71353/01
WyrokETPCz2008-04-22ECLI:CE:ECHR:2008:0422JUD007135301
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie skarżącego za jego wypowiedzi i pisma, w tym te nawołujące do zbrojnego oporu, stanowiło naruszenie prawa do wolności wypowiedzi z art. 10 Konwencji, biorąc pod uwagę proporcjonalność nałożonej kary?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżącego za jego wypowiedzi i pisma stanowiło ingerencję w jego prawo do wolności wypowiedzi. Chociaż niektóre wypowiedzi skarżącego broniły PKK i jej lidera, a jedna z nich wprost nawoływała do zbrojnego oporu ("wyślijcie swoich synów na wojnę"), Trybunał stwierdził, że w większości przypadków nie było to nawoływanie do przemocy. Kluczowe było to, że łączna kara pozbawienia wolności za wszystkie zarzuty, w tym te, które nie zawierały bezpośredniego nawoływania do przemocy, była nieproporcjonalna do realizowanego uzasadnionego celu. W konsekwencji, ingerencja w wolność wypowiedzi nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym".Stan faktyczny
Skarżący, Yalçın Küçük, profesor i pisarz, został skazany w Turcji w czterech połączonych sprawach karnych za swoje wypowiedzi i pisma z lat 1993-1997. Zarzucono mu propagandę separatystyczną, atakowanie integralności państwa oraz wspieranie organizacji zbrojnej (PKK). W 1999 roku został skazany na łączną karę 4 lat i 6 miesięcy ciężkiego więzienia, 2 lata więzienia oraz grzywnę. Wykonanie kary zostało później zawieszone, a ostatecznie wyrok anulowany i rejestr karny usunięty na mocy nowych ustaw.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
- uznał skargę za dopuszczalną;
- stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji;
- uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skarg złożonych na podstawie art. 6 Konwencji;
- zasądził od Rządu pozwanego na rzecz skarżącego kwotę 3 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe;
- oddalił pozostałe żądania skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
YALÇIN KÜÇÜK (no 3) -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:71353/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Nisan 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (71353/01) no’lu davanın nedeni (T.C.
vatandaꢀı) Yalçın Küçük’ün (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 20 Kasım 2000
tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından G. Çaylıgil tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran, 1938 yılı doğumludur ve Gebze’de ikamet etmektedir. Üniversite’de profesör ve
yazar olan baꢀvuran, baꢀvurusunu sunduğu sırada Gebze Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktaydı. Temmuz 1993, 26 Ekim 1993, 4 Nisan 1995 ve 17 Eylül 1997 tarihli iddianameler ile
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, değiꢀik tarih ve yerlerdeki çeꢀitli
konuꢀmaları ve bir dergide yayımlanan çeꢀitli yazıları nedeniyle baꢀvuran hakkında dört ceza
davası açmıꢀtır. Sözkonusu davalar bilahare birleꢀtirilmiꢀtir.
A. 1 no’lu dava (dosya no: 1994/130) Temmuz 1993 tarihli iddianame, 29 Nisan 1993 tarihinde Ankara’da düzenlenen “ Đꢀçi
Sınıfı, Sendikalar ve 1 Mayıs” konulu panelde baꢀvuran tarafından yapılan bir konuꢀma
hakkındaydı. Baꢀvuran özellikle ayrımcı propaganda yapmak ve Devlet’in bölünmez
bütünlüğüne saldırıda bulunmak ile itham edilmiꢀtir. Baꢀvuranın mahkumiyeti, 3713 sayılı
Terörle Mücadele Yasası’nın 8/1 maddesi uyarınca verilmiꢀtir. Eylül ve 16 Aralık 1993 tarihleri arasında üç duruꢀma gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Baꢀvuran veya
avukatı duruꢀmalarda hazır bulunmuꢀ ve savunma hazırlamak için iki kere ek süre talep
etmiꢀlerdir. Aralık 1993 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 26 Temmuz 1993 tarihli
iddianameye dayanarak baꢀvuranı mahkum etmiꢀtir. Haziran 1994 tarihinde Yargıtay, olayların daha ziyade Türk Ceza Kanunu’nun 312/2
maddesi kapsamında olduğuna kanaat getirerek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur.
Dava dosyası, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne iade edilmiꢀtir. Eylül 1994 tarihinden itibaren, sözkonusu mahkemede, yurtdıꢀında bulunan baꢀvuranın
katılmadığı on iki duruꢀma gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Eylül 1995 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, yurtdıꢀından döndüğünde
baꢀvuranın tutuklanmasına hükmeden ara kararı vermiꢀtir. Aralık 1995 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, yargılamayı, 4 Nisan 1995
tarihli iddianame ile baꢀvuran hakkında baꢀlatılan yargılama ile birleꢀtirmiꢀtir. ( Bkz. “3 no’lu
yargılama).
B. 2 no’lu dava ( dosya no: 1995/33) Ekim 1993 tarihli iddianame, 3713 sayılı yasanın 8/1 maddesine dayanarak, Đnsan Hakları
Evrensel Bildirgesi’nin 44. yılı münasebetiyle Đnsan Hakları Derneği tarafından 11 Aralık tarihinde düzenlenen bir gösteri sırasında baꢀvuranın yaptığı konuꢀmaya iliꢀkin olarak
hazırlanmıꢀtı.
Sözkonusu ikinci dava Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde devam etmekte iken
baꢀvuran hakkında üçüncü bir dava açılmıꢀtır.
C. 3 no’lu dava (dosya no: 1995/26) Nisan 1995 tarihli iddianame, baꢀvuranın yaptığı iki konuꢀmaya ve baꢀvuran tarafından
kaleme alınan ve Berxwedan dergisinde yayımlanan iki yazısına iliꢀkin olarak hazırlanmıꢀtı.
Đlk konuꢀma, 1992 yılı Ağustos ayında PKK’nın, Almanya’nın Bochum kentinde düzenlediği
Uluslararası Kürdistan Festival’inde yapılan konuꢀmadır. Đddianame’de baꢀvuranın
konuꢀmasını PKK (E.R.N.K) bayrağı altında yaptığı belirtilmiꢀtir.
Đkinci konuꢀma, 27 Kasım 1994 tarihinde, PKK’nın 16. kuruluꢀ yıldönümü münasebetiyle
Almanya’nın Frankfurt ꢀehrinde Kürdistan Merkezi’nde yapılan konuꢀmadır. Nisan 1995 tarihli iddianamede belirtilen “ Bazı Gerçekler ve Türk Aydının Anatomisi”
baꢀlıklı ilk yazı, 15 Temmuz 1992 tarihinde Berxwedan dergisinde yayımlanmıꢀtır.
“Đnsanlık Kürtlerle Beraber” baꢀlıklı ikinci yazı 15 Ağustos 1992 tarihinde aynı dergide
yayımlanmıꢀtır.
Savcı iddianamesinde, baꢀvuranın, Abdullah Öcalan ile iꢀbirliği yaparak PKK yanlısı
broꢀürler hazırladığını, ihtilaflı yazıların yayımladığı Berxwedan dergisinin “PKK’nın
propaganda organı” olduğunu ve baꢀvuranın iki konuꢀmasının, PKK tarafından düzenlenen
etkinliklerde yapıldığını belirtmiꢀtir. Savcı, iddianamesine, konuꢀma ve yazıların, baꢀvuranın,
PKK bünyesindeki yasadıꢀı eylemlere katılma niyetini ortaya koyduğunu da eklemiꢀtir. Savcı,
baꢀvuranı, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi uyarınca silahlı örgüt mensubu olmakla
suçlamıꢀtır.
D. 4 no’lu dava (dosya no: 1997/196) Eylül 1997 tarihli iddianamesinde, Savcı, silahlı örgüte yardımda bulunmak suçundan
dolayı Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca baꢀvuranın mahkumiyetini talep
etmiꢀtir. Savcı baꢀvuranı özellikle, PKK organı olan Med-TV’deki bir televizyon yayını
sırasında, Kürt sorunu hakkındaki görüꢀlerini sormadan önce Abdullah Öcalan’a “Sayın
Baꢀkan” diye hitap etmekle itham etmiꢀtir. Esasa iliꢀkin görüꢀlerinde, mevcut davada, Türk
Ceza Kanunu’nun 169. maddesi ile öngörülen suçu oluꢀturan unsurların bir araya gelmediğine
kanaat getirerek Savcı, baꢀvuranın beraatını talep etmiꢀtir. Kasım ve 27 Kasım 1995 ve 25 Aralık 1997 tarihli kararlarla, Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesi, dört davanın, 1995/26 numaralı tek dosyada birleꢀtirilmesine karar vermiꢀtir.
Aralık 1995 ve 24 Kasım 1998 tarihleri arasında Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesi’ndeki yargılama sırasında, yurtdıꢀında bulunan baꢀvuranın katılmadığı yirmi dört
duruꢀma gerçekleꢀtirilmiꢀtir.
Baꢀvuran, 24 Kasım 1998 tarihli duruꢀmaya katılmıꢀ ve savunmasının hazırlanması için süre
talebinde bulunmuꢀtur. Aynı gün baꢀvuran tutuklanmıꢀtır.
Baꢀvuranın hazır bulunduğu on beꢀ duruꢀma daha gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Ankara Devlet
Güvenlik Mahkemesi’ne sunduğu 15 Nisan 1999 tarihli layihasında baꢀvuran, suçsuz
olduğunu dile getirmiꢀ ve ifade özgürlüğü hakkına atıfta bulunmuꢀtur.
Baꢀvuran 6 Eylül 1999 tarihinde, yargılamaların askıya alınması ve basın ve yayım yoluyla
iꢀlenen suçlara iliꢀkin olarak verilen cezaların infazının ertelenmesine iliꢀkin 4454 sayılı yasa
uyarınca tahliye edilmiꢀtir. Kasım 1999 tarihli karar ile Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 1995/26 sayılı davanın
kapsamındaki atılı suçların tamamından dolayı, Türk Ceza Kanunu’nun 169. ve 312/2
maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca, baꢀvuranı, dört
yıl altı ay ağır hapis, iki yıl hapis ve 500.160.000 TL (yaklaꢀık 1.300 Euro) para cezasına
çarptırmıꢀtır. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, aynı kararla, baꢀvuranın tutuklanmasına
karar vermiꢀ ve dava sürecindeki tutukluluğunun baꢀvuranın baꢀka bir yargılamadan dolayı
cezasını çektiğini dönemle birleꢀmesi nedeniyle baꢀvuranın tutuklu bulunduğu dönemin
toplam süreden düꢀürülmesinin gerekli olmadığını belirtmiꢀtir. Kasım 1999 tarihli karar, her suça isnat edilen cezayı detaylandırmıꢀtır. Temmuz 1993 tarihli iddianameye iliꢀkin olarak: Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi,
baꢀvuranın konuꢀmasının, Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesi uyarınca “sınıf, ırk, bölge
farkı gözeterek halkı kin ve düꢀmanlığa tahrik” edebilecek bölümler içerdiğine kanaat
getirmiꢀ ve baꢀvuranı bir yıl hapis ve 160.000 TL para cezasına çarptırmıꢀtır. Ekim 1993 tarihli iddianameye iliꢀkin olarak: baꢀvuranın konuꢀmasının yukarıda sözü
edilen bölümlerine atıfta bulunarak Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, bu bölümlerin
ayrımcı propaganda kaynaklı olduğuna kanaat getirmiꢀ ve baꢀvuranı bir yıl hapis ve
500.000.000 TL para cezasına çarptırmıꢀtır. Nisan 1995 tarihli iddianameye iliꢀkin olarak: baꢀvuranın yaptığı konuꢀmalara ve yazılarına
atıfta bulunan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, video kayıtlarına dayanarak baꢀvuranın
E.R.N.K bayrağı altında konuꢀma yaptığını ve sözkonusu makalelerin yayımladığı Berxwedan
dergisinin örgütün propaganda aracı olduğunu belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın eylemlerinin genel bir
değerlendirmesini yapmasının ardından, Devlet Güvenlik Mahkemesi, bu eylemleri, ayrımcı
olarak nitelendirmiꢀtir. Devlet Güvenlik Mahkemesi, manevi destek yoluyla silahlı bir örgüte
yardımda bulunduğu gerekçesiyle, Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi ve 3713 sayılı
yasanın 5. maddesi uyarınca baꢀvuranı, dört yıl altı ay ağır hapis ve üç yıl kamu hizmetinden
men cezasına çarptırmıꢀtır. Eylül 1997 tarihli iddianameye iliꢀkin olarak: 3 Eylül 1999 tarihinde ceza davası devam
etmekte iken, 4454 sayılı yasa yürürlüğe girmiꢀtir. Sözkonusu yasa, 12 Temmuz 1997
tarihinden önce yazılı ve görsel basın yoluyla iꢀlenen cezalar hakkındaki davaların ve
cezaların infazının askıya alınmasını öngörmekteydi. Bu durumda Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesi, davanın üç yıl süre ile ertelenmesi gerektiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır. Nisan 2000 tarihinde, baꢀvuran, AĐHS’nin 10. maddesine atıfta bulunarak 4 Kasım 1999
tarihli karara karꢀı temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Diğer argümanları arasından, baꢀvuran,
Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca verilen mahkumiyetinin Yargıtay içtihadına
aykırı olduğunu belirtmiꢀtir. Baꢀvurana göre, sadece yazılı ve sözlü söylemlerden oluꢀan
kanıtlara dayalı olarak Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi kapsamında bir suç iꢀlendiği
sonucuna ulaꢀılması kabuledilemezdir. Baꢀvuran, konuꢀma kaydı ve konuꢀma kaydının
çözümlenmesinde uygulanan yönteme itiraz etmiꢀ ve kanıt değerlerini tartıꢀma konusu
yaparak, Yargıtay içtihadının gerektirdiğinin aksine sözkonusu unsurların hiçbir hukuki
mesnedi bulunmadığını belirtmiꢀtir. Baꢀvurana göre, konuꢀma kaydının çözümlenmesi
konuꢀmayı yapanların hangi taraf olduğuna açıklık getirmemiꢀtir. Son olarak baꢀvuran,
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ni, hakkında mahkumiyet kararı vermeden önce
kendisine görüꢀlerini sunma imkanı tanımamakla itham etmiꢀtir. Baꢀvuran, beraatını ve
tahliyesini talep etmiꢀtir.
Yargıtay’a sunulan Savcının esasa iliꢀkin yazılı görüꢀü baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir.
Mayıs 2000 tarihinde, baꢀvuranın talebi üzerine Yargıtay’da bir duruꢀma
gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Baꢀvuranın avukatları duruꢀmada hazır bulunmuꢀlardır. Yine 9 Mayıs tarihli kararla Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
Karar, baꢀvuranın avukatlarının hazır bulunmadığı 24 Mayıs 2000 tarihinde Yargıtay
tarafından tefhim edilmiꢀtir. Hiçbir yazılı tebliğ yapılmamıꢀtır.
Sözkonusu karar Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi nezdinde bulunan dosyaya eklenmiꢀ ve Haziran 2000 tarihinde tarafların dikkatine sunulmuꢀtur. Ocak 2001 tarihli bir karar ile 4616 sayılı yasa uyarınca 4 Kasım 1999 tarihli kararın infazı
ertelenmiꢀtir. 5 Ocak tarihli kararda, kararın ertelenmesinden itibaren beꢀ yıl içinde aynı
nitelikli baꢀka bir suç iꢀlendiği takdirde belirlenen cezanın infaz edileceği belirtilmiꢀtir.
Baꢀvuranın talebi üzerine ve 18 Haziran 2003 tarihli kararla, 4 Kasım 1999 tarihli karardan
itibaren iꢀlemeye baꢀlayan üç yıl süresinin geçmesinden dolayı 4454 sayılı yasa uyarınca
cezanın ertelenmesi hakkındaki hüküm kısmı tüm sonuçları ile birlikte iptal edilmiꢀ ve
baꢀvuranın adli sicili silinmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, yaptığı konuꢀmalar ve yazdığı yazılar nedeniyle mahkum edilmesinin AĐHS’nin
10. maddesi ile öngörülen ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturduğunu ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, cezanın infazının ertelenmesi göz önüne alındığında baꢀvuranın mağdur sıfatı
taꢀıdığını ileri süremeyeceği kanaatindedir.
Baꢀvuran, cezanın ertelenmesi kararının ancak 5 Ocak 2001 tarihinde verildiğini o sırada
zaten kendisinin hapis cezasının bir bölümünü çektiğini belirtmektedir.
AĐHM, 5 Ocak 2001 tarihli karar ile Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, 4 Kasım 1999
tarihli kararın ertelenmesine hükmettiğini gözlemlemektedir. Đꢀbu baꢀvurunun AĐHM’ye
sunulmasının ardından verilen ek baꢀka bir kararla Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 4
no’lu yargılamanın yok hükmünde olduğu ve tüm ilgili sonuçlarını sildiğini ilan etmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuran lehine verilen bir kararın, ulusal makamlar tarafından AĐHS’nin ihlal
edildiğinin alenen veya esastan kabul edilip ihlalin telafisinin sağlanmadığı durumlarda,
sözkonusu kiꢀinin “mağdur” sıfatını ortadan kaldırmadığı hatırlatmaktadır (Amuur-Fransa, 25
Haziran 1996 tarihli karar, Ergin-Türkiye (no:5), baꢀvuru no: 63925/00, 16 Haziran 2005,
Yaꢀar Kaplan-Türkiye, baꢀvuru no: 56566/00, 24 Ocak 2006, Aslı Güneꢀ-Türkiye, baꢀvuru
no: 53916/00, 27 Eylül 2005). Mevcut davada, baꢀvuran, yaklaꢀık on dört ay sonra verilen
cezanın ertelenmesi kararına kadar mahkumiyetinden kaynaklanan kısıtlamalara maruz kalmıꢀ
ve kamu hizmetinden yasaklanmıꢀtır.
AĐHM, mağdur sıfatına iliꢀkin olarak Hükümet’in yaptığı ön itirazı reddetmektedir. Baꢀka
açılardan bakıldığında kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını kaydeden AĐHM baꢀvuruyu
kabuledilebilir ilan eder.
B. Esas Hakkında
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AĐHS’nin 10/1 maddesinin güvence altına aldığı
baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilafa neden
olmadığını kaydetmektedir. Müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne de itiraz
edilmemektedir.
AĐHM, Hükümet’in, ulusal güvenliği, torak bütünlüğünü ve kamu güvenliğini, ihtilaflı
müdahalenin yasal amacı olarak öne sürdüğünü gözlemlemektedir.
Baꢀvuran, bu hususta görüꢀ bildirmemiꢀtir.
AĐHM, müdahalenin, AĐHS’nin 10/2 maddesi anlamında toprak bütünlüğünün korunması gibi
yasal bir amaç güttüğü kanaatindedir (Bkz. diğerleri arasından, Yağmurdereli-Türkiye,
baꢀvuru no: 29590/96, 4 Haziran 2002; Ergin, 16 Haziran 2005). Mevcut davada uyuꢀmazlık
sözkonusu tedbirin “demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının” tespit edilmesi
sorununa dayanmaktadır.
Hükümet’e göre, yazılar ve konuꢀmalar, PKK’nın eylemlerini ulusal özgürleꢀme eylemleri
olarak sunduğundan ve Türk toplumunda farklı gruplar arasında kesinlikle ꢀiddete ve
düꢀmanlığa teꢀvik eden bölücü bir propaganda sözkonusu olduğundan baꢀvuranın
mahkumiyeti demokratik bir toplumda gerekliydi.
Hükümet, etkili entelektüel kiꢀi statüsünün baꢀvurana, sıradan bir kiꢀiye kıyasla ifade
özgürlüğü hakkını kullanırken daha çok görev ve sorumluluk yüklediğini savunmaktadır.
Baꢀvuran hakkında alınan önlemler, devletin yaꢀamsal çıkarlarını tehlikeye sokan eylemleri
belirlemek için yetkililerin sahip oldukları takdir payının ötesine geçmemekte ve AĐHS’nin
10. maddesinin 2. paragrafına dayanmaktadır.
Baꢀvuran, mahkumiyetinin demokratik bir toplumda hiçbir ꢀekilde gerekli olmadığı
kanaatindedir: söylemleri, nefrete veya ꢀiddete teꢀvik etmemekte, silahlı direniꢀ çağrısında
bulunmamaktadır. Sözkonusu konuꢀma ve yazıların, “PKK ile varolan durum” üzerinde
etkisi yoktur. Ayrıca kendisini mahkum eden yasaların tamamı vatandaꢀın ifade özgürlüğünün
korunması amacıyla kaldırılmıꢀ ve düzenlemeye, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamalar
için gerçek ve yakın tehlike ilkesi getirilmiꢀtir. Böylece, sözkonusu mahkumiyet AĐHS’nin
10. maddesini ihlal etmiꢀtir.
AĐHM, iꢀbu baꢀvurudakine benzer sorunları ortaya koyan davalarda daha önce AĐHS’nin 10.
maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır (Bkz. özellikle Ceylan – Türkiye, baꢀvuru no:
23556/94; Öztürk-Türkiye, baꢀvuru no: 22479/93; Đbrahim Aksoy; Karkın; Kızılyaprak-
Türkiye, baꢀvuru no: 27528/95, 2 Ekim 2003).
Đçtihadı ıꢀığında mevcut davayı inceleyen AĐHM, yazılarda ve konuꢀmalarda kullanılan
terimler ile bunların söylendiği veya yayımlandığı bağlama özellikle dikkat etmiꢀtir. Bu
çerçevede AĐHM, göreceği davanın bulunduğu koꢀulları özellikle terörle mücadeleye bağlı
zorlukları göz önüne almıꢀtır (Đbrahim Aksoy; Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998; Yalçın Küçük-
Türkiye, baꢀvuru no: 28493/95, 5 Aralık 2002). AĐHM, 1995/26 numaralı dosyada birleꢀtirilen
farklı yargılamalar arasında bir ayrım yapmanın gerekli olduğu kanaatindedir.
1. 1, 2 ve 4 no’lu yargılamalar
AĐHM, öncelikle, 1, 2 ve 4 no’lu yargılamaların konusu olan ihtilaflı yazı ve konuꢀmalarda,
baꢀvuranın açıkça taraf tutarak ve coꢀkulu bir biçimde Kürt Halkını, PKK’yı ve bu örgütün
liderini savunduğunu not etmektedir.
AĐHM, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin ihtilaflı konuꢀma ve yazıların halkı kin ve
düꢀmanlığa teꢀvik eden ifadeler içerdiği ve bölücülüğü savunduğuna kanaat getirdiğini tespit
etmektedir.
Đç hukuk mercilerinin vermiꢀ oldukları kararlardaki gerekçeleri inceleyen AĐHM, bunların
baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı kılmaya yetmediğine kanaat
getirmektedir (mutatis, mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), baꢀvuru no: 24762/94, 8 Temmuz
1999). AĐHM, yazı ve konuꢀmalardaki bazı söylemlerin bölücülüğü savunsa ve düꢀmanlık
anlamı taꢀısa da bunların ꢀiddet kullanımına, silahlı direniꢀe ve baꢀkaldırıya teꢀvik etmediğini
ve ꢀiddet içeren bir söylemin sözkonusu olmadığını gözlemlemektedir, AĐHM’ye göre bu
dikkate alınacak temel unsurdur (Sürek-Türkiye (no:1), baꢀvuru no: 26682/95; Gerger-
Türkiye, baꢀvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).
2. 3 no’lu yargılama
AĐHM, 3 no’lu yargılamanın 1,2 ve 4 no’lu yargılamalardan ayrı olarak incelenmesi gerektiği
kanaatindedir.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, Almanya’da yaptığı iki konuꢀma ve PKK’nın
propaganda organı olan Berxwedan dergisinde yayımlanan iki yazısı nedeniyle baꢀvuran dört
yıl altı ay hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. Zira Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, bu yazı
ve konuꢀmaların PKK’ya manevi destek içerdiğine ve sözkonusu söylemlerin silahlı bir
örgüte yardım olarak nitelendirilebileceğine kanaat getirmiꢀtir. Baꢀka bir değiꢀle baꢀvuran,
dile getirdiği fikirleri nedeniyle cezalandırılmıꢀtır.
AĐHM, mahkumiyete neden olan tek kanıt unsurunun ifade biçimleri olması nedeniyle ulusal
mahkemelerin suçu nasıl nitelendirdikleri üzerinde durmaya gerek olmadığı kanaatindedir
(Bkz. Sever ve Aslan-Türkiye, baꢀvuru no: 33675/02, 12 Nisan 2007, mutatis, mutandis,
Çakar-Türkiye baꢀvuru no: 42741/98, 23 Ekim 2003 ve Emir-Türkiye, baꢀvuru no: 10054/03, Mayıs 2007).
AĐHM bununla birlikte, “oğullarınızı savaꢀa gönderin” diye seslenerek dinleyicilere açıkça
silahlı direniꢀ çağrısında bulunmasından dolayı 27 Kasım 1994 tarihinde yapılan konuꢀmanın, no’lu yargılamanın konusunu oluꢀturan diğer yazı ve konuꢀmalardan ayrıldığını
gözlemlemektedir. ꢁiddete teꢀvikin açıkça sözkonusu olduğu tespitinde bulunulduğunda
(Sürek-Türkiye, (no:3)) baꢀvuru no: 24735/94, 8 Temmuz 1999) AĐHM, uygulanan ceza
“zorunlu bir sosyal ihtiyacı” karꢀılayacak nitelikte ve ilgilinin mahkumiyetini haklı kılmak
için yetkililer tarafından öne sürülen gerekçeler “ilgili ve yeterli” olduğu sürece bir
konuꢀmanın AĐHS’nin 10. maddesinin korumasından faydalanamayacağını vurgulama gereği
duymaktadır (sözü edilen Sürek).
Ayrıca AĐHM, yapılan müdahalenin orantılılığının belirlenmesinde, cezanın niteliği ve
ağırlığının dikkate alınacak unsurlar olduğu kanaatindedir. Bu bağlamda AĐHM, birleꢀtirilen
dört yargılamanın tamamı için baꢀvuranın toplam altı yıl altı ay hapis ve yaklaꢀık 1.300 Euro
tutarında para cezasına mahkum edildiğini kaydetmektedir. AĐHM özellikle özgürlükten
yoksun bırakma cezasının ağır olduğunu belirtmektedir.
Yukarıda söylenenler göz önüne alındığında, izlenen yasal amaçla arasında makul bir
orantılılık bağı bulunmadığından ihtilaflı müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli
olduğu” kabuledilemez.
Bu durumda AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, davasının makul bir sürede görülmemesinden ve Yargıtay Savcısı’nın görüꢀünün
kendisine tebliğ edilmemesinden ꢀikayetçidir. Baꢀvuran, AĐHS’nin 6. maddesine atıfta
bulunmaktadır.
AĐHS’nin 10. maddesi kapsamında ulaꢀtığı ihlal tespitini göz önüne alarak AĐHM, iꢀbu
baꢀvuru ile sunulan esas hukuki sorunu incelediği kanaatindedir.
Dava konusu olayların tamamını ve tarafların argümanlarını dikkate alarak AĐHM, AĐHS’nin
6. maddesine dayalı olarak yapılan diğer ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına
kanaat getirmektedir (Kamil Uzun-Türkiye, baꢀvuru no: 37410/97, 10 Mayıs 2007; Balçık ve
diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 25/02, 29 Kasım 2007).
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi ve manevi zarar olarak 50.000 YTL (yaklaꢀık 30.000 Euro) talep etmektedir.
Bu bağlamda baꢀvuran, hapis cezasını, üç yıl boyunca kamu hizmetinden yasaklanmasını,
ödediğini dile getirdiği ancak belgelendirmediği para cezasını ve ulusal mahkemeler önünde
2.000 Euro tutarında yapmıꢀ olduğu yargılama masraflarını öne sürmektedir.
Hükümet, bu talebin dayanaksız ve aꢀırı olduğu kanaatindedir.
Maddi zarara iliꢀkin olarak AĐHM, baꢀvuranın para cezasını ödediğini kanıtlama imkanı
sağlayan hiçbir belge sunmadığını belirtmektedir. Bu durumda baꢀvurana, maddi zarara
iliꢀkin olarak ödeme yapılmasına gerek olmamaktadır. Manevi zarara iliꢀkin olarak ise AĐHM,
sözkonusu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” kabuledilemeyeceği sonucuna
ulaꢀtığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle AĐHM, baꢀvurana, hakkaniyete uygun olarak 3.000
Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 750 Euro
istemekte, avukatlık ücretinin, posta, çeviri ve fotokopi masraflarının ödenmesini talep
etmektedir. Baꢀvuran, bu taleplerini belgelendirmemiꢀtir.
Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran yargılama masraf ve harcamaların geri ödemesini ancak
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu sürece elde edebilir. Mevcut
davada sahip olduğu unsurları ve sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AĐHM, baꢀvuranın
yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin talebini reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç
puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek
olmadığına;
4. a) AĐHS’nin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, miktara
yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından
baꢀvurana, 3.000 Euro (üç bin Euro) ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa
Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit
oranda eꢀit oranda basit faizin uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3. maddelerine
uygun olarak 22 Nisan 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
9
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło