76498/01

WyrokETPCz2006-06-13ECLI:CE:ECHR:2006:0613JUD007649801

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, bez odpowiedniej rekompensaty za inflację, narusza prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, w połączeniu z wysoką inflacją w Turcji, nałożyło na skarżących nieproporcjonalne i nadmierne obciążenie. To opóźnienie zakłóciło sprawiedliwą równowagę, która powinna istnieć między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa do poszanowania mienia. W konsekwencji, państwo nie wywiązało się ze swoich pozytywnych obowiązków wynikających z art. 1 Protokołu nr 1.
Stan faktyczny
W 1993 roku nieruchomość skarżących w İskenderun została wywłaszczona przez Dyrekcję Generalną Dróg. Skarżący uznali, że wypłacona kwota jest niewystarczająca i wystąpili do sądu o dodatkowe odszkodowanie. Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w İskenderun przyznał im dodatkowe odszkodowanie w wysokości 42 782 752 500 TL wraz z 50% rocznymi odsetkami ustawowymi w 1998 roku, co zostało potwierdzone przez Sąd Najwyższy w 1999 roku. Dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami, w łącznej kwocie 127 163 289 000 TL, zostało wypłacone skarżącym 9 czerwca 2000 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał za dopuszczalną skargę dotyczącą opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 i art. 6 § 1 Konwencji. 2. Uznał pozostałe skargi za niedopuszczalne. 3. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 4. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skargi dotyczącej art. 6 § 1 Konwencji. 5. Stwierdził, że niniejsze orzeczenie stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 6. Zasądził od państwa pozwanego na rzecz skarżących kwotę 43 665 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 7. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   KARA VE MİDİLLİ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 76498/01)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Haziran 2006   İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (76498/01) başvuru no’lu davanın nedeni, bu ülkenin   üç vatandaşı Ali Naci Kara, Mehmet Turgut Kara ve Fatma Midilli’nin (başvuranlar) Avrupa   İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 31 Ekim 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları   Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin Akıllıoğlu,   Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 1993 yılında başvuranlara ait İskenderun’da bulunan   taşınmazı çevre yolu yapımı nedeniyle kamulaştırmıştır.   Başvuranlar İdare tarafından ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle   İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuştur.   Asliye Hukuk Mahkemesi 26 Kasım 1998 tarihli bir kararla başvuranlara 42.782.752.500 TL.   ödenmesine ve taşınmazın İdare’ye geçtiği tarihten itibaren yıllık % 50 yasal faiz oranının   uygulanmasına karar vermiştir.   Yargıtay bu kararı 9 Mart 1999 tarihinde onamıştır.   Yasal faiziyle birlikte 127.163.289.000 TL. olan ek kamulaştırma bedeli başvuranlara 9   Haziran 2000 tarihinde ödenmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   HAKKINDA   Başvuranlar Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki bakımdan ihlal edildiğini ileri   sürmektedir. İlk olarak, 1993 yılında tespit edilen kamulaştırma bedelinin 1995 yılında   taşınmazın Devlete devrinden sonra ödendiğini, ikinci olarak ek kamulaştırma bedelinin ise   geç ödendiğini belirtmektedir. Başvuranlara göre ilk bölüm için herhangi bir faiz   uygulanmadığından ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında ödenen miktar yetersiz   kaldığından bu gecikme telafi edilmemiştir.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AİHM, kamulaştırma kararı ile tapu sicil kayıtlarına tescil edilen taşınmaz ile ilgili olarak,   geçen ilk iki yıl boyunca başvuranların maruz kaldıkları orantısız zararı ortaya koymak   durumunda olmadıklarını not etmektedir. Her ne şekilde olursa olsun başvuranların ulusal   mahkemeler önünde iddialarını hiçbir surette dile getirmemesi şikayetin bu bölümünü iç   hukuk yollarının tüketilmediği kuralıyla karşı karşıya getirmektedir. Bu nedenle AİHM,   başvuruyu sadece ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi açısından ele alacaktır.   Hükümet bu çerçevede iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır.   Başvuranlar bu şikayetlerini ne iç hukukta dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105.   maddesinde öngörülen başvuru yoluna müracaat etmişlerdir.   Başvuranlar bu sava karşı çıkmaktadır.   AİHM, başvuranların Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde yer alan başvuru yolunun teoride   yapılabilecek tek başvuru yolu olduğu itirazlarını kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu   gerekçeler AİHM’yi daha önce de bu başvuru yolunun etkisiz olduğu sonucuna götürmüştür   (Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37). Hükümetin itirazının bu noktada   reddedilmesi gerekmektedir.   AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar)   ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi   gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile   karşılaşılmadığını ifade etmiştir.   B. Esas hakkında   AİHM daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da   incelemiş ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.   Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülklerinin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Bu gecikme, AİHM’yi başvuranların genel menfaatin gerektirdikleri ile   mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan   alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk   etmektedir.   Bu nedenle, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuranlar taşınmazın kamulaştırma kararı ile tapu siciline kaydedildiği 1993 yılında   başlayan ve ek kamulaştırma bedelinin Haziran 2000 tarihinde ödenmesi ile sona eren sürecin   uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri   sürmektedirler.   AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmadığına   itibar etmiştir. Kabuledilemezlik bakımından hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Bununla   birlikte Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç dikkate alındığında,   şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar   vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat, masraf ve harcamalar   Başvuranlar 55.772 Amerikan Doları maddi zarara uğradıklarını ileri sürmekte, uğradıkları   manevi zararın giderilmesini talep etmektedirler. Başvuranlar ayrıca, iç hukukta ve AİHM   önünde yapmış oldukları yargı giderlerinin karşılanmasını istemektedir.   Hükümet bu miktarları aşırı olarak değerlendirmiştir. Hükümet AİHM’den hükmedilecek   tazmin miktarının sebepsiz zenginleşme kaynağı oluşturmaması talebinde bulunmuştur.   AİHM, Akkuş (sözü edilen karar, s.1311, §§ 35-36 ve 39) kararında kabul edilen hesaplama   yöntemi ve ilgili ekonomik kayıplar dikkate alındığında başvuranlara 55.772 Amerikan Doları   karşılığı 43.665 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.   Manevi zarara gelince, AİHM olayların mevcut koşulları göz önünde bulundurulduğunda ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağını kaydetmektedir.   AİHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca   gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır   (Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).   Başvuranların hiçbir rakam telaffuz etmemesine ve kanıtlayıcı belge sunmamalarına karşın,   AİHM İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak tüm masraf ve giderler için   başvuranlara 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.   B. Gecikme faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ve   AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca yapılan şikayetin kabuledilebilir olduğuna;   2. Bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;   3. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6 § 1. maddesine ilişkin şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   5. Mevcut kararın manevi zarar için başlı başına bir tazmini oluşturduğuna;   6. a) Savunmacı Devletin, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten   itibaren üç ay içinde ödeme tarihinde döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere   başvuranlara;   i.   ii.   iii.   maddi tazminat olarak 43.665 (kırk üç bin altı yüz altmış beş) Euro;   masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło