75717/01

WyrokETPCz2006-02-21ECLI:CE:ECHR:2006:0221JUD007571701

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, wraz z niewystarczającą rekompensatą za inflację, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, zasądzonego przez sądy krajowe, naruszyło prawo skarżącego do poszanowania mienia. Opóźnienie to, w połączeniu z brakiem odpowiedniej rekompensaty za inflację, nałożyło na skarżącego nieproporcjonalne i nadmierne obciążenie, zakłócając tym samym sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu publicznego a ochroną prawa własności. Trybunał odwołał się do swojego wcześniejszego orzecznictwa w podobnych sprawach, podkreślając, że rząd nie przedstawił żadnych nowych ustaleń ani dowodów, które mogłyby doprowadzić do odmiennego wniosku.
Stan faktyczny
W 1993 roku Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) wywłaszczyło działkę należącą do skarżącego, Mehmeta Yüce, w İskenderun pod budowę drogi. Powstał spór o wysokość odszkodowania, w wyniku czego skarżący złożył wniosek o zwiększenie kwoty. Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w İskenderun 5 kwietnia 1996 r. zasądził na rzecz skarżącego dodatkowe odszkodowanie w wysokości 235 737 561 TL wraz z odsetkami, co zostało potwierdzone przez Sąd Kasacyjny 9 marca 1998 r. Dodatkowe odszkodowanie w wysokości 619 860 000 TL wraz z odsetkami zostało wypłacone skarżącemu dopiero 14 kwietnia 2000 r.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje za dopuszczalną skargę dotyczącą opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 oraz skargę na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 2. Uznaje pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 3. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 4. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 5. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 6. Zasądza na rzecz skarżącego 569 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w lirach tureckich po kursie wymiany w dniu płatności, wolne od wszelkich podatków. 7. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   YÜCE - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:75717/01)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   ŞUBAT 2006   İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 75717/01 başvuru no’lu davanın nedeni, Türk   vatandaşı Mehmet Yüce’nin (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 11   Ekim 2000 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)   34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından   Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), 1993 yılında İskenderun’da yol inşaatı için   başvurana ait arsayı kamulaştırmıştır.   Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuran, İskenderun Asliye Hukuk   Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuştur.   İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi, 5 Nisan 1996 tarihli kararla başvuranı haklı   bulmuş ve malın KGM’ye verildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan yıllık % 30 oranında   gecikme faizi ile birlikte 235.737.561 TL ek tazminat bedelinin başvurana ödenmesine karar   vermiştir.   Yargıtay 9 Mart 1998 tarihinde, bu kararı onamıştır.   Faizle birlikte 619.860.000 TL olan ek tazminat, başvurana 14 Nisan 2000 tarihinde   ödenmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   HAKKINDA   Başvuran, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki açıdan ihlal edildiğini iddia   etmektedir. Başvuran ilk olarak, 1993 yılında belirlenen ilk tazminatın, arsanın mülkiyeti   Devlet’e geçtikten sonra, 1995 yılında ödendiğine dikkati çekmektedir. Başvuran son olarak,   daha sonraki yargılama sonucunda karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki gecikmeyi dile   getirmektedir. Bu konuda, daha önceki ödemedeki gecikme dolayısıyla herhangi bir gecikme   faizinin ödenmemesi ve ek tazminatın ödenmesindeki gecikme konusundaki enflasyona göre   verilen faizlerin yetersiz olması nedeniyle gecikmenin telafi edilmediğini savunmaktadır.   A. Kabul edilebilirlik Hakkında   AİHM, şikayetin ilk kısmı konusunda başvuranın kamulaştırma kararının tapu sicil   kaydına işlenmesinden sonra geçen ilk iki sene boyunca herhangi bir zarara uğradığını ortaya   koyma durumunda olmadığını not etmektedir. Her ne olursa olsun, ulusal mahkemeler önünde   şikayetini ileri sürmek için başvuran tarafından hiçbir adım atılmadığından dolayı, şikayetin   bu kısmı iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesine ters düşmemektedir. Dolayısıyla   AİHM, davayı sadece ek tazminatın ödenmesindeki gecikmeye ilişkin şikayet açısından   inceleyecektir.   Bu bağlamda Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesini ileri sürmektedir.   Başvuran, ne şikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun   105. maddesinin sunduğu hukuk yolunu kullanmıştır. Ayrıca Hükümet, başvuranın, Yargıtay   karar tarihi olan 9 Mart 1998 tarihinden itibaren işlemeye başlayan altı ay süresi içinde   AİHM’ye başvurmadığını savunmaktadır.   Başvuran bu savlara itiraz etmektedir.   AİHM, başvuranın şikayetleri gibi olan şikayetler konusunda teoride varolan tek   başvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi olduğunu kabul etmektedir. Ancak   AİHM’yi sözkonusu başvuru yolunun etkili olmadığı sonucuna varmaya iten gerekçelerden   dolayı (Aka, s. 2678-2679, § 34-37), bu bakımdan yapılan itiraz reddedilmelidir.   AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle sözüedilen Akkuş) ve   elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, şikayetin bu kısmının esastan incelenmesi   gerektiğine kanaat getirmektedir. Sonuç itibariyle AİHM, başvurunun hiçbir kabul   edilemezlik gerekçesiyle çelişmediğini tespit etmektedir.   B. Esas Hakkında   AİHM, daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da   incelemiş ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,   Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, § 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,   başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında   hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak   zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran, 1993 yılında kamulaştırma kararının tapu sicil kaydına işlenmesiyle   başlayan ve 2000 yılının Nisan ayında ek tazminatın ödenmesiyle son bulan kamulaştırma   işlemi süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal etmesinden şikayetçi olmaktadır.   Bu bağlamda Hükümet, ulusal mahkemeler süregelen ritimde davayı yürüttüklerinden   dolayı yargılama süresinin AİHS’nin 6§1 maddesi koşullarına cevap verdiğini   vurgulamaktadır.   Başvuran bu sava itiraz etmektedir.   AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun   olduğunun söylenemeyeceğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır. Ancak, AİHM 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında vardığı sonucu   gözönüne alarak, ivedilik sorununu 6§1 maddesi açısından da yeniden incelemeye gerek   olmadığına kanaat getirmektedir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat, Masraf ve Harcamalar   Başvuran, 9 Eylül 2002 tarihli yazılı görüşlerinde 689 Amerikan Doları (Dolar)   tutarındaki maddi zararının karşılanması gerektiğini ileri sürmektedir.   Buna karşın başvuran başvuru formunda, maddi tazminat olarak 591 Dolar istemiştir.   Başvuran 20 Ocak 2003 tarihli cevaben gönderdiği görüşlerinde, rakam belirtmeksizin manevi   zararının ve AİHM ile ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalarının da   karşılanmasını istemiştir.   AİHM, Akkuş (sözüedilen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kararında benimsenen   hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana   maddi tazminat adı altında istenilen 689 Doların yani 569 Euro’nun ödenmesine karar   vermiştir.   AİHM manevi zarar için, dava koşullarında, ihlal tespitinin, yeterli adil tazmin   oluşturduğuna kanaat getirmektedir.   AİHM, masraf ve harcamalar konusunda, AİHS’nin 41. maddesi bakımından yalnızca   gerçekten yapıldığı ve makul tutarda olduğu ortaya konulan masrafların ödendiğini   hatırlatmaktadır (Nikolova-Bulgaristan, no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).   Bu durumda, talebi belgelerle ortaya konulmamış olsa da, AİHM, İçtüzüğünün 60.   maddesi gereğince yapılan bütün masraflar için başvurana 1.000 Euro ödenmesinin uygun   olacağına kanaat getirmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine göre ek tazminatın geç ödenmesine ilişkin yapılan   şikayet ve AİHS’nin 6§1 maddesine göre yapılan şikayetin kabul edilebilir olduğuna;   2. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;   3. 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6§1 maddesine göre yapılan şikayetin esasını ayrıca incelemeye gerek   olmadığına;   5. İhlal sonucunun manevi zarar için tek başına adil tazmin oluşturduğuna;   6. a) AİHS’nin 44§2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve Savunmacı   Hükümet tarafından başvurana;   i. maddi tazminat için 569 (beş yüz altmış dokuz) Euro;   ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro;   iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet’in,   Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit   oranda faiz uygulanmasına;   7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77§§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 21 Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło