74306/01
WyrokETPCz2006-10-19ECLI:CE:ECHR:2006:1019JUD007430601
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zatrzymanie i domniemane złe traktowanie skarżącego Mahmut Öktem przez policję, a także przewlekłość i umorzenie postępowania karnego przeciwko funkcjonariuszom, naruszyły jego prawa wynikające z art. 3 (zakaz tortur) i art. 13 (prawo do skutecznego środka odwoławczego) Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że dowody medyczne i zeznania w postępowaniu krajowym wskazywały na to, że Mahmut Öktem był poddany złemu traktowaniu, które sąd krajowy zakwalifikował jako tortury. ETPCz zgodził się z tą kwalifikacją, uznając, że intensywność i cel działań policji (wymuszenie zeznań) spełniały kryteria tortur w rozumieniu art. 3 Konwencji. W odniesieniu do art. 13, Trybunał uznał, że postępowanie karne przeciwko policjantom, które trwało ponad osiem lat i zostało ostatecznie umorzone z powodu przedawnienia, nie stanowiło skutecznego środka odwoławczego. Brak szybkiego i starannego prowadzenia śledztwa oraz dopuszczenie do przedawnienia uniemożliwiły pociągnięcie winnych do odpowiedzialności, co naruszyło pozytywny obowiązek państwa wynikający z art. 13 w związku z art. 3.Stan faktyczny
Skarżący Mahmut Öktem i Memnune Öktem, nauczyciele i członkowie związku zawodowego, zostali zatrzymani w Stambule w lutym 1997 roku w związku z operacją antyterrorystyczną. Mahmut Öktem zgłosił złe traktowanie podczas zatrzymania, co potwierdziły raporty medyczne wskazujące na obrażenia. Memnune Öktem nie miała widocznych obrażeń. Skarżący złożyli skargę na policjantów, co doprowadziło do wszczęcia postępowania karnego, które jednak trwało ponad osiem lat i ostatecznie zostało umorzone z powodu przedawnienia, uniemożliwiając ukaranie winnych.Rozstrzygnięcie
Skarga Mahmut Öktem jest dopuszczalna, skarga Memnune Öktem jest niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji. Zasądza na rzecz Mahmut Öktem 15 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
______________
^
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _
C O N S E I L D E ^
L’EUROPE
^
A V R U P A
KONSEYİ
^
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÖKTEM - TÜRKİYE DA VASİ
(Başvuru no: 74306/01)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG 9 E k i m 2 0 0 6
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (74306/01) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülkenin
iki vatandaşı Mahmut Öktem ve Memnune Öktem’in (başvuranlar) 24 Mayıs 2001 tarihinde
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34.
maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi
(AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından G.Tuncer tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1956 ve 1954 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedirv
Üsküdar Paşakapısı İlkokulu’nda öğretmen ve Eğit-Sen üyesi başvuranlar 26 Şubat 1997
tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele şubesine bağlı ekipler tarafından
TKEP/L’ye karşı yürütülen operasyon kapsamında tutuklanarak gözaltına alınmıştır.
Başvuranlar 3 Mart 1997 tarihinde Haseki Hastanesi acil servisinde muayeneden geçirilmiş,
aynı gün hazırlanan iki sağlık raporunda ilgililerin genel sağlık durumlarının iyi olduğu
belirtilmiş, Mahmut Öktem’de el hareketlerinde yavaşlama ve kaval kemiklerinde ekimozlara
rastlanırken Memnune Öktem’in vücudunda hiçbir şiddet izine rastlanılmamıştır.
(
Başvuranlar 6 Mart 1997 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi yetkili hakimi
karşısına çıkarılmış, burada aynı gün serbest bırakılmıştır.
Başvuranlar 24 Mart 1997 tarihinde gözaltından sorumlu polisler hakkında insanlık dışı
muamele uyguladıkları ve işkence yaptıkları gerekçesiyle şikayette bulunmuştur.
Cumhuriyet Savcılığı 22 Temmuz 1997 tarihinde sözkonusu tiç polisin ifadesini kaydetmiş,
dördüncü polisin ifadesini 29 Eylül 1997 tarihinde dinlemiştir.
Cumhuriyet Savcısı 28 Ocak 1998 tarihinde İstanbul Ağır ceza mahkemesi önünde dört polis
memuru; Mustafa Sara, Metin Şenol, Hayati Sönmez ve Fatih Berİcup hakkında TCK’nın 243,
maddesine dayalı olarak kamu davası açmıştır. Savcı özellikle adı geçenleri başvuranlara
gözaltı sırasında kötü muamelede bulunmakla itham etmiştir.
Başvuranlar 16 Kasım 1998 tarihinde mtidahil taraf olarak ceza sürecine katılmışlardır. Aralık 1999 tarihli duruşmada başvuranlar Ağır ceza mahkemesinde yeniden dinlenmiş,
Memnune Öktem eşine kötü muamele yapıldığına şahit olmadığını belirtmiştir.
Ağır ceza mahkemesi 14 Kasım 2001 tarihinde Memnune Öktem ile ilgili dört polisin serbest
bırakılmasına karar vermiş, Mahmut Öktem’e kötü muamelede bulunmaktan yalnızca
Mustafa Sara’yı suçlu bulmuş ve TCK’nın 243. ve 59. maddelerine dayalı olarak adı geçeni
on ay hapis cezasına çarptırmış ve bir yıl süreyle kamu hizmetinden nfen cezası vermiştir.
Mahkeme bunun yanı sıra 647 sayılı Kanun’ırn 6./maddesine dayalı olarak cezanın infazının
ertelenmesi hakkını tanımıştır.
Başvuranlar 25 Mart 2004 tarihinde özellikle AİHS’nin 3. maddesine göndermede bulunarak
yeniden temyize gitmiştir.
Yargıtay 17 Mart 2005 tarihinde, TCK5nııı 243. maddesinde öngörülen suçun oluştuğunu
belirterek polisler hakkında yürütülen ceza yargı sürecini zamanaşımından sona erdirmiştir.
Sözü edilen dava kapanmıştır.
HUKUK AÇISINDAN
/
I. K A B U L E D İL E B ÎL İR L İK Ü Z E R İN E
Q
A. M em n u n e Ö k te ın h a k k ı n d a
AİHM, Memnune Öktem’in Haseki hastanesi acil servisinde 3 Mart 1997 tarihinde sağlık
kontrolünden geçirildiğini, vücudunda herhangi bir darp ya da kötü muamele izine
rastlanılmadığını, Adli tıp doktorunun 6 Mart 1997 tarihinde hazırlamış olduğu raporunda bu
sonuçlan teyit ettiğini not etmektedir.
(
AİHM, 3. maddenin uygulanma alanına girebilmesi için dile getirilen kötü muamele
iddialarının özü itibariyle asgari bir düzeye ulaşması gerektiğini hatırlatmaktadır. Başvuran
eşinin maruz kaldığı kötü muamelelerden şahsi olarak etkilediğini iddia etmesine karşın 3.
maddedeki asgari ciddiyet derecesine ulaşıldığı iddialarını destekleyecek hiçbir delil unsurunu
sunmamaktadır.
Başvurunun bu bölümü dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AİHS’nin 35 §§ 3. ve 4.
maddelerinin uygulanmasına istinaden reddedilmesi gerekmektedir.
B . M a h m u t Ö k t e n ı h a k k ı n d a
Hükümet açılan ceza davası zaman aşımına uğrasa dahi, Mahmut Öktem’in gözaltından
sorumlu polislerin Ağır ceza mahkemesi ve Yargıtay tarafından yapılan ithamlardan suçlu
bulunduklarını savunmaktadır. Sonuç İtibariyle, başvuran tazminat amacıyla hukuki ve idari
mahkemelerde dava açabilirdi.
Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, bir başvuranın iç hukukta gerçek anlamıyla etkili ve yeterli bir başvuru yolunu
kullanması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir başvuru yoluna müracaat edildiğinde,
uygulamada aynı olan başka bir başvuru yoluna gidilmesi icap etmemektedir (Bkz. son
olarak, Patricia Raquel Real Alves-Portekiz kararı, no: 19485/02, 9 Kasım 2004).
Mevcut başvuruda AİHM, başvuranın gözaltından sorumlu polisler hakkında şikayetçi
olduğunu, ceza yargı sürecine aktif olarak katıldığını, aynı polislŞı* zamanaşımından
yararlandıklarında temyize başvurduğunu hatırlatmaktadır. Sonuç itibariyle, ilgilinin AİHS
Organlarına başvuruda bulunmadan evvel çeşitli iç hukuk yollarını doğru kullanmadığım
düşündürecek hiçbir neden yer almamaktadır.
O halde, H üküm etin ön itirazı kabul edilem em ektedir.
AİHM, Mahmut Öktem’e değin AİHS’nin 3. ve 13. maddelerine yönelik yapılan şikayetlerin
AİHS’nin 35 § 3. madde gereğince dayanaktan yoksun bulunmadığı saptamasını yapmaktadır.
Ayrıca hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır. Yapılan şikayetler kabuledilebilir
niteliktedir.
II. AİHS’NİN 3. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
/
AÎHM, doktorlar tarafından düzenlenen sağlık raporlarının başvuranın gözaltı sonunda ciddi
emareleri oıtaya koyduğunu, Mahkeme huzurunda bunların daha önceki döneme ait olduğunu
gösterir hiçbir hususun yer almadığını hatırlatmaktadır. Kaldı ki, tarafların ulusal mahkemeler
önündeki ceza sürecinde sunmuş oldukları kanıt unsurları ve başvuramn AİHM’ye ilettiği,
polislerin uyguladıkları şiddetin yoğunluğunu belirtir emareler birbiriyle uyuşmaktadır. Dava
dosyasında yer alan kanıtlar ışığında ve iç hukuktaki mahkemelerle aynı doğrultuda AİHM,
M . Ö k t e m ’ i n ç e ş i t l i ş e k i l l e r d e k ö t ü m u a m e l e y e m a r u z k a l d ı ğ ı m k a y d e t m e k t e d i r .
Ayrıca AİHM, İstanbul ağır ceza mahkemesinin sözkonusu eylemlerin yoğunluğu ve Devletin
görevlilerinin görevlerini ifa ettikleri sırada itiraf ettirmek ve suçlamalara yol açan olaylar
hakkında bilgi edinmek amacıyla kasten uyguladıkları muameleler doğrultusunda M. Öktem’e
uygulanan fiilleri işkence olarak nitelendirdiği tespitini yapmaktadır. AİHM bu sonuçlardan
ayrı t u t u l a c a k h i ç b i r g e r e k ç e g ö r m e m e k t e , b ü t ü n o l a r a k d e ğ e r l e n d i r i l d i ğ i n d e b a ş v u r a n ı n
şahsında uygulanan kötü muamelenin özel bir ciddiyetinin bulunduğuna itibar etmekte, bu
nedenle manız kalman «derin» acıların ve sıkıntıların AİHS’nin 3. maddesi bakımından
işkence olarak değerlendirildiğini ifade etmektedir.
Sonuç olarak AİHS’nin 3. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 13. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran kötü muamele iddialarına karşılık yetkililerin bu duiuıhü etkili bir biçimde
değerlendirmediğini iddia etmekte, bu yönde AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini öne
sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM bu şikayeti yerleşik içtihadı ışığında değerlendirecektir (Bkz. özellikle Batı vd. kararı).
Mahkemeye sunulan kanıtlara dayalı olarak AİHM, 3. madde uyarınca başvuranın manız
kaldığı işkenceden Savunmacı Devletin sorumlu olduğu yargısına varmaktadır. İlgili
tarafından 13. madde bakımından yapılan şikayetler «savunulabilir» niteliktedir. Yetkili
mercilerin soruşturma açma ve Batı ve diğe.Heri kararında öngörülen gereklilikleri
karşılayacak şekilde etkili bir soruşturma yürütme zorunluluğu bulunmaktaydı.
AİHM, başvuran tarafından yapılan şikayetin akabinde bir soruşturma açıldığım ve ceza
sürecinin başlatıldığını gözlemlemektedir. AİHM’ye soruşturmanın ihtimamlı olarak
sürdürülüp sürdürülmediğini ve ceza sürecinin «etkili» bir yapıda olup olmadığını
değerlendirmek düşmektedir.
AİHM, bütünü itibariyle soruşturmanın çok uzun sürdüğünü saptamaktadır: polisler hakkında
başlatılan ceza yargısı olayların .meydana gelmesinin ardından sekiz yıldan fazla bir süre
sonunda zamanaşımı ile kapanmıştır. Ocak 1998 tarihinde m eydana gelen olayın ardından yaklaşık on bir ay sonra İstanbul
Cumhuriyet Savcılığı başvuranların gözaltından sorumlu polisler hakkında ceza davası açmış,
dört yıl dokuz ayın sonunda Ağır ceza mahkemesi Mustafa Sara dışındaki dört polisin serbest
bırakılmasına karar vermiştir. Adı geçen M. Öktem’e işkence yapma suçundan suçlu
bulunmuş ve TCK’nın 243. ve 59. maddelerine dayalı olarak on ay hapis cezasına çarptırılmış
ve bir yıl süreyle kamu hizmetinde men edilmiştir. Yargıtay 26 Aralık 2002 talihinde Ağır
ceza mahkemesinin kararını kısmen bozmuş, 9 Şubat 2004 tarihinde polislerin tamamının M.
Öktem’e işkence yapmaktan suçlu olduklarına karar vermiştir.
AİHM, Yargıtay’ın 17 Mart 2005 tarihinde TCK’mn 102. maddesi uyarınca ceza davasının
zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle süreci sonlandırdığı değerlendirmesini yapmaktadır. Bu
bağlamda, AİHM açısından ulusal mahkemelerin işkence ve kötü muamele ile itham edilen
Devletin görevlilerinin bir an önce yargılanmalarının ve zaman aşımından beraat
etmemelerinin gözetilmemesi üzüntü vericidir.
(
Sonuç olarak, polisler hakkında başlatılan yargı sürecinin toplam süresi değerlendirildiğinde
AÎHM, Türk yetkililerin işkence fiillerinden yargılan ve hemen hemen cezasız kalan sanıklara
yönelik yeterü ivedilikle ye makul ihtimamla hareket etmediklerine itibar etmektedir.
Zamanaşımı uygulaması ile ceza başvuru yolunun 13. maddede yer aldığı şekliyle hukukta
olduğu kadar uygulamada da «etkili» kıstasının yerine getirilmediği açıktır.
Bu durumda AİHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. T a zm in a t
Mahmut Öktem 30.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet dayanaktan yoksun ve aşırı olarak nitelendirdiği bu miktarın AİHM tarafından
reddedilmesi talebinde bulunmaktadır.
Başvuranın mağduriyeti ile AİHS’nin 3. ve 13. maddelerin ihlal edilmesi ışığında AİHM,
başvurana 15.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
B . M a s r a f v e h a r c a m a l a r
M . Ö k te m A İH M n e z d in d e y a p tığ ı h a rc a m a la r iç in '3 .0 0 0 E u ro ta le p e tm e k te d ir.
Hükümet bu miktarın aşırı olduğunu savunmaktadır.
AİHM, başvuranın kanıtlayıcı hiçbir belge sunmadığı tespitinden hareketle hakkaniyete
uygun adı geçene bu hususta 1.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.
I
C . G ecikm e faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’mn maıjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
/
1. Mahmut Öktem’e ilişkin başvurunun kabnledilebilir, diğer başvurunun kabuledilemez
olduğuna; . A İH S ’n in 3 . m ad d esin in ihlal edildiğine;
3. A ÎH S’nin 13. m addesinin ihlal edildiğine; . a ) A İH S ’n in 4 4 § 2 . m a d d e s i g e re ğ in c e k a ra rın k e s in le ş tiğ i ta rih te n itib a re n ü ç a y iç in d e ,
Ö dem e tarihindeki döviz kum üzerinden Y .T .L .’ye çevrilm ek ve her türlü vergiden m uaf
tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin başvurana manevi zarar için 15.000 (on beş bin)
Euro, yargı giderleri için 1,500 (bin beş yüz) Euro ödemesine;
b ) S ö z k o n u s u s ü r e n i n b i t t i ğ i t a r i h t e n i t i b a r e n v e ö d e m e n i n y a p ı l m a s ı n a k a d a r , A v r u p a M e r k e z
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin
uygulanmasına;
5. A dil tazm ine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 19 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło