73739/01

WyrokETPCz2006-07-04ECLI:CE:ECHR:2006:0704JUD007373901

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość oraz niewystarczająca rekompensata z powodu inflacji naruszyły prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, zasądzonego przez sądy krajowe, spowodowało dla skarżących dodatkową szkodę, wykraczającą poza samo wywłaszczenie. To opóźnienie, w połączeniu z ogólnym czasem trwania postępowania, nałożyło na skarżących nieproporcjonalne i nadmierne obciążenie. W konsekwencji, Trybunał stwierdził naruszenie sprawiedliwej równowagi między wymogami interesu publicznego a ochroną prawa własności, co stanowiło naruszenie art. 1 Protokołu nr 1.
Stan faktyczny
W 1993 roku Generalna Dyrekcja Dróg wywłaszczyła nieruchomość skarżących w İskenderun pod budowę autostrady. Skarżący, niezadowoleni z wysokości odszkodowania, wnieśli sprawę do sądu, który w 1997 roku zasądził dodatkowe odszkodowanie w wysokości 3 958 780 000 TL wraz z odsetkami za zwłokę w wysokości 30% rocznie. Sąd Najwyższy (Yargıtay) podtrzymał tę decyzję w 1998 roku. Dodatkowe odszkodowanie, wraz z odsetkami, zostało wypłacone skarżącym dopiero 9 sierpnia 2000 roku, osiągając kwotę 10 976 700 000 TL.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał za dopuszczalną skargę dotyczącą opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 oraz skargę na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 2. Uznał pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 3. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 4. Uznał za zbędne rozpatrywanie skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 5. Orzekł, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe. 6. Zasądził na rzecz skarżących łącznie 3 369 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, wraz z odsetkami za zwłokę. 7. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   KARAMAN VE BEYAZIT - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 73739/01)   KARAR   STRAZBURG   Temmuz 2006   İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (73739/01) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşı olan Sultan Karaman ve Hadice Beyazıt (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi’ne (AİHM) 1 Şubat 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel   İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.   Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, Ankara Barosu   avukatlarından, Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil   edilmektedirler.   OLAYLAR   I. DAVA KOŞULLARI   Karayolları Genel Müdürlüğü, İskenderun’da otoyol yapımı için 1993 tarihinde   başvuranlara ait olan taşınmazı kamulaştırmıştır.   Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğması üzerine başvuranlar, İskenderun Asliye   Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuşlardır.   İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuranları haklı bularak 2 Aralık 1997 tarihli   bir kararla İdare tarafından başvuranlara, mülkün devir tarihinden itibaren işlemek üzere yıllık   %30 oranında gecikme faiziyle birlikte 3.958.780.000 Türk Lirası tutarında ek tazminat   ödenmesine karar vermiştir.   Yargıtay, 24 Aralık 1998 tarihli bir kararla verilen bu kararı onamıştır.   Ek tazminat bedeli, gecikme faizi ile birlikte 9 Ağustos 2000 tarihinde başvuranlara   ödenmiştir. O dönemde bu meblağ 10.976.700.000 T.L. tutarına denk gelmektedir.   HUKUK AÇISINDAN   I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ   İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar iki nedenden dolayı 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini   iddia etmektedirler. Başvuranlar öncelikle, 1993 yılında saptanan ilk tazminatın, taşınmazın   kesin olarak İdare’ye devredildiği tarihten sonra, 1996 yılında kendilerine ödendiğini   belirtmektedirler. Başvuranlar ayrıca daha sonra yapılan yargılama sonucunda belirlenen ek   kamulaştırma bedelinin kendilerine geç ödendiğini ileri sürmektedirler. Bu konu ile ilgili   olarak, ilk bedelin ödenmesinin gecikmesi nedeniyle herhangi bir gecikme faizinin   kendilerine ödenmediğini, ikinci ile ilgili olarak ise Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı   karşısında yetkililerin ödediği ek bedelin yetersiz olduğunu belirtmektedirler.   A. Kabul edilebilirliğe ilişkin   Birinci şikayet ile ilgili olarak AİHM başvuranların, kamulaştırma kararının tapu   siciline kaydının yapılması sonrasındaki ilk üç sene boyunca orantısız bir zarara uğradıklarını   ispatlayamadıklarını not etmektedir. Her ne olursa olsun şikayetin bu kısmı iç hukuk   yollarının tüketilmesi ilkesi ile ters düşmektedir, başvuranlar bununla ilgili olarak herhangi bir   girişimde bulunmamışlardır. Sonuç olarak, AİHM davayı yalnızca ek kamulaştırma bedelinin   ödenmesinin gecikmesi konusunda yapılan şikayet kapsamında inceleyecektir.   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmektedir. Başvuran ne yerel   mahkemeler nezdinde bu iddialarını dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile   tanınan başvuru yolunu kullanmıştır. Hükümet aynı zamanda, Yargıtay’ın kararını verdiği 24   Aralık 1998 tarihinden itibaren başlamak üzere altı ay içinde AİHM’ye başvurulmadığını   belirtmektedir. Hükümet son olarak 2 Aralık 1997 tarihli kararda isminin geçmediği   gerekçesiyle, Hadice Beyazıt adındaki başvuranın 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca   mağdur sıfatının bulunmadığını ifade etmektedir.   Başvuranlar bu iddiaya karşı çıkmaktadır. Mahkeme, 20 Şubat 2006 tarihli bir kararla,   sözkonusu karara Beyazıt isminin eklenmesine karar vermiştir.   AİHM başvuranların dile getirdiğine benzer şikayetler sözkonusu olduğunda, teoride   uygun olan tek başvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen başvuru   yolu olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte, sözkonusu başvuru yolunun etkisiz olduğu   yönünde karar alınmasına neden olan gerekçeler nedeniyle (Aka kararı) bu konuda yapılan   itiraz reddedilmelidir. 20 Şubat 2006 tarihli karar dikkate alındığında, AİHM, Hükümet’in   Hadice Beyazıt’ın mağdur sıfatının bulunmadığını yönündeki iddiasını değerlendirmeye   alamaz. Altı ay süresine uyulmadığı iddiası ile ilgili olarak, bu itiraz Tiryakioğlu-Türkiye   (no:45436/99, 24 Mayıs 2005) davasında ifade edilen gerekçelerden dolayı reddedilmelidir.   AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle, Akkuş kararı) ve   elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne alındığında başvurunun esastan incelenmesi   gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile   karşılaşılmadığını tespit etmiştir.   B. Esas Hakkında   AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1   No’lu Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. Akkuş kararı   ve Aka kararı).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,   başvuranları toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması   arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke   katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak AİHM, I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar   vermiştir.   II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar kamulaştırma kararının sicil kayıtlarında yer almasıyla 1993 tarihinde   başlayan ve 2000 yılının Mayıs ayında ek kamulaştırma bedelinin ödenmesi ile son bulan   kamulaştırmaya ilişkin yargılama sürecinin, AİHS’nin 6 § 1. maddesini ihlal ettiğinden   şikayetçi olmaktadırlar.   Bununla ilgili olarak Hükümet, davaya bakan ulusal mahkemelerin AİHS’nin 6 § 1.   maddesinin gerekliliklerini yerine getirdiğinin altını çizmektedir.   Başvuranlar bu iddiaya karşı çıkmaktadır.   AİHM sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan   yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate   alındığında, AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine   gerek olmadığına karar vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.   A. Tazminat ve Masraf ve Harcamalar   Eylül 2002 tarihli yazılı görüşlerinde başvuranlar, yalnızca 4.248 Amerikan Doları   tutarındaki maddi zararlarının karşılandığını iddia etmektedirler.   Buna karşın başvuru dilekçelerinde, maddi ve manevi tazminat olarak 3.744 Amerikan   Doları ve rakam belirtmeksizin yerel mahkemeler ve AİHM nezdinde yapmış oldukları   masraf ve harcamaların geri ödenmesini talep etmişlerdir.   Hükümet bu konuda görüş bildirmemektedir.   AİHM, Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve   ilgili ekonomik veriler ışığında, başvuranlara maddi tazminat olarak talep edilen tutarın   tamamının, yani 4.248 Amerikan Doları’na tekabül eden 3.369 Euro’nun ödenmesine karar   vermiştir.   Manevi tazminat konusunda ise, AİHM davanın mevcut koşulları ışığında ihlal   kararının başlı başına bir tazmin olacağını ifade etmektedir.   AİHM masraf ve harcamalar konusunda, AİHS’nin 41. maddesi alanında, gerçekliği,   zorunluluğu ortaya konulan ve makul miktarlarda olan masraf ve harcamaların geri   ödenebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz.,diğerleri arasında, Nikolava-Bulgaristan no:31195/96).   Mevcut davada her ne kadar talebi belgelendirilmemiş olsa da, AİHM iç tüzüğünün   60. maddesi uyarınca tüm masraflarla birlikte başvuranlara 1.000 Euro ödenmesinin uygun   olacağına karar vermiştir.   B. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi konusunda 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.   maddesine ilişkin şikayetin ve aynı zamanda AİHS’nin 6 § 1. maddesine ilişkin   şikayetin kabuledilebilir olduğuna;   2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   3. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6 § 1. maddesine yönelik yapılan şikayetin esası hakkında inceleme   yapılmasının gerekli olmadığına;   5. İhlal kararının tespitinin manevi tazmin için yeterli olduğuna;   6. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet   tarafından başvuranlara toplu olarak:   i. maddi tazminat olarak 3.369 Euro (üç bin üç yüz altmış dokuz) ödenmesine;   ii. masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin) ödenmesine;   iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 4 Temmuz 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło