75836/01
WyrokETPCz2006-12-19ECLI:CE:ECHR:2006:1219JUD007583601
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak publicznej rozprawy w postępowaniu karnym, w tym na etapie odwoławczym, stanowi naruszenie prawa do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że skarżący nigdy nie miał możliwości skorzystania z publicznej rozprawy przed sądami krajowymi, ani na etapie wydawania nakazu karnego, ani w postępowaniu odwoławczym. Brak jawnej rozprawy, która jest podstawową zasadą rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji, uniemożliwił skarżącemu osobiste stawiennictwo przed sędziami i przedstawienie obrony. Trybunał wziął pod uwagę, że nawet turecki Sąd Konstytucyjny uznał brak rozprawy za niezgodny z prawem do rzetelnego procesu, co potwierdza naruszenie Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Adem Arslan, został wezwany na policję w związku ze skargą sąsiadów po tym, jak przyznał się do oddania strzałów z broni palnej w swoim mieszkaniu. Sąd Karny Pokoju w Bursie nałożył na niego grzywnę w drodze nakazu karnego, bez przeprowadzenia rozprawy. Skarżący odwołał się, żądając rozprawy, co początkowo zostało zaakceptowane przez Sąd Karny Pierwszej Instancji. Jednakże, na wniosek Sądu Karnego Pokoju, decyzja o przeprowadzeniu rozprawy została uchylona przez Sąd Kasacyjny, a odwołanie skarżącego ostatecznie oddalono bez publicznej rozprawy.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza, że skarga jest dopuszczalna; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową; zasądza skarżącemu 500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków; oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ADEM ARSLAN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:75836/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG ARALIK 2006
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 75836/01 baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu
ülke vatandaꢀı Adem Arslan’ın (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Mart 2001
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu
baꢀvurudur. Baꢀvuran, adli yardımdan faydalanarak, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi
(AĐHM) önünde Bursa Barosu avukatlarından N. Bener tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR doğumlu baꢀvuran Ordu’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran, 20 Kasım 1999 tarihinde komꢀularının ꢀikayeti üzerine Polis Karakolu’na
çağrılmıꢀ ve burada ifadesi alınmıꢀtır. Baꢀvuran ruhsatlı ateꢀli silahının bulunduğunu ve
eꢀinin kendisini terk ettiğini anlayınca kriz geçirip apartmanın içinde ateꢀ ettiğini kabul
etmiꢀtir. Adli soruꢀturma açılmıꢀtır.
Bursa Sulh Ceza Mahkemesi 24 Kasım 1999 tarihinde, 15.000.000 TL ön ödemeli
tebliğ tutanağı kararnamesini baꢀvurana tebliğ etmiꢀtir. On gün içinde bu miktarı ödemediği
takdirde, aleyhinde bir kamu davasının açılacağını belirtmiꢀtir.
Sulh Ceza Mahkemesi, dosyaya dayanarak, 4 ꢁubat 2000 tarihinde, Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca meskun mahalde silah atmak
gerekçesiyle baꢀvuranı 15.000.000 TL para cezasına çarptırmıꢀ ve evinde bulunan silahına ve
mermilerine el konulmasına karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran, 13 Mart 2000 tarihinde duruꢀma açılarak yargılama yapılmasını isteyerek,
Bursa Asliye Ceza Mahkemesi’nde bu kararnameye itiraz etmiꢀtir.
Asliye Ceza Mahkemesi 29 Mart 2000 tarihinde bu talebi kabul etmiꢀ ve Sulh Ceza
Mahkemesi’nin duruꢀma yapmasına karar vermiꢀtir.
Sulh Ceza Mahkemesi 13 Nisan 2000 tarihinde, Adalet Bakanlığı’ndan dosya
üzerinden yargılamanın devam ettirilmesi amacıyla Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun
343. maddesi uyarınca “yazılı emir” yoluyla kararın bozulmasını istemiꢀtir.
Adalet Bakanlığı, dosyayı Yargıtay Đkinci Dairesi’ne yollamıꢀtır.
Yargıtay 7 Temmuz 2000 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararı
bozmuꢀ ve dosyayı yeniden incelemesini istemiꢀtir.
Asliye Ceza Mahkemesi 26 Ekim 2000 tarihinde dosyayı yeniden incelemiꢀ ve Sulh
Ceza Mahkemesi’nin verdiği ceza kararnamesine karꢀı baꢀvuranın yaptığı itirazı reddetmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, duruꢀma yapılması talebinin reddedilmesi ve savunmasını yapamadan ceza
kararının verilmesinden dolayı, davasının hakkaniyete uygun olarak görülmediğinden
ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 maddesini ileri sürmektedir.
A. Ön Đtiraz Hakkında
Hükümet, kabuledilemezlik itirazında bulunmakta ve ceza kararnamesinin, yalın
anlamıyla “karar” değil, sadece idari karar olduğunu savunmaktadır. Hükümet, baꢀvuranın
Asliye Ceza Mahkemesi’ne baꢀvurarak Sulh hakimi kararına itiraz edebileceğini, bunun da
ceza hukuku uyarınca “ihtilaflı olay”’a neden olacağını belirtmektedir. Sonuç itibariyle
Hükümet’e göre 29 Mart 2000 tarihli Asliye Ceza Mahkemesi kararı, bu baꢀvurunun etkili
olduğunu onaylamaktadır.
Baꢀvuran, sulh hakiminin Adalet Bakanlığı’na yaptığı “yazılı emirle” bozma talebinin
ardından Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararın iptal edildiğini ileri sürmektedir.
AĐHM, 35§1 maddesi gereğince, “olayların meydana geldiği dönemde baꢀvurunun
teoride olduğu gibi uygulamada da mevcut ve etkili olduğu, yani baꢀvurunun yapılabileceği,
baꢀvurana ꢀikayetlerinin telafi edilmesini sağlayacağı ve baꢀarıyla sonuçlanması için makul
bakıꢀ açıları sunduğu yönünde AĐHM’yi ikna etmenin, iç hukuk yollarının tüketilmediği
itirazında bulunan Hükümet’in görevi olduğunu” hatırlatmaktadır (Akdivar ve diğerleri-
Türkiye, 16 Eylül 1996 tarihli karar).
AĐHM, bu davada baꢀvuranın Asliye Ceza Mahkemesi’ne baꢀvurduğunu ve böylece
ceza hukuku uyarınca “ihtilaflı olaya” neden olduğunu tespit etmektedir. Dolayısıyla hiç
ꢀüphe yok ki sadece idari olmayıp, ceza davası da sözkonusudur. Daha sonra Asliye Ceza
Mahkemesi’nin Sulh Ceza Mahkemesi’nden duruꢀma yapma istemine rağmen, yargılama
Adalet Bakanlığı’nın izni de alınarak yazılı olarak sürdürülmüꢀtür. Bunun sonucunda
Hükümet tarafından ileri sürülen baꢀvuru, içtihat uyarınca “etkili” değildir. Buradan
Hükümet’in reddedilmesi sonucu çıkmaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca baꢀvurunun açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM baꢀvurunun baꢀka hiçbir kabuledilemezlik
gerekçesi ile ters düꢀmediğini belirtmektedir. Dolayısıyla baꢀvuruyu kabuledilebilir ilan
etmek uygun olacaktır.
B. Esasa Dair
AĐHM, duruꢀmaların aleniyetinin AĐHS’nin 6§1 maddesinde yer verilen temel ilkeyi
oluꢀturduğunu hatırlatmaktadır. Duruꢀmaların aleniyeti, halkın denetiminden geçmeyen
adalete karꢀı yargılanan kiꢀileri korumakta ve böylece mahkemelere olan inancın
korunmasına katkıda bulunulacak yollardan birini oluꢀturmaktadır. Adalete kazandırdığı
ꢀeffaflıkla, her demokratik toplumun ilkeleri arasında yer alan ve 6§1 maddesinin adil
yargılanma güvencesi amacına ulaꢀılmasına yardımcı olmaktadır (Stefanelli-Saint-Marin, no:
35396/97 ve Malhous-Çek Cumhuriyeti, no: 33071/96).
AĐHM, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun uygun hükümlerine göre, davaya
bakan hakimin bazı suçlar için, dosya temel alınarak duruꢀma yapmadan ceza kararnamesi
çıkarabileceğini not etmektedir. Đtiraz hafif yada ağır para cezasına iliꢀkin kararnameye karꢀı
yapıldığı takdirde, Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan itiraz iꢀlemi duruꢀma yapılmadan
görülebilir. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraz halinde sadece dosyayı temel alarak karar
verebilir.
Bu durumda, AĐHM, baꢀvuranın yargılamanın hiçbir aꢀamasında ulusal mahkemeler
önünde duruꢀmadan faydalanamadığını not etmektedir. Ne ceza kararnamesi çıkaran Ceza
Mahkemesi, ne de itiraz üzerine hükme varan Asliye Ceza Mahkemesi duruꢀma yapmıꢀtır.
Baꢀvuran, kendisini yargılamaya çağrılan hakimler önünde hiçbir zaman kiꢀisel olarak
mahkemeye çıkma olanağına sahip olamamıꢀtır.
AĐHM, Asliye Ceza Mahkemesi önünde duruꢀma yapılmamasının Anayasa
Mahkemesi tarafından müzakere edildiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin duruꢀma yapılmasının
adil yargılanma hakkı ve savunma hakları ile bağdaꢀmadığına kanaat getirdiğini
belirtmektedir. AĐHM, bu tespiti ve ceza kararnameleri hakkında yeni Ceza Kanunu ve Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda hiçbir hükmün mevcut olmamasını gözönünde
bulundurmaktadır.
Dolayısıyla AĐHM, baꢀvuranın davasının davasına bakan mahkemeler tarafından aleni
bir ꢀekilde görülmediğinden dolayı, AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine kanaat
getirmektedir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran maddi zarara uğradığını iddia etmekte ve bu nedenle 1.555.000.000 TL
istemektedir. Ayrıca baꢀvuran 25.000 Amerikan Doları [yaklaꢀık 20.161 Euro] tutarındaki
manevi zararının ödenmesini istemektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, ortaya konulan eksikliklerden dolayı Türk mahkemelerinin vardığı sonuçlar
hakkında yorum yapamaz. Dolayısıyla baꢀvuranın maddi zarar adı altında yaptığı talebi
reddetmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın, ihlal tespitinin tek baꢀına karꢀılayabileceği bir takım manevi
zarara uğrayabileceğine kanaat getirmektedir.
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuran, AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 10.000 Amerikan Doları
[yaklaꢀık 8.064 Euro] istemektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları
ortaya konulduğu sürece masraf ve harcamaların ödenmesini sağlayabilmektedir. Bu davada
ve elinde bulunan unsurları gözönüne alarak, AĐHM, yapılan bütün masraflar için baꢀvurana Euro ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına 3 puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Đꢀbu kararın baꢀvuranın uğradığı manevi zarar için yeterli adil tazmin oluꢀturduğuna;
4. 4. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından
baꢀvurana masraf ve harcamalar için 500 (beꢀ yüz) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her
türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3.
maddesine uygun olarak 19 Aralık 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło