69790/01

WyrokETPCz2006-11-09ECLI:CE:ECHR:2006:1109JUD006979001

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa, który prowadził postępowanie w sprawie cywilnej, narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji, zwłaszcza gdy sędzia wojskowy uczestniczył w czynnościach merytorycznych, które nie zostały powtórzone przez skład cywilny?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa (DGM) w Turcji, który rozpatrywał sprawę cywila, narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił, że nawet jeśli sędzia wojskowy został później zastąpiony przez sędziego cywilnego, to nie usuwa to wątpliwości co do zgodności całego postępowania z zasadami Konwencji, jeśli sędzia wojskowy uczestniczył w czynnościach merytorycznych, które nie zostały powtórzone przez nowy, cywilny skład sądu. W niniejszej sprawie sędzia wojskowy brał udział w przesłuchaniach świadków i innych czynnościach, które miały wpływ na istotę sprawy i nie zostały powtórzone.
Stan faktyczny
Skarżąca, Mualla Kök, działaczka partii HADEP, została oskarżona o propagandę na rzecz PKK po wygłoszeniu przemówienia na kongresie w Stambule w 1997 roku. Policja nagrała jej przemówienie i sporządziła raport, w którym twierdzono, że skarżąca wykonała znak zwycięstwa i wykrzyknęła „Biji PKK”. Skarżąca zaprzeczyła wykrzykiwaniu tego hasła. Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM), w którego składzie początkowo zasiadał sędzia wojskowy, skazał ją na 3 lata i 9 miesięcy pozbawienia wolności, opierając się na zeznaniach policjantów, mimo że nagrania wideo nie potwierdzały jednoznacznie zarzucanego hasła. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny.
Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie: 1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Stambule. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby badania innych skarg w świetle art. 6 Konwencji. 4. Stwierdza, że nie ma potrzeby badania skargi w świetle art. 10 Konwencji. 5. Stwierdza, że niniejszy wyrok sam w sobie stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 6. Zasądza na rzecz skarżącej 2 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, pomniejszone o 715 EUR pomocy prawnej otrzymanej od Rady Europy, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 7. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   KAVAK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 69790/01)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Kasım 2006   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (69790/01) baꢀvuru no’lu davanın nedeni, bu ülke   vatandaꢀı Mualla Kök’ün (baꢀvuran) 3 Nisan 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne   (Mahkeme) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Adli yardımdan yararlanan baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından F. Karakaꢀ Doğan   tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVA ꢁARTLARI   Baꢀvuran, 1966 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Olayların gerçekleꢀtiği sırada baꢀvuran HADEP ( Halkın Demokrasi Partisi ) Bayrampaꢀa Đlçe   Baꢀkanlığı görevini yürütmekteydi. Baꢀvuran, 7 Aralık 1997 tarihinde Đstanbul’da yapılan   olağanüstü HADEP kongresi esnasında bir konuꢀma yapmıꢀ ve bu konuꢀma polis tarafından   kayda alınmıꢀtır.   Polis komiserleri Kemal Çınar ve Gülꢀen Bilgin 8 Aralık 1997 tarihinde sözkonusu kongrede   yapılan konuꢀmaları hazırladıkları bir raporla yazıya dökmüꢀlerdir. Raporda baꢀvuranla   iliꢀkili olarak, siyasi mücadeleyi etkin bir biçimde sürdürmek gerektiğini söylediği ve   kürsüden ayrılırken eliyle zafer iꢀareti yaparak « Biji PKK » ( « Yaꢀasın PKK » ) diye   bağırdığı belirtilmiꢀtir.   Mart 1998 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi adıgeçen kongrede yapılan   konuꢀmaların yer aldığı ses kasetlerinin çözümü için polis memuru Abdullah Seçgin’i   görevlendirmiꢀtir.   Bunun akabinde, Đstanbul Cumhuriyet Baꢀsavcısı sözkonusu kongrede konuꢀma yapan   baꢀvuranın da aralarında bulunduğu kiꢀiler hakkında adli soruꢀturma açmıꢀtır.   Mart 1998 tarihinde Savcılık yetkili makamlardan baꢀvuranın ifadesinin alınmasını   istemiꢀtir.   Mart 1998 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Nusrettin Kaplan’ı   dinlemiꢀtir. Adıgeçen, HADEP kongresine üye sıfatıyla katıldığını beyan etmiꢀtir.   Savcı 26 Mart 1998 tarihinde Arife Çınar’ı dinlemiꢀtir. Adıgeçen, kongre esnasında yasadıꢀı   nitelikte hiçbir konuꢀma yapılmadığını beyan etmiꢀtir.   Yine 26 Mart 1998 tarihinde Savcı baꢀvuranın ifadesini almıꢀtır. Baꢀvuran bir konuꢀma   yaparak eliyle zafer iꢀareti yaptığını kabul etmiꢀ ancak «Biji PKK » ꢀeklinde bağırdığını inkar   etmiꢀtir.   Nisan 1998 tarihinde Savcı, baꢀvuranın yaptığı konuꢀmayı kayda alan polis memurları   Mahir Koyuncu ve Muammer Dündar’ı tanık olarak dinlemiꢀtir. Adıgeçenler, kongrenin   gerçekleꢀtirildiği salonun kalabalık ve gürültülü olduğunu ancak baꢀvuranın zafer iꢀareti   yaparak «Biji PKK » diye bağırdığını ifade etmiꢀlerdir.   Haziran 1998 tarihli bir iddianame ile Savcı 3713 sayılı kanunun 7 § 2. maddesi temelinde   PKK propagandası yapmak suçlamasıyla baꢀvuran aleyhinde bir ceza davası açmıꢀtır.   Biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluꢀan DGM, 22 Haziran 1998 tarihinde   baꢀvuranın dosyasını incelemeye baꢀlamıꢀtır. Mahkeme baꢀvurana iddianamenin bir suretini   tebliğ ederek bir mahkeme celbi göndermiꢀtir. Ayrıca tanık polis memurları Muammer   Dündar ve Mahir Koyuncu’ya birer mahkeme celbi gönderilmiꢀtir.   Eylül 1998 tarihinde, biri askeri hakim ikisi sivil olmak üzere üç hakimden müteꢀekkil   Devlet Güvenlik Mahkemesi baꢀvuranın gıyabında bir duruꢀma yapmıꢀtır. DGM, mahkeme   celbinin baꢀvuranın eꢀine tebliğ edildiğini ancak baꢀvuranın duruꢀmaya katılmadığını tespit   etmiꢀtir. Mahkeme polis memuru Mahir Koyuncu’yu dinlemiꢀ, adıgeçen baꢀvuranın eliyle   zafer iꢀareti yaparak «Biji PKK » dediğini beyan etmiꢀtir. Mahkeme Savcı’nın talebi üzerine   diğer polis memuru Muammer Dündar’ı dinlemekten vazgeçmiꢀtir. DGM baꢀvuran için   yeniden bir mahkeme celbi çıkararak, bir kez daha duruꢀmaya katılmaması halinde hakkında   gıyabi tevkif müzekkeresi çıkarılmasına karar verilmiꢀtir.   kasım 1998 tarihinde biri askeri yargıç ikisi sivil yargıç olmak üzere üç yargıçtan oluꢀan   DGM baꢀvuranın gıyabında bir duruꢀma daha yaparak, mahkeme celbinin baꢀvuranın evinde   kalan bir kiꢀiye tebliğ edildiğini belirtmiꢀtir. «atılı suçun cinsi ve kaçma ihtimali»ni dikkate   alan DGM, baꢀvuran hakkında gıyabi tevkif müzekkeresi çıkarmıꢀtır.   Aralık 1998 tarihinde biri asker ikisi sivil üç hakimden müteꢀekkil DGM, baꢀvuran ve   avukatının hazır bulunduğu bir duruꢀma yapmıꢀtır. Baꢀvuran Mahkeme’ye daha önceki   duruꢀmalara adres değiꢀikliği nedeniyle katılamadığı bilgisini vermiꢀtir. Kongrede bir   konuꢀma yaptığını ve eliyle zafer iꢀareti yaptığını kabul eden baꢀvuran kendisine yöneltilen   diğer suçlamaları reddetmiꢀtir. Öte yandan baꢀvuran polis tarafından yapılan ses kaydının da   «Biji PKK » ꢀeklinde bir ifadede bulunmadığını gösterdiğini ancak polislerin ses kayıtlarının   yazılı çözümlerinde bu ifadeye yer verdiklerini belirtmiꢀtir. Baꢀvuran Mahkeme tarafından   dinlenen polis memurunun sorgulanmasını ve ses kayıtlarının bir bağımsız uzman tarafından   incelenmesini talep etmiꢀtir.   Ocak 1999 tarihli duruꢀmada DGM Hakimi E.C, bir mahkeme katibi, bir mübaꢀir ve   baꢀvuranın avukatının eꢀliğinde sözkonusu konuꢀmanın video kaydını izlemiꢀtir. Hazırlanan   tutanakta ilgili tarafından yapılan konuꢀmanın net olarak duyulmasının mümkün olmadığı ve   böylesi   bir   beyanda   bulunulmadığı   tespit   edilmiꢀtir   ( « herhangibir suç unsurlarının olmadığ ı » ).   Biri asker ikisi sivil olmak üzere üç hakimden oluꢀan DGM 18 ꢁubat 1999 tarihinde   baꢀvuran ve avukatının hazır bulunduğu bir duruꢀma yaparak polis memurları Kemal Çınar ve   Gülꢀen Bilgin’in dinlenilmesine karar vermiꢀtir. Baꢀvuranın avukatı ses kayıtlarının   anlaꢀılmaz olması sebebiyle bu kayıtların dinlenilmesine gerek olmadığını ifade etmiꢀtir.   DGM, 29 Nisan 1999 tarihinde ifadelerine baꢀvurmak için tanıklar Kemal Çınar ve Gülꢀen   Bilgin’e birer mahkeme celbi göndermiꢀtir.   Biri asker ikisi sivil olmak üzere üç hakimden oluꢀan DGM 19 ꢁubat 1999 tarihinde baꢀvuran   ve avukatının gıyabında yapılan duruꢀmada, devlet memuru olmaları nedeniyle istedikleri   zaman duruꢀmaya katılamayacaklarını belirterek bu tarihte dinlenilmeyi talep eden tanıklar   Kemal Çınar ve Gülꢀen Bilgin’i dinlemiꢀtir. Gülꢀen Bilgin baꢀvuranın 7 Aralık 1997 tarihinde   HADEP kongresi sırasında yaptığı konuꢀmayı ve baꢀvurana yöneltilen suçlamaların   doğruluğunu teyit etmiꢀtir. Kemal Çınar ise olayların bir yıl önce gerçekleꢀtiğini ifade ederek   tam olarak hatırlamadığını belirtmiꢀ ve yapılan konuꢀmalara iliꢀkin yazılı tutanağı esas   almıꢀtır.   Baꢀvuran hakkında çıkarılan gıyabi tevkif müzekkeresi uyarınca 11 Mart 1999 tarihinde polis   tarafından tutuklanmıꢀtır.   Bir askeri hakim ve iki sivil hakimden müteꢀekkil DGM, 29 Nisan 1999 tarihinde yapılan   baꢀvuranın katılmadığı ancak avukatının hazır bulunduğu duruꢀmada Gülꢀen Bilgin ve Kemal   Çınar’ın ifadelerini okumuꢀtur. Baꢀvuranın avukatı, sözkonusu tanıkların ifadelerinin   kendisinin ve müvekkilinin gıyabında alınmasına itiraz etmiꢀtir. DGM sözkonusu polislerin   baꢀvuran ve avukatının gıyabında bir ara duruꢀmada dinlenildiği tespitinde bulunmaktadır.   Baꢀvuran sözkonusu ifadelere, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun ihlal edilerek alınmıꢀ   olmaları sebebiyle ve tanıkları sorgulama imkanı bulunmaması nedeniyle itiraz etmiꢀtir.   Mahkeme, avukatın tanıkları sorgulama talebini reddetmiꢀtir.   Haziran 1998 tarihinden 24 Nisan 1999 tarihine kadar DGM biri askeri hakim olmak üzere   üç hakimden oluꢀmaktaydı.   Üç sivil hakimden müteꢀekkil DGM 6 Temmuz 1999 tarihinde baꢀvuran ve avukatının hazır   bulunduğu duruꢀmada tanıklar Mecit Aygün, Nizamettin Öztürk ve Kemal Yağıꢀ’ı   dinlemiꢀtir. Adıgeçen tanıklar baꢀvuranın «Biji PKK » ꢀeklinde bağırmadığını beyan   etmiꢀlerdir.   Savcılık 23 Eylül 1999 tarihinde yapılan baꢀvuranın katılmadığı ancak avukatının hazır   bulunduğu duruꢀmada 3713 sayılı kanunun 169 ve Türk Ceza Kanunu’nun 5. maddeleri   temelinde esasa iliꢀkin taleplerini sunmuꢀtur.   Baꢀvuranın avukatı 15 Ekim 1999 tarihinde savunma layihasını sunmuꢀtur. Baꢀvuranın   avukatı savunmasında, kongereye bir çok katılımcının iꢀtirak ettiğini, baꢀvuran konuꢀmasını   yaptığı esnada katılımcılar tarafından sloganlar atıldığını, ses kayıtlarının çözümünden   müvekkilinin «Biji PKK » ꢀeklinde bir ifade kullandığının kesin olarak anlaꢀılmadığını   belirterek müvekkilinin bu türden ifadeleri kullandığını teyit eden tanıkların bir ara duruꢀma   yapılarak dinlenmiꢀ olmalarına ve kendisine sözkonusu tanıkları sorgulama imkanı   tanınmamasına itiraz etmiꢀtir.   DGM 19 Ekim 1999 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun 169. ve 3713 sayılı kanunun 5.   maddeleri uyarınca baꢀvuranı PKK’ ya yardım ve yataklık etmek suçlarından üç yıl dokuz ay   hapse mahkum etmiꢀtir. Gerekçeli kararında DGM baꢀvuranın olayların meydana geldiği   dönemde HADEP Bayrampaꢀa Đlçe Baꢀkanı olduğunu belirtmiꢀtir. Mahkeme,baꢀvuranın   HADEP 1. Olağanüstü Kongresinde bir konuꢀma yaptığını ve kürsüden ayrılırken eliyle zafer   iꢀareti yaparak «Biji PKK » ꢀeklinde bağırdığını belirtmiꢀtir. Bu durum kongrede hazır   bulunan polisler tarafından düzenlenen tutanaklar ve sözkonusu polislerin verdikleri yeminli   ifadelerle teyit edilmiꢀtir. Mahkeme, 12 kasım 1999 tarihinde ses kayıtlarını dinlediğini ancak   bu kayıtların anlaꢀılmaz olduğunu ve görüntü kayıtlarını izlediğini ancak sözkonusu   kayıtlarda herhangi bir kanıt unsuruna rastlanmadığından bu kayıtları dikkate almadığını   belirtmiꢀtir. PKK silahlı bir terör örgütü olduğundan bu terör örgütünü övücü ifadeler de   yasadıꢀı silahlı bir örgüte yardım ve yataklık etme kapsamında kabul edilebilir.   Kasım 1999 tarihinde baꢀvuran Yargıtay’a temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur.   Haziran 2000 tarihinde Yargıtay Baꢀsavcısı yazılı mütalaasını vererek Yargıtay’dan itiraz   edilen kararın onanmasını talep etmiꢀtir. Sözkonusu mütalaa baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir.   Yargıtay 25 Ekim 2000 günü saat 9’da bir duruꢀma yapılacağı hususunda baꢀvuranı   bilgilendirmiꢀtir. Đlgilinin avukatı Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde bir duruꢀması   olduğundan sözkonusu duruꢀmaya mesleki nedenlerle katılamayacağı hususunda Yargıtay’ı   bilgilendirmiꢀtir. Yargıtay bu gerekçeyi reddetmiꢀtir.   Yargıtay 2 Kasım 2000 tarihinde aldığı kararla itiraz edilen kararı onamıꢀtır. Mahkem   baꢀvuranın avukatı tarafından beyan edilen özrün geçerli bir nedene dayanmadığını ve uygun   bir biçimde toplandığını belirtmiꢀtir.   Yargıtay 8 Ocak 2001 tarihli kararla 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar Đꢀlenen Suçlardan Dolayı   ꢁartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı kanun uyarınca   baꢀvuran hakkında verilen cezanın infazının ertelenmesine karar vermiꢀtir. Ayrıca Mahkeme,   erteleme tarihinden itibaren beꢀ yıl içinde aynı cezaya ya da daha ağır bir cezaya çarptırılması   durumunda ilgilinin hakkında verilen cezanın ugulanacağını belirtmiꢀtir.   HUKUK AÇISINDAN   AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki davanın hakkaniyete uygun bir   biçimde görülmediğinden ve 22 haziran 1998’den 24 Nisan 1999 tarihine kadar bünyesinde   askeri bir hakim bulunması nedeniyle DGM’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme   olmadığından yakınmaktadır.   Baꢀvuran delil olmadan kendisinin «Biji PKK » ꢀeklinde bağırmaktan dolayı suçlanarak   mahkum edildiğini, oysa polis tarafından yapılan ses kaydında böyle bir ifadenin yer   almadığını öne sürmüꢀtür. Baꢀvuran sözkonusu bantların kayıt ve çözümlerinin bu davada   uzman olarak görevlendirilmiꢀ polisler tarafından gerçekleꢀtirildiğini ve sözkonusu kiꢀilerin   objektif uzmanlar olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmektedir. Ayrıca tanık olarak   çağırdığı kiꢀilerin «Biji PKK » demediğini beyan ettiklerini ifade etmektedir.   Baꢀvuran DGM’nin polis memuru Mahir Koyuncu’yu sorgulamasına imkan tanımaksızın   gıyabında dinlediğini ve Muammer Dündar’ı dinlemekten vazgeçtiğini belirtmektedir. Ayrıca   baꢀvuran DGM’nin Gülꢀen Bilgin ve Kemal Çınar’ı gıyabında bir duruꢀma yaparak dinlemiꢀ   olmasından da yakınmaktadır.   Son olarak baꢀvuran Yargıtay Baꢀsavcısı’nın mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğini iddia   etmektedir.   Baꢀvuran AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.   Kabuledilebilirliğe dair   AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. madde anlamında açıkça dayanaktan yoksun olarak ilan   edilemeyeceğini tespit etmektedir. Ayrıca mevcut baꢀvuru hiçbir kabuledilemezlik   gerekçesiyle karꢀılaꢀmamaktadır. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilirdir.   Esasa dair   1. Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin tarafsızlık ve bağımsızlığına iliꢀkin   Hükümet bir anayasa değiꢀikliği yapılarak Devlet Güvenlik Mahkemesi bünyesinde bulunan   askeri hakimin sivil bir hakimle değiꢀtirildiğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle 19 Ekim 1999   tarihli DGM kararı bu yeni oluꢀum tarafından askeri hakim olmadan alınmıꢀtır.   Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.   AĐHM baꢀvuranın baꢀlangıçta aralarında bir askeri hakimin de bulunduğu üç hakimden oluꢀan   Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılandığını tespit etmektedir. Bu yargılama   sırasında Anayasa’nın 143. maddesinin 18 Haziran 1999 tarihinde 4388 sayılı kanunla   değiꢀtirilmesini müteakip askeri hakimler DGM bünyesinden çıkarılarak yerlerine sivil   hakimler atanmıꢀtır. Sözkonusu tarihe kadar baꢀvuranın davasına bakan askeri hakim için de   durum bu ꢀekilde cereyan etmiꢀtir.   Bununla birlikte, askeri hakimin yerine sivil bir hakimin atanmıꢀ olması mevcut davada   ortaya çıkan kurumsal sorunu çözmek için tek baꢀına yeterli olmayacaktır. Yargılama   sürecinin tamanının kurallara uygunluğu noktasında var olan ꢀüphelerin hakim heyetinin   değiꢀmesinden sonra ortadan kalkması gerekir ( Öcalan – Türkiye, no: 46221/99, § 115, ve   Ceylan - Türkiye, no: 68953/01 ). Bu nedenle her davada öncelikle askeri hakimin katılımıyla   gerçekleꢀtirilmiꢀ yargılama iꢀlemlerinin «hazırlık» iꢀlemleri ile «esas» iꢀlemler arasında bir   ayrım yaparak incelemek ve akabinde «esasa iliꢀkin iꢀlemler»in askeri hakimin yerine sivil   hakim atanmasından sonra da mutat bir ꢀekilde yinelenip yinelenmediğine bakılmalıdır   ( adıgeçen, Öcalan, § 117 ).   Mevcut davada, dosya unsurları gözönüne alındığında AĐHM, Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin oluꢀumunda gidilen değiꢀikliğin 6 Temmuz 1999 tarihinde gerçekleꢀtiğinin   altını çizmektedir. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 22 Haziran 1998’den 24 Nisan 1999   tarihine kadar bir askeri hakim ve iki sivil hakim olmak üzere üç hakimden müteꢀekkil idi. Bu   duruꢀmalar sırasında DGM baꢀvuran ve avukatının gıyabında, sözkonusu konuꢀmayı kayda   alan polis memuru Mahir Koyuncu’yu dinlemiꢀ ve diğer polis memuru Muammer Dündar’ı   dinlemekten vazgeçmiꢀtir. Aynı Mahkeme 12 Ocak 1999 tarihli duruꢀmada konuꢀmanın video   kaydını izleyerek baꢀvurana isnad edilen ifadeyi duymadığını belirtmiꢀtir. Son olarak   Mahkeme yine baꢀvuran ve avukatının gıyabında yapılan bir ara duruꢀmada polis memurları   Kemal Çınar ve Gülꢀen Bilgin’i dinlemiꢀtir. Ancak AĐHM, baꢀvuranın kendisine yöneltilen   suçlamaları kesin bir dille inkar etmiꢀ olduğunu ve 6 Temmuz 1999 tarihinde sadece sivil üç   hakimden müteꢀekkil yeni Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yapılan duruꢀmada baꢀvuran   tarafından çağırılan tanıkların baꢀvuranın ifadesini teyit ettiklerini tespit etmektedir. Üstelik   baꢀvuranın aleyhte tanıkların yeniden dinlenmesi talebi Mahkemece reddedilmiꢀtir. Böylelikle   AĐHM, DGM bünyesinde askeri bir hakimin yer aldığını ve bu askeri hakimin esasa iliꢀkin   duruꢀmalara katılarak sivil hakimlerce yinelenmeyen yargılama iꢀlemlerine iꢀtirak ettiğini   tespit etmektedir.   Ancak AĐHM, adıgeçen Öcalan kararında ( § 115 ), Büyük Daire’nin « ꢀayet askeri bir hakim   bir ya da birden çok yargılama iꢀlemine iꢀtirak etmiꢀ ve daha sonra bu iꢀlemler ilgili ceza   mahkemesi nezdinde geçerli olmaya devam etmiꢀse, sanık haklı olarak yargılama sürecinin   tamamına iliꢀkin kuꢀku duyabilir » kanaatine vardığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle askeri bir   hakimin bir sivile karꢀı açılan bir davada yargılamanın esasına ait bir yargılama iꢀlemine   katılmıꢀ olması tüm yargılama sürecini bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından   yürütüldüğü görünümü sergilemekten mahrum bırakır.   Bu sebeplerle AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Yargıtay önünde yapılan yargılamanın hakkkaniyete   uygunluğu hakkında   Hükümet baꢀvuranın iddialarına itiraz etmektedir.   AĐHM daha önce de benzer davalarda, bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksunluğu kanıtlanmıꢀ   bir mahkemenin hiçbir ꢀart altında davasını gördüğü kiꢀilere adil bir yargılamayı garanti   edemeyeceğine hükmettiğini hatırlatmaktadır ( bkz., özellikle, Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim   tarihli karar ).   Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiği   kararını gözönünde bulunduran AĐHM diğer ꢀikayetleri incelemeye gerek görmemiꢀtir (bkz.,   Canevi ve diğerleri – Türkiye, no: 10 Kasım 2004 tarihli karar, ve Kutal ve Uğraꢀ – Türkiye,   no: 61648/00, § 32, 13 Haziran 2006 ).   AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran «Biji PKK» ꢀeklinde bir ifadede bulunduğu gerekçesiyle hakkında mahkumiyet   kararı verilmesiyle AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerinin ihlal edildiği iddiasında bulunmaktadır.   AĐHM, bu ꢀikayetin 10. madde yönünden incelenmesine karar vermiꢀtir.   Hükümet baꢀvuranın tezine itiraz etmektedir.   Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiği   kararını gözönünde bulunduran AĐHM sözkonusu düzenlemenin mevcut davada ihlal edilip   edilmediğini incelemeye gerek olmadığı görüꢀündedir.   AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Maddi tazminat olarak 10 000 Euro talep eden baꢀvuran manevi tazminat olarak ise 3 000   Euro talep etmektedir.   Talep edilen miktara itiraz eden Hükümet Çıraklar kararına ( § 82 ) atıfta bulunmaktadır.   AĐHM mevcut dava koꢀullarında ihlal tespitinin iddia edilen manevi zararın tazmini için   yeterli bir adil tatmin teꢀkil ettiğini değerlendirmektedir ( Çıraklar, adıgeçen, § 49 ).   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuran ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3 750 Euro   talep etmektedir. Ayrıca baꢀvuran tercüme, posta ve sekreterlik hizmeti masrafları için 2 000   Euro talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre, bir baꢀvuran yaptığı masraf ve harcamaların iadesini   ancak sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliğini, zorunluluğunu ve makul oranda   olduğunu ispatladığı sürece elde edebilir. Elindeki unsurları ve yukarıda adıgeçen kriterleri   gözönünde bulunduran AĐHM mevcut davayla ilgili olarak yapılan masraf ve harcamalar için,   hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 2 500 Euro ödenmesine ve ödeme yapılırken bu   meblağdan, Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 715 Euro ( yedi yüz doksan ) tutarındaki adli   yardımın düꢀülmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına üç puan eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvurunun geriye kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması   sebebiyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6. maddesi yönünden yapılan diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;   4. AĐHS’nin 10. maddesi yönünden yapılan ꢀikayetin incelenmesine gerek olmadığına ;   5. Mevcut kararın baꢀlı baꢀına manevi zararın tazmini için yeterli bir adil tatmin teꢀkil   ettiğine;   6. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü   vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana masraf ve harcamaları   için 2 500 Euro ( iki bin beꢀ yüz) ödenmesine;   ödeme yapılırken bu meblağdan Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 715 Euro tutarındaki   adli yardımın düꢀülmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   Karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 9 Kasım 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło