68234/01

WyrokETPCz2006-10-03ECLI:CE:ECHR:2006:1003JUD006823401

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
1. Czy brak możliwości ustosunkowania się do pisemnej opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego naruszył prawo skarżącego do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji? 2. Czy skazanie skarżącego za artykuł prasowy stanowiący krytykę polityki państwa naruszyło jego prawo do wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak możliwości ustosunkowania się przez skarżącego do pisemnej opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego narusza zasadę kontradyktoryjności i prawo do rzetelnego procesu, co jest zgodne z jego ugruntowanym orzecznictwem. W kwestii wolności wyrażania opinii, Trybunał stwierdził, że choć ingerencja w wolność słowa miała uzasadniony cel ochrony integralności terytorialnej, to jednak skazanie na karę pozbawienia wolności i grzywnę było nieproporcjonalne do tego celu i nie było "konieczne w społeczeństwie demokratycznym", ponieważ artykuł, choć krytyczny, nie nawoływał do przemocy ani buntu.
Stan faktyczny
Skarżący, Fikret Başkaya, turecki obywatel, opublikował 1 czerwca 1999 roku artykuł pt. "Tarihi dava mı?" w gazecie Özgür Bakış. 3 sierpnia 1999 roku prokurator oskarżył go o propagandę separatystyczną na podstawie ustawy antyterrorystycznej. 13 czerwca 2000 roku Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule skazał skarżącego na rok więzienia i grzywnę, uznając, że artykuł zawierał propagandę przeciwko integralności państwa. Wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 15 stycznia 2001 roku. Skarżący odbył karę pozbawienia wolności.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji oraz naruszenie art. 10 Konwencji. Zasądził skarżącemu 735 euro tytułem szkody majątkowej, 7 000 euro tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 000 euro tytułem kosztów i wydatków. Pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie zostały oddalone.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   BAŞKAYA - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 68234/01 )   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Ekim 2006   İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek   olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (68234/01) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaşı Fikret Başkaya’nın (başvuran) 3 Mart 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi’ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu   başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu   avukatlarından A. Erdoğan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu başvuran Ankara’da ikamet etmektedir.   Haziran 1999 tarihinde Özgür Bakış gazetesi, başvuran tarafından kaleme alınan «Tarihi   dava mı ?» başlıklı bir makaleyi yayımlamıştır.   İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 3 Ağustos 1999 tarihinde   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. maddesine dayalı olarak başvuranı   bölücülük propagandası yapma suçu ile itham etmiştir.   DGM, 13 Haziran 2000 tarihinde başvuranı bir yıl hapis ve 1.066.666.666 T.L. para cezasına   çarptırmıştır.   Mahkeme, sözkonusu makalenin Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı bölücülük   propagandasını içerdiği tespitinde bulunarak bu makaleden bazı bölümlere yer vermiştir.   Yargıtay 15 Ocak 2001 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.   Başvuran 13 Haziran 2002 tarihinde para cezasını (yaklaşık 735 Euro) ödemekten beraat   etmiş, bir yıllık hapis cezasını çekmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı görüşüne yanıt verme olanağının   bulunmayışı doğrultusunda Yargıtay önünde hakkaniyete uygun bir yargının   gerçekleşmediğinden şikayetçi olmakta, bu yönde AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini   ileri sürmektedir.   Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.   AİHM, başvuranın yakındığı bu şikayete benzer bir şikayetin daha önce de incelendiğini ve   Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın görüşüne yazılı olarak yanıt verme olanağının   olmamasının AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç   kararı, Abdullah Aydın-Türkiye (no2), no: 63739/00, 10 Kasım 2005, Halis Doğan-Türkiye   kararı, no: 75946/01 ve Tosun-Türkiye kararı, no: 4124/02, 28 Şubat 2006).   AİHM başvuruyu incelemiş ve Hükümetin mevcut başvuruyu farklı sonlandıracak hiçbir   delili ve argümanı sunmadığına itibar etmiştir.   Bu nedenle, AİHS’nin 6 § 1. maddesi bu açıdan ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 10. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran mahkumiyet cezasına çarptırılmasının ifade ve düşünce özgürlüğünün ihlalini   oluşturduğunu ileri sürmekte, AİHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet başvuranın mahkumiyetinin AİHS’nin 10. maddesinin ikinci paragrafı gereğince   meşru sayıldığını savunarak, buna göre bir Devletin toprak bütünlüğünü tehdit eden terörist   faaliyetler ile karşı karşıya kalındığında daha da geniş bir takdir yetkisi tanınan sınırı Türk   yetkililerin hiçbir şekilde aşmadıklarını ifade etmektedir. Sözkonusu makalenin bu özel   bağlamda değerlendirilmesi gerekir.   AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan   başvuranların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğu hususunda taraflar   arasında bir ihtilaf bulunmadığını not etmektedir. Yapılan müdahalenin AİHS’nin 10 § 2.   maddesi uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı izlediğine itiraz   edilmemektedir. AİHM bu hususu dikkate almaktadır. Bununla birlikte yapılan müdahalenin   «demokratik bir toplum için zorunluluk» oluşturup oluşturmadığının incelenmesi   gerekmektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, 4 Haziran 2002).   AİHM, daha önce de bu başvuruya benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve   bunların AİHS’nin 10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle   Ceylan-Türkiye kararı, no: 23556/94, § 38, AİHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye kararı, no:   22479/93, § 74, AİHM 1999-VI, İbrahim Aksoy kararı § 80, Karkın-Türkiye kararı, no:   43928/98, § 39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim   2003).   AİHM, mevcut başvuruyu mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümetin   davanın farklı sonuçlandırılmasına neden olacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar   etmiştir. AİHM, makalede yer alan ifadelere ve konuşmanın yapıldığı ortama özellikle dikkat   etmiş, bu doğrultuda terörle mücadeleye bağlı özel zorlukları dikkate almıştır. (Bkz. özellikle   sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60 ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s.   1568, § 58).   Sözü edilen makale Türk yetkililerinin Kürt sorununa yaklaşımlarını eleştirir niteliktedir.   AİHM, DGM’nin sözkonusu makalenin Devletin toprak bütünlüğünü yıkmaya yönelik   ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. AİHM, iç hukuk mercilerinin vermiş   oldukları kararlardaki gerekçeleri incelemiş ve bunların başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan   müdahaleyi meşru kılmaya yetmediğine itibar etmiştir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye   (no:4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). Makalede yer alan bazı sert üsluplu   bölümler özellikle Türk Hükümeti’nin en negatif yönünü çizmekte fakat, ne şiddet   kullanımını, silahlı direnişi, ne de ayaklanmayı teşvik etmektedir. AİHM nezdinde dikkate   alınacak temel unsur budur (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:1), no: 26682/95, §   62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).   Yapılan müdahalenin orantılılığı bakımından verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının da   dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda AİHM, başvuranın bir yıl dört ay hapis ve   1.066.666.666 TL. para cezasına çarptırıldığını not etmektedir.   Mevcut başvuruda, başvuranın mahkumiyeti öngörülen amaçlar doğrultusunda orantısız   bulunmakta, «demokratik bir toplum için gereklilik» oluşturmamaktadır.   O halde AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI   A. Tazminat   Başvuran 26.599 Euro maddi zarara uğradığını ileri sürmekte, ayrıca manevi tazminat olarak   350.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.   İddia edilen gelir kaybıyla ilgili olarak AİHM, sunulan delillerin AİHS’nin 10. maddesinin   ihlali ile başvuranların uğradıkları gelir kaybını kesin olarak ispatlar nitelikte olmadığını   kaydetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 27692/95,   28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ocak 2002).Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.   AİHM buna karşın, başvurana hükmedilen para cezasının AİHS’nin 10. maddesinin ihlaline   neden olduğunu hatırlatır. Hakkaniyete uygun ve elde edilen bilgiler ışığında AİHM,   başvurana 735 Euro maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir.   Manevi zararla ilgili olarak AİHM, hakkaniyete uygun olarak başvurana manevi tazminat için   7.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuran AİHM nezdinde yapmış oldukları giderler için 20.000 Euro talep etmektedir.   Başvuran kanıtlayıcı belge sunmamıştır.   Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.   Sunulan deliller ve mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı dikkate alınarak AİHM   başvurana yapmış olduğu tüm masraf ve harcamalar için makul olarak toplam 1.000 Euro   ödenmesini kararlaştırmaktadır.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. AİHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;   2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı Hükümetin   başvurana;   i.   maddi tazminat olarak 735 (yedi yüz otuz beş) Euro ödemesine;   manevi tazminat olarak 7.000 (yedi bin) Euro ödemesine;   masraf ve harcamalar için toplam 1.000 (bin) Euro ödemesine;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   ii.   iii.   iv.   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 3 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło