76106/01

WyrokETPCz2007-05-03ECLI:CE:ECHR:2007:0503JUD007610601

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy dziesięciodniowe zatrzymanie przez policję bez postawienia przed sędzią lub innym urzędnikiem uprawnionym do wykonywania władzy sądowniczej narusza prawo do niezwłocznego postawienia przed sądem z art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że dziesięciodniowe zatrzymanie skarżących przez policję, bez postawienia ich przed sędzią lub innym urzędnikiem uprawnionym do wykonywania władzy sądowniczej, naruszyło wymóg niezwłoczności z art. 5 ust. 3 Konwencji. Trybunał odwołał się do swojego wcześniejszego orzecznictwa (sprawa Bragon i inni), w którym czterodniowe i sześciogodzinne zatrzymanie bez kontroli sądowej zostało uznane za niezgodne z Konwencją, nawet w kontekście walki z terroryzmem. Stwierdzono, że nawet poważny charakter zarzucanych działań nie uzasadnia tak długiego okresu pozbawienia wolności bez kontroli sądowej.
Stan faktyczny
Sześciu tureckich obywateli, aktywnych członków partii HADEP w Diyarbakır, zostało zatrzymanych przez policję w sierpniu 2001 roku w związku z podejrzeniem udziału w demonstracjach upamiętniających rocznicę rozpoczęcia zbrojnej walki PKK. Byli oni przetrzymywani w areszcie policyjnym przez dziesięć dni bez postawienia przed sędzią. Wcześniej, w maju i czerwcu 2001 roku, niektórzy z nich byli również zatrzymywani na krótsze okresy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał za dopuszczalną skargę dotyczącą długości zatrzymania policyjnego Baz, Dinar, Bulut, Akbalık i Aktaꢀ w sierpniu 2001 roku, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz Baz, Dinar, Bulut, Akbalık i Aktaꢀ po 3 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 4. Zasądził na rzecz Baz, Dinar, Bulut, Akbalık i Aktaꢀ łącznie 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. 5. Oddalił pozostałe roszczenia skarżących o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   BAZ VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 76106/01)   KARAR   STRAZBURG   Mayıs 200   Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ꢀekle iliꢀkin   değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Davanın nedeni, altı Türk vatandaꢀı Abdulkadir Baz, Sedrettin Dinar, Mahrem Bulut,   Mehmet Akbalık, Tahsin Aktaꢀ ve Yusuf Sebuk’un (“baꢀvuranlar”), 14 Eylül 2001 tarihinde,   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru   no. 76106/01).   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   Baꢀvuranlar, sırasıyla 1984, 1970, 1964, 1958, 1962 ve 1961 doğumludur ve   Diyarbakır’da yaꢀamaktadır.   Sözkonusu baꢀvurunun yapılmasına neden olayların yaꢀandığı tarihte Diyarbakır’daki   HADEP1’ın aktif üyeleridirler.   Temmuz 2002 tarihinde Diyarbakır DGM, Abdulkadir Baz ve Yusuf Sebuk’un   beraatine karar vermiꢀtir. Mahrem Bulut ve Mehmet Akbalık aleyhindeki cezai takibat,   AĐHM’ye yaptıkları baꢀvuru tarihinde halen devam etmektedir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, yakalanmalarını ve gözaltına alınmalarını haklı çıkaracak makul bir   ꢀüphenin mevcut olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀlardır. Ayrıca bir hakim veya adli   yetkisini kullanacak baꢀka bir yetkili önüne çıkarılmadan haddinden uzun bir süre polis   tarafından gözaltında tutuldukları hususunda ꢀikayette bulunmuꢀlardır. ꢁikayetlerini,   AĐHS’nin ilgili kısımları aꢀağıda kaydedilen 5 §§ 1. (c) ve 3. maddelerine dayandırmıꢀlardır:   “1. Herkesin kiꢀi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aꢀağıda belirtilen haller ve yasada   belirlenen yollar dıꢀında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz: ...   c) Bir suç iꢀlediği hakkında geçerli ꢀüphe bulunan veya suç iꢀlemesine ya da suçu iꢀledikten sonra   kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir   kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; ...   3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan   herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir görevli önüne   çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma sırasında serbest   bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata   bağlanabilir.”   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 35 § 1. maddesi bağlamında iç hukuk yollarının   tüketilmesi gereğine uyulmadığı için baꢀvuruyu reddetmesini istemiꢀtir. Baꢀvuranların, yerel   mahkemeler önünde ꢀikayetlerini sunmadığını ve özellikle Ceza Muhakemeleri Usulü   Halkın Demokrasi Partisi.   Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca tutuklu yargılanmalarının yasallığına ve uzunluğuna itiraz   etmediklerini ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuranlar, Hükümet’in iddiasına itiraz etmiꢀlerdir.   Baꢀvurunun sözkonusu kısmı, aꢀağıda kaydedilen nedenlerden ötürü kabuledilmez   olduğu için AĐHM, 5 § 1. madde bağlamındaki ꢀikayetlerine iliꢀkin olarak baꢀvuranların   AĐHS’nin 35 § 1. maddesi gereğince iç hukuk yollarını tüketip tüketmediklerini   değerlendirmenin önemli olduğu kanısındadır.   AĐHM, AĐHS’nin 5 § 1. (c) maddesinde değinilen makul ꢀüphenin, ꢀüpheli kiꢀinin   iꢀlediği suçun bu aꢀamada tespit edilmesi gerektiği anlamına gelmediğini yinelemektedir.   Soruꢀturmanın amacı, s anıklar aleyhinde ortaya konan suçların gerçekliği ve niteliğinin   kanıtlanması gerektiğidir. 5 § 1. maddenin (c) paragrafı, polisin yakalama aꢀamasında veya   baꢀvuran gözaltında tutulduğu sırada suçlamada bulunmak için yeterli deliller edinmiꢀ   olmasını dahi gerektirmemektedir.   Sözkonusu davada AĐHM, Mahrem Bulut ve Mehmet Akbalık’ın sırasıyla 2001 senesi   Mayıs ve Haziran aylarında yakalanmasının, PKK’ya iliꢀkin aktivitelere dahil olmaları   hususunda ifadelerinin alınması üzerine gerçekleꢀtiğini belirtmektedir. 2001 senesi Ağustos   ayında yakalanmaları ve gözaltına alınmalarına iliꢀkin olarak AĐHM, baꢀvuranların PKK’nın   silahlı mücadelesinin baꢀlamasının yıldönümünü kutlamak üzere ꢀiddet içeren gösterilerin   düzenlenmesinde yer alabilecekleri bilgisinin alınması üzerine gerçekleꢀtiğini de   gözlemlemektedir.   Bu koꢀullar altında AĐHM, yukarıda kaydedilen hususların, baꢀvuranların   yakalanmasını haklı gösterecek “makul ꢀüphelerin” mevcut olduğu sonucunu destelemek için   yeterli olduğu kanısındadır. Ayrıca bazı baꢀvuranlar hakkında cezai takibat baꢀlatılmamasının   ve bazılarının da beraat etmelerinin, 5 § 1 (c). madde uyarınca baꢀlıbaꢀına makul ꢀüphenin   mevcut olup olmadığı sorusunu ortaya koymadığı kanısındadır. Bu nedenle, baꢀvurunun   sözkonusu kısmı AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca açıkça temelden yoksundur.   Baꢀvuranların 5 § 3. madde bağlamındaki ꢀikayetlerine iliꢀkin olarak AĐHM, daha   önce benzer davalarda Hükümet’in ilk itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu   yinelemektedir. AĐHM ayrıca sözkonusu davada yukarıda kaydedilen baꢀvuruda vardığı   sonuçlardan farklı sonuçlara varmasını gerektirecek özel koꢀulların mevcut olmadığı   sonucuna varmaktadır.   Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında AĐHM, Hükümet’in bu baꢀlık altındaki ilk itirazlarını   reddetmektedir.   Bununla birlikte AĐHM, 2001 senesinde Mahrem Bulut’un Mayıs ayındaki üç günlük   ve Mehmet Akbalık’ın Haziran ayındaki bir günlük gözaltı sürelerinin, 5 § 3. maddenin   ivedilik gereğine uygun olduğu kanısındadır. Bu nedenle, sözkonusu üç baꢀvuranın   ꢀikayetleri, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddesi uyarınca temelden yoksun olduğu için   reddedilmelidir.   Sonuç olarak, AĐHM Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaꢀ’ın 2001 senesi Ağustos   ayında polis tarafından gözaltına alınma sürelerinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetlerinin   AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, bu   ꢀikayetin kabuledilmez olduğuna karar vermek için gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle   kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.   B. Esaslar   Hükümet, baꢀvuranların polis gözetimi altında tutulma sürelerinin uzunluğunun, o   tarihte yürürlükte olan karara uygun olduğunu ileri sürmüꢀtür. Đlgili hukukun o tarihten bu   yana AĐHM içtihatına uygun olarak değiꢀtirildiğini belirtmiꢀtir.   Baꢀvuranlar iddialarını yinelemiꢀlerdir.   AĐHM, baꢀvuranların polis tarafından gözaltında tutulmalarının on gün sürmüꢀ   olduğunu belirtmektedir. Bragon ve Diğerleri davasında adli kontrol olmaksızın dört gün altı   saat süren alıkonmanın, bir bütün olarak toplumu terörizme karꢀı koruma amacını taꢀısa dahi   AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin kesin zaman kısıtlamaları dıꢀında kaldığına karar vermiꢀ   olduğunu yinelemektedir.   Baꢀvuranların sanık olarak yer aldığı aktivitelerin ciddi nitelikte olduğu kabul edilse   dahi, AĐHM bir hakim veya adli yetkisini kullanmak üzere kanunca görevlendirilmiꢀ bir   yetkili önüne çıkarılmadan on gün boyunca gözaltında tutulmalarının gerekli olduğunu kabul   edemez.   Dolayısıyla AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranların herbiri, maddi ve manevi zarar için 7,000 Euro (yedi bin Euro) tazminat   talep etmiꢀtir.   Hükümet, meblağlara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, maddi tazminat hususunda iddialarını kanıtlayamadığını gözlemlemiꢀtir; bu   nedenle reddetmiꢀtir. Ancak, eꢀit temellere dayanarak manevi zarar için baꢀvuranların   herbirine – Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaꢀ’a – 3,000 Euro tazminat ödenmesine karar   vermiꢀtir.   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuranlar ayrıca yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapılan masraflar için 5,225   Euro tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, meblağa itiraz etmiꢀtir.   AĐHM içtihatı gereğince bir baꢀvuran, gerçekten gerektiği için uğratılmıꢀ olduğunu ve   miktarının makul olduğunu kanıtladığı sürece masraf ve harcamalarının tazminine hak   kazanır. Sözkonusu davada mevcut bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri gözönüne alan   AĐHM, yerel davalardaki masraf taleplerini reddetmektedir ve AĐHM önündeki davalar için   Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaꢀ’a toplam 1,000 Euro ödenmesini makul kabul   etmektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı   marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğu   kanısındadır.   BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. 2001 senesinde Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaꢀ’ın polis tarafından gözaltına alınma   sürelerinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetlerinin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalan kısmının   kabuledilmez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) sorumlu Devletin baꢀvurana, kararın AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden sorumlu   Devlet’in para birimine çevrilmek üzere, aꢀağıda kaydedilen miktarları ödemesi gerektiğine:   (i) Manevi tazminat için Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaꢀ’a 3,000 Euro (üç bin Euro);   (ii) Mahkeme masrafları için Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaꢀ’a toplam 1,000 Euro   (bin Euro);   (iii) Yukarıda kaydedilen meblağlara uygulanabilecek her tür vergi;   (b) Yukarıda kaydedilmiꢀ olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak faiz   oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü   olduğuna karar vermiꢀ,   5. Baꢀvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve   3. fıkraları uyarınca 3 Mayıs 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło