76567/01

WyrokETPCz2006-06-13ECLI:CE:ECHR:2006:0613JUD007656701

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, w kontekście wysokiej inflacji, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, ustalonego przez sądy krajowe, spowodowało, że skarżąca poniosła nadmierne i nieproporcjonalne obciążenie. W kontekście wysokiej inflacji w Turcji, opóźnienie to naruszyło wymóg zachowania „sprawiedliwej równowagi” między interesem publicznym a ochroną prawa własności. Trybunał odwołał się do swojego wcześniejszego orzecznictwa w podobnych sprawach, podkreślając, że takie opóźnienia prowadzą do naruszenia Konwencji, co stanowi naruszenie art. 1 Protokołu nr 1.
Stan faktyczny
W 1993 roku Generalna Dyrekcja Dróg wywłaszczyła nieruchomość skarżącej w İskenderun pod budowę autostrady. Skarżąca zakwestionowała wysokość odszkodowania, wnosząc o jego podwyższenie. Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w İskenderun w 1998 roku przyznał jej dodatkowe odszkodowanie z odsetkami, co zostało potwierdzone przez Sąd Kasacyjny w 1999 roku. Dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami zostało wypłacone skarżącej dopiero w czerwcu 2000 roku, co stanowiło znaczne opóźnienie.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 oraz skargę na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji za dopuszczalne. 2. Uznał pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 3. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 4. Uznał, że nie ma potrzeby badania merytorycznego skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 5. Orzekł, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 6. Zasądził od Rządu Turcji na rzecz skarżącej 8 997 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, wraz z odsetkami za zwłokę. 7. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   OKUR-TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 76567/01)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Haziran 2006   İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 76567/01 başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşı olan Fatma Okur’un (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)   Ekim 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence   altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, AİHM önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay   ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVA KOŞULLARI   Karayolları Genel Müdürlüğü, İskenderun’da otoyol yapımı için 1993 tarihinde   başvurana ait olan taşınmazı kamulaştırmıştır.   Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğması üzerine başvuran, İskenderun Asliye   Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuştur.   İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi, Fatma Okur’u haklı bularak 26 Kasım 1998   tarihli bir kararla İdare tarafından başvurana, mülkün devir tarihinden itibaren işlemek üzere   yıllık %50 oranında gecikme faiziyle birlikte 8.802.675.000 Türk Lirası tutarında ek tazminat   ödenmesine karar vermiştir.   Yargıtay, 9 Mart 1999 tarihli bir kararla verilen bu kararı onamıştır.   Ek tazminat bedeli, gecikme faizi ile birlikte 9 Haziran 2000 tarihinde başvurana   ödenmiştir. O dönemde bu meblağ 26.118.002.000 T.L. tutarına denk gelmektedir.   HUKUK AÇISINDAN   I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ   İDDİASI HAKKINDA   Başvuran iki nedenden dolayı 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini   iddia etmektedir. Başvuran öncelikle, 1993 yılında saptanan ilk tazminatın, taşınmazın kesin   olarak İdare’ye devredildiği tarihten sonra, 1995 yılında kendisine ödendiğini belirtmektedir.   Başvuran ayrıca daha sonra yapılan yargılama sonucunda belirlenen ek kamulaştırma   bedelinin kendisine geç ödendiğini ileri sürmektedir. Bu konu ile ilgili olarak, ilk bedelin   ödenmesinin gecikmesi nedeniyle herhangi bir gecikme faizinin kendisine ödenmediğini,   ikinci ile ilgili olarak ise Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetkililerin ödediği   ek bedelin yetersiz olduğunu belirtmektedir.   A. Kabul edilebilirliğe ilişkin   Birinci şikayet ile ilgili olarak AİHM başvuranın, kamulaştırma kararının tapu siciline   kaydının yapılması sonrasındaki ilk üç sene boyunca orantısız bir zarara uğradığını   ispatlayamadığını not etmektedir. Her ne olursa olsun şikayetin bu kısmı iç hukuk yollarının   tüketilmesi ilkesi ile ters düşmektedir, başvuran bununla ilgili olarak herhangi bir girişimde   bulunmamıştır. Sonuç olarak, AİHM davayı yalnızca ek kamulaştırma bedelinin ödenmesinin   gecikmesi konusunda yapılan şikayet kapsamında inceleyecektir.   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmektedir. Başvuran ne yerel   mahkemeler nezdinde bu iddialarını dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile   tanınan başvuru yolunu kullanmıştır.   Başvuran bu iddialara karşı çıkmaktadır.   AİHM başvuranın dile getirdiğine benzer şikayetler sözkonusu olduğunda, teoride   uygun olan tek başvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen başvuru   yolu olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte, sözkonusu başvuru yolunun etkisiz olduğu   yönünde karar alınmasına neden olan gerekçeler nedeniyle (Aka kararı) bu konuda yapılan   itiraz reddedilmelidir.   AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle, Akkuş kararı) ve   elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne alındığında başvurunun esastan incelenmesi   gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile   karşılaşılmadığını tespit etmiştir.   B. Esas Hakkında   AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1   No’lu Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. Akkuş kararı   ve Aka kararı).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,   başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında   hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak   zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak AİHM, I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar   vermiştir.   II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran kamulaştırma kararının sicil kayıtlarında yer almasıyla 1993 tarihinde   başlayan ve 2000 yılının Haziran ayında ek kamulaştırma bedelinin ödenmesi ile son bulan   kamulaştırmaya ilişkin yargılama sürecinin, AİHS’nin 6 § 1. maddesini ihlal ettiğinden   şikayetçi olmaktadır.   AİHM sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan   yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate   alındığında, AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6§1 maddesi açısından incelenmesine gerek   olmadığına karar vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.   A. Tazminat ve Masraf ve Harcamalar   Başvuran, 9 Aralık 2003 tarihli yazılı görüşlerinde başvurusunda dile getirdiği   iddiaları yinelemiştir. Başvuran, yalnızca 11.492 Amerikan Doları tutarında maddi zarara   uğradığını iddia etmektedir.   Buna karşın başvuran, başvuru dilekçesinde, rakam belirtmeksizin manevi tazminat   talebinde bulunmuş, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yapmış olduğu masraf ve   harcamaların ödenmesini talep etmiştir.   Hükümet bu tutarların aşırı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, AİHM’den bu konuda bir   tazminat ödenmesine karar verdiği takdirde, bu durumun hiçbir şekilde haksız bir zenginliğe   sebep olmaması hususunu dikkate almasını istemektedir.   AİHM, Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve   ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana maddi tazminat olarak talep edilen tutarın   tamamının, yani 11.492 Amerikan Doları’na tekabül eden 8.997 Euro’nun ödenmesine karar   vermiştir.   Manevi tazminat konusunda ise, AİHM davanın mevcut koşulları ışığında ihlal   kararının başlı başına bir tazmin olacağını ifade etmektedir.   AİHM masraf ve harcamalar konusunda, AİHS’nin 41. maddesi alanında, gerçekliği,   zorunluluğu ortaya konulan ve makul miktarlarda olan masraf ve harcamaların geri   ödenebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz.,diğerleri arasında, Nikolava-Bulgaristan no:31195/96).   Mevcut davada her ne kadar talebi belgelendirilmemiş olsa da, AİHM iç tüzüğünün   60. maddesi uyarınca tüm masraflarla birlikte başvurana 1.000 Euro ödenmesinin uygun   olacağına karar vermiştir.   B. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi konusunda 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.   maddesine ilişkin şikayetin ve aynı zamanda AİHS’nin 6 § 1. maddesine ilişkin şikayetin   kabuledilebilir olduğuna;   2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   3. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6 § 1. maddesine yönelik yapılan şikayetin esası hakkında inceleme   yapılmasının gerekli olmadığına;   5. İhlal kararının tespitinin manevi tazmin için yeterli olduğuna;   6. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından   başvurana:   i. maddi tazminat olarak 8.997 Euro (sekiz bin dokuz yüz doksan yedi) ödenmesine;   ii. masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin) ödenmesine;   iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło