76478/01

WyrokETPCz2006-02-21ECLI:CE:ECHR:2006:0221JUD007647801

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość oraz długość postępowania wywłaszczeniowego naruszyły prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 oraz prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że nadmierne opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, które było przypisane władzom krajowym, spowodowało utratę dochodów przez skarżących i nałożyło na nich nadmierne obciążenie. To opóźnienie zakłóciło sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu publicznego a ochroną prawa własności, co stanowiło naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi, biorąc pod uwagę stwierdzenie naruszenia art. 1 Protokołu nr 1.
Stan faktyczny
W 1993 roku turecka Generalna Dyrekcja Dróg (KGM) wywłaszczyła grunt należący do skarżących w İskenderun pod budowę obwodnicy. Skarżący złożyli wniosek o dodatkowe odszkodowanie, twierdząc, że początkowa kwota była niewystarczająca. Sąd krajowy w 1997 roku zasądził dodatkową kwotę wraz z odsetkami, co zostało potwierdzone przez Sąd Kasacyjny w 1999 roku. Ostateczna płatność, obejmująca odsetki, nastąpiła w czerwcu 2000 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie: 1. Uznaje za dopuszczalne skargi dotyczące opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania wywłaszczeniowego na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 oraz art. 6 § 1 Konwencji. 2. Uznaje pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 3. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 z powodu opóźnionej wypłaty dodatkowego odszkodowania wywłaszczeniowego. 4. Uznaje za niekonieczne odrębne badanie skargi na podstawie art. 6 § 1 Konwencji. 5. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia w niniejszym wyroku stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 6. Zobowiązuje Rząd pozwanego państwa do zapłaty skarżącym łącznie: i. 2 106 (dwa tysiące sto sześć) Euro tytułem szkody majątkowej; ii. 1 000 (tysiąc) Euro tytułem kosztów i wydatków; iii. Wszystkie kwoty wolne od wszelkich podatków. b) Zasądza odsetki za zwłokę w wysokości stopy procentowej Europejskiego Banku Centralnego dla podstawowych operacji refinansujących powiększonej o trzy punkty procentowe, płatne od upływu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku do dnia zapłaty. 7. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   CUMA ALİ DOĞAN VE BETÜL DOĞAN - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 76478 / 01)   Kararın Özet Çevirisi   STRAZBURG   Şubat 2006   İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (76478 /01) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşları Cuma Ali Doğan ve Betül Doğan’ın (Başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi’ne 31 Ekim 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan   Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin   Akıllıoğlu ve Adil Aktay tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) 1993 tarihinde başvuranlara ait İskenderun’da bulunan   araziyi çevre yolu yapımı dolayısıyla istimlak etmiştir.   Başvuranlar ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle İskenderun   Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuşlardır.   Asliye Hukuk Mahkemesi 27 Kasım 1997 tarihli bir kararla başvuranlara 3.291.112.000 TL.   ödenmesine ve bu miktara taşınmazın İdareye devredildiği tarihten itibaren yıllık % 30 yasal   faiz işletilmesine karar vermiştir.   Yargıtay, 6 Nisan 1999 tarihinde bu kararı onamıştır.   Haziran 2000 tarihinde yasal faiz oranıyla birlikte başvuranlara 8.631.425.000 TL.   ödenmiştir.   HUKUKA DAİR   I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLMESİNE DAİR   Başvuranlar, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki bakımdan ihlal edildiğini ileri   sürmektedirler. Başvuranlar ilk olarak, 1993 yılında belirlenen ilk bedel kendilerine 1996   tarihinde arazinin Devlet’e devredilmesinin ardından ödendiğini, daha sonra ödenmesine   hükmedilen kararla ek bedelin gecikmeli olarak ödendiğini öne sürmektedir. Başvuranlar, ilk   kısımla ilgili gecikme faizinin uygulanmaması ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı   nedeniyle bu gecikmenin telafi edilmediğini öne sürmektedirler.   A. Kabuledilebilirliğe ilişkin   Yapılan şikayetin ilk bölümü ile ilgili olarak AİHM, başvuranların kamulaştırılan taşınmazın   tapu siciline kaydedilmesinin ardından süren üç yıl boyunca orantısız zarara uğradıklarını   ispat etme durumunda olmadıklarına itibar etmektedir. Ne şekilde olursa olsun başvuranların   ulusal yetkililer nezdinde gelir kaybına uğradıklarını dile getirecekleri hiçbir adımı   atmamaları doğrultusunda iç hukuk yolları tüketilmemiştir. Bu doğrultuda AİHM, başvuruyu   yalnızca ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi bakımından inceleyecektir.   Hükümet bu bağlamda, AİHS’nin 35. maddesi çerçevesinde başvuranların iç hukuk yollarını   tüketmediklerini ve Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde öngörülen başvuru yolunu   kullanmadıklarını ve AİHM’ye yapılan başvurunun 6 Nisan 1999 tarihli Yargıtay kararının   ardından altı ay içinde gerçekleştirilmediğini savunmaktadır.   Başvuranlar, bu sava karşı çıkmıştır.   AİHM, başvuranların teoride Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca tek bir başvuru yolu   bulunduğu yönündeki şikayetleri kabul etmekte, bununla birlikte, sözü edilen başvuru   yolunun etkisiz bir sonuca götürmesi nedeniyle bu doğrultuda yapılan başvuruyu   reddetmektedir (Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37).   AİHM, mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihatları (Bkz. özellikle Akkuş kararı) ve sunulan   unsurların bütünü ışığında, bu şikayetin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir.   Şikayetin bu bölümünün kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiştir.   B. Esas hakkında   AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu   Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş   kararı, s. 1317, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak   bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye   yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da   artırmıştır ki bu durumda AİHM, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının korunması   arasındaki dengeyi bozacak şekilde başvuranların gereğinden fazla yük altında kaldığı   görüşündedir.   Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA   Başvuranlar, 1993 tarihinde tapu siciline kaydedilmesi ile başlayan ve Haziran 2000 tarihinde   ek bedelin ödenmesi ile sona eren kamulaştırma sürecinin uzunluğundan şikayetçi olmakta ve   AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.   Hükümet bu bağlamda, ulusal yargı makamları nezdinde davanın AİHS’nin 6 § 1.   maddesinde yer alan esaslara uygun olarak yürütüldüğünün altını çizmektedir.   Başvuranlar bu sava karşı çıkmaktadırlar.   AİHM, bu şikayetin 35. madde uyarınca kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe   olmamasına karşın, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç ışığında   AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI   A. Maddi zarar ve masraf ve harcamalar   Başvuranlar 2.551 Amerikan Doları maddi, 3.569 Amerikan Doları manevi zarara   uğradıklarını ileri sürmektedirler.   Başvuranlar yapmış oldukları masraf ve harcamalara ilişkin rakam belirtmeksizin tazmin   edilmesini talep etmektedirler.   AİHM, Akkuş kararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik   hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvuranlara birlikte   talep ettikleri 2.551 Amerikan Dolarına karşılık gelen 2.106 Euro’nun ödenmesini   kararlaştırmıştır.   Manevi zararla ilgili olarak AİHM, ihlal kararının tespitinin başlı başına bir adil tazmini   oluşturduğu kanısındadır.   AİHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca   gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır   (Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).   Başvuranların hiçbir rakam telaffuz etmemelerine karşın, AİHM, AİHS’nin 60. maddesi   uyarınca başvuranlara tüm masraf ve harcamalar için toplam 1.000 Euro ödenmesini   kararlaştırmıştır.   B. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ek kamulaştırma bedelinin ödenmesindeki gecikme ile Ek 1 no’lu Protokol’ün 1.   maddesinin ve AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği şikayetlerinin kabuledilebilir   olduğuna;   2. Başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   3. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin   ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6§1. maddesine yönelik şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   5. Mevcut kararın manevi zarar için tek başına adil bir tazmini oluşturduğuna;   6. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin   başvuranlara birlikte;   i.   maddi zarar için 2.106 (iki bin yüz altı) Euro;   ii.   iii.   masraf ve harcamalara ilişkin 1.000 (bin) Euro ödemesine;   belirtilen tüm tutarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 21 Şubat 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło