71844/01

WyrokETPCz2008-05-20ECLI:CE:ECHR:2008:0520JUD007184401

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długość zatrzymania skarżących przed postawieniem przed sędzią, wynosząca od 5 do 7 dni, naruszyła wymóg „niezwłoczności” przewidziany w art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okresy zatrzymania skarżących (5, 6 i 7 dni) przed postawieniem ich przed sędzią przekroczyły maksymalny czterodniowy limit ustalony w jego utrwalonym orzecznictwie (np. w sprawie Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu), nawet w kontekście spraw dotyczących terroryzmu. Rząd nie przedstawił żadnych argumentów uzasadniających przekroczenie tego limitu, co doprowadziło do wniosku, że wymóg „niezwłoczności” z art. 5 ust. 3 Konwencji nie został spełniony.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Dilsiz, Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven i Ömer Tunç, byli lokalnymi liderami partii HADEP w Cizre w Turcji. Byli wielokrotnie aresztowani i zatrzymywani w związku z zarzutami dotyczącymi przynależności do organizacji terrorystycznej PKK lub jej wspierania, a także w sprawie przemytu narkotyków. Mehmet Dilsiz skarżył się również na groźby ze strony żandarmerii i utrudnianie uprawy ziemi, a także na uszkodzenia mienia w wyniku ataku bombowego na siedzibę partii.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Odrzucił zarzut wstępny Rządu. 2. Uznał za dopuszczalne skargi dotyczące długości zatrzymania Mehmet Dilsiza, Halila Zeyreka, Muhsina Gasıra, Alego Güvena i Ömera Tunça. 3. Uznał pozostałe skargi za niedopuszczalne. 4. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 5. Zasądził zadośćuczynienie pieniężne za szkody niemajątkowe oraz koszty i wydatki. 6. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   DĐLSĐZ VD. - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 71844/01 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mayıs 2008   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 71844/01 baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaꢀları Mehmet Dilsiz, Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve   Ömer Tunç’un (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 5 Nisan 2001   tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır barosu   avukatlarından T. Elçi tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar Mehmet Dilsiz, Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve   Ömer Tunç sırasıyla 1949, 1970, 1978, 1948, 1944 ve 1954 doğumlu olup Cizre’de ikamet   etmektedir. Baꢀvuranlar olayların meydana geldiği dönemde Halkın Demokrasi Partisi   (HADEP) yerel teꢀkilatının yöneticileriydi.   A. Baꢁvuran Mehmet Dilsiz’in silahlı bir çeteye yardım suçundan yakalanması   Cizre Emniyet Müdürlüğü polisleri 7 Mayıs 2000 tarihinde PKK’ya karꢀı düzenlediği   operasyon kapsamında baꢀvuranı yakalayarak gözaltına almıꢀtır.   Mayıs 2000 tarihinde ꢁırnak Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenen baꢀvuran Sulh   Hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀ, hakim baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasını kararlaꢀtırmıꢀtır.   Haziran 2000 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı   TCK’nın 169. maddesi gereğince baꢀvuranı silahlı bir çeteye yardım etme suçu ile itham   etmiꢀtir.   Ekim 2001 tarihinde DGM delil yetersizliğinden baꢀvuranı serbest bırakmıꢀtır.   B. Baꢁvuran Mehmet Dilsiz’in silahlı bir çeteye katılma suçundan yakalanması   Baꢀvuran Mehmet Dilsiz yine PKK mensubu olma suçu ile iki ayrı ceza davasının sanığı   olmuꢀtur.   1. Đlk süreç   Ekim 2000 tarihinde baꢀvuranın evinde yapılan aramalar sonucunda PKK propagandasını   yapan yayınlar ve haberleꢀme amaçlı bir telsiz ele geçirilmiꢀ, baꢀvuran yakalanarak gözaltına   alınmıꢀtır. Baꢀvuran tutuklama tutanağını imzalamamıꢀtır.   Ekim 2000 tarihinde baꢀvuran ifade vermediğinden polisler ifadesini alamamıꢀtır.   Baꢀvuran 19 Ekim 2000 tarihinde Silopi Cumhuriyet Savcısı ve ardından Sulh Hakimi   karꢀısına çıkarılmıꢀ, Sulh hakimi hakkında tutukluluk kararı vermiꢀtir.   Baꢀvuran bu karara karꢀı 24 Ekim 2000 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde itiraz   etmiꢀtir. DGM 8 Kasım 2000’de baꢀvuranın itirazını kabul ederek serbest bırakılmasına karar   vermiꢀtir.   Cumhuriyet Savcısı 24 Kasım 2000 tarihli bir iddianame ile DGM önünde baꢀvuranı TCK’nın   168/2 maddesi uyarınca silahlı bir çete mensubu olma suçu ile itham etmiꢀtir.   Devlet Güvenlik Mahkemesi 28 Mart 2002 tarihinde kamu davasının zamanaꢀımından   düꢀtüğüne karar vermiꢀtir.   2. Đkinci süreç   Baꢀvuran 2 Ekim 2001 tarihinde sorgulanmıꢀ, ꢁırnak Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine   ertesi gün serbest bırakılmıꢀtır.   Baꢀvuran 4 Ekim 2001’de yakalanarak yeniden gözaltına alınmıꢀtır.   Baꢀvuran 6 Ekim 2001 tarihinde ꢁırnak Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmesinin   ardından Sulh Hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀ, hakim hakkında tutukluluk kararı vermiꢀtir.   Belirtilmeyen bir tarihte Cumhuriyet Savcısı DGM önünde yasadıꢀı örgüt PKK’ya yardım ve   yataklık etme suçundan baꢀvuran hakkında kamu davası açmıꢀtır.   Baꢀvuran 28 Aralık 2001 tarihinde serbest bırakılmıꢀtır.   DGM 21 Kasım 2002 tarihli bir karar ile delil yetersizliğinden baꢀvuranı serbest bırakmıꢀtır.   Temyize gidilmediğinden bu hüküm nihai hale gelmiꢀtir.   C. Baꢁvuranların uyuꢁturucu madde kaçakçılığından ve silahlı bir çete mensubu olma   suçundan tutuklanması   Güvenlik güçleri 1 Nisan 2001 tarihinde baꢀvuran Mehmet Dilsiz’in evinde yeniden arama   yapmıꢀtır. Arama tutanağına göre uyuꢀturucu madde içeren iki paket ile PKK teröristlerinin   bir Jandarma karakoluna düzenlediği saldırının görüntülerinin yer aldığı bir video kaseti ele   geçirilmiꢀtir. Mehmet Dilsiz ve Bedurhan Dilsiz bu tutanağı imzalamayı reddetmiꢀtir, bunun   üzerine adı geçenler gözaltına alınmıꢀtır.   Nisan 2001 tarihinde baꢀvuranlar Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç   yakalanarak gözaltına alınmıꢀlardır.   Nisan 2001’de Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmelerinin ardından Mehmet Dilsiz,   Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç Sulh Hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀlardır.   Hakim Mehmet Dilsiz’in tutuklanmasına, diğer baꢀvuranların serbest bırakılmasına karar   vermiꢀtir.   Cumhuriyet Savcısı 25 Nisan 2001 tarihinde Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Ali Güven ve   Ömer Tunç hakkında takipsizlik kararı almıꢀ, buna karꢀın uyuꢀturucu madde kaçakçılığı   suçundan Mehmet Dilsiz ve Muhsin Gasır hakkında ceza davası açmıꢀtır.   PKK mensubu olma ve propagandasını yapma suçlarından tutuklu bulunan Mehmet Dilsiz   hakkında Cumhuriyet Savcısı TCK’nın 169. maddesi uyarınca silahlı bir çete mensubu olma   suçundan 10 Mayıs 2001 tarihinde ikinci bir ceza davası açmıꢀtır.   DGM 18 Eylül 2001 tarihli bir karar ile baꢀvuranın bu son davadan beraatına karar vermiꢀtir.   Uyuꢀturucu madde kaçakçılığı ile ilgili olarak, DGM 1 Haziran 2005 tarihinde ꢁırnak Ağır   Ceza Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermiꢀtir.   ꢁırnak Ağır Ceza Mahkemesi 8 Haziran 2006 tarihinde Mehmet Dilsiz’i uyuꢀturucu madde   kaçakçılığından dört yıl hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Yargıtay 20 Ekim 2006 tarihinde bu kararı onamıꢀtır.   D. Baꢁvuranlar Ali Güven ve Muhsin Gasır’ın silahlı bir çete mensubu olma suçundan   tutuklanması   Ali Güven ve Muhsin Gasır 8 Kasım 2000 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır.   Sulh Hakimi 15 Kasım 2000’de baꢀvuranların tutuklanmalarına karar vermiꢀtir.   Aralık 2000 tarihinde baꢀvuranlar 4616 sayılı Yasa «Af Yasası» uyarınca serbest   bırakılmıꢀlardır. Yine bu yasanın uygulanmasına istinaden Savcı 26 Aralık 2000 tarihinde   açılan davaların beꢀ yıl süreyle ertelenmesine karar vermiꢀtir.   E. Baꢁvuran Mehmet Dilsiz’in Jandarmaların tehdit ettiği ve mallarına el koyduğuna   iliꢁkin ꢁikayeti   Baꢀvuran 21 ꢁubat 2001 tarihinde ulusal yetkililere yazmıꢀ olduğu mektuplarla keyfi olarak   tutuklandığını, siyasi faaliyetleri nedeniyle kendisini engelleyen jandarmaların topraklarını   ekip biçmesine engel olduklarını dile getirmiꢀtir. Baꢀvuran topraklarını terk etmesi halinde   kendisini öldürmekle tehdit eden jandarmalar hakkında cezai kovuꢀturma açılması ꢀikayetinde   bulunmuꢀtur.   Öne sürülen suç ile ilgili, 3 Nisan 2001 tarihinde davacı taraf olarak baꢀvuranı dinleyen Cizre   Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı vermiꢀtir.   Eylül 2001 tarihinde HADEP’in Cizre teꢀkilatında bir bomba patlamıꢀ, patlamada ölen ya   da yaralanan olmazken teꢀkilatın olduğu binada ve çevre binalarda önemli maddi hasar   meydana gelmiꢀtir.   Ekim 2001 tarihinde Siirt Ağır Ceza Mahkemesi baꢀkanı takipsizlik kararına karꢀılık   baꢀvuranın ꢀikayetini değerlendirmeye almıꢀ ve dosyayı yeniden incelemesi için Cizre   Cumhuriyet Savcılığına göndermiꢀtir.   Haziran 2002 tarihinde Cumhuriyet Savcısı bir kez daha takipsizlik kararı vermiꢀtir.   Temmuz 2002 tarihinde Siirt Ağır Ceza Mahkemesi 5 Haziran 2002 tarihli takipsizlik   kararını iptal etmiꢀtir.   Cumhuriyet Savcısı 11 Eylül 2002 tarihinde sözkonusu jandarmalar hakkında Cizre Asliye   Ceza Mahkemesi’nde (Mahkeme) kamu davası açmıꢀtır.   Mahkeme 26 Aralık 2003 tarihli bir karar ile delil yetersizliğinden jandarmaların serbest   bırakılmasına karar vermiꢀtir. Temyize baꢀvurulmadığından-baꢀvuran müdahil taraf olarak   bulunmadığından- bu hüküm nihai hale gelmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/ 1 c) ve 3. MADDELERĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AĐHS’nin 5/1 c) ve 3. maddelerine atıfta bulunan baꢀvuranlar birçok kez, makul bir gerekçe   olmadan aꢀırı uzun sürelerle gözaltına alındıklarından ꢀikayetçi olmaktadır.   Hükümet iç hukuk yolları tüketilmediğinden AĐHM’yi 5/3 maddesine yönelik ꢀikayetleri   reddetmeye davet etmektedir. Hükümete göre baꢀvuranlar 466 sayılı Kanun gereğince   tazminat talebinde bulunabilirlerdi.   AĐHM Hükümet tarafından sözü edilen 466 sayılı Kanun ile ortaya konulan baꢀvuru ꢀeklinin   AĐHS’ye veya yasalara aykırı olarak özgürlükten yoksun bırakma hallerine karꢀı bir tazminatı   öngördüğünü hatırlatmaktadır. Oysa bu baꢀvuruda böyle değildir, sözkonusu gözaltı   sürelerinin uzunluğu ilgili dönemde yürürlükte bulunan yasal mevzuata uygundur (Bkz.   Keklik vd.-Türkiye kararı, no: 77388/01, 3 Ekim 2006).   AĐHM baꢀvuranların gözaltı süresinin aꢀırı uzunluğundan ve tutukluluk haline karꢀı telafi   yollarının bulunmayıꢀından ꢀikayetçi oldukları saptamasını yapmaktadır. Bu ꢀikayetler   AĐHS’nin 5/3 maddesi alanına girmektedir, oysa Hükümet tarafından öne sürülen baꢀvuru   yolu yalnızca 5/5 maddesine yöneliktir. Yapılan ön itirazın bu kısmı dayanaktan yoksun   bulunmaktadır.   Hükümetin itirazı bu durumda reddedilmektedir.   Baꢀvuran Mehmet Dilsiz’in 7 Mayıs 2000 tarihli ilk tutuklanması ile ilgili olarak altı ay süresi   baꢀvuruda yer alan suç unsuru eylemden, gözaltından itibaren baꢀlamakta ve 15 Mayıs 2000   tarihinde sona ermektedir (Bkz. Sakık vd.-Türkiye kararı 1997-VII). Baꢀvuru bu çerçevede   gecikmeli olarak 5 Nisan 2001 tarihinde yapılmıꢀtır.   AĐHM iꢀlendiği ileri sürülen suçlardan itham edilecek makul gerekçelerin yer almadığına   yönelik ꢀikayetler ile ilgili, gözaltına alınmalarının ardından baꢀvuranların silahlı bir çeteye   yardım ve yataklıktan ve uyuꢀturucu madde kaçakçılığından ceza soruꢀturması kapsamında   yer aldıklarını (savcılık iddianamesi ile itham edip, hakim kararı ile tutuklama) tespit   etmektedir. Baꢀvuranların bu durumda makul suçlanma gerekçeleri olmadan gözaltına   alındıkları söylenemez. Yapılan bu ꢀikayetler dayanaktan yoksun bulunmaktadır (Bkz. Rahat   ve Tuꢀ-Türkiye kararı, no:39865/02, 18 Mart 2004; Mürsel OKAY-Türkiye kararı, no:   6283/02, 1 Haziran 2006).   AĐHM, Mehmet Dilsiz’in gözaltı süresi ile ilgili sırasıyla 15-19 Ekim 2000, 2-3 Ekim 2001 ve   4-6 Ekim 2001 tarihlerine uzanan üç dönemi dikkate almaktadır. Baꢀvuran Bedurhan Dilsiz’in   gözaltı süresi 1 Nisan 2001’de baꢀlayıp 4 Nisan 2001’de sona ermektedir. Bu süre AĐHM’nin   bu yöndeki yerleꢀik içtihadına uygun bulunmaktadır (Bkz. Brogan vd-Birleꢀik Krallık, 29   Kasım 1988). Baꢀvurunun bu kısmı dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.   AĐHM, aynı ꢀekilde yapılan baꢀvuruda Mehmet Dilsiz’in 1-7 Nisan 2001 tarihleri arasındaki   gözaltına (altı gün), Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç’un 2-7 Nisan 2001   tarihleri arasındaki gözaltı süresine (beꢀ gün) ve 8 Kasım 2000’den 15 Kasım 2000’e dek   (yedi gün) süren Ali Güven ve Muhsin Gasır’ın tutukluluk sürelerine iliꢀkin yerleꢀik içtihadını   göz önüne almakta (Bkz. diğer birçokları arasında sözü edilen Öcalan kararı) ve gözaltı   sürelerine yönelik ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca dayanaktan yoksun   olmadığına kanaat getirmektedir. Baꢀvurunun kabuledilemez olarak nitelendirilmesi için   hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Baꢀvuru kabuledilmelidir.   B. Esasa dair   Baꢀvuranlar Mehmet Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç gözaltı   sürelerinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmakta, AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadırlar.   Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmakta, baꢀvuranların gözaltı sürelerinin AĐHM’nin yerleꢀik   içtihatlarına uygun olduğunu savunmaktadır.   AĐHM, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç’un gözaltı sürelerinin 2 Nisan   2001’de baꢀlayıp 7 Nisan 2001 tarihinde (sulh hakimi önüne çıktıkları tarih) sona erdiğini   gözlemlemektedir. Bu süre beꢀ gündür. Baꢀvuran Mehmet Dilsiz’in gözaltı süresi 1 Nisan   2001’de baꢀlayıp 7 Nisan 2001’de sona ermektedir. Bu süre altı gündür. Ali Güven ve Muhsin   Gasır’ın gözaltı süreleri 8 Kasım 2000’de baꢀlayıp 15 Kasım 2000 tarihinde sona emektedir.   Bu süre ise yedi gündür.   AĐHM, Brogan vd.-Birleꢀik Krallık kararında -ki bu kararı müteakip içtihat birçok kez teyit   edilmiꢀtir- genel olarak terör amaçlı kolektif iꢀlenen suçların önlenmesi gözetilse dahi, 5/3   maddesinde yer alan sınırlamaların haricinde bir kiꢀinin yetkili bir hakim karꢀısına   çıkarılmaksızın gözaltında tutulma süresinin dört gün olduğuna itibar etmektedir.   Hükümetin bu gerekçenin dıꢀına çıkılmasını teyit edecek herhangi bir argüman sunmaması   ıꢀığında, AĐHM bahse konu gözaltı sürelerinin AĐHS’nin 5/3 maddesinde yer alan ivedilik   koꢀulunu karꢀılamadığı sonucuna varmaktadır.   Bu nedenle bu hüküm ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 2, 3, 11, 13, 14 VE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN   ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI HAKKINDA   Mehmet Dilsiz HADEP bünyesindeki iꢀinden istifa etmesi için jandarmaların kendisini   ölümle tehdit ettiklerini ileri sürmektedir. Baꢀvuran partisinin bulunduğu binanın sahibinin de   ölüm korkusuyla kira sözleꢀmesini uzatmayı reddettiğini öne sürmektedir. Baꢀvuran ayrıca 20   Eylül 2001’de meydana gelen patlamadan dolayı maddi zarara uğradığını belirtmekte,   AĐHS’nin 2. maddesini öne sürmektedir.   AĐHM, Mehmet Dilsiz’in HADEP’in yerel teꢀkilatı baꢀkanı olarak kira sözleꢀmesinin   yenilenmesinde karꢀılaꢀtığı zorluklar ve parti binasında 20 Eylül 2001 tarihinde meydana   gelen patlamada oluꢀan maddi hasar ile ilgili bu ꢀikayetlerin ulusal mahkemeler nezdinde   hiçbir surette dile getirilmediğini ifade ederek, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle bu   ꢀikayetlerin reddedilmesi gerektiğini kaydetmektedir.   Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesini hatırlatan baꢀvuran Mehmet Dilsiz silahlı yerel güvenlik   güçlerinin arazilerini ekip, kiralamaya engel olduklarını iddia etmektedir.   AĐHM Türk hukuku’na göre normal, etkili ve yeterli bir baꢀvuru yolu ile istihkak davası   açılarak tazminat elde etmenin mümkün olduğuna itibar etmektedir. Baꢀvuran böyle bir dava   açmayı ihmal etmiꢀtir, iç hukuk yolları tüketilmediğinden bu ꢀikayet reddedilmektedir.   Baꢀvuranlar tutuklu bulundukları süre zarfında gözlerinin bağlı oluꢀu, dar bir hücrede   kalmaları, tehdit edilip, kendilerine küfredilmesi ve bütün ifadeleri imzalamaya zorlanmaları   ölçüsünde tutuklanma nedenlerine ve koꢀullarına itiraz ederek bu bağlamda AĐHS’nin 3.   maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Baꢀvuranlar AĐHS’nin 11. maddesini hatırlatarak   HADEP bünyesindeki siyasi faaliyetleri nedeniyle haklarında soruꢀturma açıldığından   ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuranlar son olarak etnik kökenlerinden, siyasi düꢀünce ve   faaliyetlerinden dolayı bir ayrımcılığa maruz kaldıklarını öne sürmekte, iç hukukta haklarını   savunabilecekleri etkili bir baꢀvuru yolunun bulunmadığını iddia etmektedir. Baꢀvuranlar   yukarıda sözü edilen maddelerin biri veya diğeri ile birlikte AĐHS’nin 13. ve 14. maddelerine   göndermede bulunmaktadır.   Bütün bu ꢀikayetleri destekleyici delillerin yokluğunda, dayanaktan yoksun bu ꢀikayetlerin   reddedilmesi gerekmektedir.   Baꢀvurunun bu bölümü AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafına uygun olarak   kabuledilemez olarak nitelendirilmekte ve reddedilmektedir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranlar tutuklanmalarının fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan yol açtığı travmalar   sonucunda manevi zarara uğradıklarını öne sürmektedirler. Bu bağlamda Mehmet Dilsiz   50.000 Euro ve diğer baꢀvuranların her biri 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu talepleri aꢀırı ve kabuledilemez olarak nitelendirmektedir.   AĐHM tespit edilen ihlal ıꢀığında ve hakkaniyete uygun olarak Mehmet Dilsiz’e 1.000 Euro,   Muhsin Gasır’a 2.000 Euro, Ali Güven’e 2.000 Euro, Halil Zeyrek’e 500 Euro ve Ömer   Tunç’a 500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar iç hukukta yapmıꢀ oldukları yargı giderleri için 10.500 Euro ve AĐHM nezdinde   yapmıꢀ oldukları yargı giderleri için 4.700 Euro olmak üzere toplam 15.200 Euro talep   etmekte, kanıtlayıcı belge niteliğinde Đstanbul barosunun avukatlık ücreti tarifesini ve   faturaları sunmaktadırlar.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu baꢀvuruda mahkemeye sunulan unsurlar ve   sözü edilen kıstaslar göz önüne alındığında AĐHM, yargı giderlerine iliꢀkin beꢀ baꢀvurana   ortaklaꢀa 1.500 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır. Bu meblağdan Avrupa Konseyi   tarafından adli yardım baꢀlığı altında ödenen 850 Euro’luk kısım düꢀülmelidir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Hükümetin ön itirazının reddine;   2. Baꢀvuranlar Mehmet Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç’un   gözaltı sürelerinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetlerinin kabuledilebilir olduğuna;   3. Geri kalan ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğuna;   4. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflardan muaf olarak, ödeme   tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından:   i.   manevi tazminat için baꢀvuran Mehmet Dilsiz’e 1.000 (bin) Euro, baꢀvuran   Muhsin Gasır’a 2.000 (iki bin) Euro, baꢀvuran Ali Güven’e 2.000 (iki bin) Euro,   baꢀvuran Halil Zeyrek’e 500 (beꢀ yüz) Euro ve baꢀvuran Ömer Tunç’a (beꢀ yüz)   Euro ödenmesine;   ii.   yargılama gideri için 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro’dan Avrupa Konseyi tarafından adli   yardım baꢀlığı altında ödenen 850 (sekiz yüz elli) Euro düꢀülerek kalan kısmın beꢀ   baꢀvurana ortaklaꢀa ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faizin uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 20 Mayıs 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   9

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło