76698/01
WyrokETPCz2006-06-13ECLI:CE:ECHR:2006:0613JUD007669801
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, w kontekście wysokiej inflacji, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, zwłaszcza w warunkach wysokiej inflacji w Turcji, spowodowało, że skarżący ponieśli nadzwyczajne i nieproporcjonalne obciążenie. To obciążenie naruszyło sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa do poszanowania mienia, prowadząc do naruszenia art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. Trybunał nie uznał za konieczne odrębne badanie zarzutu przewlekłości postępowania na podstawie art. 6 § 1, biorąc pod uwagę ustalenie naruszenia art. 1 Protokołu nr 1.Stan faktyczny
W 1995 roku Generalna Dyrekcja Dróg Krajowych wywłaszczyła nieruchomość skarżących w İskenderun pod budowę obwodnicy. Skarżący złożyli wniosek o dodatkowe odszkodowanie, które zostało zasądzone przez Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w İskenderun w 1998 roku i potwierdzone przez Sąd Kasacyjny w 1999 roku. Dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami zostało wypłacone skarżącym 16 maja 2000 roku. Skarżący zarzucali, że opóźnienie w wypłacie odszkodowania, w warunkach wysokiej inflacji, naruszyło ich prawa.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza dopuszczalność skargi dotyczącej opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 i art. 6 § 1 Konwencji.
2. Stwierdza niedopuszczalność pozostałej części skargi.
3. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1.
4. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 § 1 Konwencji.
5. Stwierdza, że samo ustalenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową.
6. Zasądza na rzecz skarżących 13 140 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, z odsetkami za zwłokę w wysokości stopy procentowej Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe.
7. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
KAVRAROĞLU VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 76698/01)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Haziran 2006
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup
şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (76698/01) başvuru no’lu davanın nedeni, bu ülkenin
on dört vatandaşı Hatice Zeliha Kavraroğlu, Seher Saçlı, Türkan Biçer, Zekiye Türkdoğan,
Osman Saçlı, Yaşar Melekoğlu, Fatma Karaca, Fikri Melekoğlu, Mehmet Fethi Melekoğlu,
Sabahat Melekoğlu, Meliha Saçlı, Ülkü Kavraroğlu, Ülker Saçlı (Turhan) ve Osman Oğuz
Saçlı’nın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 16 Kasım 2000
tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu
başvurudur. Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosu
avukatlarından Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 1995 yılında başvuranlara ait İskenderun’da bulunan
taşınmazı çevre yolu yapımı nedeniyle kamulaştırmıştır.
Başvuranlar İdare tarafından ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle
İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi 30 Haziran 1998 tarihli bir kararla başvuranlara 48.864.996.000
TL. ödenmesine ve taşınmazın İdare’ye geçtiği tarihten itibaren yıllık % 50 yasal faiz oranının
uygulanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 22 Şubat 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Yasal faiziyle birlikte 101.364.100.000 TL. olan ek kamulaştırma bedeli başvuranlara 16
Mayıs 2000 tarihinde ödenmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
HAKKINDA
Başvuranlar Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki bakımdan ihlal edildiğini ileri
sürmektedir. İlk olarak, 1995 yılında tespit edilen kamulaştırma bedelinin 1998 yılında
taşınmazın Devlete devrinden sonra ödendiğini, ikinci olarak ek kamulaştırma bedelinin geç
ödendiğini belirtmektedir. Başvuranlara göre ilk bölüm için herhangi bir faiz
uygulanmadığından ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında ödenen miktar yetersiz
kaldığından bu gecikme telafi edilmemiştir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, kamulaştırma kararı ile tapu sicil kayıtlarına tescil edilen taşınmaz ile ilgili olarak,
geçen ilk üç yıl boyunca başvuranların maruz kaldıkları orantısız zararı ortaya koymak
durumunda olmadıklarını not etmektedir. Her ne şekilde olursa olsun başvuranların ulusal
mahkemeler önünde iddialarını hiçbir surette dile getirmemesi şikayetin bu bölümünü iç
hukuk yollarının tüketilmediği kuralıyla karşı karşıya getirmektedir. Bu nedenle AİHM,
başvuruyu sadece ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi açısından ele alacaktır.
Hükümet bu çerçevede iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır.
Başvuranlar bu şikayetlerini ne iç hukukta dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105.
maddesinde öngörülen başvuru yoluna müracaat etmişlerdir.
Başvuranlar bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, başvuranların Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde yer alan başvuru yolunun teoride
yapılabilecek tek başvuru yolu olduğu itirazlarını kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu
gerekçeler AİHM’yi daha önce de bu başvuru yolunun etkisiz olduğu sonucuna götürmüştür
(Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37). Hükümetin itirazının bu noktada
reddedilmesi gerekmektedir.
AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar)
ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi
gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile
karşılaşılmadığını ifade etmiştir.
B. Esas hakkında
AİHM daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da
incelemiş ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre
kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın
ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülklerinin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara
daha sokmuştur. Bu gecikme, AİHM’yi başvuranların genel menfaatin gerektirdikleri ile
mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan
alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk
etmektedir.
Bu nedenle, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar taşınmazın kamulaştırma kararı ile tapu siciline kaydedildiği 1995 yılında
başlayan ve ek kamulaştırma bedelinin Mayıs 2000 tarihinde ödenmesi ile sona eren sürecin
uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri
sürmektedirler.
AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmadığına
itibar etmiştir. Kabuledilemezlik bakımından hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Bununla
birlikte Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç dikkate alındığında,
şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar
vermiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat, masraf ve harcamalar
Başvuranlar 16.784 Amerikan Doları maddi zarara uğradıklarını ileri sürmekte, uğradıkları
manevi zararın giderilmesini talep etmektedirler. Başvuranlar ayrıca, iç hukukta ve AİHM
önünde yapmış oldukları yargı giderlerinin karşılanmasını istemektedir.
Hükümet bu miktarları aşırı olarak değerlendirmiştir. Hükümet AİHM’den hükmedilecek
tazmin miktarının sebepsiz zenginleşme kaynağı oluşturmaması talebinde bulunmuştur.
AİHM, Akkuş (sözü edilen karar, s.1311, §§ 35-36 ve 39) kararında kabul edilen hesaplama
yöntemi ve ilgili ekonomik kayıplar dikkate alındığında başvuranlara 16.784 Amerikan Doları
karşılığı 13.140 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
Manevi zarara gelince, AİHM olayların mevcut koşulları göz önünde bulundurulduğunda ihlal
kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağını kaydetmektedir.
AİHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca
gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır
(Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).
Başvuranların hiçbir rakam telaffuz etmemesine ve kanıtlayıcı belge sunmamalarına karşın,
AİHM İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak tüm masraf ve giderler için
başvuranlara 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ve
AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca yapılan şikayetin kabuledilebilir olduğuna;
2. Bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;
3. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS’nin 6 § 1. maddesine ilişkin şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
5. Mevcut kararın manevi zarar için başlı başına bir tazmini oluşturduğuna;
6. a) Savunmacı Devletin, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten
itibaren üç ay içinde ödeme tarihinde döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere
başvuranlara;
i.
maddi tazminat olarak 13.140 (on üç bin yüz kırk) Euro;
ii.
iii.
masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin
uygulanmasına;
7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło