76400/01

WyrokETPCz2007-06-26ECLI:CE:ECHR:2007:0626JUD007640001

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy turecki Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM), w którego składzie zasiadał sędzia wojskowy, stanowił niezawisły i bezstronny sąd w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji w sprawie karnej przeciwko cywilowi?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, który sądził cywila, uzasadniała obiektywne wątpliwości co do niezawisłości i bezstronności tego sądu. Skarżący mógł zasadnie obawiać się, że decyzje sądu będą podejmowane z uwzględnieniem „obcych względów”, co narusza prawo do rzetelnego procesu zagwarantowane w art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał powołał się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach przeciwko Turcji.
Stan faktyczny
Skarżący, Erdoğan Kırancı, został zatrzymany w 1993 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji zbrojnej i tymczasowo aresztowany. Po warunkowym zwolnieniu w 1994 roku, został skazany przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Erzincan. Wyrok ten został uchylony przez Sąd Najwyższy. Następnie Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Erzurum, w składzie z sędzią wojskowym, skazał go w 1999 roku za pomoc nielegalnej organizacji, a wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Najwyższy w 2000 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza dopuszczalność skargi dotyczącej niezawisłości i bezstronności Sądów Bezpieczeństwa Państwa, a pozostałych skarg niedopuszczalność; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; nie zasądza zadośćuczynienia na podstawie art. 41 Konwencji.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   KIRANCI-TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:76400/01)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Haziran 2007   İşbu karar Sözleşme’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek   olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   _______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle   ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve ( 76400/01) başvuru no’lu davanın nedeni   bu ülke vatandaşı olan Erdoğan Kırancı’nın ( başvuran) 10 Ağustos 2000 tarihinde Avrupa   İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi uyarınca   yapmış olduğu başvurudur.   OLAYLAR   OLAYLARIN MEVCUT KOŞULLARI   Başvuran Türk vatandaşı Erdoğan Kırancı 1968 doğumlu olup Bursa’da ikamet   etmektedir.   Başvuran, yasa dışı silahı bir örgütün mensubu olduğu şüphesiyle 3 – 15 Eylül 1993   tarihleri arasında gözaltında tutulmuştur.   Eylül 1993 tarihinde hakim karşısına çıkarılan başvuranın tutuklu yargılanmasına   karar verilmiştir.   Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi( DGM) Cumhuriyet Savcısı, 14 Ekim 1993   tarihli iddianame ile başvuranın yasadışı silahlı bir örgüte üye olduğu gerekçesiyle   mahkûmiyetini talep etmiştir.   Nisan 1994 tarihinde, başvuran şartlı tahliyeden yararlanmıştır.   TCK’nin 168/2. maddesi uyarınca başvuranı mahkûm eden Erzincan DGM’sinin   hükmü, 15 Ekim 1998 yılında TCK’nin 258. maddesine atıfta bulunarak başvuranın   savunmasını bütünüyle veremediği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur.   Dava Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderilmiştir.   İki sivil bir askeri hâkim ile toplanan Erzurum DGM’sinin Yargıtay kararına uygun   olarak verdiği 28 Mayıs 1999 tarihli kararı ile başvuran TCK’nin 169. maddesi uyarınca   yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etme suçundan 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına   çarptırılmıştır.   Yargıtay 30 Mart 2000 tarihli kararı ile Erzurum DGM’sinin verdiği hükmü onamıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran kendisini yargılayan ve mahkûm eden DGM’nin bünyesinde askeri bir   hâkimin bulunmasından dolayı “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında   bulunmaktadır. Bu hususta başvuran AİHS’nin 6. maddesine atıfta bulunmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe dair   Türk Hükümeti, başvuranın AİHS’nin 35§1. maddesinin öngördüğü üzere kesin   karardan itibaren altı aylık süre içinde AİHM’ye başvurabilir koşuluna riayet etmediği   gerekçesiyle Mahkeme’den şikâyetin reddini talep etmektedir. Türk Hükümeti, nihai iç   hukuk kararının Yargıtay tarafından 30 Mart 2000 tarihinde verildiğini ileri   sürmektedir. Ayrıca, Türk Hükümeti, başvuranın başvurusunun 18 Aralık 2000 tarihini   taşıdığını ve başvurunun 8 Ocak 2001 tarihinde yani nihai iç hukuk kararının verildiği   tarihten altı aydan fazla bir süre geçtikten sonra Mahkeme önüne geldiğini tespit   etmektedir.   AİHM, bir başvurunun yapıldığı tarih olarak başvuranın yalnızca özeti dahi olsa   şikâyetini dile getirmek amacıyla gönderdiği mektubun tarihini başvuru tarihi olarak   alan yerleşik içtihadı anımsatmaktadır. ( Bakınız, diğer kararlar arasından, Buscarini ve   Diğerleri- Saint Marin, başvuru no: 24645/94,§23.) Bu durumda AİHM, başvuranın   başvurusunu sunma niyetinde olduğu ve dile getirdiği şikâyetlerinin niteliği hakkında   bilgi verdiği 10 Ağustos 2000 tarihli mektubunu tespit etmektedir. Böylece AİHM, bu   tarihi başvurunun yapılış tarihi olarak almaktadır. Ayrıca, başvuranın başvurusuyla   ilgili bilgilerini sunmasında da çok uzun bir süre geçmemiştir. ( Bakınız, diğer kararlar,   Anne Mercier de Bettens- İsviçre )   Türk Hükümetinin yaptığı itirazın reddedilmesi gerekmektedir.   Üstelik AİHM, bu şikâyetin AİHS’nin 35§3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun   olmadığını da tespit etmektedir. Ayrıca, AİHM, bu başvurunun kabuledilemezliğine   dair hiçbir gerekçe bulunmadığını da belirtmektedir. Böylece başvurunun   kabuledilebilirliğini beyan etmek gerekmektedir.   B. ESAS HAKKINDA   AİHM, daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini   ve bunların AİHS’nin 6§ 1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını kaydetmektedir.   (Bkz. örneğin, Özel-Türkiye, no:42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir adıgeçen ).   AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, TCK’da öngörülen ve   cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın,   aralarında askeri bir hakimin yer aldığı mahkeme heyeti önüne çıkmaktan endişe   duymasının anlaşabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, yabancı   mülahazalarla karar alınmasından haklı olarak kaygı duymuş olabilir. Bu nedenle   başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin,   nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığını kabul edebilir. ( Incal –Türkiye, 9   Haziran 1998 tarihli karar, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1998 – IV, §72 in fine )   AİHM, başvuranı yargılayıp mahkûm eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 6 § 1.   madde uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı neticesine varmaktadır.   II. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALER HAKKINDA   Başvuran, son olarak gözaltı süresinde kötü muameleye maruz kaldığı gerekçesiyle   Sözleşme’nin 3. maddesinin, tutukluk süresi nedeniyle 5. maddenin ve telefonlarının   dinlenmesiyle de 8. maddenin ihlalinden duyduğu şikâyeti de dile getirmektedir.   Üstelik başvuran, AİHS’nin 2, 7, 9, 10, 14, 17 ve 18. maddelerinin de ihlal   edildiğinden şikâyetçidir.   AİHS’nin 3. ve 8. maddelerine dayandırılarak yapılan şikâyetlerle ilgili olarak, AİHM,   başvuranın iddialarını destekleyecek en ufak bir unsur veya yeterli delil başlangıcı   sunmadığını tespit etmektedir. Bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 35§3 ve 4. maddeleri   uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmaları gerekçesiyle reddedilmeleri   gerekmektedir.   Tutuklu yargılanma süresi hakkındaki şikâyete ilişkin, AİHM, iç hukukta başvuru yolu   bulunmadığında, altı ay süresinin suça konu olan fiilin işlendiği tarihten itibaren   başladığını anımsatmaktadır. ( bakınız, örnek, Çevik-Türkiye, başvuru no: 76978/01,   Mart 2006) AİHM, başvuranın tutuklu yargılanmasının 15 Eylül 1993’te   başladığını ve 5 Nisan 1994 tarihinde şartlı tahliye edildiği gün sona erdiğini yani işbu   başvurunun altı ay süresini geçtiğini belirtmektedir.   AİHM, başvurunun bu hususla ilgili kısmının süre aşımından dolayı Sözleşme’nin 35§   § 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gereği sonucunu çıkarmaktadır.   AİHS’nin 2, 7, 9, 10, 14, 17, 18. maddeleri uyarınca yapılan şikâyetlere ilişkin ise,   Mahkeme, bu şikâyetlerin genel söylemler üzerine olduğunu ve hiçbir dayanağı   bulunmadığını gözlemlemektedir.   AİHM, bunların dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35§§3 ve 4. maddeleri   uyarınca reddedilmeleri gerektiği sonucuna varmaktadır.   AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   Mayıs 2006 tarihli yazıda AİHM İç Tüzüğün’nün 60. maddesine dikkat çekilmesine   rağmen başvuran, adli tazmine ilişkin taleplerini bildirmemiştir. Bu nedenle, AİHM,   AİHS’nin 41.maddesi uyarınca öngörülen tazminat adı altında herhangi bir ücret   ödenmesine gerek olmadığına karar vermiştir. ( Wİllekens-Belçika, başvuru no:   50859/99, §27, 24 Nisan 2003 ve son olarak, Pàlenik- Çek Cumhuriyeti, başvuru no:   64737/01, § 31, 21 Haziran 2005).   Yine de, AİHM’ye göre, bir kişi mevcut davada olduğu gibi AİHS’nin gerekli kıldığı   tarafsızlık ve bağımsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından   mahkum edildiğinde ilgilinin isteği üzerine yeni bir davanın açılması ya da yeniden   yargılanması, tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için ilke olarak en uygun yolu teşkil   etmektedir. ( bakınız Öcalan-Türkiye [ GC], başvuru no: 46221/99, § 210 in fine, AİHS   2005...)   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   Devlet Güvenlik Mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme olmadığı yönündeki   şikâyetini kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;   AİHS’nin 6§1. maddesinin ihlaline;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 26 Haziran 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło