76096/01
WyrokETPCz2007-11-20ECLI:CE:ECHR:2007:1120JUD007609601
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania administracyjnego dotyczącego odszkodowania za zniszczone mienie oraz brak skutecznego środka odwoławczego naruszyły prawa skarżącego z art. 6 ust. 1 i art. 13 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał, oceniając zgodność z wymogiem „rozsądnego terminu” z art. 6 ust. 1, wziął pod uwagę okoliczności sprawy, w tym złożoność, postawę skarżącego i władz. Stwierdził, że postępowanie, trwające ponad dwanaście lat i osiem miesięcy w dwóch instancjach, było nadmiernie długie. W odniesieniu do art. 13, Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze ustalenia, że turecki system prawny nie zapewnia skutecznego środka odwoławczego w przypadku skarg dotyczących przewlekłości postępowania. W konsekwencji, Trybunał uznał, że doszło do naruszenia obu artykułów.Stan faktyczny
Skarżący, Salih Olcar, mieszkaniec Şırnak, w 1994 roku poniósł szkodę w wyniku zniszczenia jego sklepów i towarów podczas starć zbrojnych między siłami bezpieczeństwa a bojownikami PKK. Wystąpił o odszkodowanie do sądu administracyjnego. Postępowanie w tej sprawie trwało ponad dwanaście lat i osiem miesięcy, przechodząc przez dwie instancje, i wciąż było w toku w momencie wydania wyroku ETPCz.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargi dotyczące nadmiernej długości postępowania i braku skutecznych środków odwoławczych w prawie krajowym za dopuszczalne, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji. 4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
OLCAR/TÜRKĐYE
(B a ꢀvuru no. 76096/01)
KARAR
STRAZBURG Kasım 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
T.C. vatandaꢀı Salih Olcar’ın (“baꢀvuran”), Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 10 Eylül tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM), Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi
uyarınca yapmıꢀ olduğu (76096/01) numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Baꢀvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından N. Güven tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
A. Dava Olayları
Baꢀvuran 1964 doğumludur ve ꢁırnak’ta yaꢀamaktadır.
1. Baꢀvuranın mülküne zarar verilmesi ve zararın tespiti ꢁubat 1994’te baꢀvuranın dükkanları ve malları, ꢁırnak Đli’ne bağlı Silopi
Đlçesi’nde güvenlik güçleri ile PKK militanları arasında meydana gelen silahlı çatıꢀma
sırasında yakılarak zarar görmüꢀtür. ꢁubat 1994’te baꢀvuran, çatıꢀma ve yangın sonucu uğramıꢀ olduğu zararın tespit
edilmesi için Silopi Sulh Ceza Mahkemesi önünde tespit davası açmıꢀtır.
Aynı gün Silopi Sulh Ceza Mahkemesi, zararın tespiti için bir bilirkiꢀi atamıꢀtır. ꢁubat 1994’te sözkonusu bilirkiꢀi, Mahkeme’ye bir zarar tespit raporu sunmuꢀtur.
Raporunda, mallardan bazıları için kesilen makbuzların yangında tahrip olması nedeniyle
vardığı sonuçların, baꢀvuranın iddialarına dayandığını belirtmiꢀtir.
2. Đdare Mahkemesi önündeki tazminat davaları
a) Duruꢀmaların ilk kısmı Aralık 1994’te baꢀvuran, Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne baꢀvurarak Đçiꢀleri
Bakanlığı aleyhine dava açmıꢀ ve uğramıꢀ olduğu zarar için tazminat talep etmiꢀtir. Aralık 1994’te Diyarbakır Đdare Mahkemesi, baꢀvuranın iddiasını Đçiꢀleri
Bakanlığı’na sunmamıꢀ olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiꢀtir.
b) Duruꢀmaların ikinci kısmı ꢁubat 1995’te Đçiꢀleri Bakanlığı, dava dosyasını Diyarbakır Đdare Mahkemesi’nden
teslim almıꢀtır. Bakanlık, 2577 No.lu Kanun’un öngördüğü 60 günlük süre içerisinde
baꢀvuranın tazminat talebine cevap vermemiꢀtir. Nisan 1995’te baꢀvuran Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne dava açmıꢀ ve
dükkanlarının tahrip edilmesi nedeniyle uğramıꢀ olduğu zarar için tazminat talep etmiꢀtir.
Mayıs 1998’de Diyarbakır Đdare Mahkemesi, baꢀvuranın 1993 senesindeki yıllık
vergi beyannamesine dayanarak kendisine tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir. Zararın
değerlendirilmesinde yalnızca baꢀvuranın iddiaları temel alındığı için baꢀvuranın uğramıꢀ
olduğu zarara iliꢀkin hazırlanan bilirkiꢀi raporunun gözönüne alınmaması gerektiği sonucuna
varmıꢀtır. Ağustos 1998’de baꢀvuran itiraz etmiꢀtir. Nisan 2001’de Danıꢀtay, Diyarbakır Đdare Mahkemesi’nin kararını feshetmiꢀtir.
Dükkanlardaki malların gördüğü zararı gözardı etmiꢀ olması nedeniyle Mahkeme’nin, zararın
tespitinde hatalı olduğu sonucuna varmıꢀtır. Haziran 2005 tarihli bir kararda Diyarbakır Đdare Mahkemesi, Danıꢀtay’ın verdiği
karara uyarak, baꢀvuranın tazminat talebini kısmen kabul etmiꢀtir. Baꢀvuran, bu karara da
itiraz etmiꢀtir. Dava dosyasındaki bilgilere göre, dava halen Danıꢀtay önünde devam
etmektedir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN 1. VE 13. PARAGRAFLARININ ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐALARI
Baꢀvuran, ikinci kısım duruꢀmaların uzunluğunun, AĐHS’nin 6/1. maddesinde
öngörülen “makul süre” gereğine uygun olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur. Ayrıca,
AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca yerel hukukta dava iꢀlemlerini hızlandırmak için etkili iç
hukuk yollarının mevcut olmadığını ileri sürmüꢀtür.
6/1. madde aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:
“Herkes ... medeni hak ve yükümlülükleri ... konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından
davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
13. madde aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:
“Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir makama etkili bir baꢀvuru
yapabilme hakkına sahiptir.”
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
Gözönüne alınması gereken süreç, 1 ꢁubat 1995’te baꢀlamıꢀtır ve henüz sona
ermemiꢀtir. Bu nedenle yargılama, iki derecede on iki yıl sekiz aydan fazla sürmüꢀtür.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuranın yerel mahkeme önünde gerçekleꢀtirilen duruꢀmanın hiçbir
aꢀamasında davanın uzunluğu hususunda ꢀikayette bulunmadığını ileri sürmüꢀtür. AĐHM, bu
itirazın ꢀikayetin esasının incelenmesi ile yakından ilgili olduğunu belirtmekte ve bu nedenle
itirazı esas ile birleꢀtirmektedir. Ayrıca, sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35/3. maddesi
bağlamında temelden yoksun oldukları sonucuna varmak için gerekçe bulunmadığını
belirtmektedir. Bu nedenle, kabuledilebilir olduklarına karar verilmelidir.
B. Davanın Esası
AĐHM, dava iꢀlemlerinin uzunluğunun makul olup olmamasının, davanın koꢀulları
ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların tutumları ve itiraz etmesi
halinde baꢀvuranın karꢀılaꢀacağı riskler gibi kriterlere değinilerek değerlendirilmesi
gerektiğini yinelemektedir.
AĐHM sıklıkla mevcut davada ortaya konulana benzer konuların gün ıꢀığına çıktığı
davalarda AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.
Sunulan materyalleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in bu davada farklı bir sonuca
varmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanısındadır. Konuya iliꢀkin
içtihadını gözönüne alan AĐHM, sözkonusu davada dava iꢀlemlerinin uzunluğunun
gereğinden fazla olduğu ve “makul süre” gereğini karꢀılamadığı kanaatindedir.
Baꢀvuran ayrıca dava iꢀlemlerinin hızlandırılması için etkili bir iç hukuk yolunun
mevcut olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın dava iꢀlemlerinin uzun sürmesi sonucu maruz kaldığını iddia
ettiği zarar için açtığı davaya bakan hakimler aleyhinde bir tazminat davası açabileceği halde
açmadığını ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, Türk hukuk sisteminin dava iꢀlemlerinin uzunluğuna itiraz edilebilecek etkili
bir iç hukuk yolu sağlamadığına iliꢀkin önceki kararını hatırlatmaktadır. Mevcut davada farklı
bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir.
Bu durum karꢀısında AĐHM, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemiꢀ olması
yönündeki itirazını reddetmekte ve AĐHS’nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği sonucuna
varmaktadır.
II. 1 NOLU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, AĐHS’ye bağlı 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, dava sonunda
kendisine ödenmesine karar verilebilecek olan tazminat miktarının, dava iꢀlemlerinin
gereğinden fazla uzaması nedeniyle yetersiz hale geleceği hakkında ꢀikayette bulunmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın dava sonuçlanmadan önce mülkiyet hakkı iddia etme hakkına
sahip olmadığını ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, kazanılmaması veya icra yoluyla alınması mümkün bir borcun bulunması
halinde 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamında tahakkuk edecek kazancın – bu davada
tazminat – “mülk” olarak nitelendirilemeyeceğini yinelemektedir. Mevcut davada henüz
baꢀvurana tazminat ödenmesine karar verilmemiꢀtir. Bu nedenle, mülk teꢀkil edebilecek
tazminata iliꢀkin icra yoluyla alınması mümkün bir borç bulunmamaktadır.
Sözkonusu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları bağlamında
dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilmez olduğuna karar verilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”
A. Zarar
Baꢀvuran, 1994’te maruz kalmıꢀ olduğu maddi zararın 1671,000,000 Türk Lirası
olduğunu belirtmiꢀtir. Bu nedenle, AĐHM’den kaybının ꢀimdiki değerine denk düꢀen miktarın
kendisine ödenmesine karar vermesini istemiꢀtir. Baꢀvuran manevi tazminat talep etmemiꢀtir.
Hükümet, AĐHM’den baꢀvuranın talebini reddetmesini istemiꢀtir.
AĐHM tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı
görmediği için talebi reddetmektedir. Ayrıca, baꢀvuranın manevi tazminat istemediğini
gözönüne alan AĐHM bu hususta tazminat ödenmemesine karar vermiꢀtir.
Ancak AĐHM, sözkonusu davada olduğu gibi dava iꢀlemlerinin gereğinden uzun
sürdüğü ve AĐHS’nin 6/1. maddesi bağlamındaki “makul süre” gereğini ihlal ettiği
durumlarda, adaletin hakkaniyete uygun ꢀekilde yerine getirilmesi sırasında, davanın sevkinin
ve karara bağlanmasının prensip olarak ihlal için uygun tazmini sağladığının kabul edildiği
kanısındadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, mahkeme masrafları için tazminat talep etmemiꢀtir. Dolayısıyla, AĐHM bu
baꢀlık altında tazminat ödenmesine karar vermemiꢀtir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Dava iꢀlemlerinin gereğinden fazla uzun sürmesine ve iç hukukta etkili iç hukuk yollarının
mevcut olmamasına iliꢀkin ꢀikayetlerin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalan kısmının
kabuledilmez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve
3. fıkraları gereğince 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło