71901/01
WyrokETPCz2006-12-05ECLI:CE:ECHR:2006:1205JUD007190101
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak odpowiedniego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość naruszył prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 Konwencji? Czy długość postępowania sądowego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że art. 1 Protokołu nr 1 Konwencji zawiera trzy normy, które należy interpretować w świetle ogólnej zasady poszanowania mienia. Stwierdził, że pozbawienie skarżącego własności bez wypłaty odszkodowania, w oparciu o przepis krajowy (art. 38 ustawy nr 2942) prowadzący do przedawnienia roszczenia o odszkodowanie, naruszyło zasadę sprawiedliwej równowagi między interesem publicznym a ochroną praw jednostki. Trybunał uznał, że brak odszkodowania za wywłaszczenie, nawet jeśli opierał się na prawie krajowym, był arbitralny, ponieważ nie zapewniał tej równowagi. W kwestii art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że drugie postępowanie (trwające 2 lata i 4 miesiące w dwóch instancjach) nie było nadmiernie długie, a pierwszą część skargi uznał za niedopuszczalną z powodu niezachowania terminu sześciu miesięcy.Stan faktyczny
Skarżący, Osman Akagün, był właścicielem działki w Şanlıurfa, która została wywłaszczona przez władze tureckie w 1975 roku na rzecz Ministerstwa Obrony. Odszkodowanie w wysokości 6 503,75 TL zostało wpłacone na konto skarżącego w 1977 roku. W 1988 roku sąd krajowy unieważnił akt własności skarżącego i nakazał wpisanie nieruchomości na rzecz Skarbu Państwa, a skarżący nie został o tym osobiście powiadomiony. W 1998 roku skarżący wniósł pozew o odszkodowanie za faktyczne wywłaszczenie, jednak jego roszczenie zostało oddalone przez sądy krajowe z powodu przedawnienia, powołując się na art. 38 ustawy nr 2942, ponieważ faktyczne zajęcie nieruchomości miało miejsce w 1974 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 Konwencji. Stwierdził brak naruszenia art. 6 § 1 Konwencji. Uznano, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądzono na rzecz skarżącego 30 000 Euro tytułem odszkodowania materialnego oraz 1 500 Euro tytułem kosztów i wydatków. Odrzucono pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
AKAGÜN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 71901/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2006
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
bazı düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ( 71901/01) baꢀvuru no’lu davanın nedeni, bu ülke
vatandaꢀı Osman Akagün’ün (baꢀvuran) 19 ꢁubat 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
(Mahkeme) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, AĐHM önünde ꢁanlıurfa Barosu avukatlarından A. Elçi ve Ö. Kaysı tarafından
temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVA KOꢁULLARI doğumlu olan baꢀvuran ꢁanlıurfa’da ikamet etmektedir.
Karaköprü’de ( ꢁanlıurfa ) yer alan bir arazinin ( 969 parsel sayılı ) sahibidir.
A. Đlk yargılama
ꢁanlıurfa Valiliği 12 Kasım 1975 tarihinde aldığı bir kararla baꢀvurana ait araziyi Savunma
Bakanlığı adına kamulaꢀtırmıꢀtır. Eylül 1975 tarihinde değerlendirme komisyonu arazinin değerini 6 503,75 TL olarak
belirlemiꢀtir. Nisan 1977 tarihinde sözkonusu meblağ baꢀvuran adına Merkez Bankası Diyarbakır
ꢁubesi’nde açılan bir hesaba yatırılmıꢀtır.
Kamulaꢀtırma ilanı 25 Nisan 1977 tarihinde ꢁanlıurfa’da yayınlanmakta olan yerel bir
gazetede yayınlanmıꢀtır.
Milli Savunma Bakanlığı kamulaꢀtırılan taꢀınmazın Hazine adına tapu sicil kaydına
geçirilmesi amacıyla bir dava açmıꢀtır.
Baꢀvurana ulaꢀılamaması nedeniyle 17 Haziran 1988 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı
tarafından baꢀvuran aleyhinde açılan dava basın yoluyla tebliğ edilmiꢀtir.
ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi 20 Aralık 1988 tarihinde baꢀvuranın gıyabında aldığı
kararla kamulaꢀtırma sürecini gözönünde bulundurarak baꢀvurana ait tapu sicil kaydını iptal
etmiꢀtir. Mahkeme sözkonusu taꢀınmazın tapu siciline Hazine adına kaydedilmesini
emretmiꢀtir. Baꢀvuran kendisine herhangi bir tebligat yapılmaması sebebiyle bu iꢀleme iꢀtirak
edememiꢀtir.
Mahkemece alınan karar 22 ꢁubat 1989 tarihinde baꢀvurana tebliğ edilmek üzere basın
yoluyla yayınlanmıꢀtır. Sözkonusu mahkeme kararı 24 Nisan 1989 tarihinde ꢀekli kesin
hüküm niteliği kazanmıꢀtır. Mayıs 1989 tarihinde dava konusu taꢀınmaz tapu siciline Hazine adına kaydedilmiꢀtir.
B. Đkinci yargılama
Baꢀvuran 22 Temmuz 1998 tarihinde de facto kamulaꢀtırma sebebiyle Milli Savunma
Bakanlığı’na karꢀı ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bir tazminat davası açmıꢀtır
Mahkemeye sunulan bilirkiꢀi raporunda dava konusu taꢀınmazın değeri 14 099 140 011 TL
[yaklaꢀık 58 010 Euro] olarak hesaplanmıꢀtır. Haziran 2000 tarihli kararla baꢀvuranın talebi geri çevirilmiꢀtir. 20 Aralık 1988 tarihli kararı
esas alan Mahkeme, taꢀınmazın 1977 yılından beri değil 1974 yılından bu yana ordunun
kullanımında olduğu sonucuna varmıꢀtır. Mahkeme baꢀvuran tarafından açılan davanın 2942
sayılı kanunun 38. maddesinde belirtilen zamanaꢀımı ilkesine aykırı olduğu sonucuna
varmıꢀtır. Ekim 2000 tarihinde aldığı bir kararla Yargıtay de facto kamulaꢀtırmanın 1974 yılında
gerçekleꢀmiꢀ olması nedeniyle 2942 sayılı kanunun 38. maddesi uyarınca kamulaꢀtırma
tazminatı davasının geçersiz hale geldiği gerekçesiyle verilen hükmü onamıꢀtır. Aralık 2000 tarihinde aldığı bir kararla Yargıtay karar düzeltme talebini geri çevirmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
A. Kabuledilebilirliğe dair
1. Altı ay kuralına riayet
Hükümet, ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen baꢀvuranın tapu senedinin
iptaline iliꢀkin kararı ve sözkonusu arazinin tapu siciline Hazine adına kaydedilmesi emrinin
AĐHS’nin 35 § 1. maddesi bakımından nihai karar teꢀkil ettiğini savunmaktadır. Bu hüküm 24
Nisan 1989 tarihi itibariyle ꢀekli kesin hüküm niteliği kazanmıꢀtır. Ancak baꢀvuran
baꢀvurusunu 19 ꢁubat 2001 tarihinde yapmıꢀtır. Hükümet’e göre baꢀvuran tarafından 22
Temmuz 1998 tarihinde açılan tazminat davası uygun bir baꢀvuru yolu değildir.
AĐHM, Akıllı – Türkiye davasında ( no: 71868/01, § 18, 11 Nisan 2006 ) buna benzer bir
itirazı reddettiğini anımsatmaktadır. AĐHM baꢀvuranın taꢀınmazın zilyetliğinin elinden
çıkmasından değil herhangi bir tazminat elde etmeksizin tapu senedinin iptal edilmesinden
ꢀikayetçi olduğunu gözlemlemektedir. Bu bakımdan AĐHM tazminat talebine iliꢀkin
yargılama sürecinin 1 Aralık 2000 tarihinde Yargıtay tarafından verilen kararla son bulduğunu
tespit etmektedir. Böylelikle AĐHM baꢀvuranın bu tarihten itibaren altı ay içinde baꢀvurusunu
sunmuꢀ olması sebebiyle bu kuralı ihlal etmediğini takdir etmektedir.
Sonuç olarak AĐHM Hükümet’in altı ay kuralına iliꢀkin olarak yaptığı itirazın reddedilmesi
gerektiğini değerlendirmektedir.
2. Đçhukuk yollarının tüketilmesine dair
Hükümet baꢀvuranın tartıꢀmalı kamulaꢀtırma kararının iptaline karꢀı idare mahkemesi önünde
ya da hukuk mahkemeleri önünde ek kamulaꢀtırma tazminatı davası açma imkanının
bulunduğunu savunmaktadır. Hükümet’e göre baꢀvuran bu yollardan hiçbirine
baꢀvurmamıꢀtır.
AĐHM, adıgeçen Akıllı davasında buna benzer bir itirazı daha önce reddettiğini anımsatır. Bir
baꢀvuran muhtemelen etkili ve yeterli olması beklenen bir içhukuk yolunu normal olarak
kullanmıꢀ olmalıdır. ꢁayet baꢀvuru yollarından biri kullanılmıꢀsa, aynı amaca matuf bir baꢀka
yola baꢀvurulması gerekli değildir ( bkz., sözgelimi, Patricia Raquel Alves – Portekiz, no:
19485/02, 9 Kasım 2004 ). AĐHM, Türk hukukunca va’z edilen süreler içinde bir tazminat
davası açmıꢀ olan baꢀvuranın içhukuk yollarını tüketmesi için makul olarak kendisinden
beklenen herꢀeyi yaptığı kanaatine varmıꢀtır. Bu nedenle AĐHM Hükümet tarafından dile
getirilen içhukuk yollarının tüketilmediği yolundaki itirazı reddeder.
3. Mağdur niteliğinin bulunmayıꢀı
Mübeccel Yıldırım ve Mükerrem Durman – Türkiye davasını (no: 9507/99, 3 Mayıs 2005)
esas alan Hükümet, baꢀvuranın arazisinin değerine tekabül eden bir kamulaꢀtırma tazminatı
elde ettiğini savunmaktadır. Bu nedenle baꢀvuran 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. madddesi
anlamında mağduriyet iddiasında bulunamaz.
AĐHM Hükümet’in esas aldığı davanın aksine mevcut davada baꢀvurana herhangi bir ödeme
yapılmadığını ve baꢀvuran tarafından açılan tazminat davasının ulusal mahkemelerece
reddedildiğini tespit etmektedir. Bu nedenlerle AĐHM Hükümet’in bu itirazını reddeder.
4. Sonuç
AĐHM baꢀvurunun bu kısmının AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bakımından açıkça dayanaktan
yoksun olarak ilan edilemeyeceğini tespit etmektedir. Ayrıca mevcut baꢀvuru herhangi bir
kabuledilemezlik
kabuledilebilirdir.
gerekçesiyle
karꢀılaꢀmamaktadır.
Bu
gerekçelerle
baꢀvuru
B. Esasa dair
Baꢀvuran kendisine herhangi bir tazminat ödenmeksizin dava konusu taꢀınmazından yoksun
bırakılması iꢀleminin 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinde dile getirilen ilkelere aykırı
olduğunu iddia etmektedir.
Hükümet bu teze karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin birbirinden farklı üç norm içerdiğini hatırlatır.
«Birinci fıkranın ilk cümlesinde ifade edilen norm genel nitelikte olup mülkiyet
dokunulmazlığına saygı ilkesini dile getirir; aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan norm mal
ve mülkten yoksun bırakmaya iliꢀkin olup bunu belli ꢀartlara bağlı kılar; ikinci fıkrada yer
verilen üçüncü norm ise devletlere, diğerleri arasında, mülkiyetin kamu menfaatine uygun
olarak kullanma hakkını tanır (...) Buna karꢀın burada birbirleri arasında iliꢀki olmayan
kurallar sözkonusu değildir. Đkinci ve üçüncü normlar mülkiyet hakkına saldırıya iliꢀkin
örneklerle ilgilidir. Bu nedenle bu normlar birinci normda belirtilen ilkenin ıꢀığında
yorumlanmalıdırlar.» ( bkz., diğerleri arasında, Akıllı, adıgeçen, § 27, James ve diğerleri –
Birleꢀik Krallık, 21 ꢁubat 1986 tarihli karar, § 37, ve Iatridis – Yunanistan, no: 31107/96, § ).
AĐHM kamulaꢀtırma önlemi alınmadan önce dava konusu taꢀınmazın tapu senedinin
baꢀvurana ait olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir itilaf olmadığını tespit
etmektedir. Baꢀvuran sözkonusu tapu senetlerinden kamulaꢀtırma iꢀlemini müteakip mahrum
bırakılmıꢀtır. 24 Mayıs 1989 tarihinde baꢀvurana ait taꢀınmaz tapu siciline hazine adına
kaydedilmiꢀtir. Yetkili mahkeme baꢀvuranın açtığı kamulaꢀtırma davasını inceledikten sonra sayılı kanunun 38. maddesi uyarınca baꢀvuranın talebini zamanaꢀımı gerekçesiyle geri
çevirmiꢀtir.
AĐHM baꢀvuran tarafından yapılan ꢀikayetin bir benzerini daha önce incelediğini ve bu
hususta 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği hükmüne vardığını hatırlatır
(Akıllı, adıgeçen, §§ 33-35). Neticede AĐHM 38. maddenin uygulanmasının baꢀvuranı tapu
senedinin iptali sonucunda bir tazminat elde etmesi bakımından her türlü imkandan mahrum
bıraktığı kanaatini yinelemektedir. AĐHM bu hususta bilhassa, bu türden bir müdahalenin,
olayların meydana geldiği dönemde cari olan bir kanuna isnad edilmiꢀ olsa dahi toplumun
genel menfaatleri ile bireysel hakların korunması arasındaki adil dengeyi gözetecek nitelikte
bir tazminat iꢀlemi gerçekleꢀtirilmediğinden, ancak keyfi olarak değerlendirilebileceğini ifade
etmiꢀti ( I.R.S. ve diğerleri, adıgeçen, §§ 50-56 ).
AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in halihazırda davayı farklı bir ꢀekilde
sonuçlanmasına yol açacak ne bir olgu ne de bir kanıt sunduğu kanaatine varmıꢀtır.
Bu nedenlerle 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran ayrıca ulusal mahkemeler önünde yapılan
yargılamanın süresinden ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet bu sava itiraz etmektedir.
AĐHM ulusal mahkemeler önünde yapılan ilk yargılamanın 24 Nisan 1989 tarihinde sona
erdiğini, ancak baꢀvuranın 19 ꢁubat 2001 tarihinde baꢀvurusunu sunduğunu tespit etmektedir.
Bu nedenle baꢀvurunun bu kısmı altı ay kuralına riayet edilmemesi sebebiyle reddedilmelidir.
Đkinci yargılamaya iliꢀkin olarak AĐHM yargılamanın ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne
baꢀvurunun sunulduğu 22 Temmuz 1998 tarihinde baꢀladığını ve Yargıtay tarafından 1 Aralık tarihinde karar verilmesiyle son bulduğunu tespit etmektedir. Böylelikle yargılama iki
mahkeme için iki yıl dört ay sürmüꢀtür.
Dosya unsurlarının ıꢀığında AĐHM tartıꢀmalı yargılama süresinin aꢀırı olmayıp «makul süre»
ilkesine cevap verdiğini değerlendirmektedir.
Bu nedenlerle 6 § 1. madde ihlal edilmemiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan 16 ꢁubat 1998 tarihli bilirkiꢀi raporunu esas
alan baꢀvuran, taꢀınmazının değerinin 14.099.140.011 TL olarak hesaplandığını [yaklaꢀık
58.010 Euro] belirtmektedir. Baꢀvuran bu tutarla birlikte AĐHM’ye baꢀvurunun yapıldığı
tarihe kadar geçen süre için de faiz uygulanmasını talep etmektedir. Baꢀvuran maddi tazminat
olarak toplam 35 421 Euro, maruz kaldığını iddia ettiği manevi zararın tazmini içinse 20.000
Euro talep etmektedir.
Hükümet baꢀvuranın bu taleplerine itiraz etmektedir.
Mevcut davanın konusu 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği yönünde tespitte
bulunulmasına neden olan baꢀvurana ait araziye yasalara aykırı bir ꢀekilde el konulması
olmayıp, uygun bir tazminatın bulunmayıꢀıdır (Scordino – Đtalya, no: 36813/97, I.R.S. ve
diğerleri – Türkiye (adil tatmin), no: 26338/95, §§ 23-24, 31 Mayıs 2005).
Bu unsurları gözönünde bulunduran AĐHM hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 30.000 Euro
ödenmesinin makul olacağı hükmüne varmaktadır.
Mevcut dava koꢀullarında AĐHM ihlal tespitinin manevi zararın tazmini için yeterli bir tatmin
teꢀkil ettiği kanaatindedir.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuran AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 4.324 Euro talep etmektedir.
Hükümet talep edilen rakama itiraz etmektedir.
Elindeki unsurları gözönünde bulunduran AĐHM hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 1.500
Euro ödenmesinin makul olacağı kanısındadır.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;
1. Baꢀvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmediğine;
4. Mevcut kararın baꢀlı baꢀına yeterli bir adil tatmin teꢀkil ettiğine;
5. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana maddi tazminat olarak
30.000 Euro (otuz bin) ve masraf ve harcamalar içinse 1.500 Euro ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.
maddesine uygun olarak 5 Aralık 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło