7306/02
WyrokETPCz2009-02-17ECLI:CE:ECHR:2009:0217JUD000730602
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pięciodniowe zatrzymanie przed postawieniem przed sędzią narusza prawo do niezwłocznego postawienia przed sędzią z art. 5 ust. 3 Konwencji, zwłaszcza w sprawach dotyczących terroryzmu?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze orzecznictwo, w szczególności wyrok w sprawie Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu, zgodnie z którym zatrzymanie przekraczające cztery dni bez kontroli sądowej jest niezgodne z art. 5 ust. 3 Konwencji, nawet w kontekście walki z terroryzmem. W niniejszej sprawie skarżący był zatrzymany przez pięć dni przed postawieniem przed sędzią, a Trybunał nie znalazł żadnego uzasadnienia dla tak długiego okresu, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia.Stan faktyczny
Skarżący, Ebrahim Baizi, urodzony w 1977 roku i mieszkający w Izmirze, został zatrzymany 12 września 2001 roku przez policję antyterrorystyczną pod zarzutem członkostwa w PKK i pomagania tej organizacji. Był przetrzymywany przez pięć dni, a 17 września 2001 roku, po badaniu lekarskim, został postawiony przed prokuratorem, a następnie przed sędzią, który zarządził jego aresztowanie. Skarżący został skazany na 12 lat więzienia za członkostwo w PKK, a wyrok ten został później zredukowany do 6 lat i 3 miesięcy, a następnie potwierdzony przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
3. Zasądza na rzecz skarżącego 500 euro z tytułu szkody niemajątkowej.
4. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
BAĐZĐ -TÜRKĐYE DAVASI
(Başvuru no:7306/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Şubat 2009
Đşbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (7306/02) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaşı)
Ebrahim Baizi’nin (başvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 05 Aralık 2001 tarihinde
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (Avrupa Đnsan
Hakları Sözleşmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Đzmir Barosu avukatlarından T. Aslan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1977 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir. Eylül 2001 tarihinde, Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne bağlı polis
memurları tarafından PKK üyesi oldukları ve sözkonusu örgüte yardım ve yataklık yaptıkları
şüphesiyle başvuran ve dört kişi yakalanıp gözaltına alınmıştır. Başvuran, yakalama
tutanağını imzalamıştır. 13 Eylül 2001 tarihinde, başvuran, on beş sayfalık ifade vermiştir. Eylül 2001 tarihinde başvuran, adli tabip tarafından muayene edilmiştir. Düzenlenen
raporda, başvuranın vücudunda hiçbir darp ve cebir izine rastlanmadığı ortaya konmuştur.
Aynı gün başvuran, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edilmiş
ve Savcılık önünde 1998 tarihinden beri örgütün üyesi olduğunu kabul etmiştir. Bilahare
başvuran, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından dinlenmiş ve hakim
başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir. Eylül 2001 tarihli iddianame ile başvuran, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi uyarınca
PKK üyesi olmakla suçlanmıştır. Aralık 2002 tarihli kararla, Devlet Güvenlik Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2
maddesi uyarınca başvuranı on iki yıl hapis cezasına mahkum etmiştir. sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından daha uygun bir cezai
hükmün uygulanabilmesi amacıyla karar Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından re’sen
yeniden incelenmiştir. Haziran 2005 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi kararını vermiş ve hapis cezasını altı yıl üç
aya indirmiştir. 12 Haziran 2006 tarihinde, sözkonusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Başvuran, yakalanmasının hemen ardından hakim karşısına çıkarılmamasından şikayetçidir.
Başvuran, AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair itirazını sunmaktadır. Hükümet,
gözaltının meşruluğuna veya gözaltının uzatılmasına yönelik her türlü savcılık emrine
itiraz etmek için hukuk yolu öngören Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128/4
maddesine atıfta bulunmaktadır.
AĐHM, sözkonusu sorunu daha önce incelediğini hatırlatmaktadır ve Hükümet’in itirazını
reddetmektedir (Bkz, örneğin, Öcalan-Türkiye, başvuru no: 46221/99). Mevcut davada
sözkonusu sonuçtan farklı hareket etmeyi gerektirecek hiçbir gerekçe göremeyen AĐHM,
Hükümet’in ön itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Başvuran, gözaltı süresinden şikayetçi olmaktadır.
Hükümet, dava konusu gözaltının olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan
mevzuata uygun olduğu kanaatindedir.
Mevcut davada AĐHM, başvuranın gözaltı süresinin, yakalandığı tarih olan 12 Eylül 2001
tarihinde başladığını ve 17 Eylül 2001 tarihinde tutuklanması ile son bulduğunu tespit
etmektedir. Hakim karşısına çıkmadan önceki gözaltı süresi beş gün sürmüştür.
AĐHM, Brogan ve diğerleri – Birleşik Krallık kararında, toplumu teröre karşı uyarma
amacı olsa bile, hukuki denetim olmaksızın dört günden fazla süren gözaltı süresinin
AĐHS’nin 5/3 maddesi ile öngörülen kesin zaman sınırlarını aştığı hükmüne vardığını
hatırlatmaktadır.
AĐHM, başvuranın “hakim karşısına çıkarılmadan önce” dört günden fazla tutuklu
tutulmasının gerekli olduğunu kabul edememektedir.
Bu durumda AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran, hiçbir belge sunmaksızın, 1.500 Euro maddi tazminat talebinde bulunmaktadır.
Başvuran, ayrıca, gözaltından kaynaklanan fiziksel ve psişik travmalar nedeniyle 5.000
Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddiaların aşırı ve kabuledilemez olduğuna hükmetmektedir.
AĐHM, iddia edilen maddi tazminatın mesnetsiz olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla
başvurana maddi tazminat ödenmesine gerek yoktur. Buna karşın tespit edilen ihlal göz
önüne alındığında, AĐHM, hakkaniyete uygun olarak başvurana 500 Euro manevi
tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, 2000 Euro’su avukatlık ücreti olmak üzere yargılama masraf ve giderleri için
2.650 Euro talep etmektedir. Başvuran, iddiasını destekleyen hiçbir belge sunmamaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AĐHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini
ancak gerçekliği, gerekliği ve oranlarının makul olduğu ortaya konduğu sürece elde
edebilir (bkz, örneğin, Bottazzi-Đtalya, başvuru no: 34884/97 ve Sawicka-Polonya,
başvuru no: 37645/97, 1 Ekim 2002). Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda
sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AĐHM, yargılama masraf ve giderlere ilişkin talebi
reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç
puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz
kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından
başvurana 500 Euro (beş yüz Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐŞTĐR.
Đşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve
3. paragraflarına uygun olarak 17 Şubat 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło