71342/01

WyrokETPCz2006-08-10ECLI:CE:ECHR:2006:0810JUD007134201

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu, trwającego 7 lat i 9 miesięcy, naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość postępowania karnego, trwającego 7 lat i 9 miesięcy, była nadmierna i naruszyła wymóg "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił, że ocena rozsądnego terminu opiera się na złożoności sprawy, zachowaniu skarżącego oraz postępowaniu władz. W niniejszej sprawie, opóźnienia wynikały głównie z trwającego trzy lata sporu o jurysdykcję między sądami krajowymi oraz z niezdolności władz do zlokalizowania współoskarżonego, co prowadziło do wielokrotnych odroczeń rozpraw. Trybunał stwierdził, że władze krajowe nie wykazały należytej staranności w prowadzeniu sprawy, a zachowanie skarżącego nie przyczyniło się do opóźnień.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Salih Erin, obywatel turecki, został oskarżony o przygotowywanie fałszywych paszportów i wiz. Sprawa rozpoczęła się po tym, jak dwie osoby zatrzymane na lotnisku w Stambule z fałszywymi wizami zeznały, że zapłaciły skarżącemu i innej osobie za podrobienie dokumentów. W styczniu 1996 r. policja przeszukała dom skarżącego, a w marcu 1996 r. został on aresztowany i postawiony przed sądem.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. 3. Orzekł, że państwo pozwane ma zapłacić skarżącemu: a. 6 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. b. 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. c. Odsetki za zwłokę według stopy Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. 4. Oddalił pozostałe roszczenia skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   BEꢀĐNCĐ DAĐRE   ERĐN/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 71342/01)   KARAR   STRAZBURG   Ağustos 2006   Söz konusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ꢀekle iliꢀkin   değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı Mehmet Salih Erin’in (“baꢀvuran”), 13 Mart 2001   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”)   eski 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı   baꢀvurudur (baꢀvuru no. 71342/01).   Baꢀvuranı görevini Đzmir’de ifa etmekte olan avukat K. Bilgiç temsil etmiꢀtir. Türk   Hükümeti (“Hükümet”), AĐHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.   OLAYLAR   Baꢀvuran, 1962 doğumludur ve Đzmir’de yaꢀamaktadır.   A. Davanın Geçmiꢁi   Belirsiz bir günde, Đstanbul Havaalanı’ndaki polis memurları, sahte vize içeren   pasaport bulunduran iki kiꢀi yakalamıꢀtır. Sözkonusu kiꢀiler, polise verdikleri ifadelerde,   baꢀvurana ve A.G.’ye, pasaportlarını damgalatmak için 3,000 Alman Markı ödediklerini   belirtmiꢀlerdir. Müteakiben, 29 Ocak 1996 tarihinde polis memurları, baꢀvuranın evini,   kardeꢀi oradayken aramıꢀlar ve baꢀvurana, kardeꢀine ve diğer iki kiꢀiye ait dört pasaport ele   geçirmiꢀlerdir.   Mart 1996 tarihinde baꢀvuran, polise teslim olmuꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır.   B. Yerel Mahkemeler huzurundaki davalar   Mart 1996 tarihinde baꢀvuran, Đzmir Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki savcı huzuruna   çıkarılmıꢀ ve tutuklu yargılanmasına karar verilmiꢀtir.   Mart 1996 tarihinde Đzmir Cumhuriyet Baꢀsavcısı, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne   bir iddianame sunarak baꢀvuranı, sahte pasaport ve özellikle, yurtdıꢀı çıkıꢀları için sahte vize   damgaları hazırlamakla suçlamıꢀtır.   Mayıs 1996 tarihinde Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı dinlemiꢀ ve kefaletle   serbest bırakmıꢀtır.   Aralık 1998 tarihinde, suçun suç örgütü tarafından iꢀlenmiꢀ olarak nitelendirilmesi   ardından, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi madde bakımından yetkisizlik kararı yayınlamıꢀ ve   dava dosyasını Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne göndermiꢀtir.   ꢁubat 1999 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, madde bakımından   yetkisizlik kararı yayınlamıꢀ ve dava dosyasını Yargıtay’a göndermiꢀtir.   Mart 1999 tarihinde Yargıtay, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin madde bakımından   yetkisizlik kararını geri çevirmiꢀ ve sözkonusu suçun, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetki   alanında olduğuna karar vermiꢀtir. Bu nedenle, dava dosyası Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne   gönderilmiꢀtir.   Mart 1999 ve 3 Aralık 2003 tarihleri arasında Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, sekiz   duruꢀma düzenlemiꢀtir. 3 Aralık 2003 tarihinde Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, davanın zaman   aꢀımına uğramıꢀ olduğuna karar vererek cezai takibata son vermiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, dava iꢀlemlerinin uzunluğunun, AĐHS’nin ilgili kısmı aꢀağıda kaydedilen 6   § 1. maddesinde öngörülen “makul süre” gereğine uymadığı hususunda ꢀikayette   bulunmuꢀtur:   “Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... davasının   makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiꢀtir.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, AĐHS’nin 35 § 3. maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi   gereğine uymaması nedeniyle AĐHM’nin, baꢀvurunun kabuledilemez olduğuna karar   vermesini istemiꢀtir. Baꢀvuranın ꢀikayetini, yerel mahkemeler huzurunda sunmamıꢀ olduğunu   belirtmiꢀtir.   AĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi mecburiyetinin, baꢀvuranın yalnızca sözkonusu   duruma çare bulabilen ve iddia edilen ihlallerin tazminini sağlayan etkin ve yeterli iç hukuk   yollarının, normal ꢀekilde kullanılmasını gerekli kıldığını yineler (bkz. Karassev/Finlandiya   (karar), no. 31414/96, AĐHM 1999-II).   AĐHM, Türk adli sisteminin, davaları hızlandırmaya iliꢀkin iç hukuk yolları   sağlamadığını gözlemlemektedir. Davalardaki gecikmeler için tazminat ödemesi de   sağlamamaktadır. Dolayısıyla AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin gereklerini   yerine getirmek için baꢀvurmuꢀ olması gereken etkin bir iç hukuk yolu bulunmadığı sonucuna   varmaktadır (bkz. Hartman/Çek Cumhuriyeti, no. 53341/99, § 69, AĐHM 2003-VIII). Bu   nedenle, Hükümet’in itirazını reddetmektedir.   AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden yoksun   olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe   bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.   B. Esaslar   AĐHM, gözönünde bulundurulması gereken sürenin, baꢀvuranın polis tarafından   gözaltına alındığı 6 Mart 1996 tarihinde baꢀladığını ve Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin,   sözkonusu suçun zaman aꢀımına uğramıꢀ olması nedeniyle cezai takibata son vermeye karar   verdiği 3 Aralık 2003 tarihinde sona erdiğini belirtmektedir. Dava iꢀlemleri, tek aꢀamada   yaklaꢀık yedi yıl dokuz ay sürmüꢀtür.   Hükümet, duruꢀmalara katılmaması nedeniyle baꢀvuranın sözkonusu dava iꢀlemlerinin   uzamasına katkıda bulunduğunu ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, dava iꢀlemlerinin uzunluğunun makul olup olmadığının, dava koꢀullarında ve   aꢀağıda kaydedilen kriterler gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğini   yinelemektedir: davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın tutumu ve ilgili makamların tutumları (bkz.,   Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], no. 25444/94, § 67, AĐHM 1999-II).   AĐHM, sözkonusu davada ortaya çıkan konuların günıꢀığına çıktığı birçok davada   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır (bkz. Pélissier ve Sassi/Fransa).   Baꢀvuranın tutumuna iliꢀkin AĐHM, dava dosyasından baꢀvuranın, dava iꢀlemlerinin   uzamasına katkıda bulunduğunun ortaya çıkmadığı kanısına varmaktadır.   Yetkili makamların tutumuna iliꢀkin AĐHM, yerel mahkemeler huzurundaki dava   iꢀlemlerinin geciktiğini gözlemlemektedir. Bu bağlamda, yerel mahkemeler arasındaki   yargılama yetkisine iliꢀkin tartıꢀmanın üç yıl sürdüğünü belirtmektedir. Ayrıca, 22 Mart 2001   ve 3 Aralık 2003 tarihleri arasında ilk derece mahkemesi, A. G.’nin adresinin bulunamadığı   gerekçesiyle tüm duruꢀmaları ertelemiꢀtir. Bu süre boyunca Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi,   Đzmir Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’na beꢀ adet yazı göndermiꢀ ve A. G.’nin adresini bulmalarını   istemiꢀtir. Ancak, sonuç alınamamıꢀtır. Bu nedenle, yetkili makamlar, davaya ilgilenirken   özen göstermemiꢀler ve önemli bir gecikmeye neden olmuꢀlardır. AĐHM, Hükümet’in   Hükümet’in dava iꢀlemlerinin haddinden fazla uzaması, tek aꢀamada yedi yıl dokuz ay   sürmesi, hususunda tatmin edici bir açıklamada bulunmadığı kanısındadır.   AĐHM bu bağlamda AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin, Sözleꢀmeci Devletler’e, adli   sistemlerini mahkemelerinin, sözkonusu maddenin davaların makul süre içerisinde karara   bağlanması da dahil olmak üzere herbir gereğini karꢀılayabileceği ꢀekilde düzenleme görevini   yüklediğini yinelemektedir (bkz., Pélissier ve Sassi/Fransa).   Konu hususunda içtihatını gözönünde bulunduran AĐHM, sözkonusu davada, dava   iꢀlemlerinin uzunluğunun, haddinden fazla olduğu ve “makul süre” gereğini karꢀılayamadığı   kanısındadır.   Dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:   “ Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, maddi zarar için 10,000 Euro talep etmiꢀtir. Ayrıca, manevi zarar için   10,000 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, Mahkeme huzurunda uğranıldığı iddia edilen maddi zarar ile tespit edilen ihlal   arasında nedensel bir bağ olmadığı kanısındadır. Ancak, baꢀvuranların manevi zarara uğramıꢀ   olması gerektiği sonucuna varmaktadır. Davanın koꢀullarını ve içtihatını gözönüne alarak,   baꢀvurana sözkonusu baꢀlık altında 6,000 Euro ödenmesine karar vermektedir.   B. Mahkeme Masrafları   Baꢀvuran ayrıca yerel mahkemeler ve AĐHM huzurunda uğramıꢀ olduğu mahkeme   masrafları için 1,000 Euro tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, yalnızca gerçekten gerekli olduğu için uğranılan masrafların telafi edilmesi   gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Bu bağlamda, baꢀvuranın ve temsilcisinin, mahkeme masraflarını   gösteren belgeleri sunmadıklarını belirtmiꢀtir.   AĐHM içtihatına göre, bir baꢀvuran ancak gerçekten gerekli olduğu için yapmak   durumunda kaldığı ve miktarının makul olduğu masrafların telafisini haketmektedir.   Sözkonusu davada, elindeki bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri gözönünde bulunduran   AĐHM, talep edilen miktarı tam olarak ödenmesinin makul olduğu kanısındadır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna,   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,   3. (a) sorumlu Devletin baꢀvurana, kararın AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden Türk   Lirası’na çevrilmek üzere, aꢀağıda kaydedilen miktarları ödemesi gerektiğine:   (i)   (ii)   manevi tazminat için 6,000 Euro (altı bin Euro),   mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro),   (iii) yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanabilecek her tür vergi,   (b) Yukarıda kaydedilmiꢀ olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak   faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü   olduğuna karar vermiꢀ,   4. Baꢀvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Claudia WESTERDIEK   Peer LORENZEN   Yazı Đꢀleri Müdürü   Baꢀkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło