76571/01

WyrokETPCz2006-06-13ECLI:CE:ECHR:2006:0613JUD007657101

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy znaczne opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość naruszyło prawo do poszanowania mienia skarżących, gwarantowane przez art. 1 Protokołu nr 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, które trwało od 1998 do 2000 roku, stanowiło nieproporcjonalne i nadmierne obciążenie dla skarżących. Takie opóźnienie zakłóciło sprawiedliwą równowagę, która powinna istnieć między wymogami interesu publicznego a ochroną prawa własności, co doprowadziło do naruszenia art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał odrzucił zarzut rządu dotyczący niewyczerpania krajowych środków odwoławczych, stwierdzając, że środek przewidziany w art. 105 Kodeksu Zobowiązań był w praktyce nieskuteczny.
Stan faktyczny
W 1994 roku Generalna Dyrekcja Dróg w Turcji wywłaszczyła działkę należącą do skarżących w İskenderun pod budowę autostrady. Skarżący zakwestionowali wysokość odszkodowania, a sąd krajowy w 1998 roku przyznał im dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami. Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję. Dodatkowe odszkodowanie, wraz z odsetkami, zostało wypłacone skarżącym dopiero 4 maja 2000 roku, co stanowiło znaczne opóźnienie od daty orzeczenia sądu krajowego.
Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargi dotyczące opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania (art. 1 Protokołu nr 1) oraz długości postępowania (art. 6 ust. 1) za dopuszczalne, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 Konwencji. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania istoty skargi na podstawie art. 6 ust. 1. Orzekł, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądził 2 735 euro tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 euro tytułem kosztów i wydatków, wraz z odsetkami.

Pełny tekst orzeczenia

ଘG   † † † † † † † † G it   C O N S E I L D E ^   ଘ † itG   ^ † ††††††††   A V R U P A   KONSEYİ   L’EUROPE   * AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   TULUMBACI VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:76571/01)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   z{yhi|yn   XZGohĶyhuGYWW]   İşbu karar Sözleşme ’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   ` Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 76571/01 başvuru no’lu davamn nedeni, Türk   vatandaşı Vildan Tulumbacı, Hatice Tulumbacı, Şükrü Tulumbacı, Aynur Tulumbacı ve Ayşe   Tulumbacinm (Başvuranlar) Avrupa însan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 30 Ekim 2000   tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi   uyarınca yapmış oldukları başvurudur. Başvuranlar, Ankara Barosu avukatlarından Tekin   Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedirler.   vsh€shy   Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare), 1994 yılında İskenderun’da otoyol inşaatı için   başvuranlara ait arsayı kamulaştıımıştır.   Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuranlar, İskenderun Asliye Hukuk   Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuşlardır.   İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi, 21 Nisan 1998 tarihli kararla başvuranları haklı   bulmuş ve malın İdare’ye devredildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan yıllık % 50   oranında gecikme faizi ile birlikte 3.950.000.000 TL ek kamulaştırma bedelinin başvuranlara   Ödenmesine karar vermiştir.   ( Yargıtay, 26 Ekim 1998 tarihli kararla bu kararı onamıştır.   Faizle birlikte o tarihte 8.213.460.000 TL olan ek kamulaştırma bedeli, başvuranlara 4   Mayıs 2000 tarihinde ödenmiştir.   o|r|rGhÍpzpukhuG   pUG   XG uv˅s|G wyv{vrvs˅âuG XUG thkklzĶuĶuG ĶoshsG lkĶskĶĤĶG ĶkkĶhzpG   ohrrpukh   Başvuranlar, 1 N o’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki açıdan ihlal edildiğini iddia   etmektedirler. Başvuranlar ilk olarak, 1994 yılında belirlenen ilk tazminatın, arsanın mülkiyeti   Devlet’e geçtikten sonra, 1998 yılında ödendiğine dikkati çekmektedirler. Başvuranlar son   olarak, daha somaki yargılama sonucunda karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki   gecikmeyi dile getirmektedirler. Bu konuda, daha önceki ödemedeki gecikme dolayısıyla   herhangi bir gecikme faizinin ödenmemesi ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranına göre   verilen faizlerin yetersiz olması nedeniyle gecikmenin telafi edilmediğini savunmaktadırlar.   '■   hUGrˆ‰œ“Œ‹“Œ‰“™“’Goˆ’’ķ•‹ˆ   AİHM, şikayetin ilk kısmı konusunda başvuranların kamulaştırma kararının tapu sicil   kaydına işlenmesinden soma geçen ilk dört sene boyunca herhangi bir zarara uğradığını   ortaya koyma durumunda olmadığım not etmektedir. Her ne olursa olsun, ulusal mahkemeler   önünde şikayetini ileri sürmek için başvuranlar tarafından hiçbir adım atılmadığından dolayı,   şikayetin bu kısmı iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesine ters düşmemektedir.   Dolayısıyla AİHM, davayı sadece ek tazminatın ödenmesindeki gecikmeye ilişkin şikayet   açısından inceleyecektir.   f Bu bağlamda Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesini ileri sürmektedir.   Başvuranlar, ne bu şikayeti ulusal mahkemeler önünde dile getirmiş ne de Borçlar   Kanunu’nun 105. maddesinin sunduğu hukuk yolunu kullanmışlardır.   Başvuranlar bu savlara itiraz etmektedirler.   AİHM, başvuranların şikayetlerine benzer şikayetler konusunda, teoride varolan tek   başvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi olduğunu kabul etmektedir. Ancak   AİHM’yi sözkonusu başvuru yolunun etkili olmadığı sonucuna varmaya iten gerekçelerden   dolayı (Aka-Türkiye kararı), bu bağlamda yapılan itiraz reddedilmelidir,   AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle Akkuş kararı) ve elinde   bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, şikayetin bu kısmının esastan incelenmesi   gerektiğine kanaat getirmektedir. Sonuç itibariyle AİHM, başvurunun hiçbir kabul   edilemezlik gerekçesiyle çelişmediğini tespit etmektedir.   i U G lšˆšG o ˆ ’ ’ ķ • ‹ ˆ   AİHM, daha Önce bu davanınkine benzer sorulan gündeme getiren başka davaları da   incelemiş ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz. Akkuş   kararı ve Aka kararı).   AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir. Ulusal mahkemelerin kararma göre   kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülklerinin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,   başvuranların toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması   arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke   katlanmak zorunda kaldıkları yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   ppUGhĶoz˅uĶuG]UGthkklzĶuĶuGĶoshsGlkĶskĶĤĶGĶkkĶhzpGohrrpukh   Başvuranlar, 1994 yılında kamulaştırma kararının tapu sicil kaydına işlenmesiyle   başlayan ve 2000 yılının Ağustos ayında ek tazminatın ödenmesiyle son bulan kamulaştırma   işlemi süresinin, AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal etmesinden şikayetçi olmaktadırlar.   AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun   olduğunun söylenemeyeceğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır. Ancak, AİHM 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında vardığı sonucu   gözönüne alarak, ivedilik sorununu 6§1 maddesi açısından da yeniden incelemeye gerek   olmadığına kanaat getirmektedir.   pppUGhĶoz˅uĶuG[XUGthkklzĶuĶuG|€n|shuthzpGohrrpukh   h U G { ˆ ¡ ”  • ˆ › S G t ˆ š ™ ˆ  G Œ G o ˆ ™ Š ˆ ” ˆ “ ˆ ™   Başvuranlar, 9 Aralık 2003 tarihli yazılı görüşlerinde başvurularında daha önce dile   getirdikleri iddialarım yinelemektedirler. Böylece 3.493 Amerikan Doları (Dolar) tutarındaki   maddi zararının karşılanması gerektiğini ileri sürmektedirler.   Buna karşın başvuranlar, başvuru formunda, rakam belirtmeksizin manevi zararlarının   ve AÎHM ile ulusal mahkemeler önünde yaptıkları masraf ve harcamalarının da   karşılanmasını istemişlerdir.   AİHM, Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini gözöniinde bulundurarak   ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvuranlara maddi tazminat adı altında 2.735 Euro’nun   ödenmesine karar vermiştir.   AİHM, manevi zarar için, dava koşullarında, ihlal tespitinin yeterli adil tazmin   oluşturduğuna kanaat getirmektedir.   AİHM, masraf ve harcamalar konusunda, AİHS’nin 41. maddesi bakımından yalnızca   gerçekten yapıldığı ve makul tutarda olduğu ortaya konulan masrafların ödendiğini   hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında Nikolova-Bîdgaristari).   Bu durumda, talebi belgelerle ortaya konulmamış olsa da, AİHM İçtüzüğünün 60.   maddesi gereğince yapılan bütün masraflar için başvuranlara 1.000 Euro ödenmesinin uygun   olacağına kanaat getirmektedir.   j U G n Œ Š  ’ ” Œ G  ˆ  ¡    AİHM, Avrupa Merkez Bankasimn marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oıanma 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   i|GnlylrÍlslylGkh€hspGvshyhrG hĶotGv€iĶysĶĤĶ€slS   1. 1 N o’lu Protokol’ün 1. maddesine göre ek tazminatın geç ödenmesine ilişkin yapılan   şikayet ve AİHS’nin 6§1 maddesine göre yapılan şikayetin kabuledilebilir olduğuna;   2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   3. 1 N o’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6§1 maddesine göre yapılan şikayetin esasını ayrıca incelemeye gerek   olmadığına;   . İh la l s o n u c u n u n m a n e v i z a ra r iç in te k b a ş ın a adil tazmin oluşturduğuna;   . a ) A İH S ’n in 4 4 § 2 m a d d e s i u y a rın c a , k a ra rın k e s in le ş tiğ i ta rih te n itib a re n ü ç a y iç in d e ,   Ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve Savunmacı   Hükümet tarafından başvuranlara;   i. m a d d i ta z m in a t iç in 2 .7 3 5 ( ik i b in y e d i y ü z o tu z b e ş ) E u r o ;   ii. m a s r a f v e h a r c a m a l a r i ç i n 1 . 0 0 0 ( b i n ) E u r o ;   iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet’in,   Avrupa Merkez Bankası’nm o dönem için geçerli olan faiz oranının üç pııan fazlasına eşit   oranda faiz uygıdanmasına;   7. A d i l t a z m i n e i l i ş k i n d i ğ e r t a l e p l e r i n reddine;   rhyhyG}lytĶŤ{ĶyS   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77§§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło