74463/01

WyrokETPCz2006-07-13ECLI:CE:ECHR:2006:0713JUD007446301

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość postępowania cywilnego w Turcji naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji, oraz czy brak skutecznego środka prawnego w prawie krajowym w tej kwestii naruszył art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie sądowe, które trwało około ośmiu lat na trzech instancjach, było nadmiernie długie. Szczególnie rażące było ponad sześcioletnie postępowanie przed sądem pierwszej instancji, gdzie Trybunał stwierdził brak należytej staranności ze strony władz krajowych, które opóźniały sprawę poprzez żądanie informacji i odraczanie rozpraw. Argumenty rządu dotyczące złożoności sprawy i przyczynienia się skarżącej do opóźnień nie były wystarczające do usprawiedliwienia tak długiego okresu. Ponadto, Trybunał stwierdził, że turecki system prawny nie oferował skarżącej skutecznego środka prawnego, który pozwoliłby na przyspieszenie postępowania sądowego lub uzyskanie odpowiedniego odszkodowania za jego nadmierną długość, co stanowiło naruszenie art. 13 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżąca, obywatelka Turcji mieszkająca w Niemczech, w 1992 roku wniosła pozew do tureckiego sądu cywilnego przeciwko swojemu mężowi, domagając się połowy środków, które mąż miał wypłacić ze wspólnego konta bankowego w Niemczech i wpłacić na konto w Turcji bez jej zgody. Sąd pierwszej instancji oddalił powództwo w 1999 roku, argumentując brak dowodów, w tym zniszczenie dokumentów bankowych po sześciu latach. Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję w 2000 roku, odrzucając również wniosek o sprostowanie decyzji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargi dotyczące długości postępowania i braku skutecznego środka odwoławczego za dopuszczalne, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji oraz naruszenie art. 13 Konwencji. Zasądził skarżącej 3 400 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków, a także odsetki za zwłokę. Pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie odrzucił.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   BAHÇEYAKA - TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 74463/01)   KARAR   STRAZBURG   Temmuz 2006   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Dava, Feriꢀtah Bahçeyaka (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 8 Haziran 2001   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34.   maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no.   74463/01) kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1958 doğumludur ve Almanya – Wesel’de ikamet etmektedir. 12 ꢁubat 1980   tarihinde, baꢀvuran ve eꢀi, bir Alman bankasında ortak hesap açtırmıꢀtır. Belirli olmayan bir   tarihte, baꢀvuranın eꢀi, baꢀvuranın rızası olmaksızın, ortak hesaplarındaki bütün parayı çekmiꢀ   ve bir Türk bankasına yatırmıꢀtır. 23 Ekim 1992 tarihinde, baꢀvuran, eꢀinin ortak   hesaplarından çektiği paranın yarısını alabilmek için Aydın Asliye Hukuk Mahkemesi’nde   dava açmıꢀtır. 14 Eylül 1999 tarihinde, Aydın Asliye Hukuk Mahkemesi, baꢀvuranın davasını,   baꢀvuran iddiasını kanıtlayamadığından dolayı reddetmiꢀtir. Mahkeme, baꢀvuranın, paranın   çekildiğini gösteren makbuzlar gibi, iddialarını destekler nitelikte hiçbir banka belgesi ortaya   koyamamasını gerekçe göstermiꢀtir. Ayrıca, altı yıllık saklama süresinin ardından banka   tarafından muhafaza edilen belgelerin tahrip edildiğini ve dolayısıyla, baꢀvuranın iddialarında   haklı olduğu sonucunun çıkarılabileceği hiçbir belge bulunmadığını da not etmiꢀtir. Baꢀvuran,   Aralık 1999 tarihinde temyize gitmiꢀtir. 5 Nisan 2000 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın   temyiz baꢀvurusunu reddetmiꢀtir. Baꢀvuranın eꢀinin, ortak hesaplarından tüm parayı çektiğini   ve baꢀka bir banka hesabına yatırdığını kanıtlayamadığını belirtmiꢀtir. 16 Kasım 2000   tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın karar düzeltme talebini reddetmiꢀtir. 15 Aralık 2000 tarihinde,   Yargıtay kararı, baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.   HUKUK   I.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, yargılamanın uzunluğunun, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinden yer alan “makul   süre” ꢀartıyla bağdaꢀmadığını ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Sözkonusu maddeye göre:   “Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar   verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini   istemek hakkına sahiptir.”   A.Kabuledilebilirlik   AĐHM, bu ꢀikâyetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelsiz olmadığını not   eder. Ayrıca, baꢀka herhangi bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını da not eder.   B.Esaslar   AĐHM, ele alınacak sürenin 23 Ekim 1992 tarihinde baꢀladığını ve Yargıtay’ın temyiz   talebini reddettiği 16 Kasım 2000 tarihinde sona erdiğini not eder. Yargılama, üç yargı   kademesinde yaklaꢀık olarak sekiz yıl sürmüꢀtür.   Hükümet, birinci derece mahkemesinin, taraflarca sunulmuꢀ olan tüm kanıtları   incelemesi gerektiğinden, davanın, karmaꢀık bir yapısının olduğunu ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuranın talebi üzerine, mahkeme, Adalet Bakanlığı’ndan, Almanya’da yaꢀayan bazı   tanıklardan yeminli ifade alınmasını talep etmiꢀtir. Đfadelerin alınmasının ardından, mahkeme   bunların Türkçeye çevrilmesi talimatını vermiꢀtir. Ayrıca, baꢀvuran, sekiz duruꢀmaya   katılmadığından dolayı, sözkonusu yargılamanın süresinin uzamasına sebep olmuꢀtur.   Dolayısıyla, Hükümet, yargı mercilerine yüklenebilecek hiçbir gecikmenin olmadığı   sonucuna varmıꢀtır.   AĐHM, yargılamanın uzunluğunun makuliyetinin, dava ꢀartları ıꢀığında ve ꢀu ölçütler   dikkate alınarak yapılması gerektiğini tekrarlar: davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili   makamların tutumu ve ihtilafta baꢀvuranın karꢀı karꢀıya olduğu riskler (bkz. Frydlender –   Fransa [BD], no. 30979/96).   Yetkililerin tutumuna gelince, AĐHM, birinci derece mahkemesinde yürütülen   yargılamada ciddi bir gecikme olduğunu gözlemler. Bu bağlamda, birinci derece   mahkemesinin davayı karara bağlamasının altı yıldan fazla sürdüğüne iꢀaret eder. Bu süre   içinde, mahkeme yetkililerden bilgi talep etmiꢀ ve gelecek yanıtları beklemek için   duruꢀmaları ertelemiꢀtir. Yetkililer, davaya gereken itinayı göstermemiꢀ, ilgilenmemiꢀ ve   ciddi bir gecikmeye sebep olmuꢀlardır. AĐHM’ye göre, bir yargı kademesinde altı yıl,   karmaꢀıklığa iliꢀkin mülahazalarla haklı çıkarılamayacak olan, haddinden uzun bir süredir.   Dolayısıyla, AĐHM, sorumlu Hükümet tarafından bu gecikmelere iliꢀkin hiçbir ikna edici   gerekçe sunulmadığı kanısındadır.   Konuyla ilgili içtihadını dikkate alarak, AĐHM, bu davada iꢀlemlerin uzunluğunun   haddinden fazla olduğu ve “makul süre” ꢀartı ile bağdaꢀmadığı kanısındadır.   Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.   II.AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran ayrıca, iç hukukta, sözkonusu hukuki yargılamanın aꢀırı uzunluğuna itiraz   edebileceği hiçbir etkili hukuk yolu bulunmadığını ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur. AĐHS’nin   13. maddesine atıfta bulunmuꢀtur:   “Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi   görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa,ulusal bir makama   etkili bir baꢀvuru yapabilme hakkına sahiptir.”   A.Kabuledilebilirlik   Hükümet, baꢀvuranın maddi tazminat talebiyle dava açmasının, hukuki bir ihtilaftan   kaynaklandığını belirtmiꢀtir. Ancak, baꢀvuranın davası, ulusal mahkemeler tarafından   reddedilmiꢀtir. Hükümet, 13. maddenin maksatları bağlamında bir hukuk yolunun etkili   olmasının, baꢀvuranın için olumlu bir sonuç getirmesinin kesin olmadığını ifade etmiꢀtir.   AĐHM, bu itirazın, ꢀikâyetlerin esaslarının incelenmesiyle yakından ilgili olduğunu not   eder, dolayısıyla bu hususu esaslarla birleꢀtirecektir.   B.Esaslar   AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin, 6 § 1. maddede yer alan, davanın makul bir süre   içinde görülmesi ꢀartının ihlal edildiği iddiası kapsamında ulusal bir merci huzurunda etkili   bir hukuk yolunu teminat altına aldığını gözlemler.   13. maddenin maksatları bağlamında, her davada baꢀvuranın iç hukukta   faydalanmasına açık olan yöntemlerin, iddia edilen bir ihlali ya da devam etmesini   engellemesi veya hâlihazırda meydana gelmiꢀ herhangi bir ihlal için yeterli tazmin sunması   anlamında “etkili” olup olmadığının belirlenmesi gereklidir (bkz. Kulda – Polonya [BD], no.   30210/96). Dolayısıyla 13. madde, bir alternatif ortaya koymaktadır: bir hukuk yolu, davaya   bakan mahkemelerce verilen bir kararı hızlandırmak ya da davacılara hâlihazırda meydana   gelmiꢀ olan gecikmeler için yeterli tazmin sağlamak için kullanılırsa “etkili”dir (bkz.   Hartman – Çek Cumhuriyet, no. 53341/99).   AĐHM, Türk hukuk sisteminin, yargılamayı hızlandırmak veya hâlihazırda meydana   gelmiꢀ olan gecikmelerin tazmini için davacılara yeterli tazmin sunmak bağlamında hiçbir   hukuk yolu sunmadığını gözlemler. Bu davada, baꢀvuranın, birinci derece mahkemesine   yargılamayı hızlandırması için, baꢀka bir makama üst yetkisi kullanmasını talep edebileceği   hiçbir bireysel hakkı bulunmamaktaydı (bkz. yukarıda anılan Hartman).   Dolayısıyla, AĐHM, Türk hukukunun, baꢀvuranın yargılamanın uzunluğuna itiraz   edebileceği bir hukuk yolu sunmadığı sonucuna varmıꢀtır.   Dolayısıyla, 13. madde ihlal edilmiꢀtir.   III. DĐĞER AĐHS ĐHLALLERĐ ĐDDĐALARI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 17. maddesi ve 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, yerel   mahkemelerin, haklarını istismar ettiğini ve talep ettiği meblağın kendisine ödenmesini haksız   olarak reddettiğini ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Ayrıca, 7 no’lu protokol’ün 5. maddesi   kapsamında, yerel mahkemelerin kararlarının, eꢀler arasında eꢀitlik hakkını ihlal ettiğini   belirtmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranın AĐHS’nin 17. maddesi ve 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi   kapsamındaki ꢀikâyetlerinin, AĐHS’nin 6. ve 13. maddeleri kapsamındaki ꢀikâyetleri dıꢀında   bir husus ortaya koymadığını öne sürerek itiraz etmiꢀtir. Hükümet ayrıca, Türkiye’nin 7 no’u   Protokolü henüz onaylamadığını ve bu sebeple baꢀvuranın bu baꢀlık altındaki ꢀikâyetinin   kabuledilmez ilan edilmesi gerektiğini belirtmiꢀtir.   Baꢀvuranın AĐHS’nin 17.maddesi kapsamındaki ꢀikâyetine gelince,AĐHM,baꢀvuranın,   iddiasını kanıtlayamadığı ve AĐHS’nin 17. maddesi ihlaline iliꢀkin savunulabilir bir iddianın   temelini oluꢀturamadığını tekrarlar.   Baꢀvuranın 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki ꢀikâyetiyle ilgili olarak,   AĐHM, ancak bu gelir kazanılmıꢀ ise veya onunla ilgili icrayla alınması mümkün bir borç   sözkonusu ise, gelecekte elde edilecek olan gelirin “mal” teꢀkil edebileceğini tekrarlar (Ian   Edgar (Liverpool) Ltd. – Đngiltere, no. 37683/97, Alfredo Casotti ve Diğerleri – Đtalya, no.   24877/94, Storksen – Norveç, no. 19819/92). Baꢀvuran tarafından sunulmuꢀ olan kanıt ve   belgeleri dikkate alarak, AĐHM, baꢀvuranın 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında bir   “malı”nın olmadığını, zira talep ettiği meblağın kendisine ödenmediğini gözlemler.   Yukarıdaki mülahazalar ıꢀığında, AĐHM, AĐHS’nin 17. maddesi ve 1 no’lu   Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki ꢀikâyetlerin temelsiz olduğunu ve AĐHS’nin 35 §§ 3. ve   4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıꢀtır.   Baꢀvuranın 7 no’lu Protokol kapsamındaki ꢀikâyetlerine iliꢀkin olarak, AĐHM,   Türkiye’nin bu protokolü onaylamadığını not eder. Buna göre, baꢀvuranın ꢀikâyeti 35 § 3.   maddenin anlamı bağlamında AĐHS hükümleriyle ratione personae uyumlu değildir ve 35 §   4. madde bağlamında reddedilmesi gereklidir.   IV.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili   Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,   gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A.Tazminat   Baꢀvuran, 200.000 Alman Markı (102.258 Euro) maddi tazminat talep etmiꢀtir.   Ayrıca, toplam 20.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, tespit edilen ihlalle AĐHM huzurunda iddia edilen maddi zarar arasında hiçbir   sebep sonuç bağının bulunmadığı kanısındadır. Ancak, AĐHM, baꢀvuranın manevi zarara   uğramıꢀ olması gerektiği kanısındadır. Dava ꢀartlarını ve içtihadını dikkate alarak, AĐHM,   baꢀvurana bu baꢀlık altında 3.400 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B.Mahkeme masrafları   Baꢀvuran ayrıca, yerel mahkemeler ve AĐHM’deki masraflar için 10.000 Euro talep   etmiꢀtir.   Hükümet, bu talebe de itiraz etmiꢀtir.   Elindeki belgeler temelinde ve baꢀvuran tarafından sunulmuꢀ olan iddiaların   ayrıntılarını dikkate alarak, AĐHM, baꢀvurana mahkeme masrafları için 1.000 Euro   ödenmesine karar vermiꢀtir.   C.Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1.Yargılamanın uzunluğu ve bir yerel merci önünde etkili bir hukuk yolunun bulunmamasına   iliꢀkin ꢀikâyetlerin kabuledilebilir, baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna;   2.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   4.(a)Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, baꢀvurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk   Lirası’na çevrilmek üzere   (i)3.400 Euro (üç bin dört yüz Euro) manevi tazminat;   (ii)mahkeme masrafları için 1000 Euro (bin Euro);   (iii)yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;   (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   5. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 13 Temmuz   tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Vincent BERGER   Bostjan ZUPANCIC   Yazı Đꢀleri Müdürü   Baꢀkan   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło