70829/01

WyrokETPCz2005-10-25ECLI:CE:ECHR:2005:1025JUD007082901

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego dotyczącego roszczenia o dodatkowe odszkodowanie z tytułu opóźnionej płatności naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że rozsądność terminu postępowania ocenia się w świetle okoliczności sprawy, uwzględniając złożoność sprawy, zachowanie skarżącego i władz oraz znaczenie sprawy dla skarżącego. Stwierdzono, że postępowanie krajowe trwało sześć lat i trzy miesiące, a w jego trakcie sądy krajowe wydały pięć orzeczeń. Kluczowe opóźnienie wynoszące dwa lata i jeden miesiąc nastąpiło między decyzją sądu pierwszej instancji a decyzją Zgromadzenia Ogólnego Sądu Kasacyjnego. Ponieważ rząd nie przedstawił żadnego wyjaśnienia dla tego opóźnienia, Trybunał uznał je za przypisywalne władzom krajowym, co doprowadziło do wniosku o przekroczeniu rozsądnego terminu.
Stan faktyczny
Skarżący, Yusuf Gabay, w 1994 roku wniósł do Sądu Handlowego w Stambule pozew przeciwko swoim dłużnikom o dodatkowe odszkodowanie. Roszczenie to wynikało z opóźnionej o dziesięć lat płatności sześciu weksli, za które skarżący otrzymał w 1993 roku 54 000 000 lir tureckich wraz z odsetkami. Skarżący argumentował, że z powodu inflacji poniósł dalsze straty. Jego roszczenie zostało początkowo odrzucone, następnie uchylone przez Sąd Kasacyjny, ale sąd pierwszej instancji podtrzymał swoją decyzję, która została ostatecznie potwierdzona przez Zgromadzenie Ogólne Sądu Kasacyjnego w listopadzie 1999 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza dopuszczalność pozostałej części skargi. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 2 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 500 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Oddala pozostałą część roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DÖRDÜNCÜ DAĐRE   GABAY – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 70829/01)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2005   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ꢀekle   iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Gabay – Türkiye davasında,   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),   Baꢀkan J. CASADEVALL,   Yargıçlar R. TÜRMEN,   M. PELLONPÄÄ,   R. MARUSTE,   K. TRAJA,   L. MIJOVIC   J. ŠIKUTA ve   Bölüm Sekreteri M. O’BOYLE’un katılımı ile kapalı oturumda 4 Ekim 2005 tarihinde   toplanmıꢀ ve anılan tarihte izleyen kararı vermiꢀtir:   USUL   1. Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34.   maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaꢀı olan Yusuf Gabay   tarafından, 16 Kasım 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurudan   (no. 70829/01) kaynaklanmaktadır.   2. Baꢀvuran, Ankara Barosu’na bağlı avukat J. Ertürk tarafından temsil edilmiꢀtir.   Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM huzurundaki iꢀlemler için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.   3. 3 Eylül 2002 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, baꢀvurunun kısmen   kabuledilmez olduğuna karar vermiꢀ ve iꢀlemlerin süresine iliꢀkin ꢀikayeti bildirmeye karar   vermiꢀtir. AĐHS’nin 29 § 3. maddesini uygulayan AĐHM, baꢀvurunun esaslarına ve   kabuledilebilirliğine iliꢀkin birlikte hüküm vermeye karar vermiꢀtir.   4. 1 Kasım 2004 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, Daire’lerinin yapısını   değiꢀtirmiꢀtir ( Đç Tüzük 25 § 1. madde). Bu dava, yeni oluꢀturulmuꢀ Dördüncü Daire’ye   verilmiꢀtir (Đç Tüzük 52 § 1. madde).   OLAYLAR   5. Baꢀvuran 1939 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   6. Belirli olmayan bir tarihte, baꢀvuran, borçluları tarafından 1980 ve 1981 yılları   arasında çıkarılan altı senedi ödetmek amacıyla borçluları aleyhine icra takiplerine giriꢀmiꢀtir.   Đcra takipleri neredeyse on yıl sürmüꢀtür. 1993 yılında, baꢀvurana, faiziyle birlikte,   54.000.000 Türk Lirası (TL) para ödenmiꢀtir.   7. Baꢀvuran, 25 Ocak 1994 tarihinde, Đstanbul Ticaret Mahkemesi’nde borçlularına   karꢀı dava açmıꢀ ve ödemenin gecikmesi sonucu maruz kaldığı zarara karꢀılık, Borçlar   Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca ek tazminat talep etmiꢀtir. Ödemenin on yıllık gecikme   ile yapıldığını ve bu süreçte enflasyonun yükselmesinden kaynaklanan zararının, ona geciken   ödeme karꢀılığı ödenmesine karar verilen faizi aꢀtığını iddia etmiꢀtir.   8. 17 Nisan 1995 tarihinde, mahkemeye bir bilirkiꢀi raporu sunulmuꢀtur. Bilirkiꢀi   raporu, enflasyona karꢀı maruz kaldığı zararları kanıtlayamadığı gerekçesiyle baꢀvurana ek   tazminat ödeme kararının verilmemesi gerektiğini belirtmiꢀtir.   9. 5 Ekim 1995 tarihinde, Đstanbul Ticaret Mahkemesi, bilirkiꢀi raporunda belirtilen   gerekçeler dolayısıyla baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir. Baꢀvuran temyiz etmiꢀtir.   10. 24 Aralık 1996 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın ödemenin gecikmesi dolayısıyla   zararlara maruz kalmıꢀ olduğu ve ona tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği   gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur. Dava, ilk derece mahkemesine iade   edilmiꢀtir.   11. 29 Eylül 1997 tarihinde, ilk derece mahkemesi ilk kararına bağlı kalmıꢀtır.   Baꢀvuran temyiz etmiꢀtir.   12. 3 Kasım 1999 tarihinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ilk derece mahkemesinin   kararını onaylamıꢀtır. Baꢀvuranın düzeltme talebi, 24 Nisan 2000 tarihinde reddedilmiꢀtir. Bu   karar baꢀvurana 24 Mayıs 2000 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   13. Baꢀvuran, iꢀlemlerin süresinin Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 6 § 1.   maddesinde öngörülen “makul süre” ꢀartıyla uyuꢀmamıꢀ olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀtur,   sözkonusu madde ꢀöyledir:   “1. Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek   olan, … [bir] mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına   sahiptir.”   14. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.   15. Dikkate alınacak süreç, 25 Ocak 1994 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 24 Nisan 2000   tarihinde sona ermiꢀtir. Đlk derece mahkemesi ve Yargıtay’ın sırasıyla iki ve üç karar vermiꢀ   oldukları bu süreç, dolayısıyla, üç ay ve altı yıl sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirlik   16. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 35 §   3. maddesinin anlamı dahilinde, bu ꢀikayetin temelsiz olmadığını kaydeder. AĐHM, ayrıca,   ꢀikayetin baꢀka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Dolayısıyla, kabuledilebilir   ilan edilmelidir.   B. Esaslar   17. AĐHM, iꢀlemlerin süresinin makuliyetinin, davanın olayları ıꢀığında ve davanın   karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların davranıꢀı ve tartıꢀmada baꢀvuran için neyin   tehlikede olduğu kriterlerine atfen değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz., diğer birçok   içtihadın yanı sıra, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII).   18. AĐHM, bu davadaki konuyla benzer konular ortaya koyan davalarda, sıklıkla,   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz., yukarıda anılan, Frydlender).   19. AĐHM, yerel mahkemelerin, üç ay altı yıllık süreç boyunca iꢀlemlerde beꢀ karar   verdiğini kaydeder. Ancak, AĐHM, Đstanbul Ticaret Mahkemesi’nin karar tarihi (29 Eylül   1997) ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun baꢀvuranın temyizine iliꢀkin karar tarihi (3   Kasım 1999) arasında bir ay iki yıllık uzun bir sürenin geçtiği gerçeğini gözden kaçıramaz.   Hükümet, iꢀlerin bu durumuna herhangi bir açıklama getirmemiꢀtir. Böyle bir açıklama veya   baꢀvuranın suçlu olduğuna dair herhangi bir gösterge olmadığı durumda, gecikmenin, yerel   mahkemelerin temyiz iꢀlemlerini ele alıꢀına isnat olunabileceği değerlendirilmelidir (bkz.,   mutatis mutandis, Nuri Özkan – Türkiye, no. 50733/99, § 21, 9 Kasım 2004).   20. Kendisine sunulan bütün belgeleri incelemiꢀ olan AĐHM, Hükümet’in, AĐHM’yi   bu davada farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek herhangi bir delil veya iddia ortaya   koymadığını değerlendirir. Bu konudaki içtihadını göz önünde tutarak, AĐHM, bu davada   iꢀlemlerin süresinin haddinden fazla olduğunu ve “makul süre” ꢀartını karꢀılamadığını   değerlendirir.   21. Buna göre 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   22. AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “ Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   23. Baꢀvuran, 3.000 Euro (Euro) manevi tazminat talep etmiꢀtir.   24. Hükümet, talep edilen miktarın haddinden fazla olduğunu iddia etmiꢀtir.   25. AĐHM, Dava olaylarını göz önünde tutarak ve eꢀitlik temeline dayalı bir   değerlendirme yaparak, baꢀvurana 2.000 Euro (Euro) manevi tazminat ödenmesine karar   verir.   B. Mahkeme Masrafları   26. Baꢀvuran, ayrıca, AĐHM’de yapılan mahkeme masraflarına karꢀılık 2.000 Euro   talep etmiꢀtir.   27. Hükümet, taleplerin haddinden fazla ve asılsız olduğunu belirtmiꢀtir. Hükümet,   baꢀvuran tarafından, iddialarını kanıtlamak için bir makbuz veya herhangi baꢀka bir belgenin   sunulmamıꢀ olduğunu iddia etmiꢀtir.   28. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme   masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı   durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu   bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan AĐHM, baꢀvuranın iddiasını tam   olarak kanıtlayamadığını değerlendirir. Ancak, davanın ꢀartlarında, baꢀvurana, bu baꢀlık   altında 500 Euro tazminat ödenmesine karar vermek makuldür.   C. Gecikme faizi   29. AĐHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   BU SEBEPLERLE AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kalanının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, baꢀvurana, manevi tazminata iliꢀkin olarak 2.000 Euro (iki bin Euro)   ve mahkeme masraflarına iliꢀkin olarak 500 Euro (beꢀ yüz Euro), artı tabi olabilecek her   türlü vergiyi, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası’na dönüꢀtürerek ödemesine;   b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   yukarıdaki miktara Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   6. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi   uyarınca 25 Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Michael O’BOYLE   Sekreter   Josep CASADEVALL   Baꢀkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło