71355/01
WyrokETPCz2006-06-27ECLI:CE:ECHR:2006:0627JUD007135501
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie redaktora gazety za publikację artykułu krytykującego władze naruszyło prawo do wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji, oraz czy postępowanie krajowe, w tym brak możliwości ustosunkowania się do opinii prokuratora, naruszyło prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżącego za publikację artykułu, który choć krytyczny, nie nawoływał do przemocy ani nienawiści, było nieproporcjonalną ingerencją w jego prawo do wolności wyrażania opinii, a zatem nie było "konieczne w społeczeństwie demokratycznym". W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał stwierdził, że brak możliwości ustosunkowania się skarżącego do pisemnej opinii Prokuratora Generalnego przed Sądem Kasacyjnym naruszył zasadę równości broni i prawo do rzetelnego procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Hasan Deniz, był redaktorem gazety „Özgür Bakış”. W 1999 roku gazeta opublikowała artykuł pt. „Tarihi dava mı?” (Czy to sprawa historyczna?), za który skarżący został skazany przez Stambulski Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) na karę pozbawienia wolności (zamienioną na grzywnę) oraz grzywnę, a także zakaz publikacji gazety na trzy dni. Skazanie to zostało utrzymane w mocy przez Sąd Kasacyjny. Skarżący zarzucił naruszenie wolności wyrażania opinii oraz nierzetelność postępowania sądowego.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji oraz naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Pozostałe zarzuty uznano za niedopuszczalne. Trybunał nie zasądził zadośćuczynienia, ponieważ skarżący nie złożył wniosku w tej sprawie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DENĐZ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:71355/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG HAZĐRAN 2006
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
_____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 71355/01 baꢀvuru no’lu davanın nedeni, Türk
vatandaꢀı Hasan Deniz’in (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 2 Nisan tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34.
maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Adli yardımdan faydalanan baꢀvuran, Đstanbul
Barosu avukatlarından I. Bilmez tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR doğumlu baꢀvuran Hasan Deniz, Paris’te ikamet etmektedir. Baꢀvuran, 18 Nisan tarihinden 9 Haziran 1999 tarihine kadar Özgür Bakıꢀ gazetesinin Yazı Đꢀleri
Müdürlüğü’nü yapmıꢀtır.
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), 1 Haziran 1999 tarihinde Cumhuriyet
Baꢀsavcılığı, aynı gün 6. sayfada yayımlanan ve Fikret Baꢀkaya tarafından yazılan “Tarihi
dava mı?” baꢀlıklı makale nedeniyle gazetenin toplatılmasına karar vermiꢀtir.
Đstanbul DGM yedek hakimi aynı gün, Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’nın ileri sürdüğü
gerekçelere dayanarak gazetenin toplatılmasına karar vermiꢀtir. Ağustos 1999 tarihinde sunulan iddianameyle Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, 3713 sayılı
Kanunu’nun 8§§1, 2 ve in fine ve 6§2 ve in fine, 5680 sayılı Kanun’un ek 2§1 ve Türk Ceza
Kanunu’nun (TCK) 36. maddeleri uyarınca, baꢀvuranın mahkum edilmesini, sözkonusu
gazetenin feshini ve belirtilen malların müsaderesini isteyerek, baꢀvuran hakkında basın
yoluyla ayrımcılık propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açmıꢀtır.
DGM, 13 Haziran 2000 tarihli kararla, 3713 sayılı Kanun’un 8§2 maddesi uyarınca
“Tarihi dava mı?” baꢀlıklı makaleyi yayımlaması nedeniyle ve ayrımcı propaganda yaptığı
gerekçesiyle baꢀvuranı altı ay hapis ve 912.060.000 TL [yaklaꢀık 1.553 Euro] ağır para
cezasına çarptırmıꢀtır.
DGM, TCK’nın 72. maddesi uyarınca cezaları birleꢀtirerek, baꢀvuranı 912.960.000 TL
[yaklaꢀık 1.555 Euro] para cezasına çarptırmıꢀtır.
Son olarak DGM, 5680 sayılı Kanuna ek 2§1 maddesi uyarınca gazetenin üç gün
süreyle yayımlanmasının yasaklanmasına karar vermiꢀtir.
Yargıtay 15 Ocak 2001 tarihli kararla temyize gidilen kararı onamıꢀtır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirlik Hakkında
Hükümet görüꢀ bildirmemektedir.
AĐHM, elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak baꢀvurunun esastan
incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. Ayrıca AĐHM baꢀka hiçbir kabul edilemezlik
gerekçesi tespit etmemektedir.
B. Esas Hakkında
Baꢀvuran, cezai mahkumiyet kararının düꢀünce ve ifade özgürlüğü hakkını ihlal
ettiğini savunmaktadır. Bu bağlamda ulusal makamların özellikle etnik azınlığa iliꢀkin fikir ve
haberlerin alınması ve verilmesi, yayımlanması ve açığa çıkarılması hakkını tanımadıklarını
ileri sürmektedir. Baꢀvuran AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı
baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2
maddesi bakımından, toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz
edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96). AĐHM, bu değerlendirmeyi
benimsemiꢀtir. Buna karꢀın uyuꢀmazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli”
olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiꢀ
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir ( Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no:
23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, Đbrahim Aksoy, Karkın-Türkiye, no: 43928/98 ve
Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95).
AĐHM, içtihat kararları ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, terörle
mücadeleye bağlı zorlukların haricinde sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaꢀtırabilecek ne
bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat getirmektedir AĐHM, baꢀvuranın dava konusu
basın makalesinde kullanılan terimlere büyük önem verecektir. Bu bağlamda AĐHM, göreceği
davanın bulunduğu koꢀulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde
bulundurmaktadır (Đbrahim Aksoy ve Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar).
Dava konusu makalede, Abdullah Öcalan davası vesilesiyle Kürt sorunu konusunda
yetkili makamların eleꢀtirisi yapılmaktadır.
AĐHM, DGM’nin dava konusu makalenin ayrımcı propaganda ifadelerini içerdiğine
kanaat getirdiğini belirtmektedir. Ancak AĐHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan
ve baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan
gerekçeleri incelemiꢀtir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94). AĐHM,
makalenin sert üsluptaki bazı bölümleri, Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizse de, ne
ꢀiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teꢀvik eder nitelikte olduğunu
ve AĐHM’nin gözünde, dikkate alınması gereken baꢀlıca unsur olan konuꢀmanın kin güden bir
konuꢀma olmadığını gözlemlemiꢀtir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95,
ve Gerger-Türkiye, no:24919/94).
AĐHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu
belirtmektedir. Buna karꢀın AĐHM, DGM’nin baꢀvuranı ağır para cezasına çarptırdığını ve
gazetenin üç gün süreyle yayımlanmasını yasakladığını tespit etmektedir.
Bu durumda, baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyet kararı hedeflenen amaçlarla
orantılı olmayıp, “demokratik toplumda gerekli” değildir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10. maddesi
ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden DGM’nin, kendisine adil
yargılanmayı sağlayacak “tarafsız ve bağımsız” bir mahkeme olmadığından ꢀikayetçi
olmaktadır. Baꢀvuran özellikle sadece Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemeleri’nin 5680 sayılı
Basın Kanunu alanına giren suçlar hakkında hüküm vermek için yetkili olduklarını
savunmaktadır. Baꢀvuran ayrıca, temyiz baꢀvurusu hakkında Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’nın
Yargıtay’a sunduğu yazılı tebliğnamesine cevap verme olasılığı bulunmadığından dolayı
Yargıtay önündeki yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığından ꢀikayetçi olmaktadır.
Baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 ve 3 –c maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirliği Hakkında
1. DGM’nin Tarafsız ve Bağımsız Olması Hakkında
AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetlerini dile getirirken hiçbir açıklama getirmediğini ve
dolayısıyla bu yönde ileri sürülen argümanların tamamen dayanaktan yoksun olarak
göründüğünü not etmektedir.
Buradan, ꢀikayetin AĐHS’nin 35§3 ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
2. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı Tebliğnamesinin Tebliğ Edilmemesi Hakkında
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olduğunu ve hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile ters düꢀmediği sonucuna varmıꢀtır.
Dolayısıyla ꢀikayetin kabuledilebilir olduğunu ilan etmek uygun olacaktır.
B. Esasa Dair
AĐHM, baꢀvuranın sunduğu ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha önce incelediğini ve
Cumhuriyet Baꢀsavcısı görüꢀlerinin niteliği ve yargılanan kiꢀinin yazılı olarak bunlara cevap
verme olanağının bulunmaması koꢀulları gözönüne alındığında, Yargıtay Cumhuriyet
Baꢀsavcısı tebliğnamesinin tebliğ edilmemesinden dolayı AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal
edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç ve Abdullah Aydın (no:2)).
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in mevcut durumda farklı bir sonuca
varılmasını sağlayacak ikna edici ne bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat
getirmektedir.
Dolayısıyla bu durumda AĐHS’nin 6§1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 7, 9, 13, 14, 17 VE 18. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuran, kendisinin yazmadığı ama izni alınarak yayımlanan makale nedeniyle
mahkum edildiğini iddia etmektedir. Baꢀvuran, hakkında verilen mahkumiyet kararına itiraz
etmek için iç hukuk yolunun bulunmamasından ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran, Kürt sorunu
hakkında haber yayınlamaktan mahkum edildiğini savunmaktadır. Bu bağlamda baꢀvuran,
AĐHS’nin 7, 9, 13 ve 14. maddelerinin (tek baꢀına yada 6, 9, 10 ve 13. maddelerle birlikte)
yanısıra 17 ve 18. maddelerini ileri sürmektedir.
AĐHM elinde bulunan unsurları gözönüne alarak ve dile getirilen iddiaları incelemeye
yetkili olduğu sürece bu ꢀikayetler konusunda hiçbir ihlal göstergesi tespit etmemektedir.
Buradan baꢀvurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35§3 ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan
yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez ilan edilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢀvuran, kendisine gönderilen 10 Mart 2005 tarihli mektupta 41. madde hükümlerine
dikkati çekilse de, AĐHS’nin 29§3 maddesinin uygulanması kararından sonra hiçbir adil
tazmin talebinde bulunmamıꢀtır. Dolayısıyla AĐHM, bu bakımdan herhangi bir ödemenin
yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirmektedir (mutatis mutandis Willekens-Belçika, no:
50859/99).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı tebliğnamesinin tebliğ edilmediğine ve ifade
özgürlüğünün ihlal edildiğine dair yapılan ꢀikayetlerin kabuledilebilir, baꢀvurunun geri kalan
kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 27 Haziran 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło