75573/01
WyrokETPCz2007-10-02ECLI:CE:ECHR:2007:1002JUD007557301
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa naruszyła prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo, stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa w sprawach cywilnych podważa zaufanie do niezawisłości i bezstronności sądu, co stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Nie było podstaw do odstąpienia od tej zasady w niniejszej sprawie, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia.Stan faktyczny
Skarżąca, Laleş Çeliker, została zatrzymana w 1997 roku pod zarzutem przynależności do PKK. Po przesłuchaniach, w których przyznała się do winy (później odwołanych), została oskarżona o działania mające na celu podział terytorium kraju. Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır, w którego składzie zasiadał sędzia wojskowy, skazał ją na karę śmierci, zamienioną na dożywotnie więzienie. Wyrok został utrzymany przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą braku rzetelności postępowania przed Sądem Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji w odniesieniu do niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır. 3. Uznał, że nie jest konieczne rozpatrywanie pozostałych zarzutów skarżącej dotyczących rzetelności i przebiegu postępowania w świetle art. 6 § 1 Konwencji. 4. Orzekł, że stwierdzenie naruszenia samo w sobie stanowi wystarczające zadośćuczynienie za niematerialną szkodę poniesioną przez skarżącą. 5. Odrzucił pozostałe roszczenia skarżącej o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
ÇELĐKER – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 75573/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek
olup, ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Davanın nedeni, Laleꢀ Çeliker adlı Türk vatandaꢀının (“baꢀvuran”), Đnsan Haklarının ve
Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. Maddesi uyarınca,
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 25.06.2001
tarihinde yapmıꢀ olduğu 75573/01 no’lu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Ankara Barosuna bağlı avukat S. Kaya tarafından temsil edilmiꢀtir.
AĐHM, 06.10.2005 tarihinde baꢀvuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin 29 § 3.
Maddesi’ni uygulayarak, baꢀvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye
karar vermiꢀtir.
OLAYLAR
DAVANIN AYRINTILARI doğumlu baꢀvuran Batman’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran 10.04.1997 tarihinde yakalanıp, yasadıꢀı terör örgütü PKK’nin (Kürdistan Đꢀçi
Partisi) eylemlerine karıꢀtığı ꢀüphesiyle gözaltına alınmıꢀtır. Polis memurları bir gözaltı
tutanağı düzenlemiꢀ, tutanağa baꢀvuranın üzerinde sahte kimlik bulunduğu ve kimliğe
incelenmek üzere el konulduğu kaydedilmiꢀtir.
Baꢀvuranın gözaltı süresi Batman Cumhuriyet Savcısı’nın emri üzerine uzatılmıꢀtır.
Polis memurları 15.04.1997 tarihinde baꢀvuranın ifadesini almıꢀtır. Baꢀvuran PKK üyesi
olduğunu itiraf etmiꢀ, güvenlik güçleriyle silahlı çatıꢀmaya girdiğini ifade etmiꢀtir.
Batman Cumhuriyet Savcısı 16.04.1997 tarihinde baꢀvuranın ifadesini almıꢀ, baꢀvuran
yine PKK üyesi olduğunu itiraf etmiꢀ, örgüt için siyasi eğitim gördüğünü ve propaganda
eylemlerine katıldığını belirtmiꢀtir.
Aynı gün Batman Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi huzuruna çıkarılıp, ifadesi alınmıꢀ ve
tutuklanmıꢀtır.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Baꢀsavcısı 02.05.1997 tarihinde bir
iddianame sunmuꢀ, baꢀvuranı Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 40. Maddelerine muhalefet
ederek, ülke topraklarını bölmek ve yasadıꢀı bir örgüte yardım ve yataklık yapmak amacıyla
eylemlerde bulunmakla suçlamıꢀtır.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 05.05.1997 ve 18.04.2000 tarihleri arasında on
dokuz duruꢀma görmüꢀ, pek çok tanık dinlemiꢀtir. Bu duruꢀmalar sırasında baꢀvuran
gözaltında alınan ifadesini reddetmiꢀtir. Mahkemenin dinlediği tanıklar baꢀvuranın PKK’nin
aktif bir üyesi olduğunu ve güvenlik güçleriyle silahlı çatıꢀmalara girdiğini ifade etmiꢀlerdir.
18.04.2000 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi baꢀvuranı suçlu bulup, Türk
Ceza Kanunu’nun 125. Maddesi uyarınca idam cezasına çarptırmıꢀtır. Mahkemede yaptığı
itiraflar göz önünde bulundurularak idam cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilmiꢀtir.
Yargıtay 19.12.2000 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır. Dava
dosyasındaki kanıtların, baꢀvuranın, silahlı yasadıꢀı örgüt PKK’nin aktif bir üyesi olduğunu
ve ülke topraklarını bölmek amacıyla eylemlerde bulunduğunu gösterdiğini, dolayısıyla
kararın gerekçeli olduğunu belirtmiꢀtir.
Yargıtay’ın kararı 24.01.2001 tarihinde baꢀvuranın temsilcisinin gıyabında açıklanmıꢀtır.
HUKUKA ĐLĐꢁKĐN
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, kendisini yargılayıp mahkum eden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle duruꢀmasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından görülmediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. Polis memurlarının baskı altında aldıkları
ifadesinden baꢀka, mahkumiyetine yol açacak somut bir kanıt bulunmaması nedeniyle
masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran ayrıca yargılamanın ilk
aꢀamasında avukat yardımından yoksun bırakıldığını ve hakkındaki suçlamaların niteliği ve
nedenine iliꢀkin derhal bilgilendirilmediğini iddia etmiꢀtir. Son olarak Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin kendisi aleyhinde ifade veren tanıkları dinlediğini, ancak kendisi için ꢀahitlik
edecek tanıkları dinlemeyi reddettiğini öne sürmüꢀtür. AĐHS’nin 6. Maddesi’nin 1., 2. ve 3
(a), (c) ve (d) fıkralarına dayanmıꢀtır. Đlgili Madde’nin ilgili fıkraları ꢀöyledir:
“1. Herkes … kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuꢀ
bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini
istemek hakkına sahiptir...
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.
3. Her sanık en azından aꢀağıdaki haklara sahiptir:
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve
ayrıntılı olarak haberdar edilmek; …
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer
savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece
görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
d) Đddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı
koꢀullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek; …”
A. Kabuledilebilirliğine iliꢀkin
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeder. Ayrıca baꢀvurunun baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak
değerlendirilemeyeceğine iꢀaret eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek
durumundadır.
B. Esaslarına iliꢀkin
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı
Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin devletin güvenliği ve bütünlüğüne yönelik
tehditlere karꢀı yasayla kurulduklarını belirtmiꢀtir. Mevcut davada, baꢀvuranın Diyarbakır
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ile ilgili haklı kuꢀkulara sahip olması için
dayanak bulunmadığını ifade etmiꢀtir. Hükümet ayrıca Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yılında kaldırıldıklarına atıfta bulunmuꢀtur.
AĐHM mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan pek çok davayı incelemiꢀ,
AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Özel; Özdemir – Türkiye,
59659/00).
AĐHM’nin mevcut davada farklı bir sonuca varması için neden bulunmamaktadır. Buna
göre AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. Yargılamanın adilliği
Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının adil bir biçimde
görülmesini isteme hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiği göz önünde bulundurulduğunda,
AĐHM, yargılamanın adilliğine iliꢀkin AĐHS’nin 6. Maddesi kapsamındaki diğer ꢀikayetleri
incelemenin gerekli olmadığı kanısına varır (bkz. diğerlerinin yanı sıra Ükünç ve Güneꢀ –
Türkiye, 42775/98).
II. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, tutukluluğunun ilk iki yılında idam cezası korkusuyla yaꢀadığından ꢀikayetçi
olmuꢀtur. AĐHS’nin 3. Maddesi’ne dayanmıꢀtır.
Hükümet bu argümana itiraz etmiꢀtir.
Hükümet, meydana geldiği iddia edilen kötü muamelenin AĐHS’nin 3. Maddesi
kapsamında değerlendirilebilmesi için asgari düzeyde sertliğe varması gerektiği hususunu
yineler (bkz. Đrlanda - Đngiltere).
Mevcut davada, konunun 3. Madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, ꢀikayet konusu
muamelenin gerekli sertlik düzeyine ulaꢀtığına dair bir emare bulunmamaktadır (bkz. Fikri
Demir – Türkiye, 55373/00).
Baꢀvurunun bu kısmı AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. Maddesi uyarınca açıkça dayanaktan
yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran derhal bir hakim veya kanunun yetkili kıldığı bir memur önüne
çıkartılmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Gözaltı süresinin uzatılması ile ilgili ulusal mahkeme
kararlarından haberdar edilmediğini ileri sürmüꢀtür. Ayrıca hakim tarafından belirlenmiꢀ
usulüne uygun olarak tutulma hakkından yoksun bırakıldığını ileri sürmüꢀtür.
Hükümet, bu ꢀikayetlerin altı ay kuralıyla uyuꢀmaması nedeniyle kabuledilmez
olduklarını öne sürmüꢀtür.
AĐHM, iç hukuk yollarının bulunmadığı durumlarda, altı aylık sürenin AĐHS’yi ihlal ettiği
iddia edilen eylemin meydana geliꢀ tarihinde baꢀladığını; ancak devam eden bir durum
sözkonusu ise, altı aylık sürenin sözkonusu durumun bitiꢀ tarihinden itibaren baꢀladığını
yineler (bkz. diğerlerinin yanı sıra, Ege – Türkiye, 47117/99).
AĐHM, baꢀvuranın 10.04.1997 tarihinde gözaltına alındığını ve 16.04.1997 tarihinde
tutuklandığını gözlemler. Öte yandan baꢀvuran AĐHM’ye baꢀvurusunu 25.06.2001 tarihinde,
altı aylık süre dolduktan sonra yapmıꢀtır.
Dolayısıyla bu ꢀikayetler zamanında yapılmamıꢀtır, AĐHS’nin 35 §§ 1. ve 4. Maddesi
uyarınca reddedilmelidirler.
IV. AĐHS’NĐN 9. VE 10. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, mahkumiyetinin, AĐHS’nin 9. ve 10. Maddelerinin teminat altına aldığı
düꢀünce ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet bu iddialara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM baꢀvuranın düꢀüncesini açıkladığı için değil, Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükten
kalkan 125. Maddesi’ne muhalefet ederek ülke topraklarını bölmek amacıyla eylemlerde
bulunduğu için mahkum edildiğini gözlemler. Bu nedenle dava dosyasında baꢀvuranın
AĐHS’nin 9. ve 10. Maddeleri kapsamındaki haklarına müdahale edildiğini destekler
mahiyette unsurlar bulunmamaktadır (bu bakımdan bkz. Kılıç – Türkiye, 40498/98 ve ꢁirin –
Türkiye, 47328/99).
Dolayısıyla bu ꢀikayet açıkça dayanaktan yoksundur, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. Maddesi
kapsamında reddedilmelidir.
V. AĐHS’NĐN 14. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Son olarak, baꢀvuran etnik kökeni nedeniyle kendisine ayrımcılık yapıldığından ꢀikayetçi
olmuꢀtur.
Hükümet bu ꢀikayetin temelsiz olduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHM baꢀvuranın iddialarını sunulan kanıtlar ıꢀığında incelemiꢀ, tamamen dayanaksız
oldukları sonucuna varmıꢀtır.
Dolayısıyla bu ꢀikayet AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. Maddesi’yle uyumlu olarak açıkça
dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
VI. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. Maddesi’ne göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran 61.500 Euro (EUR) maddi tazminat, 25.000 Euro manevi tazminat talep
etmiꢀtir.
Hükümet bu meblağların haddinden yüksek olduğunu ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında bir nedensellik iliꢀkisi
bulamamıꢀtır. Dolayısıyla bu talebi reddeder. Ayrıca 6 § 1. Madde’nin ihlal edildiğinin tespit
edilmesinin baꢀvuranın gördüğü manevi zarar için baꢀlı baꢀına yeterli tazmin teꢀkil edeceği
kanısındadır (bk. Incal; Çıraklar).
AĐHM, mevcut davada olduğu gibi, bir bireyin, AĐHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık
koꢀullarını karꢀılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi durumunda, talep
edilmesi halinde yeniden yargılanmasının veya davanın yeniden açılmasının ilke olarak
ihlalin telafi edilmesi için uyun bir yol teꢀkil ettiği kanısındadır (bkz. Öcalan - Türkiye).
B. Yargılama giderleri
Baꢀvuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde meydana gelen yargılama giderleri için
5.000 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran taleplerini destekleyici hiçbir fatura ya da belge
sunmamıꢀtır.
Hükümet baꢀvuranın talebinin dayanaksız olduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı
ve makul bir meblağ olduğu takdirde baꢀvurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, yukarıda
belirtilen ölçütler ıꢀığında ve baꢀvuranın taleplerini belgeleyemediğini göz önünde
bulundurduğunda, bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiꢀtir. Ayrıca ulusal
mahkemelerde meydana gelen yargılama giderleri ile tespit edilen ihlal arasında bir
nedensellik iliꢀkisi bulunmadığını kaydeder.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde gerçekleꢀtirilen yargılamanın adil olmadığına
iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir, baꢀvurunun geri kalanının kabuledilmez olduğuna;
2. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili ꢀikayete
iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;
3. Baꢀvuranın yargılamanın adilliği ve idaresi ile ilgili geri kalan ꢀikayetlerinin AĐHS’nin 6 §
1. Maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerekli olmadığına;
4. Đhlal tespit edilmesinin baꢀvuranın gördüğü manevi zarar için baꢀlı baꢀına yeterli tazmin
teꢀkil ettiğine karar vermiꢀtir.
5. Baꢀvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiꢀtir.
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve
3. fıkraları uyarınca 02.10.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Fatoꢀ ARACI
Nicolas BRATZA
Zabıt Katibi
Baꢀkan
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło