68959/01

WyrokETPCz2009-04-21ECLI:CE:ECHR:2009:0421JUD006895901

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy ogólny zakaz udziału w strajkach dla wszystkich urzędników państwowych, wprowadzony okólnikiem, stanowił nieproporcjonalną ingerencję w prawo do wolności zrzeszania się, w tym prawo do strajku, gwarantowane przez art. 11 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okólnik nr 1996/21, który w sposób ogólny zakazywał urzędnikom państwowym udziału w strajkach, stanowił nieproporcjonalną ingerencję w prawo skarżącego związku do wolności zrzeszania się, chronione przez art. 11 Konwencji. Chociaż prawo do strajku nie jest absolutne i może podlegać ograniczeniom, zwłaszcza w przypadku urzędników wykonujących władzę państwową, to jednak ogólny zakaz dla wszystkich urzędników, bez wyważenia z wymogami społeczeństwa demokratycznego, wykracza poza dopuszczalne granice. Trybunał podkreślił, że środki dyscyplinarne zastosowane wobec członków związku za udział w pokojowym zgromadzeniu miały efekt mrożący na korzystanie z praw związkowych.
Stan faktyczny
Skarżącym jest turecki związek zawodowy urzędników państwowych. W 1996 r. Dyrekcja Generalna ds. Kadr przy Premierze wydała okólnik nr 1996/21, który zakazywał urzędnikom udziału w akcjach zbiorowych i strajkach, grożąc konsekwencjami prawnymi. Okólnik ten został wydany na krótko przed planowanymi akcjami konfederacji związków zawodowych urzędników, mającymi na celu wywalczenie prawa do rokowań zbiorowych. Członkowie skarżącego związku wzięli udział w strajku i oświadczeniach prasowych, za co zostali ukarani dyscyplinarnie.
Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji. 2. Zasądza na rzecz skarżącego kwotę 1500 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 3. Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   ENERJĐ YAPI-YOL SEN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:68959/01)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (68959/01) no’lu davanın nedeni (T.C.   Devleti’nin bir sendikası olan) Enerji-Yapı Yol Sen’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 1 Eylül 2000 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına   iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ   oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından ꢁahbaz Baꢀel tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, tapu kadastro, enerji, altyapı hizmetleri ve yol yapımı konularında faaliyet gösteren   bir memur sendikasıdır. 1992 yılında kurulan sendikanın merkezi Ankara’da bulunmaktadır.   Nisan 1996 tarihinde, Baꢀbakanlık Personel Genel Müdürlüğü, 1996/21 sayılı bir genelge   yayımlamıꢀtır.   “(…) Bütün bu çalıꢀmaların (kamu görevlilerinin sendikal hakları konusunda Türk mevzuatının   aralarında AĐHS’nin de bulunduğu uluslar arası sözleꢀmelerle uyumu) sürdürülmesi devam ederken ve   henüz kamu görevlilerinin bu husustaki hukuki durumları açıklığa kavuꢀmamıꢀ iken ve kamu kurum   ve kuruluꢀlarında çalıꢀan memurların katılması hukuki statülerini belirleyen mevzuatla yasaklanmıꢀ   olmasına rağmen, toplu iꢀ bırakma ve iꢀ yavaꢀlatma eylemi hazırlıkları yapıldığı yolunda bilgiler   alınmıꢀtır.   (…) devlet otoritesinin zarar görmemesi, kamu güvenliğinin sağlanması, hizmetin aksamaması ve   memurların suça yönelmemesi bakımından;   Kamu kurum ve kuruluꢀlarında çalıꢀan çalıꢀan memurların, yukarıda belirtilen mahiyetteki toplantı ve   eylemlere katılmaları, bağlı oldukları üst düzey yöneticiler tarafından önlenecek, mesai ve hizmetin   devamlılığı sağlanacak, buna uymayanlar hakkında yasal iꢀlem yapılacaktır. (…)”   Sözkonusu genelge, memurlara toplu sözleꢀme hakkı tanınması için Kamu Emekçileri   Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenen eylemlerden beꢀ gün önce yayımlanmıꢀtır.   Baꢀvuran sendikanın yönetim kurulu üyeleri Cevat Kaya, Ataman Zengin ve Cengiz Faydalı   grevlere ve 18 Nisan 1996 tarihli basın açıklamalarına katılmıꢀlardır. Sonuç olarak, sözkonusu   üyeler disiplin cezasına çarptırılmıꢀtır.   Baꢀvuran, sözkonusu genelgenin iptali istemiyle Danıꢀtay’a baꢀvuruda bulunmuꢀtur.   Eylül 1996 tarihinde, Danıꢀtay, sözkonusu baꢀvuruyu reddetmiꢀtir. Danıꢀtay, ihtilaflı   genelgenin kamu görevlilerinin nasıl davranmaları gerektiği hakkındaki mevzuatın   hatırlatılması ile ilgili olduğuna kanaat getirmiꢀtir. Danıꢀtay’a göre, ihtilaf konusu genelge   icrai bir iꢀlem niteliği taꢀımamaktaydı ve yetkinin kötüye kullanıldığına dair bir ꢀikayete konu   olamazdı. Danıꢀtay ayrıca dava konusu genelgenin baꢀvuran sendikanın ve üyelerinin hukuki   durumunda hiçbir surette değiꢀiklik yapmadığına hükmetmiꢀtir.   Baꢀvuran, 24 Eylül 1996 tarihli karara karꢀı temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur.   Temmuz 1999 tarihinde, Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu itiraz edilen kararın   bütün hükümlerini onamıꢀtır.   Ocak 2000 tarihinde, Danıꢀtay, karar düzeltme talebini reddetmiꢀtir.   Mart 2000 tarihinde, 21 Ocak 2000 tarihli karar baꢀvuranın avukatına tebliğ edilmiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, 1996/21 sayılı genelge ile sendika özgürlüğü hakkının ihlal edildiği kanaatindedir.   Bu bağlamda baꢀvuran, AĐHS’nin 11. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   A. Müdahalenin mevcudiyeti   AĐHM, 31 Ocak 2008 tarihli kabuledilebilirliğe iliꢀkin kararında, baꢀvuranın mağdur sıfatı   bulunmadığına iliꢀkin Hükümet’in ön itirazının esasa eklenmesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuran, toplu eylemler ve gösteriler çerçevesinde memurlara ulusal greve katılmayı   yasaklayan itiraz konusu genelgenin, sendika özgürlüğü hakkını kullanmasına yönelik bir   müdahale olduğunu ileri sürmektedir.   Hükümet, söz konusu genelgenin hiçbir ꢀekilde baꢀvuranı etkilemediği görüꢀündedir.   Hükümet, yasal düzenlemeleri hatırlatmakta ve sözkonusu genelgenin ilgilinin yasal   faaliyetlerini yürütmesine engel olmadığını savunmaktadır. Hükümet, sonuç olarak, AĐHS’nin   11. maddesi uyarınca baꢀvuranın sendika hakkını kullanmasına yönelik hiçbir müdahalenin   bulunmadığı kanaatindedir.   AĐHM, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca baꢀvuruda bulunabilmek için, bir kiꢀinin, bir sivil   toplum örgütünün ya da ꢀahıs grubunun “AĐHS’de tanınan hakların ihlalinden mağdur”   olduğunu ileri sürebilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir ihlalden mağdur olduğunu ileri   sürebilmek için, bir kiꢀinin ihtilaflı tedbirin etkilerine doğrudan maruz kalması gerekmektedir   (Irlanda-Birleꢀik Krallık, 18 Ocak 1978 tarihli karar; Eckle-Almanya, 15 Temmuz 1982 tarihli   karar; Klass ve diğerleri-Almanya, 6 Eylül 1978 tarihli karar). Böylece AĐHS, AĐHS’de   tanınan hakların yorumlanması için actio popularis’e imkan tanımamaktadır; AĐHS ayrıca,   kiꢀilerin, sonuçlarına doğrudan maruz kalmadıkları bazı iç hukuk tedbirlerini, sırf AĐHS’yi   ihlal ettiklerini düꢀündükleri için ꢀikayet etme izni de vermemektedir (Norris-Đrlanda, 26   Ekim 1988 tarihli karar).   Öte yandan, kovuꢀturma korkusuyla tutumunu değiꢀtirmeye zorlandığı (Norris; Bowman-   Birleꢀik Krallık, baꢀvuru no: 24839/94) veya mevzuatın etkilerine doğrudan maruz kalma   riski taꢀıyan bir grubun içerisinde yer aldığı durumda (Burden-Birleꢀik Krallık, baꢀvuru no:   13378/05, 29 Nisan 2008; Johnston ve diğerleri-Đrlanda, 18 Aralık 1986; Open Door ve   Dublin Well Woman- Đrlanda, 29 Ekim 1992 tarihli karar) kendisine yönelik bir uygulama   olmasa da kiꢀi, yasanın haklarını ihlal ettiğini öne sürebilir.   Mevcut davada AĐHM, sözkonusu prensiplerin ıꢀığında, baꢀvuran sendikanın ihtilaflı   genelgenin etkilerine doğrudan maruz kaldığı ve sonuç olarak, sendika özgürlüğü hakkına   yönelik bir müdahaleden dolayı mağdur olduğunu ileri sürebileceği kanaatindedir. Zira   AĐHM, 1996/21 sayılı genelgenin memurlara toplu sözleꢀme hakkının tanınması için Kamu   Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenen eylemler çerçevesindeki ulusal   bir greve memurların katılmalarını yasakladığını gözlemlemektedir. Sözkonusu greve   katılanlar disiplin cezalarına çarptırılmıꢀtır. Oysa AĐHS’nin gerektirdiği, AĐHS’nin 11.   maddesine ters düꢀmeyecek koꢀullarda, yasal düzenlemenin, sendikalara, üyelerinin   çıkarlarını savunmak için mücadele etme imkanı tanınmasıdır (Schimdt ve Dahlström – Đsveç,   ꢁubat 1976; Belçika Ulusal Polis Sendikası- Belçika, 27 Ekim 1975; Đsveç Lokomotif   Sürücüleri Sendikası-Đsveç 6 ꢁubat 1976). Bir sendikaya sesini duyurma imkanı sağlayan   grev, sendika üyelerinin çıkarlarının korunmasında üyeler açısından önemli bir unsurdur   (Schmidt ve Dahlström). AĐHM, ILO’nun denetim organları tarafından, grev hakkının,   sendika özgürlüğü ve sendikalaꢀma hakkının korunmasına iliꢀkin ILO’nun 87 sayılı   Sözleꢀmesi ile güvence altına alınan sendikal örgütlenme hakkının ayrılmaz bir parçası olarak   kabul edildiğini kaydetmektedir (AĐHM tarafından AĐHS dıꢀında dikkate alınan uluslararası   hukuk unsurları için bkz, Demir ve Baykara). AĐHM, Avrupa Sosyal ꢁartı’nın da grev   hakkını, toplu görüꢀme hakkının etkin iꢀleyiꢀini sağlamaya yönelik bir yöntem olarak kabul   ettiğini hatırlatmaktadır. Bu itibarla, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddetmektedir.   B. Müdahalenin yerindeliği   “Yasa ile öngörüldüğü”, AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı uyarınca bir veya birden çok   meꢀru amaç izlediği ve sözkonusu amaçlara ulaꢀmak için “demokratik bir toplumda” gerekli   olduğu ortaya konmadığı sürece böyle bir müdahale AĐHS’nin 11. maddesini ihlal etmektedir.   1. “Yasa ile öngörülme”   AĐHM, “yasa ile öngörülme” ifadesinin öncelikle ihtilaf konusu müdahalenin iç hukukta   dayanağı olmasını gerektirdiğini, “yasa” terimini ꢀeklen değil özü itibarıyla algıladığını ve   yasa terimine yetkili merciler tarafından yasayla kendilerine verilen yetkiye dayanarak   düzenlenen “yasalardan alt” düzeydeki metinleri de eklediğini hatırlatmaktadır (Frérot-   Fransa, baꢀvuru no: 70204/01, 12 Haziran 2007; Lavents-Letonya, baꢀvuru no: 58442/00, 28   Kasım 2002).   AĐHM, mevcut davada, kural koyucu yetkinin uygulanması sonucu ortaya çıkan 1996/21   sayılı genelgenin ihtilaflı müdahalenin yasal temelini oluꢀturduğu kanaatindedir.   2. “Meꢀru Amaç”   AĐHM bu baꢀvurudaki müdahalenin AĐHS’nin 11/2 maddesinde yer alan meꢀru bir amacı   izlediğinden ꢀüphe etmektedir. AĐHM bununla birlikte böylesi bir müdahalenin gerekliliği   hususunda vardığı netice çerçevesinde bu sorunu incelemeyi gerekli görmemektedir (Urcan   ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04,   23073/04, 23081/04, 23086/04, 23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04, 1 7 Temmuz   2008).   3. “Demokratik bir toplumda gereklilik”   Belçika Ulusal Polis Sendikası- Belçika ve Schmidt ve Dahlström kararlarına atıfta bulunarak   Hükümet, AĐHS’nin 11. maddesinin sendikalara Devlet tarafından belli bir muamele   yapılmasını güvence altına almadığını, Sözleꢀme’nin devlete getirdiği yükümlülüğün,   devletin uygun gördüğü imkanlarla, sendikaların üyelerinin çıkarlarının korumak için   mücadele etmelerine imkan tanımak olduğunu belirtmektedir. Hükümet’e göre, ihtilaflı   genelge, AĐHS’nin 11/2 maddesi uyarınca, yürürlükteki bir mevzuatın uygulanmasına iliꢀkin   bir hatırlatmaydı. Ayrıca Hükümet, 10 Aralık 2002 tarihinde, 2001/53 sayılı genelge ile   memurların toplu sözleꢀme haklarını kullanma koꢀullarını belirleyen 4688 sayılı yasa   uyarınca 1996/21 sayılı genelgenin yürürlükten kaldırıldığını hatırlatmaktadır.   Baꢀvuran, görüꢀlerini yinelemekte ve Hükümet’in iddialarına karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvurana   göre, itiraz edilen genelge, grevleri yasaklayarak sendikal özgürlüğünü kullanmasına orantısız   kısıtlamalar getirmiꢀtir.   Devletler bakımından AĐHS’nin 11. maddesinden kaynaklanan pozitif ve negatif   yükümlülüklere iliꢀkin genel ilkeler ile ilgili olarak AĐHM, Demir ve Baykara kararında   ortaya koyduğu içtihadına atıfta bulunmaktadır.   Đꢀbu davada sözkonusu ilkelerin   uygulanmasına iliꢀkin olarak, AĐHM, ihtilaf konusu genelgenin, memurlara toplu sözleꢀme   hakkının tanınması için Kamu Emekçileri Sendikası tarafından düzenlenen eylemlerden beꢀ   gün önce, devlet memurlarının sendika hakkı konusunda Türk mevzuatını uluslararası   sözleꢀmelere uygun hale getirme çalıꢀmalarının sürdüğü bir sırada ve devlet memurlarının   hukuki statülerinin belirsiz olduğu bir zamanda kabul edildiğini gözlemlemektedir.   AĐHM, grev hakkının mutlak bir niteliği olmadığını kabul etmektedir. Grev hakkı, bazı   koꢀullara bağlı olabilir, sözkonusu hakka bazı kısıtlamalar getirilebilir. Dolayısıyla, sendikal   özgürlük ilkesi Devlet adına yetki kullanan memurlara grev hakkı yasağı ile bağdaꢀabilir.   Ancak, bazı memur kategorilerine grev yasağı getirilse bile (mutatis, mutandis, Pellegrin-   Fransa, baꢀvuru no: 28514/95) grev hakkının yasaklanması mevcut davadaki gibi genel   olarak memurları veya Devlet’e ait ticari ve endüstriyel kuruluꢀlarda görev yapan iꢀçileri   kapsayamaz. Grev hakkına getirilen yasal kısıtlamaların, kısıtlamaya konu memur   kategorilerini mümkün olduğunca açık ve sınırlayıcı bir biçimde tanımlaması gerekmektedir.   AĐHM’nin görüꢀüne göre, mevcut davada, ihtilaf konusu genelge, AĐHS’nin 11. maddesinin   2. paragrafında sıralanan amaçların gerekleri ile dengelenmeden tüm memurlara mutlak   ꢀekilde grev hakkını yasaklayan genel ifadelerle kalem alınmıꢀtır. Ayrıca AĐHM, dosyada, 18   Nisan 1996 ulusal eylem gününün yasaklandığına dair hiçbir bulgu bulunmadığını   kaydetmektedir. Genelge ile sadece sözkonusu eylem gününe memurların katılımı   yasaklanmaktaydı. Sözkonusu eyleme katılarak, baꢀvuran sendikanın yönetim kurulu üyeleri   yalnızca barıꢀçıl toplanma özgürlüklerini kullanmıꢀtır (Ezelin-Fransa, 26 Nisan 1991 tarihli   karar). Dava konusu genelgeye dayanılarak sözkonusu kiꢀiler disiplin cezasına çarptırılmıꢀtır.   AĐHM, sözkonusu cezaların, üyelerinin çıkarlarını savunmak amacıyla eylemlere veya böyle   bir greve katılmayı isteyen sendika üyeleri ve diğer kiꢀiler açısından caydırıcı nitelik taꢀıdığı   kanaatindedir (Urcan ve diğerleri ve Karaçay-Türkiye 27 Mart 2007 tarihli karar). AĐHM,   Hükümet’in demokratik bir toplumda dava konusu kısıtlamanın gereklikliliğini ortaya   koymadığını belirtmektedir.   Kendi incelemesini yapan AĐHM, sözkonusu genelgenin kabulü ve uygulanmasının “zorlayıcı   bir sosyal gereksinimi” karꢀılamadığı ve baꢀvuran sendikanın AĐHS’nin 11. maddesi ile   tanınan hakları etkili bir ꢀekilde kullanmasına yönelik orantısız bir müdahale oluꢀturduğu   sonucuna ulaꢀmaktadır.   Bu itibarla AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, maddi veya manevi tazminat talebinde bulunmamıꢀtır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderler için 6.350 TL (yaklaꢀık   3.150 Euro) talep etmektedir. Sözkonusu miktarın hesap dökümü ꢀu ꢀekildedir: avukatlık   ücreti için 6.000 TL ve çeviri masrafları için 350 TL. Belge olarak baꢀvuran, avukatlık ücret   makbuzu ile çeviri ücreti faturasını sunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak   gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir.   Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak   AĐHM, tüm masraflar için baꢀvurana 1.500 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;   2. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana yargılama masraf ve giderleri için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro)   ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   3. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 21 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło