73283/01

WyrokETPCz2007-11-20ECLI:CE:ECHR:2007:1120JUD007328301

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego dotyczącego prawa do wynagrodzenia za okres zawieszenia w służbie publicznej naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do zmienionego orzecznictwa w sprawie Vilho Eskelinen i inni przeciwko Finlandii, uznał, że art. 6 ust. 1 Konwencji ma zastosowanie do sporów między państwem a urzędnikami, jeśli spór dotyczy prawa do wynagrodzenia, a rząd nie wykazał braku dostępu do sądu ani uzasadnienia dla pozbawienia praw z art. 6. W niniejszej sprawie, postępowanie trwało sześć lat i trzy miesiące w dwóch instancjach, co Trybunał uznał za nadmierne, naruszające wymóg "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Oğuz Atakan Köseoğlu, nauczyciel szkoły podstawowej w Izmirze, został aresztowany w 1983 roku i skazany w 1984 roku za przynależność do nielegalnej organizacji, co skutkowało jego zawieszeniem, a następnie zwolnieniem ze służby publicznej. Po uchyleniu wyroku skazującego w 1991 roku i przywróceniu do pracy w 1993 roku, skarżący domagał się wypłaty zaległego wynagrodzenia i praw za okres zawieszenia. Jego roszczenie zostało odrzucone przez Ministerstwo Edukacji, a następnie przez sądy administracyjne, w tym przez Radę Stanu w 2000 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: - uznał skargę dotyczącą długości postępowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną; - stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; - orzekł, że pozwane państwo ma zapłacić skarżącemu 3 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; - zastosował odsetki za zwłokę; - oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   KÖSEOĞLU – TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no. 73283/01)   KARAR   STRAZBURG   Kasım 2007   İşbu karar AİHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   düzeltmelere tâbi olabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   KÖSEOĞLU– TÜRKİYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 73283/01 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaşı   Oğuz Atakan Köseoğlu’nun (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 1 Şubat 2001   tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış   olduğu başvurudur.   Başvuran, AİHM önünde İzmir barosu avukatlarından A. Tekeli tarafından temsil   edilmiştir.   OLAYLAR   DAVANIN KOŞULLARI   Başvuran 1951 doğumludur ve İzmir’de yaşamaktadır. Dava olayları, taraflarca   sunulduğu şekliyle şöyle özetlenebilir:   Başvuran, 1987 yılına kadar İzmir’de ilkokul öğretmeni olarak görev yapmıştır.   Yasadışı bir örgüt mensubu olduğu şüphesiyle 30 Mart 1983 tarihinde gözaltına alınmıştır.   Hakkında yürütülen kovuşturma nedeniyle başvuran, 30 Mart 1983 – 30 Eylül 1987 tarihleri   arasında görevinden geçici olarak alınmıştır.   yılında Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranı Türk Ceza Kanunu’nun 141.   maddesinden mahkum etmiş ve beş yıl hapis cezasına çarptırmıştır.   Eylül 1987 tarihli bir kararla Milli Eğitim Bakanlığı başvuranı görevinden   uzaklaştırmıştır. 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde yer alan, görevin gereklerini yerine   getirmemesi nedeniyle başvuranın artık kamu görevine elverişli olmadığına hükmetmiştir.   Nisan 1991 tarihinde TCK’nın 141. maddesi 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu   ile yürürlükten kaldırılmış, 4 Aralık 1991 tarihinde İzmir Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın   sözkonusu maddeye dayanan mahkumiyetinin kaldırılması talimatını vermiştir.   Başvuran, 15 Eylül 1992 tarihinde idari mercilere gönderdiği bir dilekçe ile göreve   iadesini talep etmiş, 31 Aralık 1993 tarihinde Konak ilçesindeki bir ilkokulda yeniden göreve   başlamıştır.   Şubat 1994 tarihinde başvuran okul müdürüne hitaben bir dilekçe yazarak geçici ve   kalıcı olarak görevden alındığı dönemlere ilişkin hak ve maaşlarının verilmesini talep etmiştir.   Okul müdürü dilekçeyi Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne göndermiş, Milli Eğitim   Bakanlığı başvuranın talebini 11 Nisan 1994 tarihli bir kararla reddetmiştir. 9 Mayıs 1994   tarihinde Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Bakanlık kararını başvurana tebliğ etmiştir.   Mayıs 1994 tarihinde başvuran, kanunsuz olduğunu iddia ettiği geçici ve kalıcı   olarak görevden uzaklaştırılma işlemleri nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesi istemiyle   İzmir İdare Mahkemesi’nde bir dava açmıştır. Ayrıca sözkonusu dönemlerde mahrum   bırakıldığı hak ve maaşların kendisine verilmesini talep etmiştir.   KÖSEOĞLU– TÜRKİYE KARARI   Aralık 1996 tarihinde İzmir İdare Mahkemesi başvuranın talebini geri çevirmiş, idari   mercilerin göreve iade kararının başvurana, görevden uzaklaştırıldığı dönemlerde mahrum   bırakıldığı hak ve maaşları talep etme hakkı vermediğine hükmetmiştir.   Nisan 2000 tarihinde Danıştay, başvuranın temyiz talebini reddetmiştir. Göreve   iadenin başvurana görevden ayrı kaldığı dönemlerin hak ve ücretlerini talep etme hakkı   vermediği hükmüne varmıştır. Danıştay kararı başvurana 31 Ağustos 2000 tarihinde tebliğ   edilmiştir.   HUKUK   I. AİHS’NİN 6/1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, yargılama süresinin, AİHS’nin ilgili kısmı aşağıda verilen 6/1 maddesinde   öngörülen “makul süre” şartına uymamasından şikâyetçi olmuştur.   “Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek olan … bir   mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   Hükümet görüşe itiraz etmiştir.   Dikkate alınması gereken süre 30 Mayıs 1994 tarihinde başlayıp 31 Ağustos 2000   tarihinde sona ermiştir. Bu nedenle yargılama süresi, iki dereceli yargılamada altı yıl üç aydır.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, mahkeme içtihadına dayanarak, dava konusu ihtilafın sadece ya da esasen   ekonomik kaynaklı olmaması nedeniyle 6. maddenin somut davaya uygulanamayacağını   savunmuştur (bkz. Neigel – Fransa, Karar Raporları 1997-II; Francesco Lombardo – İtalya,   A Serisi no. 249-B; Massa – İtalya, A Serisi no. 265-B; Nicodemo – İtalya, Raporlar 1997-V;   Huber – Fransa, Raporlar 1998-I). İhtilaf, başvuranın kariyeri ve devlet memuru statüsü ile   ilgiliydi.   Başvuran, Hükümetin görüşüne itiraz etmiştir.   Mahkeme, Vilko Eskelinen ve Diğerleri - Finlandiya ([BD], no. 63235/00) kararında   6/1. maddenin devletle memurlar arasındaki uyuşmazlıklara uygulanabilirliğine ilişkin   içtihadını düzelttiğini belirtir. Yukarıda anılan davada benimsenen yeni ölçütlere göre   Mahkeme, somut davadaki ihtilafın başvuranın görevden uzaklaştırıldığı dönemde kendisine   tanınmayan maaş hakkıyla ilgili olduğunu gözlemler. Hükümetin ilk olarak başvuranın iç   hukukta mahkemeye başvurma hakkı bulunmadığını, ikinci olarak da 6. maddede sağlanan   haklardan mahrum bırakılmasının ihtilaf konusu olayı meşru kıldığını gösterememesi   karşısında Mahkeme, 6/1. maddenin somut davada uygulanabilir olduğunu değerlendirir. Bu   nedenle Hükümetin bu bağlamdaki itirazını reddeder.   Mahkeme aynı zamanda sözkonusu şikâyetin AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı   bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını dikkate alır. Şikâyet, diğer gerekçelerle de   kabuledilmez değildir. Bu nedenle kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.   KÖSEOĞLU– TÜRKİYE KARARI   B. Esas   Mahkeme yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve aşağıdaki   ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır: Davanın karmaşıklığı, başvuran ve   ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan başvuran için neyin tehlikede olduğu (bkz. birçok   içtihat arasında, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96).   Mahkeme, somut davadakine benzer unsurlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla   AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Frylender, yukarıda anılan).   Sunulan tüm delilleri inceleyen Mahkeme, Hükümetin somut davada farklı bir sonuca   ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil ortaya koymadığı kanaatindedir.   Konuyla ilgili içtihadını dikkate alan Mahkeme, somut davada yargılama süresinin haddinden   fazla olduğu ve “makul süre” şartını yerine getirmediğini değerlendirir.   Bu nedenle 6/1. madde ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran ayrıca emekli maaşı alabilmesi için sekiz yıl daha çalışmak zorunda olması ve   ulusal mahkemelerin kendisinin kanunsuz olarak görevden uzaklaştırıldığı dönemlerin hak ve   maaşından mahrum bırakarak iç hukuku yanlış yorumlamış olması nedeniyle AİHS’nin 4.   maddesi ve 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edilmesinden şikâyetçi olmuştur.   Ne var ki Mahkeme dava dosyasında bu hükümlerin ihlal edildiğini gösteren hiçbir delil   bulamamıştır. Başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve AİHS’nin 35.   maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiğini belirtir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   AİHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun surette, zarar gören tarafın tazminine hükmeder.”   A. Tazminat   Başvuran 80.855 Euro maddi, 20.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.   Hükümet, talep edilen miktarların aşırı olduğu ve haksız servet edinmeye yol açacağını   ifade etmiştir.   Mahkeme, tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   kuramamaktadır; bu nedenle sözkonusu talebi reddeder. Ancak başvuranın manevi zarara   uğramış olduğu kanaatindedir. Eşitlikçi bir yaklaşımla başvurana bu bağlamda 3,000 Euro   ödenmesine karar verir.   KÖSEOĞLU– TÜRKİYE KARARI   B. Yargılama masraf ve giderleri   Başvuran ayrıca Mahkeme önündeki masraf ve harcamalara karşılık olarak 15,128 Euro   talep etmiştir.   Hükümet, başvuranın talebinin temelsiz olduğunu savunmuştur.   AİHM içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AİHM,   bu başlık altında ödeme yapılmamasına karar vermiştir.   C. Gecikme faizi   AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine   uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiştir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Uzun yargılamaya ilişkin şikâyetin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının ise   kabuledilmez olduğuna;   2. AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) Sorumlu Devlet’in başvurana, AİHS’nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk   Lirası’na çevrilerek ve her türlü vergiden muaf tutularak 3,000 Euro (üç bin Euro) manevi   tazminat ödemesine;   (b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için   Hükümetin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç   puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3.   paragrafları uyarınca 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   F. ELENS-PASSOS   F. TULKENS   Kâtip Yardımcısı   Başkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło