74039/01
WyrokETPCz2007-03-27ECLI:CE:ECHR:2007:0327JUD007403901
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego w sprawie cywilnej, trwającego ponad jedenaście lat, naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie krajowe, trwające około jedenaście lat i dziewięć miesięcy na trzech szczeblach jurysdykcji, było nadmiernie długie. Kluczowe znaczenie miała dziesięcioletnia zwłoka w postępowaniu przed sądem pierwszej instancji, której nie usprawiedliwiały ani złożoność sprawy (wymagająca oględzin i opinii biegłych), ani podnoszone przez rząd okoliczności (złe warunki pogodowe, sytuacja bezpieczeństwa w regionie). Trybunał stwierdził, że państwo nie przedstawiło przekonujących argumentów usprawiedliwiających tak długie opóźnienia, a zachowanie skarżącego nie przyczyniło się znacząco do przewlekłości.Stan faktyczny
Skarżący, Hasan Öztunç, zawarł w 1985 roku umowę z administracją prowincji Van na remont dwunastu szkół. Okazało się, że niektóre szkoły nie były w pełni zbudowane, a skarżący podjął się dodatkowych prac budowlanych i remontowych po zapewnieniu o dodatkowym wynagrodzeniu. Po zakończeniu prac, administracja nie wypłaciła mu dodatkowych 47 000 000 TL. W 1989 roku skarżący wniósł sprawę do sądu krajowego, domagając się zapłaty. Postępowanie sądowe trwało ponad jedenaście lat, w tym dziesięć lat w pierwszej instancji, zanim sąd krajowy zasądził należność z odsetkami. Skarżący odwołał się, wskazując na utratę wartości pieniądza z powodu inflacji. Ostatecznie otrzymał zapłatę w lipcu 2001 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Uznał, że nie ma potrzeby badania, czy doszło do naruszenia art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 4. Zasądził na rzecz skarżącego 8 400 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, powiększone o odsetki. 5. Oddalił pozostałe roszczenia skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF E U R O P E
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
ÖZTUNÇ – TÜRKĐYE
(B a şvuru no. 74039/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Mart 2007
Đşbu karar AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek
olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Davanın nedeni, Türk vatandaşı Hasan Öztunç’un (“başvuran”), Đnsan Haklarının ve
Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đlişkin Sözleşme’nin (“AĐHS”) 34. Maddesi uyarınca,
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 14.07.2001
tarihinde yapmış olduğu 74039/01 no’lu başvurudur.
Başvuran Van Barosuna bağlı avukat A. Kıran tarafından temsil edilmektedir.
AĐHM, 02.09.2005 tarihinde başvuruyu bildirmeye ve AĐHS’nin 29 § 3. Maddesi’ni
uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber hükme bağlamaya karar
vermiştir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI doğumlu başvuran Van’da ikamet etmektedir.
Başvuran 1985 yılında, Başkale’deki on iki devlet okulunu kullanılmaya hazır hale
getirmek amacıyla, bu okullardaki onarım işlerini yapmak üzere Van Đl Đdaresi’yle sözleşme
yapmıştır.
Ancak daha sonra başvuran okulların bazılarının tamamen inşa edilmediğini görmüştür.
Van Valiliği’ne başvurup sözleşmenin iptal edilmesini talep etmiştir. Bu okulların inşasının
tamamlanması için gereken iş hacmi göz önünde bulundurulduğunda, onarım için üzerinde
anlaşmaya varılan ödemenin çok düşük olduğunu belirtmiştir.
Valilik yaptığı ek işin ücretinin karşılanacağı teminatını vererek başvurandan inşaat ve
onarım işlerini başlatmasını istemiştir.
Đnşanın tamamlanmasının ardından başvuran Van Đl Đdaresi’ne başvurarak 47.000.000 TL
ek ücret talep etmiştir. Ancak ödeme yapılmamış ve bu yöndeki ısrarlı çabaları sonuçsuz
kalmıştır.
Başvuran 17.07.1989 tarihinde Van Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe sunmuş,
faizi ile beraber ödenmemiş borç olarak 47.273.00 TL talep etmiştir.
Mahkeme, belirlenemeyen bir tarihte, başvuranın hakkı olan tazminat niteliğindeki ek
ödeme miktarını belirlemesi için bir bilirkişi tayin etmiş, ancak bilirkişi raporunu
sunmamıştır.
Mahkeme bilirkişi raporu olmadığından, başvuranın yaptığı ek işin tespit edilmesi için
sözkonusu okulların inceleme yapılmak üzere ziyaret edilmesi emrini vermiş, mahkeme
üyeleri 30.09.1999 tarihinde yeni bilirkişiler eşliğinde okullarda inceleme yapmışlardır.
Bilirkişiler belirlenemeyen bir tarihte, başvuranın yaptığı ek işin karşılığı olan meblağ için
yaptıkları hesaplamayı sunmuşlardır.
Van Asliye Hukuk Mahkemesi 26.04.2000 tarihinde, başvurana, ilgili dönemlerde üç
değişik oranda hesaplanmış faiziyle beraber 47.273.000 TL ödenmesine karar vermiştir. Đlgili
dönemlerdeki bu üç değişik oran şöyledir: 17.07.1989 tarihinden 01.01.1998 tarihine kadar
işleyen yıllık % 30, 01.01.1998 tarihinden 01.01.2000 tarihine kadar işleyen yıllık % 50 ve
01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine de işleyen iskonto oranı.
Başvuran temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay’a verdiği dilekçede, mahkemede
süren işlemler sırasındaki yüksek enflasyon oranı sonucu oluşan kaybıyla ilgili şikayette
bulunmuştur.
Yargıtay 30.11.2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını onamış, 09.04.2001
tarihinde başvuranın kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir.
23.07.2001 tarihinde başvurana anaparayla beraber ödeme tarihine dek biriken faizler için
toplam 282.795.000 TL olan meblağ ödenmiştir.
HUKUKA ĐLĐŞKĐN
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Başvuran dava sürecinin uzunluğunun, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nde şart koşulan “makul
süre” kuralıyla uyuşmadığı konusunda şikayetçi olmuştur. 6 § 1. Madde’nin ilgili kısmı
aşağıdaki gibidir:
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili… karar verecek olan… [bir] mahkeme
tarafından davasının makul bir süre içinde… görülmesini istemek hakkına sahiptir...”
Hükümet başvuranın iddialarına itiraz etmiştir.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHM bu şikayetin AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun
olmadığını, ayrıca başka bakımlardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Bu nedenle
kabuledilebilir olarak beyan edilmelidir.
B. Esaslara ilişkin
AĐHM göz önünde bulundurulacak sürenin, başvuranın ilk derece mahkemesinde dava
açtığı 17.07.1989 tarihinde başlayıp, Yargıtay’ın başvuranın kararın düzeltilmesi talebini
reddettiği 09.04.2001 tarihinde sona erdiğini kaydeder. Sözkonusu işlemler üç yargı
aşamasında yaklaşık on bir yıl dokuz ay sürmüştür.
Hükümet, davanın, ilk derece mahkemesinin sözkonusu okullarda inceleme yapması ve
iki bilirkişi raporu incelemesi gerektiği için karmaşık olduğunu savunmuştur. Ayrıca
mahkeme ücretini zamanında ödemediği için başvuranın işlemlerin makul olmayan bir
biçimde uzamasına katkıda bulunduğunu, yargı makamlarına atfedilebilecek bir gecikmenin
bulunmadığını öne sürmüştür.
Hükümet davanın makul olmayan bir biçimde uzun sürmesinin, davanın koşulları ışığında
ve davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili makamların tutumu ile başvuranın ihtilaflı konuyla
ilgili olarak kaybedecekleri gibi ölçütlere göre değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz.
Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96).
AĐHM, başvuranın tutumuyla ilgili olarak, dava dosyasına bakıldığında, işlemlerin
uzamasına katkıda bulunduğunun hiçbir biçimde anlaşılmadığını gözlemler. Mahkeme
ücretini ödemekte gecikmesinin ise işlemleri yalnız birkaç hafta durdurduğu anlaşılmaktadır.
Yetkili makamların tutumlarıyla ilgili olarak ise AĐHM, ilk derece mahkemesindeki
işlemlerde büyük gecikme yaşandığını gözlemler. Bu bağlamda, ilk derece mahkemesinin
davayla ilgili karar vermesinin on yıldan fazla sürdüğünü gözlemler. 1989 ile 1999 yılları
arasında mahkeme sözkonusu okullarda inceleme yapılmasını kötü hava koşulları ve
bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle ertelemiştir. AĐHM bir mahkemenin bir davaya ilişkin
kararı on yılda vermesinin süre bakımından haddinden fazla olduğunu, bu aşırı gecikmenin
yukarıda belirtilen etmenler ya da davanın karmaşıklığı gibi gerekçelerle mazur
gösterilemeyeceğini kaydeder. Bu nedenle AĐHM, Sorumlu Hükümet’in, bu büyük
gecikmelerle ilgili olarak ikna edici bir gerekçe sunmadığını kaydeder.
AĐHM bu bağlamda AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin Sözleşmeye Taraf Devletler’e kendi
hukuk sistemlerini, mahkemelerinin davaları makul bir süre içinde karara bağlama
yükümlülüğü de dahil olmak üzere bu hükmün koşullarını yerine getirebilecekleri biçimde
düzenlemeleri görevi verdiğini yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz., Pélissier ve Sashi – Fransa
[BD], no. 25444/94).
Konuyla ilgili içtihadını göz önünde tutarak, AĐHM, bu davada işlemlerin haddinden uzun
olduğu ve “makul süre” koşulunu yerine getirmediği kanısındadır.
Dolayısıyla 6 § 1. Madde ihlal edilmiştir.
II. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI
Ayrıca başvuran, esas olarak, yargı sürecinin uzunluğunun, AĐHS’ye Ek 1 No’lu
Protokol’ün 1. Maddesi’nin teminatını verdiği mülkiyetin çekişmesiz kullanımı hakkını ihlal
ettiğinden şikayetçi olmuştur.
Özellikle, gecikmenin, tazminatın değerinin düşmesine neden olduğunu ileri sürmüştür.
AĐHM bu şikayetin yukarıda incelenen şikayetle ilintili olduğunu, dolayısıyla
kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder. § 1. Madde uyarınca vardığı hükümleri göz önünde tutarak, AĐHM, bu davada AĐHS’ye
Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin de ihlal edilip edilmediğinin incelenmesine gerek
bulunmadığı kanısındadır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. Maddesi’ne göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran, manevi tazminat olarak 150.000 Euro talep etmiştir. Ayrıca maddi tazminat
olarak da 305.000 Euro talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AĐHM tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında hiçbir
nedensellik ilişkisi görmemekte, bu nedenle bu talebi reddetmektedir. Öte yandan yargılama
sürecinin makul olmayacak derecede uzunluğu göz önüne alındığında, AĐHM başvuranın
manevi zarara maruz kaldığı sonucuna varmaktadır. AĐHM davanın koşullarını ve kendi
içtihadını göz önünde bulundurarak başvurana manevi tazminat olarak 8.400 Euro
ödenmesine karar vermiştir.
B. Mahkeme masrafları
Başvuran ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde meydana gelen mahkeme masrafları için
20.670 Euro talep etmiştir.
Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
AĐHM’nin içtihadına göre, mahkeme masrafları, ancak gerçekliği ve gerekliliği
kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM,
sahip olduğu bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, başvurana, AĐHM’de açılan dava
için 1000 Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı
marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiştir.
BU NEDENLERLE AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edilip edilmediğinin incelenmesinin
gerekli olmadığına;
4. (a) Sorumlu Devlet’in, aşağıdaki miktarları, AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’ne göre nihai
kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden
Yeni Türk Lirası’na çevirerek, başvurana ödemesine;
(i)
(ii)
8.400 Euro (sekiz bin dört yüz Euro) manevi tazminat;
mahkeme masrafları için 1000 Euro (bin Euro);
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre
için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.
5. Başvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.
Đşbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve
3. fıkraları uyarınca 27.03.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Fatoş ARACI
Nicolas BRATZA
Zabıt Katibi Yardımcısı
Başkan
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło