 3. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji. 4. Zasądza na rzecz skarżących, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, następujące kwoty tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, przeliczone na liry tureckie według kursu wymiany obowiązującego w dniu płatności: (i) 2000 EUR dla Gizem Aytaş, Erdinç Gök i Saygın Metin (każdego); (ii) 3000 EUR dla İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy i Emre Can Bülbül (każdego); (iii) 5000 EUR dla Serpil Ocak i Özge Ozan (każdego). 5. Oddala wniosek o zwrot kosztów i wydatków.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
AYTAꢀ vd. -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢁvuru no:6758/05)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6758/05) no’lu davanın nedeni isimleri ekte
belirtilen on yedi Türk vatandaꢀının (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne ꢁubat 2005 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin
Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ
olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından A. T. Ocak tarafından temsil
edilmektedir.
OLAYLAR Nisan 2004 tarihinde, baꢀvuranlar, yüksek öğretime iliꢀkin bir yasa tasarını protesto etmek
maksadıyla düzenlenen bir gösteriye katılmıꢀlardır. Polis tarafından düzenlenen tutanağa göre,
saat 13.50’de bir öğrenci topluluğu Taksim meydanında slogan atmaya baꢀlamıꢀtır. Polis,
göstericileri protesto gösterisinin yasadıꢀı olduğu ve slogan atmadan, pankart veya filama
taꢀımadan basın açıklaması yapabilecekleri hususunda uyarmıꢀtır. Polis göstericilerden
gösteriye son vermelerini ve dağılmalarını talep etmiꢀtir. Göstericilerin eylemlerine devam
etmesi nedeniyle, polis, göstericileri dağıtmak için güç ve biber gazı kullanmıꢀ ve Đstanbul
Emniyet Müdürlüğü’nde kırk sekiz kiꢀi gözaltına alınmıꢀtır. Saat 15.00’de olay ilgili tutanak
düzenlenmiꢀtir. Baꢀvuranlar, gözaltı sürecinin baꢀında ve bitiminde sağlık muayenesinden
geçirilmiꢀlerdir. 25 Nisan 2004 tarihinde, baꢀvuranların, avukatlarının hazır bulunduğu
Beyoğlu Savcılığı’nda ifadeleri alınmıꢀ ve baꢀvuranlar serbest bırakılmıꢀlardır.
Beyoğlu Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 24 ve 25 Nisan 2004 tarihli sağlık raporları
baꢀvuranların vücutlarında iꢀgöremez raporu verilmesini gerektiren ekimoz ve sıyrıklar tespit
etmiꢀtir: Gizem Aytaꢀ ve Erdinç Gök için bir gün iꢀgöremez raporu; Saygın Metin için iki gün
iꢀgöremez raporu; Đsmail Doğa Karatepe, Rüya Kutuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür
Ersoy ve Emre Can Bülbül’e beꢀ gün iꢀgöremez raporu; Serpil Ocak ve Özge Ozan’a dokuz
gün iꢀgöremez raporu. Fatma Demirtaꢀ, Onur Karakaꢀ, Avni Can Okur, Ufuk Pektaꢀ, Pınar
Hocaoğulları, Mearl Çelik ve Hasan Çelik ile ilgili olarak düzenlenen sağlık raporlarında,
sözkonusu kiꢀilerin vücutlarında hiçbir darp ve cebir izine rastlanmamıꢀtır. Mayıs 2004 tarihinde, Beyoğlu Savcılığı, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri
Kanununu ihlal ettikleri gerekçesi ile baꢀvuranlar hakkında ceza davası açmıꢀtır. Mayıs 2004 tarihinde, Savcılık, baꢀvuranları yakalayan güvenlik güçleri hakkında kötü
muameleden cezai soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır. Mayıs 2004 tarihinde, Savcılık, göstericileri dağıtmak amacıyla kullandıkları gücün 2911
sayılı Kanunun 24. maddesine uygun olduğu gerekçesi ile polis memurları hakkında
takipsizlik karar vermiꢀtir. Temmuz 2004 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi itiraz edilen takipsizlik kararını
onamıꢀtır. Sözkonusu karar baꢀvuranlara, 11 Ağustos 2004 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir. Ocak 2006 tarihinde, 2911 sayılı Kanunu çiğnemekten baꢀvuranlar hakkında açılan ceza
davası çerçevesinde baꢀvuranlar beraat etmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, güç kullanılarak yakalandıkları sırada kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia
etmektedirler. Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunmaktadırlar. Hükümet,
tazminat elde etmek amacıyla sivil ve idare mahkemeleri önünde baꢀvuranların dava
açmamaları nedeniyle iç hukuk yolunun tüketilmediğini savunmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
1. Baꢀvuranlar, Fatma Demirtaꢀ, Onur Karakaꢀ, Avni Can Okur, Ufuk Pektaꢀ, Pınar
Hocaoğulları, Meral Çelik ve Hasan Çelik ile ilgili olarak
AĐHM, her ne olursa olsun izleyen nedenlerden dolayı ꢀikayetleri kabuledilemez olduğu
gerekçesi ile AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca baꢀvuranların iç hukuk yollarını tüketip
tüketmediklerini incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir.
Ayrıca AĐHM, Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmadan önce, baꢀvuranlar, Fatma
Demirtaꢀ, Onur Karakaꢀ, Avni Can Okur, Ufuk Pektaꢀ, Pınar Hocaoğulları, Meral Çelik ve
Hasan Çelik’in adli bir tabip tarafından muayene edildiklerini ve adli tabibin baꢀvuranların
vücutlarında hiçbir darp ve cebir izine rastlamadığını kaydetmektedir. Bilahare, 25 Nisan tarihli raporunda, adli tabip ilk rapor sonuçlarını onaylamıꢀtır.
Biber gazı kullanımı sorunu ile ilgili olarak, AĐHM, biber gazının bazı sıkıntılara yol
açabileceğini kaydetmektedir; bununla birlikte, özellikle, biber gazının kullanılmasından
sonra baꢀvuranların dile getirdiği olumsuz etkileri gösteren hiçbir sağlık raporu AĐHM’ye
sunulmamıꢀtır (Oya Ataman-Türkiye, baꢀvuru no: 74552/01).
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesi kapsamına girmesi için, dile getirilen muamelelerin asgari bir
ciddiyet seviyesinde olması gerektiğini, ancak sözkonusu asgari sınırın değerlendirilmesinin
özü itibariyle göreceli olduğunu hatırlatmaktadır.
Baꢀvuranlar yakalandıkları sırada kötü muamelelere uğradıklarını iddia etmelerine rağmen,
sözkonusu sonuçların AĐHS’nin 3. maddesi ile öngörülen ciddiyet sınırına ulaꢀtığı sonucuna
ulaꢀma imkanı sağlayan hiçbir kanıt unsuru sunmamıꢀlardır. Yakalandıklarının ertesi günü
serbest bırakılan baꢀvuranlar, baꢀka bir doktor tarafından da muayene olma giriꢀiminde
bulunmamıꢀlardır (Kılıçgedik-Türkiye, baꢀvuru no: 55982/00, 1 Haziran 2004). Sonuç olarak,
AĐHS’nin 3. maddesine aykırı muamelelere iliꢀkin iddialarını destekleyen hiçbir kanıt unsuru
veya delil baꢀlangıcı bulunmamaktadır (Oya Ataman, Saya ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no:
4327/02, 7 Ekim 2008, Karatepe ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 33112/04,
36110/04, 40190/04, 41469/04, 41471/04 ve 41551/98, 7 Nisan 2009).
Fatma Demirtaꢀ, Onur Karakaꢀ, Avni Can Okur, Ufuk Pektaꢀ, Pınar Hocaoğulları, Meral
Çelik ve Hasan Çelik’i kapsayan sözkonusu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna
ulaꢀılmaktadır.
2. Baꢀvuranlar Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin, Đsmail Doğa Karatepe, Rüya
Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge
Ozan ile ilgili olarak
Hükümet tarafından sunulan kabuledilemezlik itirazına iliꢀkin olarak, AĐHM, geçmiꢀte
müteaddit defalar benzer itirazı inceleme fırsatı bulduğunu ve sözkonusu itirazı reddettiğini
hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri arasından, Karayiğit-Türkiye, baꢀvuru no: 63181/00, 5 Ekim
2004). AĐHM, iꢀ bu davada önce ulaꢀtığı sonuçlardan sapmasını gerektirebilecek hiçbir neden
görememektedir. AĐHM, Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin, Đsmail Doğa Karatepe,
Rüya Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve
Özge Ozan’ı kapsayan AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetin, AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. paragrafı uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir.
Ayrıca AĐHM, kabuledilemezliğe iliꢀkin hiçbir gerekçe tespit edememektedir. Dolayısıyla
baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AĐHM, bir kiꢀi özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veya daha genel olarak, güvenlik güçleri
ile karꢀı karꢀıya kaldığında, davranıꢀı gerektirmedi halde kendisine karꢀı fiziksel güç
kullanılmasının insanlık onuruna yönelik bir müdahale olduğunu ve AĐHS’nin 3. maddesi ile
güvence altına alınan hakka yönelik bir ihlal oluꢀturduğunu hatırlatmaktadır (Labita-Đtalya,
baꢀvuru no: 26772/95 ve Kartal ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 29768/03, 16 Aralık 2008).
Dolayısıyla sözkonusu yaraların nedeni hakkında makul bir izahat verme ve mağdurun
özellikle tıbbi belgelere dayandırılmıꢀ iddiaları hakkında ꢀüphe uyandıracak olayları ortaya
koyan kanıtları sunma görevi Hükümet’e düꢀmektedir (Selmouni-Fransa, baꢀvuru no:
25803/94, Berktay-Türkiye, baꢀvuru no: 22493/93, 1 Mart 2001 ve Ayꢀe Tepe – Türkiye,
baꢀvuru no: 29422/95, 22 Temmuz 2003).
Đꢀbu davada, AĐHM, öncelikle, Hükümet’in gösteri yapan grubun manu militari gözaltına
alındığına itiraz etmediğini tespit etmektedir. Bilahare AĐHM, sağlık raporlarında belirtilen
yaraların nedenine kimsenin itiraz etmediğini belirtmektedir. Bu bağlamda Hükümet’e
baꢀvurulan gücün kaçınılmaz olduğu ve aꢀırı olmadığını kanıtlama yükümlülüğü düꢀmektedir
(Balçık ve diğerleri – Türkiye, baꢀvuru no: 25/02, 29 Kasım 2007).
Mevcut davada, baꢀvuranların yukarıda belirtikleri Adalet Bakanlığı’na bağlı adli tabip
tarafından düzenlenen sağlık raporunda, baꢀvuranların yaralarının 1 ila 9 gün arasında
iꢀgöremez raporu verilmesine neden olduğu sonucuna ulaꢀılmaktadır. Sözkonusu unsurlar göz
önüne alındığında, AĐHM, yerleꢀik içtihadı uyarınca, baꢀvuranların maruz kaldığı fiziksel
ꢀiddetin asgari ciddiyet seviyesini aꢀtığını kabul etmektedir (Nurgül Doğan-Türkiye, baꢀvuru
no: 72194/01, 8 Temmuz 2008 ve Karatepe ve diğerleri).
AĐHM, Hükümet’in baꢀvuranları yakalama koꢀullarını ve kullanılan güç oranını tam olarak
ortaya koymadığını tespit etmektedir. AĐHM, iꢀgöremez raporu verilmesini gerektiren
baꢀvuranların yaraları göz önüne alındığında, güvenlik güçleri tarafından kullanılan gücün
orantısız olduğu kanaatindedir. Ayrıca AĐHM, baꢀvuranların ꢀiddet gösterdikleri veya
baꢀvuranların ꢀikayetçi oldukları güç kullanımına yol açtıkları iddiasına bulunulmadığını
belirtmektedir.
Savcılık tarafından açılan ceza davası ile ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuranlara uygulanan gücün
oranını incelemeksizin savcılığın gösterilerde polisin müdahalesini öngören 2911 sayılı
Kanunun 24. maddesine atıfta bulunmakla yetindiğini gözlemlemektedir.
Bu itibarla, AĐHM, baꢀvuranlar, Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin, Đsmail Doğa
Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil
Ocak ve Özge Ocak ile ilgili olarak AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna
ulaꢀmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak baꢀvuranlar, gözaltı süresinden ꢀikayetçi
olmaktadır.
AĐHM, öncelikle, baꢀvuranların gözaltı sürelerinin 25 Nisan 2004 tarihinde sona erdiği halde
baꢀvurularını 8 ꢁubat 2005 tarihinde sunduklarını gözlemlemektedir. Davanın incelemesinde,
altı ay kuralının uygulanmamasını veya askıya alınmasını gerektirecek hiçbir özel koꢀula
rastlanmadığından, baꢀvurunun sözkonusu kısmı gecikmeli olarak yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin
35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
III. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, gösterilerinin polis tarafından engellenmesi ve gösteriye katılmalarından dolayı
cezai soruꢀturmaya tabi olmaları nedeniyle ifade ve toplanma özgürlüğü haklarının ihlalinden
ꢀikayetçidirler. Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 10. ve 11. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar. AĐHM,
sözkonusu ꢀikayetlerin yalnızca AĐHS’nin 11. maddesi kapsamında incelenmesine karar
vermektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, baꢀvuranların toplantı haklarına yönelik bir müdahalenin varlığına itiraz edilmediğini
belirtmektedir. Sözkonusu müdahalenin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri Kanunu
ile yasal bir dayanağı bulunmaktaydı ve AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı uyarınca yasa
ile öngörülmekteydi. Dolayısıyla sözkonusu müdahalenin meꢀru bir amaç izleyip
izlemediğinin ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının incelenmesi
gerekmektedir.
AĐHM, ihtilaflı tedbirin, AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı uyarınca, düzenin korunması,
baꢀkalarının korunması, hiçbir güçlükle karꢀılaꢀmadan halk içinde dolaꢀma hakkı gibi meꢀru
amaçlardan en az ikisini izlemesinin kabul edilebileceğine hükmetmektedir (sözü edilen Oya
Ataman).
Müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı ile ilgili olarak, AĐHM,
öncelikle, AĐHS’nin 11. maddesi ile ilgili içtihadından doğan temel ilkelere atıfta
bulunmaktadır (Djavit An – Türkiye, baꢀvuru no: 20652/92, Piermont-Fransa, 27 Nisan 1995
ve Plattforme “Arzte für das Leben” -Avusturya, 21 Haziran 1988). Sözkonusu içtihattan, her
türlü yasal gösterinin iyi iꢀleyiꢀini ve vatandaꢀların güvenliğini güvence altına almak için
yetkililerin her türlü tedbiri almaları gerektiği sonucuna ulaꢀılmaktadır.
Halka açık bir alanda gerçekleꢀtirilen her türlü gösteri günlük yaꢀamın akıꢀını belirli bir
ölçüde bozacak bir karıꢀıklığa ve düꢀmanca tepkilere yol açabilir; ancak AĐHM, sözkonusu
düzeni bozan durumun, tek baꢀına, toplanma özgürlüğü hakkına yönelik müdahaleyi haklı
kılamayacağı kanaatindedir.
Ayrıntılı incelemenin ardından, AĐHM, dava dosyadaki hiçbir unsurun, gösterici grubun, olası
trafik sıkıꢀıklığı dıꢀında, kamu düzenini tehlikeye attığını ortaya koyma imkanı sağlamadığını
tespit etmektedir. Nitekim burada sözkonusu olan yaklaꢀık elli kiꢀilik bir grubun güncel bir
soruna kamuoyunun dikkatini çekmektir. AĐHM, gösterinin on dört sıralarında baꢀlayıp
izleyen bir saat içerisinde gösterici grubun yakalanması ile sona erdiğini gözlemlemektedir.
AĐHM bilhassa yetkililerin bu gösteriyi sona erdirme konusundaki aceleciliklerine
ꢀaꢀırmaktadır (Bkz. sözü edilen Oya Ataman ve a contario, Eva Molnar-Macaristan kararı no:
10346/05, 7 Ekim 2008).
AĐHM’ye göre, AĐHS’nin 11. maddesi ile güvence altına alınan toplantı özgürlüğünün
muhtevasından yoksun bırakılmaması amacıyla, kamu erklerinin, barıꢀçıl gösterilere belli
ölçüde hoꢀgörü göstermeleri önem arz etmektedir.
Mevcut davada, AĐHM, polisin güç kullanarak müdahale etmesinin ve baꢀvuranlar hakkında
ceza davası açılmasının orantısız olduğu kanaatindedir. Sözkonusu tedbirler, AĐHS’nin 11.
maddesinin 2. paragrafı uyarınca kamu düzeninin korunmasında gerekli tedbirler değildir.
Bu itibarla, sözkonusu hüküm ihlal edilmiꢀtir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, maruz kaldıkları zararların tazmin edilmesini talep etmektedirler. Baꢀvuranlar,
miktar belirtmeden tazminatı AĐHM’nin takdirine bırakmaktadırlar. Baꢀvuranlar, iddialarını
destekleyen hiçbir belge sunmadan, 2.500 Euro yargılama masraf ve gideri talep
etmektedirler.
Hükümet, baꢀvuranlara tazminat ödemeye gerek olmadığı değerlendirmesinde bulunmaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 11. Maddesinin ihlal edildiği tespitinin baꢀvuranlar için yeterli adil tatmin
olduğu kanaatindedir. Bununla birlikte, yukarıda isimleri belirtilen baꢀvuranlar ile ilgili olarak
AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği tespitini göz önüne alan AĐHM, hakkaniyete uygun
olarak, ayrı ayrı, baꢀvuranlar, Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin’e 2.000 Euro, Đsmail
Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül’e
3.000 Euro ve Serpil Ocak ile Özge Ozan’a 5.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran, yargılama
masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı
ortaya konduğu sürece elde edebilir (bkz, örneğin, Bottazzi-Đtalya, baꢀvuru no: 34884/97 ve
Sawicka-Polonya, baꢀvuru no: 37645/97,
Ekim 2002). Mevcut davada,
belgelendirilmediğini göz önüne alan AĐHM, yargılama masraf ve giderlere iliꢀkin talebi
reddetmektedir.
AĐHM, gecikme faizinin, marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artıꢀ
eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun, Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin, Đsmail Doğa Karatepe, Rüya
Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge
Ozan ile ilgili olarak, AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının ve
tüm baꢀvuranlar için AĐHS’nin 11. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının
kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin, Đsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Kamil
Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge Ozan ile ilgili
olarak AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet
tarafından aꢀağıdaki miktarların manevi tazminat olarak ödenmesine;
(i) her türlü vergiden muaf tutularak Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök ve Saygın Metin’in her birine
2.000 Euro (iki bin Euro);
(ii) her türlü vergiden muaf tutularak Đsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer
Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy ve Emre Can Bülbül’ün her birine 3.000 Euro (üç bin Euro);
(iii) her türlü vergiden muaf tutularak Serpil Ocak ve Özge Ozan’ın her birine 5.000 Euro (beꢀ
bin Euro)
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 8 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45/2 ve Đçtüzüğün 74/2 maddesi uyarınca, Yargıç A. Sajo’nun
ayrı oy görüꢀü bulunmaktadır.
EK
Baꢀvuranların listesi
1. Kamil Dinçer ASLAN
2. Gizem AYTAꢁ doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte
1983doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte
1981doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Mersin’de ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte
1981doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte doğumlu ve Đstanbul’da ikamet etmekte
3. Emre Can BÜLBÜL
4. Serpil OCAK
5. Hasan ÇELĐK
6. Meral ÇELĐK
7. Fatma DEMĐRTAꢁ
8. Đsmail Doğa KARATEPE
9. Haꢀim Özgür ERSOY
10. Erdinç GÖK
11. Pınar HOCAOĞULLARI
12. Onur KARAKAꢁ
13. Rüya KURTULUꢁ
14. Saygın METĐN
15. Avni Can OKUR
16. Özge OZAN
17. Ufuk PEKTAꢁ
8
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło