75845/01
WyrokETPCz2007-05-03ECLI:CE:ECHR:2007:0503JUD007584501
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie zasądzonego odszkodowania za bezprawne pozbawienie wolności oraz brak odsetek za zwłokę stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1, ponieważ władze krajowe nie wykonały orzeczenia o odszkodowaniu na rzecz skarżących przez około dwanaście miesięcy i nie zastosowały odsetek za zwłokę. Takie działanie uniemożliwiło skarżącym otrzymanie pieniędzy, których oczekiwali, co stanowiło nieuzasadnioną ingerencję w ich prawo do poszanowania mienia. Trybunał odwołał się do swoich wcześniejszych orzeczeń w podobnych sprawach, nie znajdując podstaw do odstąpienia od ustalonego precedensu. Skargi dotyczące art. 6 ust. 1 Konwencji zostały uznane za niedopuszczalne z powodu niezachowania sześciomiesięcznego terminu od daty, kiedy decyzja krajowa stała się dostępna dla skarżących.Stan faktyczny
Skarżący, Necati Aydın i Ercan Şengül, zostali bezprawnie zatrzymani i aresztowani w Turcji między 7 marca a 30 marca 2000 roku. Po uniewinnieniu, w lutym 2001 roku, sąd krajowy zasądził na ich rzecz odszkodowanie materialne i niematerialne za bezprawne pozbawienie wolności. Decyzja ta została potwierdzona przez Sąd Kasacyjny w listopadzie 2001 roku. Wypłata odszkodowania nastąpiła jednak dopiero 11 grudnia 2002 roku, po około 12 miesiącach od uprawomocnienia się orzeczenia, bez naliczenia odsetek za zwłokę.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą opóźnienia w wypłacie odszkodowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 3. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za wszelkie szkody niemajątkowe. 4. Odrzuca pozostałe roszczenia skarżących o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ DAİRE
AYDIN VE ŞENGÜL – TÜRKİYE
(Başvuru no. 75845/01)
KARAR
STRAZBURG Mayıs 2007
Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle
ilişkin değişiklik yapılabilir.
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Necati Aydın ve Ercan Şengül (“başvuranlar”) isimli
iki Türk vatandaşı tarafından, 28 Mart 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
yapılan başvurudan (no. 75845/01) kaynaklanmaktadır.
Başvuranlar, İzmir Barosu’na bağlı avukat O.K. Cengiz tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
Başvuranlar sırasıyla 1972 ve 1962 doğumludurlar ve İzmir’de yaşamaktadırlar.
Haklarındaki cezai işlemler zarfında, başvuranlar, 7 Mart 2000 ve 30 Mart 2000
tarihleri arasında tutuklu yargılanmışlardır.
Beraat kararını müteakip, başvuranlar, 13 Temmuz 2000 tarihinde Bergama Ağır Ceza
Mahkemesi’ne başvurmuşlar ve kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat
verilmesine ilişkin 466 sayılı Kanun’a uygun olarak maddi ve manevi tazminat talebinde
bulunmuşlardır. Şubat 2001 tarihinde, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak,
başvuranların her birine 86.801.820 Türk Lirası (yaklaşık 51 Euro) maddi tazminat ve
500.000.000 Türk Lirası (yaklaşık 300 Euro) manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Ayrıca, ceza mahkemesinde yapılan mahkeme masraflarına karşılık başvuranlara belli bir
miktar ödenmesine karar vermiştir. Ancak, mahkeme, başvuranların faiz talebi yönünde karar
vermemiştir. Kasım 2001 tarihinde, Yargıtay, bir hesaplama hatasını düzeltmiş ve ilk derece
mahkemesinin kararını onamıştır. Bu karar başvuranlara tebliğ edilmemiş; ancak, 16 Ocak tarihinde ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Başvuranlar, söz konusu karardan
haberdar oldukları tarihi bildirmemişlerdir. Mayıs 2002 tarihinde, başvuranlar, İzmir Bölgesi Mali İşler Müdürlüğü’ne
başvurmuşlar ve tazminatlarının ödenmesini talep etmişlerdir. Yetkililer, gereken miktarı 11
Aralık 2002 tarihinde ödemişlerdir.
HUKUK
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, AİHS’nin 6. maddesi uyarınca davanın hakkaniyete uygun ve açık olarak
görülmesi haklarının iki açıdan ihlal edildiği konusunda şikayetçi olmuşlardır: ilk olarak,
tazminat taleplerine ilişkin karar verilmesinde başvuranlara sözlü duruşma sağlanmamıştır;
ikinci olarak, başvuranlara, Cumhuriyet Savcısı’nın Yargıtay’a sunulan yazılı görüşüne ve
Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan bilirkişi raporuna yanıt verme imkanı tanınmamıştır.
Başvuranlar, ayrıca, 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, kendilerine ödenen ve
mahkeme masraflarını da içeren tazminatın çok düşük olduğu konusunda şikayetçi
olmuşlardır.
AİHM, bu şikayetlerin 6 § 1. madde açısından incelenmesi gerektiğini
değerlendirmiştir. Söz konusu maddenin ilgili kısımları şöyledir:
“Herkes, …medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, …konusunda karar verecek olan,
…bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, …görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
AİHM, başvuranın, yerel nihai kararın yazılı bir örneğinin kendisine resen tebliğ
edilmesi yönünde hakkı bulunması durumunda, AİHS’nin 35 § 1. maddesinin en iyi, altı ay
süresinin yazılı kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemesi şeklinde amacına ulaştığını
yinelemiştir (bkz. Worm –Avusturya, 29 Ağustos 1997 tarihli karar). Öte yandan, iç hukukta
tebliğ hizmetinin olmadığı durumlarda, AİHM, nihai kararın verildiği tarihi başlangıç tarihi
olarak kabul etmeyi uygun bulmaktadır (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Seher Karataş –
Türkiye, no. 33179/96, 9 Temmuz 2002; Karatepe – Türkiye, no. 43924/98, 3 Nisan 2003).
Söz konusu davada, AİHS’nin 35 § 1. maddesi anlamı dahilinde “nihai karar”
Yargıtay’ın 30 Kasım 2001 tarihli kararıdır. Bu karar başvuranlara tebliğ edilmemiştir ve
başvuranlar AİHM’ye karardan haberdar oldukları tarihi bildirmemişlerdir. Ancak,
Yargıtay’ın kararı, kararın ilk derece mahkemesine gönderildiği tarih olan 16 Ocak 2002
itibarıyla başvuranlar ve avukatları için erişilebilir hale gelmiştir (bkz., özellikle, Ertuğrul
Kılıç – Türkiye, no 38667/02, 4 Ekim 2005).
Başvuranların AİHM’ye ilk başvuruları 28 Mart 2001 tarihli olsa da bu başlık
altındaki şikayetleri ilk olarak 29 Ekim 2002 tarihli ek başvuru formunda belirtilmiştir.
AİHM, kendisine yargılama süresinde yeni bir şikayetin ilk kez sunulması halinde, söz
konusu şikayet fiilen sunulmadığı takdirde altı ay süresine ara verilmediğini yinelemiştir (bkz.
Sarl Aborcas ve Borowik – Fransa, no. 59423/00, 10 Mayıs 2005 ve Loyen – Fransa, no.
46022/99, 27 Nisan 2000).
Yukarıda belirtilenler karşısında, AİHM, AİHS’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesine uygun
olarak, başvurunun bu kısmının altı ay kuralına uyulmaması gerekçesiyle reddedilmesi
gerektiğini değerlendirmiştir.
II. 1 NO.’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, kendilerine ödenmesine karar verilen tazminatı ödemekte ulusal
makamların gecikmesi konusunda şikayetçi olmuşlardır. Şikayetlerini 1 No.’lu Protokol’ün 1.
maddesine dayandırmışlardır. Söz konusu madde şöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini
isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen
koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun
bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak
kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının
ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları
hakka halel getirmez.”
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuranların, AİHS’nin 35 § 1. maddesinin gerektirdiği gibi iç hukuk
yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür. Zira başvuranlar, AİHM’ye başvurularını tazminat
işlemleri kesinleşmeden önce sunmuşlardır. Ayrıca, tazminat ödemesinin yapılması için
başvuranların İcra Daire’sine başvurmuş olmaları gerektiğini iddia etmiştir.
Başvuranlar daha önceki ifadelerini yinelemişlerdir.
AİHM, ilk olarak, başvuranların bu başlık altındaki şikayetlerinin AİHM’ye 29 Ekim tarihinde, yani tazminat işlemlerinin kesinleşmesinden sonra sunulmuş olduğunu
gözlemlemiştir. AİHM, ayrıca, önceki davalarda, Hükümet’in kararın infazı için İcra
Daire’sine başvurulmamasına ilişkin şikayetlerini incelemiş olduğunu ve reddettiğini
anımsamıştır (bkz., özellikle, Dildar – Türkiye, no. 77361/01, 12 Aralık 2006; Mehmet Sait
Kaya – Türkiye, no. 17747/03, 25 Temmuz 2006). AİHM, bu davada, yukarıda belirtilen
başvurulardaki kararlardan sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiştir. Bu nedenle,
Hükümet’in bu başlık altındaki itirazlarını reddetmiştir.
AİHM, bu şikayetin, AİHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde dayanaktan yoksun
olmadığını kaydetmiştir. Ayrıca, başka açılardan da kabuledilmez olmadığını belirtmiştir.
Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esaslar
Hükümet başvuranların iddialarına karşı çıkmıştır. Özellikle, başvuranların, 8 Mayıs tarihinde yetkililere verdikleri dilekçede tazminatlarına faiz uygulanması talebinde
bulunabileceklerini ileri sürmüştür.
Başvuranlar önceki ifadelerini yinelemişlerdir.
AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan bazı davalarda 1 No.’lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini gözlemlemiştir (bkz., özellikle, Ertuğrul
Kılıç – Türkiye, no. 38667/02, 12 Aralık 2006).
AİHM, söz konusu davayı incelemiş ve yukarıda belirtilen davadaki kararından
sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiştir. Zira yaklaşık on iki ay süresince
başvuranların lehinde verilen kararı yerine getirmeyerek ve aynı zamanda söz konusu
gecikme için tazminata gecikme faizi uygulamayarak, yerel makamlar, başvuranların alma
beklentisi içinde olmuş olabilecekleri parayı almalarını engellemiştir.
Dolayısıyla, 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:
“ Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuranların her biri 20.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir. Maddi tazminat
talebinde bulunmamışlardır.
Hükümet, başvuranlar tarafından talep edilen miktara itiraz etmiştir.
AİHM, başvuranların uğradığı herhangi bir manevi zarara karşı ihlal tespitinin tek
başına yeterli tazmin oluşturduğunu değerlendirmiştir (bkz., yukarıda anılan, Ertuğrul Kılıç).
Bu nedenle, bu başlık altındaki talepleri reddetmiştir.
B. Mahkeme masrafları
Başvuranlar, ayrıca, herhangi bir gerekçe göstermeden mahkeme masraflarına karşılık
5.000 Euro talep etmişlerdir.
Hükümet başvuranlar tarafından talep edilen miktara itiraz etmiştir.
Başvuranlar Mahkeme İç Tüzüğü’nün 60. maddesinin gerektirdiği gibi mahkeme
masraflarına ilişkin olarak bir gerekçe sunmadıkları için AİHM bu başlık altında tazminat
ödenmemesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun
olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvuranlara ödenmesine karar verilen tazminat miktarının yerel yetkililer tarafından
ödenmesindeki gecikmeye ilişkin şikayetin kabuledilebilir olduğuna; başvurunun geri
kalanının kabuledilmez olduğuna;
2. 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Herhangi bir manevi zarara karşı ihlal tespitinin yeterli tazmin oluşturduğuna;
4. Başvuranların adil tazmin taleplerinin kalanının reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi
uyarınca 3 Mayıs 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NAISMITH
Zabıt Katibi Yardımcısı
Boštjan M. ZUPANČIČ
Başkan
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło