76091/01

WyrokETPCz2007-07-17ECLI:CE:ECHR:2007:0717JUD007609101

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego dotyczącego praw majątkowych, trwającego ponad 40 lat, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że rozsądność długości postępowania należy oceniać w świetle okoliczności sprawy, uwzględniając złożoność sprawy, zachowanie skarżącego i właściwych organów oraz stawkę sporu dla skarżącego. Stwierdzono, że postępowanie, które trwało ponad 20 lat od daty uznania przez Turcję prawa do skargi indywidualnej (a ogólnie od 1959 roku), było nadmiernie długie. Rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających taką długość, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, spadkobiercy Haşana Fehmi Doğana, byli stronami w sporze o własność działki w Manavgat, który rozpoczął się w 1959 roku. Postępowanie krajowe, obejmujące liczne zmiany sędziów, opóźnienia proceduralne (np. brak znaczków sądowych, nieobecność stron, urlopy sędziów) i odwołania, trwało ponad 40 lat i wciąż było w toku w momencie wydania wyroku ETPCz w zakresie wniosku o sprostowanie. W 2002 roku sąd krajowy oddalił roszczenie skarżących, a Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję w 2006 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. 3. Zasądził skarżącym wspólnie 18 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, wraz z odsetkami za zwłokę. 4. Oddalił pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

ꢀ2   ღ ꢀA ꢀღ   ღ ꢀ   ღ ღ ꢀ   ღ ꢀ BBBBBBBBBBBBBB   COUNCIL   O F E U R O P E   * AVRUPA   KONSEYİ   * E U R O P E A N C O U R T O F H U M A N R I G H T S   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   NAİME DOĞAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE   ( B a ş v u r u m . 76091/01)   KARAR   STRAZBURG   Tem m uz 2007   Bu karar AÎHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır.   Ancak; şekle ilişkin değişiklikyapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI   USUL   Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Naime Doğan, Semray Doğan, Osman Zeki Doğan,   Tülay Doğan ve Şenay Çabuk (“başvuranlar”) adlı beş Türk vatandaşı tarafından, 6 Eylül   0 0 1 ta r ih in d e A v m p a İ n s a n H a k la n M a h k e m e s i’ n e y a p ıla n b a ş v u r u d a n ( n o . 7 6 0 9 1 /0 1 )   kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Başvuranlar sırasıyla 1919, 1948, 1949, 1953 ve 1956 doğumlu olup Türkiye’nin farklı   şehirlerinde yaşamaktadır.   Başvuranların selefi Haşan Fehmi Doğan, Manavgat’ta bir arsanın sahibiydi. 27 Kasım   9 5 9 t a r i h i n d e a r s a s ı n ı k a n u n s u z o l a r a k i ş g a l e t t i ğ i n i i d d i a e t t i ğ i b e l l i ü ç ü n c ü ş a h ı s l a r a l e y h i n e   Manavgat Hukuk Mahkemesi’nde bir dava açmıştır. Kanunsuz müdahalenin durdurulmasını   talep etmiştir.   9 6 5 y ılın d a y e tk ilile r ta ra fın d a n b ö lg e d e k a d a stro ç a lışm a la rın ın b a şla tılm a sıy la   mahkeme 16 Temmuz 1965 tarihinde görevsizlik kararı vererek davayı konuyla ilgili Özel   yetkisi bulunan Manavgat Tapulama Mahkemesi’ne sevketmiştir.   Kadastro çalışması arsayı altı parsele ayırmış, bu parsellerin mülkiyeti başvuranların   selefi ve araziyi işgal edenler arasında ayrı ayrı dava konusu olmuştur. 1967 yılında tapulama   mahkemesi 6 davayı birleştirmiştir.   Dava sürecinde bir yandan başvuranların selefi yeni parsellerin halihazırda kendi adına   tescil edilmiş olan tek bir arsaya tekabül ettiğini, diğer yandan davalılar, ihtilaflı arsanın   tamamını önceki yasal sahibinden satm almış olmaları nedeniyle tapu kayıtlarının yeni   parsellerle ilgisi olamayacağını iddia etmiştir.   Mart 1987 tarihinde Tapulama Mahkemesi başvuranların selefi lehinde karar vermiş   ve altı parselin de adına tescil edilmesi talimatını vermiştir.   Ancak 25 Ekim 1988 tarihinde Yargıtay davanın olay incelemesinin yetersiz oluşu   gerekçesiyle sözkonusu kararı bozmuştur.     Haziran 1989 tarihinde Tapulama Mahkemesi yargılamayı tekrar başlatmış, 31   Temmuz 1990 tarihinde Yargıtay’ın kararma uymaya karar vermiştir. Buna göre mahkeme,   daha geniş bir olay incelemesi yapmıştır.   Karara rağmen aym mahkeme 9 Ekim 1990 tarihinde bir duruşma yapmış ve Yargıtay’ın   kararına uyulup uyulmamasına karar vermek amacıyla yeni bir duruşma yapılmasına   (görünüşe göre ikinci kez) karar vermiştir.   A ralık 1990 tarihinde yapılan sonraki duruşm ada T apulam a M ahkem esi Y argıtay’ın   kararına uymaya bir kez daha karar vermiştir.   NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI   Eylül 1991 - 17 Temmuz 2002 tarihleri arasında her iki-üç ayda bir duruşma   yapılmıştır. Ancak bazı duruşmalar başka bir yargıç başkanlığında yapılmıştır.   Eylül 1991 tarihli duruşmada mahkeme 11 Kasım 1991 tarihinde bir keşif yapmaya   karar vermiştir.   M art 1992 tarihinde m ahkem eye dört ay içinde ikinci kez yeni bir yargıç atanm ıştır.   Yargıç, davaya aşina olmaması nedeniyle keşfi ertelemiştir. 1992 yılı sonuna kadar yargıç üç   defa daha değişmiş ve duruşmalar genellikle yeni yargıçların davayla ilgili bilgi sahibi   olmalarıyla geçmiştir.   Mahkemenin çeşitli defalarda keşif planlamasına rağmen bilirkişiler ve tanıklara tebligat   yapmak için gerekli mahkeme pulunun bulunmayışı, tarafların belli harçları ödememesi,   başvuranların tanıklarım keşif yerine getirmemesi, tarafların keşfe katılmamaları, yargıcın   yıllık izni, konuyla ilgili tanıkların bulunmayışı, hava muhalefeti, yerel bir tanığın rahatsızlığı,   mahkemenin uygun yeni tanıklar araştırması, birikmiş duruşmalar nedeniyle mahkemenin   zaman azlığı ve davalıların disiplinsiz ve mahkemenin asayişini bozan davranışları gibi çeşitli   nedenlerle ertelenmiştir. Bu süreç boyunca davaya başkanlık eden yargıç yine en az dört defa   değiştirilmiştir.   Yeniden planlanan keşif sonunda 24 Eylül 1998 tarihinde yapılmıştır.     Aralık 1998 tarihli duruşmada taraflar son görüşlerini sunmuşlardır. Bu tarihten 17   Temmuz 2002 tarihine kadar mahkeme toplam 15 duruşma gerçekleştirmiştir. Belirtilen   tarihte yapılan son duruşmada Tapulama Mahkemesi başvuranların talebini reddetmiştir.     Kasım 2002 tarihinde başvuranlar temyiz başvurusu yapmıştır. Yargıtay 12 Temmuz   tarihinde bir duruşma yapmıştır.   Aralık 2006 tarihinde Yargıtay, Tapulama M ahkem esi’nin kararını onamıştır.   Mart 2007 tarihinde başvuran Yargıtay’a gönderilmek üzere Manavgat Tapulama   Mahkemesine bir dilekçe sunmuş, Yargıtay’ın hukuki ve usule dayalı muhakemeden yoksun   bir karar vermiş olduğu gerekçesiyle 26 Aralık 2006 tarihli kararın düzeltilmesini talep   etmiştir. Başvuranın 25 Haziran 2007 tarihli mektubuna göre dava halen Yargıtay’da   sürmektedir.   HUKUK   I. A İH S ’N İN 6 § 1 M A D D E S İN İN İH L A L E D İL D İĞ İ İD D İA S I   Başvuranlar, yargılama süresinin ilgili kısmı aşağıda verilen AİHS’nin 6 § 1 maddesinde   öngörülen “makul süre” şartına uymamış olmasından şikâyetçi olmuştur:   “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ... konusunda karar verecek olan ...bir   mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   Hükümet iddiaya itiraz etmiştir.   NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI   Dikkate alınması gereken süre Türkiye’nin bireysel başvuru hakkını tanıdığı 28 Ocak   9 8 7 ta rih in d e b a ş la m a k ta d ır. D a v a d o s y a s ın d a m e v c u t b ilg ile re g ö re n ih a i k a ra r, 1 3 Ş u b a t   tarihi itibariyle başvuranlara tebliğ edilmemiş olduğundan dava halen devam etmektedir.   Sözkonusu tarih itibariyle dava iki derecede yirmi yıldan fazla sürmüştür. Ne var ki 1987   yılından itibaren geçen sürenin uygunluğu değerlendirilirken davanın o anki durumu dikkate   alınmalıdır. Bu bağlamda Mahkeme davanın 1959 yılından beri yani yukarıda belirtilen   bireysel başvuru hakkının tanınmasından önce yirmi sekiz yıl daha ulusal mahkemelerde   sürmüş olduğunu kaydeder.   A . K a b u le d ile b ilirlik   Mahkeme, başvurunun AİHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan   yoksun olmadığını kaydeder. Başvuru, başka gerekçelerle de kabuledilmez değildir. O halde   kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.   B . E s a s   Mahkeme yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartlan ışığında ve davanın   karmaşıklığı, başvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan başvuran için neyin   tehlikede olduğu kriterlerine bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz. diğer   birçok içtihat yanında Frydlender - Fransa [BD], 30979/96).   Mahkeme, somut davadakine benzer hususları barındıran davalarda sıklıkla AİHS’nin 6   § 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Frydlender, yukarıda anılan).   Kendisine iletilen tüm delilleri inceleyerek Mahkeme, Hükümetin somut davada   kendilerini farklı bir sonuca götürecek herhangi bir gerekçe ya da ikna edici savı ortaya   koymamış olduğunu değerlendirmektedir. Bu konudaki içtihadını dikkate alarak Mahkeme   somut davada, yargılama süresinin haddinden fazla olduğu ve “makul süre” şartını yerine   getiremediğini değerlendirmektedir.   Bu nedenle 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.   I I . A İ H S ’N İ N 4 1 . M A D D E S İ N İ N U Y G U L A N M A S I   AİHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarmm ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, M ahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. T a z m i n a t   Başvuranlar 557,000 Euro maddi, 35,000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.   Hükümet, taleplerin aşın ve temelsiz olduğunu ifade etmiştir.   NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI   Mahkeme, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensellik bağı   kılamamaktadır. Bu nedenle talebi reddeder. Ancak başvuranların bir miktar manevi zarara   uğramış olduklarım değerlendirir. Eşitlikçi bir yaklaşımla bu başlık altında müşterek olarak   18, 000 Euro ö d e n m e s in i u y g u n bulur.   Ayrıca Mahkeme, somut davada olduğu gibi yargılama süresinin haddinden fazla ve   AİHS’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” şartına aykırı olduğunda sözkonusu   davalardaki müteakip ivedilik ve bunların mümkün olan en kısa zamanda çözüme   kavuşturulmasının prensipte ihlale karşı uygun bir telafi olarak tanındığını   değerlendirmektedir.   B . M a h k e m e m a s r a f l a r ı   Başvuranlar ayrıca AİHM önündeki masraflara karşılık olarak 5,000 Euro talep etmiştir.   Hükümet, başvuranların taleplerini belgelerle desteklememeleri nedeniyle bu başlık   altında tazminata hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur.   AİHM’nin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AİHM,   AİHM önündeki yargılama sırasında uğranan masraflara karşılık olarak başvuranlara   müştereken 1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.   C, G ecikm e faizi   AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiştir.   YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AÎHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   . A İH S ’n in 6 § 1 m a d d e s in in ih la l e d ild iğ in e ;   3. (a) Sorum lu D evlet’in başvuranlara m üşterek olarak, A İH S’nin 44 § 2. m addesi uyarınca   kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde aşağıdaki miktarları, ödeme gününde   geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilerek:   (i) 18,000 E uro (on sekiz bin Euro) manevi tazm in at,   (ii) m ahkem e m asrafları için 1,000 Euro (bin Euro);   (iii) bu miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’mn kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   . B a ş v u r a n l a r ı n a d i l t a z m i n t a l e b i n i n k a l a n k ı s m ı n ı n r e d d i n e   NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARAR]   KARAR VERMİŞTİR.   İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Ttizüğlfnün 77 §§ 2, ve   Temmıız 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   . maddeleri uyarınca 17   S. Dö l l e   F. Tu l k e n s   Kâtip   Başkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło