70335/01
WyrokETPCz2008-01-08ECLI:CE:ECHR:2008:0108JUD007033501
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie cywila przez sąd wojskowy za rozpowszechnianie broszury dotyczącej służby wojskowej naruszyło jego prawo do rzetelnego procesu przed niezawisłym i bezstronnym sądem (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz wolność wyrażania opinii (art. 10 Konwencji)?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że sąd wojskowy, składający się z sędziów wojskowych i oficera, nie mógł być uznany za niezawisły i bezstronny w sprawie cywila oskarżonego o przestępstwo związane z wojskiem, co naruszyło art. 6 ust. 1 Konwencji. W odniesieniu do art. 10, Trybunał stwierdził, że ingerencja w wolność wypowiedzi skarżącego, polegająca na skazaniu go za rozpowszechnianie broszury zawierającej wypowiedzi pacyfisty, była nieproporcjonalna do zamierzonego celu. Trybunał podkreślił, że treść broszury, choć krytyczna wobec służby wojskowej, nie nawoływała do przemocy, zbrojnego oporu ani nienawiści, a okoliczności jej rozpowszechniania nie sugerowały natychmiastowego zagrożenia dezercją. Wysokość kary (dwa miesiące więzienia) również została uznana za surową, co przyczyniło się do stwierdzenia braku proporcjonalności.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Şanar Yurdatapan, urodzony w 1941 r., mieszka w Stambule. W 1999 r. rozpowszechnił broszurę pt. „Düşünce Özgürlüğü - No. 38”, zawierającą wypowiedzi pacyfisty Osmana Murata Ülke, przed budynkiem Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Stambule. Został oskarżony przez prokuratora wojskowego o "zniechęcanie ludności do służby wojskowej" na podstawie art. 155 tureckiego kodeksu karnego w związku z art. 58 wojskowego kodeksu karnego. Sąd wojskowy skazał go na dwa miesiące więzienia i grzywnę.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 Konwencji. 3. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 4. Zasądza na rzecz skarżącego 2 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. 5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
DÖRDÜNCÜ DAİRE
YURDATAPAN – TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 70335/01)
KARAR
STRAZBURG Ocak 2008
İşbu karar AİHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
YURDATAPAN – TÜRKİYE KARARI
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 70335/01 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaşı olan
Mehmet Şanar Yurdatapan’ın (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 1 Aralık tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca
yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından Nesrin Ulutürk-Keleş ve
Londra’daki Kürt İnsan Hakları Projesi’nden Kerim Yıldız, Anke Stock ve Lucy Claridge
tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1941 doğumludur ve İstanbul’da yaşamaktadır.
Alman “Der Spiegel” dergisinde yayınlanan makalesi nedeniyle yargılanan ünlü yazar
Yaşar Kemal’in davasını takiben 1995 yılında “İfade Özgürlüğü İnisiyatifi” (İÖİ) adlı bir
genel sivil itaatsizlik hareketi başlatılmıştır. Hareketin amacı ifade özgürlüğüne ilişkin kanun
maddelerinin değiştirilmesiydi. Temmuz 1999 tarihinde başvuran, üzerinde bir vicdani retçi olan Osman Murat
Ülke’nin sözleri bulunan “Düşünce Özgürlüğü - No. 9” adlı broşürün bir kopyası olan
“Düşünce Özgürlüğü - No. 38” adlı broşürü İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi binası
önünde dağıtmıştır. Aynı tarihte İstanbul DGM Savcısına suç duyurusunda bulunarak Askeri
Mahkeme tarafından yasaklanan bu broşürü yeniden yayınladığı için yargılanma talebinde
bulunmuştur. Ekim 1999 tarihinde askeri savcı Askeri Mahkemede başvuran hakkında işlem
başlatmış, başvuranı Askeri Ceza Kanununun 58. maddesi ile bağlantılı olarak TCK’nın 155.
maddesine aykırı olarak halkı askerlikten soğutmakla suçlamıştır. Kasım 1999 tarihli duruşmada başvuran esasa ilişkin olarak askeri mahkemenin
sorduğu tüm soruları yanıtlamayı reddetmiş, sivil bir şahsın askeri mahkemede
yargılanmasının AİHS’nin 6. maddesine aykırı olduğunu ifade etmiştir. Mahkemenin adil
yargılama yapabilecek bağımsız bir mahkeme olmadığını ve yargılamanın Anayasaya aykırı
olduğunu savunmuştur. Yargılandığı TCK’nın 155. maddesinin AİHS’nin 10. maddesine
aykırı olduğunu, sivil bir ceza mahkemesinde yargılanması gerektiğini belirtmiştir. Bu
bağlamda, daha önce yasaklanmış bir makaleyi yeniden yayınladığı için yasak yayınları
nakletmenin başlı başına suç olarak düzenlendiği TCK’nın 162. maddesini ihlal ettiğini ve bu
suçun cezasının asılsız yayın yapan yazarla aynı cezaya tâbi olduğunu iddia etmiştir.
Başvuran ayrıca TCK’nın 155. maddesinin Anayasanın 90 ve 152. maddelerine aykırı
olduğunu iddia etmiş, görüşü dayanaksız bulan askeri mahkeme başvuranın talebini
reddetmiştir. Şubat 2000 tarihinde mahkeme, 1997 yılında İzmir Savaş Karşıtları Derneği’nde bir
basın açıklaması yapan Osman Murat Ülke’nin TCK’nın 155. maddesine muhalefetten hüküm
YURDATAPAN – TÜRKİYE KARARI
giydiğini belirterek başvuranın bu ifadeleri yeniden yayınlayarak yasayı çiğnemeyi
amaçladığına hükmetmiştir.
Askeri mahkeme, Anayasanın 13. maddesine uygun olarak özgürlüklerin yasayla
kısıtlanabileceğine hükmetmiştir. Ayrıca AİHS’nin 10/2. maddesine göre ifade özgürlüğünün
demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak
bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması için yasayla öngörülen bazı biçim
koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara tâbi olabileceğini ifade etmişlerdir.
Askeri mahkeme başvuranı Askeri Ceza Kanununun 58. maddesi ile bağlantılı olarak
TCK’nın 155. maddesine göre halkı askerlikten soğutmaya çalışmaktan suçlu bulmuş, iki ay
hapis ve para cezasına çarptırmıştır. Mayıs 2000 tarihinde Askeri Yargıtay birinci derece mahkemesinin kararını iç
hukuka uygun bularak başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.
Üsküdar Cumhuriyet Savcılığının talebi ile Askeri Yargıtay’ın kesin kararı başvurana 21
Temmuz 2000 tarihinde tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yargılamasını yapan Askeri Mahkemenin, tümü kendilerini atayan Milli
Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının emir ve talimatlarına tâbi iki askeri yargıç
ve bir subaydan oluşması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmayışından şikâyetçi
olmuştur. Bu bağlamda sivil bir vatandaş olarak askeri bir mahkemede yargılanmaması
gerektiğini ifade etmiştir. Şikayetini AİHS’nin 6/1. maddesine dayandırmıştır.
A. Kabuledilebilirlik
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, Türkiye’de sivillerin sadece istisnai durumlarda askeri mahkemelerde
yargılandıklarını ifade etmiştir. Bu noktada başvuranın sadece askerlik hizmeti ile ilgili bir
suçlamayla karşı karşıya olması nedeniyle askeri bir mahkemede yargılandığını
savunmuşlardır. Ayrıca iç hukukun askeri mahkemelerin bağımsız ve tarafsızlığının
korunması için gerekli güvenceyi sağladığını ifade etmişlerdir. Son olarak 4963 sayılı yasanın
kabulü ile Türk hukukunun Sözleşme ile uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlendiğine işaret
etmişlerdir.
Başvuran iddialarında ısrar etmiştir.
Mahkeme, geçmişte aynı mağduriyetleri incelediğini ve Ergin (no. 6) (no. 47533/99)
kararında AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini belirtir. Sözkonusu kararda
YURDATAPAN – TÜRKİYE KARARI
Mahkeme, askerlik hizmeti aleyhinde propaganda yapmakla ilgili suçlarla itham edilen sivil
bir kişi olarak yalnızca askeri personelden oluşan bir mahkemede yargılanan başvuranın
davada taraf olarak nitelendirilebilecek olan ordunun bir parçası olan yargıçların huzuruna
çıkmaktan endişe duymuş olmasını anlaşılır bulmuştur. Bu nedenle başvuran, Askeri
Mahkemenin gereksiz yere taraflı düşüncelerden etkilenebileceği konusunda haklı bir endişe
duyabilir. Bu nedenle başvuranın, sözkonusu mahkemenin bağımsızlık ve tarafsızlığına ilişkin
şüpheleri haklı olarak nitelendirilebilir (aynı karar).
Mahkeme somut davayı incelemiş ve yukarıda anılan davadaki tespitlerinden
uzaklaşmak için özel neden görmemiştir.
Bu nedenle AİHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran bir vicdani retçinin ifadelerinin yer aldığı broşürü basıp dağıtmaktan mahkûm
edilip ceza almasının AİHS’nin 10. maddesi ile korunan ifade özgürlüğü hakkını ihlal
etmesinden şikâyetçi olmuştur.
A. Kabuledilebilirlik
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Mahkeme TCK’nın 155. maddesine dayalı olarak aldığı mahkûmiyet ve ceza nedeniyle
başvuranın ifade özgürlüğüne müdahale edildiğinin açık ve taraflar arasında ihtilafsız
olduğunu kaydeder. Ayrıca müdahalenin yasayla öngörülmüş olduğu ve toplumda kargaşayı
önlemek gibi meşru bir amaca hizmet ettiği görüşündedir (bkz. Ergin (no. 6), yukarıda
anılan). Bu nedenle Mahkeme dava ile ilgili incelemesini müdahalenin “demokratik bir
toplumda gerekli” olup olmadığı sorusu ile sınırlayacaktır.
Hükümet, Türkiye’de zorunlu askerlik hizmetinin ulusal ve kamu güvenliğinin
korunması için gerekli olduğunu savunmuştur. Bu yükümlülük aleyhine yapılacak her eylem
yasalara karşı gelmeye teşvik anlamına gelecektir. Bu bağlamda başvuranın vicdani retçi
Osman Murat Ülke ile ilgili broşürü kamuya açık alanda dağıtarak başkalarını askerlik
hizmetinden soğutmaya teşvik suçunu işlediğini belirtmişlerdir.
Başvuran Hükümetin görüşlerini reddetmiştir. Özellikle, broşürle bilgi yaymanın bilgi
ve fikirlerin yayılması için barışçı ve demokratik bir yol olduğunu savunmuştur.
Mahkeme 10. maddeye ilişkin kararlarında ortaya koyduğu temel prensipleri hatırlatır
(bkz. özellikle Şener – Türkiye, no. 26680/95; Öztürk – Türkiye [BD], no. 22479/93; Fressoz
ve Roire – Fransa [BD], no. 29183/95). Mahkeme somut davayı bu ilkeler ışığında
inceleyecektir.
Mahkeme dava konusu müdahaleyi broşürün içeriği ve hangi şartlarda dağıtıldığı dahil
olmak üzere davanın tamamı ışığında incelemelidir. Özellikle sözkonusu müdahalenin
YURDATAPAN – TÜRKİYE KARARI
“ulaşılmaya çalışılan meşru hedeflerle orantılı” ve müdahaleyi haklı çıkarmak amacıyla
yetkililer tarafından ileri sürülen gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olup olmadığına karar
vermelidir (bkz. Koç ve Tambaş – Türkiye, no. 50934/99). Ayrıca verilen cezaların niteliği ve
ağırlığı da müdahalenin orantılı olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınması
gereken faktörlerdir (bkz. Skalka – Polonya, no. 43425/98).
Mahkeme somut davada başvuranın özellikle vicdani retçi Osman Murat Ülke’nin basın
açıklamasının ve onun zorunlu askerlik hizmetini yapmayı reddetmesinin sebeplerinin yer
aldığı bir broşür dağıtmaktan mahkûm edilmiş olduğunu gözlemler. Askeri Mahkeme,
başvuranın bu broşürü dağıtarak başkalarını askerlik hizmetinden kaçmaya teşvik ettiğini
değerlendirmiştir.
Mahkeme, sözkonusu broşürün içeriğini Düzgören – Türkiye (no. 56827/00) davasında
verdiği kararda incelediğini anımsar. Bu nedenle “sözkonusu broşürde kullanılan ifadelerin
askerlik hizmetine hasmane çağrışımlara yol açmış olmasına karşın bunların şiddeti, silahlı
direnişi ya da ayaklanmayı teşvik etmediği ve nefret söylemi olmadığına” karar verdiği
davadaki mülahazalarını hatırlatır (bkz. Ergin (no. 6), yukarıda anılan; karşılaştır Sürek –
Türkiye (no. 1) [BD], no. 26682/95 ve Gerger – Türkiye [BD], no. 24919/94). Ek olarak
fikirlerin ifade edildiği koşullar, potansiyel etkileri bakımından, barışçı bir aktivist olan
başvuranın bir askeri kampta, kısa bir süre sonra Kuzey İrlanda’ya sevkedilecek olan askerleri
firara teşvik eden bir broşür dağıttığı Arrowsmith davasındakinden ayrılabilir (bkz.
Arrowsmith – İngiltere, no. 7050/75). Somut davada rahatsızlığa neden olan broşür
İstanbul’da halka açık bir alanda dağıtılmıştır. Şekil ve içeriği itibariyle acil bir firara yol
açmayı
amaçlamamıştır.
Mahkeme
bunların
alınan
tedbirin
gerekliliğinin
değerlendirilmesinde en önemli etkenler olduğu görüşündedir.
Mahkeme son olarak başvuranın aldığı 2 ay hapsi ağır bir ceza olarak
değerlendirmektedir.
Bu zemine göre Mahkeme Askeri Mahkeme tarafından sunulan gerekçelerin, alakalı
olmalarına karşın, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahaleyi haklı çıkarmak için yeterli
görülemeyeceği kanısındadır.
Yukarıdaki mülahazalar ışığında Mahkeme, başvuranın mahkumiyet ve cezasının
güdülen amaçlarla orantısız olduğu ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli”
olmadığına hükmetmiştir. Bu nedenle AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran 79,864 Euro maddi tazminat talep etmiştir. Bu miktarın mahkumiyeti
sonucunda oluşan gelir kaybı ve ulusal yargılama sırasında ödenen masraf ve giderlere
karşılık olduğunu ifade etmiştir. Manevi tazminat olarak ayrıca 40,000 Euro talep etmiştir.
YURDATAPAN – TÜRKİYE KARARI
Hükümet miktarlara itiraz etmiştir.
Mahkeme tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı
kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Öte yandan başvurana 2,000 Euro manevi
tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır (bkz. Düzgören, yukarıda anılan).
AİHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bir kişinin AİHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık
şartlarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkûm edilmesi durumunda, talep
edilmesi halinde yargılamanın yeniden yapılması veya davanın yeniden açılmasının, prensipte
ihlalin düzeltilmesi için uygun bir yol olduğu görüşündedir (bkz. Öcalan – Türkiye, no.
46221/99 [BD]).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca kendisini AİHM önünde temsil için Türk ve İngiliz avukatlar tarafından
yapılan masraf ve giderler için sırasıyla 12,147.87 Euro ve 1,364.16 İngiliz Sterlini talep
etmiştir.
Hükümet taleplere itiraz etmiştir.
AİHM’nin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır
(bkz. örneğin Sawicka – Polonya, no. 37645/97). Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve
içtihadında yer alan ölçütleri göz önünde bulundurarak AİHM talep edilen yargılama masraf
ve giderlerine ilişkin olarak 1,500 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine
uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a) Sorumlu Devlet’in başvurana, AİHS’nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden İngiliz
Sterlini’ne çevrilerek başvuranın İngiltere’deki banka hesabına yatırılmak üzere:
(i) 2,000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat;
(ii) 1,500 Euro (bin beş yüz Euro) yargılama masraf ve giderleri;
(iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
YURDATAPAN – TÜRKİYE KARARI
5. Oybirliğiyle, adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3.
paragrafları uyarınca 8 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Fatoş ARACI
Nicolas BRATZA
Kâtip Yardımcısı
Başkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło