73016/01
WyrokETPCz2006-10-10ECLI:CE:ECHR:2006:1010JUD007301601
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżących prawa własności do ziemi bez wypłaty odszkodowania, wynikające z zastosowania krajowych przepisów o przedawnieniu, naruszyło ich prawo do poszanowania mienia zgodnie z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że unieważnienie tytułów własności skarżących i rejestracja ziemi na rzecz Ministerstwa Obrony Narodowej stanowiło pozbawienie mienia w rozumieniu art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał uznał, że zastosowanie art. 38 ustawy nr 2942, które pozbawiło skarżących wszelkich roszczeń odszkodowawczych z powodu upływu terminu przedawnienia, było arbitralne. Brak jakiegokolwiek procesu odszkodowawczego, który zapewniłby sprawiedliwą równowagę między interesem publicznym a ochroną praw jednostki, sprawił, że interwencja ta była nieproporcjonalna i nieuzasadniona. Trybunał podkreślił, że pozbawienie mienia bez odszkodowania jest niezgodne z Konwencją.Stan faktyczny
Skarżący byli właścicielami działki w Mardin, która w 1958 roku została zaminowana przez władze bez wywłaszczenia. W 1987 roku sąd katastralny potwierdził ich prawo własności, a w 1991 roku dokonano wpisu do ksiąg wieczystych. Skarżący wnieśli pozew o odszkodowanie za bezprawne zajęcie ziemi, który sąd pierwszej instancji uwzględnił w 1992 roku. Jednakże Sąd Najwyższy uchylił to orzeczenie, powołując się na 20-letni termin przedawnienia z art. 38 ustawy nr 2942. Ostatecznie, w 2000 roku, sąd krajowy unieważnił tytuł własności skarżących i zarejestrował ziemię na rzecz Skarbu Państwa.Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednogłośnie:
1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1.
3. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 13 Konwencji.
4. Zasądza, że Rząd pozwany ma zapłacić skarżącym, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku:
a) 250 000 EUR tytułem szkody majątkowej.
b) 4 000 EUR tytułem kosztów i wydatków.
c) Kwoty te mają być wolne od wszelkich podatków i przeliczone na liry tureckie według kursu wymiany obowiązującego w dniu zapłaty.
5. Zasądza, że od upływu wspomnianego trzymiesięcznego okresu do dnia zapłaty, odsetki proste będą naliczane od powyższych kwot według stopy równej krańcowej stopie oprocentowania Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe.
6. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
KADRĐYE YILDIZ VE DĐĞERLERĐ- TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 73016/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2006
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (73016/01) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu
ülke vatandaꢀı olan Kadriye Yıldız, Süheyla Yıldız, Nevzat Yıldız, Seyithan Yıldız, Arslan
Yıldız, Gültekin Yıldız, Aziz Yıldız ve Ferhan Yıldız’ın (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne (AĐHM) 6 Haziran 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesinin Temel
Đnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M.S. Tanrıkulu ve
Mardin Barosu avukatlarından S. Demirkesen tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVA KOꢀULLARI
Baꢀvuranlar sırasıyla 1929, 1948, 1952, 1950, 1933, 1954, 1939 ve 1916 doğumlu
olup Mardin’de ikamet etmektedirler. Temmuz 1969 tarihinde A.Y., Mardin ili Alakuꢀ’ta bulunan 34 parsel no’lu 687.875
m² yüzölçümlü gayr-ı menkulün, baꢀvuranların ve ꢁ.Y.’nin adlarına kayıtlı olduğuna iliꢀkin
verilen karara karꢀı Mardin Tapulama Mahkemesi’ne itiraz etmiꢀtir. Hazine, müdahil taraf
olarak davaya katılmıꢀtır.
Mardin Kadastro Mahkemesi 29 Haziran 1987 tarihinde, A.Y. ile Hazine’nin talebini
reddetmiꢀtir. Parselin, baꢀvuranlar adına tapu kayıtlarının yapılmasına karar verilmiꢀtir.
Mahkeme kararını dosyada yer alan unsurlara dayandırmıꢀtır. Mahkeme aynı zamanda,
herhangi bir kamulaꢀtırma ya da satın alma iꢀlemi yapılmaksızın yetkili makamlar tarafından
araziye 1958 tarihinde mayın döꢀenmiꢀ olmasına rağmen, baꢀvuranların aralıksız olarak yirmi
yıldan uzun bir dönem için mallarından yoksun bırakılmadıklarını da tespit etmiꢀtir.
Baꢀvurunlar, 3 Ocak 1991 tarihinde arazinin tapu kaydını yaptırmıꢀlardır.
Baꢀvuranlar (bu yargılama için Nevzat Yıldız hariç), 6 Ağustos 1991 tarihinde,
tazminat davası açılabilmesi için arazinin değerinin tespit edilmesi talebiyle Mardin Asliye
Hukuk Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀlardır. Mahkeme bilirkiꢀiler eꢀliğinde sözkonusu arazide
keꢀif yapmıꢀtır. Keꢀif sonrasında Mahkeme tarafından, bilirkiꢀi raporundan hareketle
taꢀınmazın değeri 1.575.921.625 Türk Lirası (yaklaꢀık 356.370 Amerikan Doları) olarak
tespit edilmiꢀtir.
Baꢀvuranlar (bu yargılama için Nevzat yıldız hariç) 2 Eylül 1991 tarihinde,
kamulaꢀtırmasız el atma gerekçesiyle Jandarma Genel Komutanlığı aleyhine Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne tazminat davası açmıꢀlardır. Baꢀvuranlar aynı zamanda arazının tapu kaydının
idare adına yapılmasını talep etmiꢀlerdir. Savunmacı tarafın iki defa itirazda bulunması
üzerine baꢀvuru 25 Kasım 1991 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı’na sevk edilmiꢀtir.
Asliye Hukuk Mahkemesi 25 Mayıs ve 24 Haziran 1992 tarihlerinde, bilirkiꢀi
eꢀliğinde iki kez sözkonusu arazide keꢀif yapılmıꢀtır. Bu iki bilirkiꢀi kurulu, 25 Mayıs ve 1
Temmuz tarihlerinde raporlarını sunmuꢀlardır.
Asliye Hukuk Mahkemesi, 17 Temmuz 1992 tarihinde baꢀvuranları haklı bularak,
Đdare tarafından davanın baꢀladığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere, gecikme faiziyle
birlikte 1.575.921.625 Türk Lirası (228.090 ABD Doları) tutarında tazminat ödenmesine
karar vermiꢀtir. Kararında, arazinin 1958 yılından beri iꢀgal edilmiꢀ olmasına rağmen, 1969
yılında baꢀlayıp 1987 yılında sona eren bir dava sonucunda, 3 Ocak 1991 tarihinde
baꢀvuranlar adına kaydedildiğini tespit etmiꢀtir. Mahkeme ayrıca, Hazine’nin zamanaꢀımı
nedeniyle baꢀvurunun kabuledilemez olduğunu ileri sürdüğünü de kayda geçmiꢀtir. Ama
sonuç olarak bu kiꢀilerin mahkeme kararıyla araziyi geri aldıklarını tespit etmiꢀtir.
Bakanlığın baꢀvurusu üzerine Yargıtay, 2 ꢁubat 1993 tarihinde 2942 sayılı
Kamulaꢀtırma Kanunu’un 38. maddesine göre, bir dava açılmıꢀ olmasının bu süreyi kesintiye
uğratan bir olay gibi değerlendirilmemesi gerektiğinden, yirmi yıllık hak düꢀürücü sürenin yılında zaten geçmis olması nedeniyle temyiz edilen kararı bozmuꢀtur.
Baꢀvuranlar tarafından yapılan karar düzeltme talebi 14 Nisan 1994 tarihinde
reddedilmiꢀtir.
Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay kararı uyarınca 16 Kasım 1994 tarihinde
baꢀvuranların talebini reddetmiꢀtir. Mahkeme, arazinin 1969 tarihinden beri mayınlanmıꢀ
olduğunu ve davanın açıldığı 1991 tarihinde, yirmi yıllık hak düꢀürücü sürenin zaten geçmiꢀ
olduğuna karar vermiꢀtir.
Milli Savunma Bakanlığı 22 ꢁubat 2000 tarihinde arazinin baꢀvuranlar adına kayıtlı
bulunan tapu kaydının iptal edilmesi ve Hazine adına kaydedilmesi amacıyla Mahkeme’ye
baꢀvurmuꢀtur.
Mahkeme, 17 Mayıs 2000 tarihinde, 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesi uyarınca
Bakanlığın talebini yerinde bulmuꢀtur. Kasım 2000 tarihinde Yargıtay, temyiz edilen kararı onamıꢀtır. Ocak 2001 tarihinde, baꢀvuranlar tarafından yapılan düzeltme talebi reddedilmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3.maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını ve baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını saptamıꢀtır. Bu nedenle
baꢀvurunun kabuledilebilir bulunması uygundur.
B. Esas hakkında
Baꢀvuranlar, herhangi bir tazminat ödenmeksizin dava konusu arazinin mülkiyet
hakkından yoksun bırakılmıꢀ olmalarının, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinde
yer alan ilkelere aykırı bir ꢀekilde gerçekleꢀtirildiğini iddia etmektedirler.
Baꢀvuranlar, herhangi bir kamulaꢀtırma iꢀlemi yapılmaksızın arazilerinin iꢀgal
edildiğini belirtmektedirler. Baꢀvuranlar, hiçbir dönemde kendilerine para ödenmediğini ve
Hükümet’in bu konuda herhangi bir açıklamada bulunmadığını iddia etmektedirler.
Baꢀvuranlar arazinin, Mardin Kadastro Mahkemesi’nin, A.Y.’nin ve Hazine’nin
talebini reddettiği ve arazinin baꢀvuranlar adına kaydının yapılmasına karar verdiği 29
Haziran 1987 tarihli kararından sonra kendilerine verildiğini ifade etmektedirler. Baꢀvuranlar
ayrıca kayıt iꢀleminin 3 Ocak 1991 tarihinde gerçekleꢀtiğini, kamulaꢀtırmasız el atma
gerekçesiyle Mardin Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tazminat davası açtıklarını ve Mahkemenin
lehlerinde karar verdiğini eklemektedirler.
Baꢀvuranlar, 2942 sayılı Kanun’un hatalı bir ꢀekilde uygulanması nedeniyle
Yargıtay’ın sözkonusu kararı bozduğunu ileri sürmektedirler. Baꢀvuranlara göre, tapu
kayıtlarının iptal edilmiꢀ olması bu maddeye aykırı olarak yapılmıꢀtır. Her ne olursa olsun,
tazminat ödenmeksizin mülkiyet haklarından mahrum bırakıldıkları için baꢀvuranlar, bu
maddenin AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinde ifade edilen ilkelere aykırılık teꢀkil
ettiğini iddia etmektedirler.
Hükümet, öncelikle olayların 50’li yıllarda meydana geldiğini ve Hazine’nin 1957 ile tarihleri arasında, baꢀvuranların arazisi de dahil olmak üzere 39.497.000 m² yüzölçümlü
araziye karꢀılık olarak 8.758.869 Türk Lirası (yaklaꢀık 3.105.982 Amerikan Doları) tutarında
ödeme yaptığını belirtmektedir. Bununla birlikte, mülk sahiplerinin almıꢀ oldukları
miktarların saptanmasının zor olduğunu da eklemektedir.
Hükümet, ilgili dönemdeki iç hukuka, yani 221 sayılı Kanun’la ve 2942 sayılı
Kanun’un 38. maddesine atıfta bulunarak, arazinin Đdare’ye tahsis edilmiꢀ olması ve araziden
hiç faydalanmamıꢀ olmaları nedeniyle baꢀvuranların gerçek ve kiꢀisel haklarını kaybettiklerini
ifade etmektedir. Ayrıca Hükümet’e göre ilgili kiꢀiler, Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tazminat
davası açtıkları sırada Kamulaꢀtırma Kanunu’nun hükümlerinin uygulanmasını talep
etmemiꢀlerdir.
AĐHM, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinde üç önemli kural bulunduğunu
hatırlatmaktadır: “birinci bendin birinci cümlesinde yer alan ve genel bir kural niteliği
kazanan birinci ilkede mülkiyet hakkı ifade edilmektedir; aynı bendin ikinci cümlesinde yer
alan ikinci ilkede mal ve mülkten yoksun bırakılma ifade edilmekte ve bir takım koꢀullara
bağlanmaktadır; ikinci bentte yer alan üçüncü ilkede ise Devletlere mülkiyetin kamu yararına
uygun olarak kullanılmasını düzenleme hakkı tanınmaktadır (…) Bununla birlikte burada
birbirinden bağımsız kurallar bütünü sözkonusu değildir. Đkinci ve üçüncü ilke, mülkiyet
hakkına müdahale edilmesinde özel koꢀulları tanımlamaktadır; bu nedenle, bu ilkeler birinci
ilke ile tanınan ilke ıꢀığında yorumlanmalıdır” (Bkz. diğerleri arasında, James ve diğerleri-
Birleꢀik Krallık, 21 ꢁubat 1986, ve Iatridis-Yunanistan, no: 31107/96).
AĐHM, Mardin Kadastro Mahkemesi’nin 29 Haziran 1987 tarihli kararından önceki
dönemle ilgili olarak taraflar arasında farklı görüꢀler bulunmasına rağmen, sözkonusu
karardan sonra arazinin kaydının baꢀvuranlar adına yapıldığı konusu tartıꢀma
götürmemektedir. Bu açıdan, mevcut davada 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesini
uygulamaya koyan yerel mahkemelerin baꢀvuranların tapudaki kayıtlarını iptal ettiklerini ve
Savunma Bakanlığı adına kaydedilmesine karar verdikleri dikkate alındığında farklılıklara
iliꢀkin olarak ortaya çıkan soruları çözüme kavuꢀturmak Mahkemeye düꢀmemektedir. Bu
koꢀullar altında, AĐHM yerel mahkeme kararlarının, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin
birinci bendinin ikinci cümlesi uyarınca baꢀvuranları mülkiyet haklarından yoksun bıraktığına
kanaat getirmektedir (Bkz. mutatis mutandis, Brumarescu-Romanya, no: 28342/95).
Ayrıca AĐHM, daha önce buna benzer soruların gündeme geldiği bir dava incelediğini
ve 2942 sayılı Kanun’un uygulanması neticesinde, mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden Ek 1
No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini hatırlatmaktadır (I.R.S. ve
diğerleri-Türkiye). AĐHM, bu maddenin uygulanması hususunda Hükümet’in mevcut davayı
farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıꢀtır.
AĐHM, 38. maddenin mevcut duruma uygulanması sonucu itibariyle baꢀvuranları
malik sıfatlarının iptali ile elde edebilecekleri her türlü tazminattan yoksun bıraktığına karar
vermiꢀtir. Toplumun genel menfaatleri ve bireyin haklarının korunmasında üstlenilen
zorunluluklar arasında hüküm süren hassas dengeyi sağlayıcı hiçbir tazminat sürecinin
olmaması doğrultusunda, böylesi bir müdahale yalnızca keyfi olarak nitelendirilebilir.
Sonuç olarak, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3.maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını ve baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını saptamıꢀtır. Bu nedenle
baꢀvurunun kabuledilebilir bulunması uygundur.
B. Esas hakkında
AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında varılan sonuç dikkate
alındığında, AĐHS’nin 13. maddesi bakımından dile getirilen sorunun ayrıca incelenmesinin
gerekli olmadığına karar vermiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuranlar öncelikle, zararın tazmini konusunda Hükümet’in izlemesi gereken en
uygun yolun, dava konusu arazinin tamamını kendilerine iade etmesi ve mayın temizleme
masraflarını ödemesi olacağını belirtmektedirler. AĐHM’nin arazinin iade edilmesi konusunda
bir karar vermemesi durumunda baꢀvuranlar, kendilerine tazminat ödenmesini kabul etmeye
hazır olduklarını belirtmekte ve bunun için 1.624.000.77 Euro yani arazinin mevcut değeri
olan 736.691.77 Euro talep etmektedirler. Baꢀvuranlar ayrıca, 1987 tarihinden beri mülkiyet
haklarından yoksun bırakılmıꢀ olmaları nedeniyle ortaya çıkan zarar ve mayın temizleme
masrafları için 887.309 Euro talep etmektedirler.
Baꢀvuranlar bu iddialarını desteklemek için, talepleri üzerine Mardin Asliye Hukuk
Mahkemesi tarafından belirlenen bilirkiꢀilerce, 21 Haziran 2005 tarihinde gerçekleꢀtirilen
bilirkiꢀi incelemesine dayanmaktadırlar.
Ayrıca baꢀvuranlardan her biri, manevi tazminat olarak 5.000 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, I.R.S. ve diğerleri-Türkiye davasında (adil tazmin) (no: 26338/95, 31 Mayıs
2005) tespit edilen ihlal nedeni mülkiyet hakkından yoksun bırakılmanın hukuki nitelenmesi
değil de tazminat ödenmemesi olduğu durumunda, tazminatın malların toplam değerini
yansıtması gerekli değildir. AĐHM, mevcut davada, Mardin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 6
Ağustos 1991 ve 17 Temmuz 1992 tarihli kararlarında, baꢀvuranların alabilecekleri tazminat
bedelini saptamıꢀtır. Bununla birlikte, 2940 sayılı Kanun’un 38. maddesi uyarınca tazminat
davasının zamanaꢀımına uğradığı gerekçesiyle bu karar Yargıtay tarafından bozulmuꢀ ve bu
maddenin uygulanması için Asliye Hukuk Mahkemesi’ne geri gönderilmiꢀtir. Bu durum,
AĐHM’nin Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitinin dayanağını
oluꢀturmaktadır. Sonuç olarak, mahkemenin bu konudaki içtihadı ve elindeki mevcut unsurlar
doğrultusunda AĐHM, hakkaniyete uygun olarak baꢀvuranlara toplu olarak 250.000 Euro
ödenmesine karar vermiꢀtir.
Manevi tazminat talepleri ile ilgili olarak AĐHM, mevcut davada manevi tazminat
konusunda herhangi özel bir sorunun bulunmadığına kanaat getirmiꢀtir (I.R.S. ve diğerleri
(adil tazmin)).
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuranlar, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için
8.750 Euro talep etmektedirler. Baꢀvuranlar yerel mahkemelerde ve AĐHM önünde temsil
edilebilmeleri için saati 125 Euro’dan 70 saatlik bir çalıꢀma yapıldığını ifade etmektedirler.
Baꢀvuranlar ayrıca rakam belirtmeksizin telefon, fotokopi ve posta ücretleri gibi çeꢀitli
masrafların da ödenmesini talep etmektedirler.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadı uyarınca, masraf ve harcamalar konusunda, AĐHS’nin 41.
maddesi alanında, gerçekliği, zorunluluğu ortaya konulan ve makul miktarlarda olan masraf
ve harcamalar geri ödenebilmektedir (Iatridis). Ayrıca, mahkeme masrafları yalnızca tespit
edilen ihlalle ilgili oldukları sürece geri ödenebilir (Beyeler-Đtalya (adil tazmin), no:
33202/96, 28 Mayıs 2002).
AĐHM, baꢀvuranların ne yerel mahkemeler ne de AĐHM önünde yaptıkları masraf ve
harcamalarla ilgili olarak fatura sunduklarını not etmektedir. Bununla birlikte bir avukat
tarafından temsil edilen baꢀvuranların bir takım masraflar yapmıꢀ olabilecekleri
kanaatindedir. Mevcut dava koꢀulları dikkate alındığında, tüm masraflarla birlikte
baꢀvuranlara toplu olarak 4.000 Euro ödenmesinin makul olduğuna karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 13. maddesine dayanan ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay
içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek
her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvuranlara;
i. maddi tazminat olarak 250.000 Euro (iki yüz elli bin) ödenmesine;
ii.masraf ve harcamalar için 4.000 Euro (dört bin) ödenmesine;
iii.yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§2 ve 3
maddesine uygun olarak 10 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło