76797/01

WyrokETPCz2006-06-13ECLI:CE:ECHR:2006:0613JUD007679701

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość naruszyło prawo do poszanowania mienia zgodnie z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, które zostało ustalone przez sądy krajowe, naruszyło prawo skarżącego do poszanowania mienia. Trybunał uznał, że to opóźnienie, w kontekście wysokiej inflacji, nałożyło na skarżącego nieproporcjonalne i nadmierne obciążenie, zakłócając tym samym „sprawiedliwą równowagę” między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa własności. Trybunał odwołał się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach.
Stan faktyczny
W 1992 roku Generalna Dyrekcja Dróg w Turcji wywłaszczyła nieruchomość należącą do skarżącego, Yusufa Sarı, w celu budowy obwodnicy. Skarżący zaskarżył wysokość odszkodowania, uznając je za niewystarczające, i w 1998 roku sąd krajowy przyznał mu dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami. Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję w 1999 roku, jednak dodatkowe odszkodowanie zostało wypłacone dopiero w maju 2000 roku. Skarżący twierdził, że opóźnienie w wypłacie, w połączeniu z wysoką inflacją, naruszyło jego prawa.
Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę za dopuszczalną w zakresie naruszenia art. 1 Protokołu nr 1 w związku z opóźnieniem w wypłacie dodatkowego odszkodowania oraz w zakresie art. 6 ust. 1. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 ust. 1. Orzekł, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądził na rzecz skarżącego 2 794 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, wraz z odsetkami.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   YUSUF SARI - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 76797/01)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Haziran 2006   İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (76797/01) başvuru no’lu davanın nedeni, bu ülke   vatandaşı Yusuf Sarı’nın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 13 Ekim   tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış   olduğu başvurudur. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosu   avukatlarından Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 1992 yılında başvurana ait İskenderun’da bulunan   araziyi çevre yolu yapımı nedeniyle kamulaştırmıştır.   Başvuran, İdare tarafından ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle   İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuştur.   Asliye Hukuk Mahkemesi 23 Ekim 1998 tarihli bir kararla başvurana 2.610.000.000 TL.   ödenmesine ve taşınmazın İdare’ye geçtiği tarihten itibaren yıllık % 50 yasal faiz oranının   uygulanmasına karar vermiştir.   Yargıtay 25 Ocak 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.   7.215.870.000 TL. ek kamulaştırma bedeli başvurana 17 Mayıs 2000 tarihinde ödenmiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   HAKKINDA   Başvuran Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki bakımdan ihlal edildiğini ileri   sürmektedir. İlk olarak 1992 yılında tespit edilen kamulaştırma bedelinin 1996’da taşınmazın   Devlet adına devrinden sonra ödendiğini, ikinci olarak, ek kamulaştırma bedelinin geç   ödendiğini belirtmektedir. Başvurana göre ilk kısım için herhangi bir faiz uygulanmadığından   ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında bu miktar yetersiz kaldığından bu gecikme   telafi edilmemiştir.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AİHM, şikayetin ilk bölümüne dair kamulaştırma kararıyla tapu sicil kayıtlarına tescil edilen   taşınmaz ile ilgili olarak, geçen ilk dört yıl boyunca başvuranın maruz kaldığı orantısız zararı   ortaya koymak durumunda olmadığını not etmektedir. Her ne şekilde olursa olsun başvuranın   ulusal mahkemeler önünde iddialarını hiçbir surette dile getirmemesi şikayetin bu bölümünü   iç hukuk yollarının tüketilmediği kuralıyla karşı karşıya getirmektedir. Bu nedenle AİHM,   başvuruyu sadece ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi açısından ele alacaktır.   Hükümet bu bağlamda iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır: başvuran   bu şikayetini ne iç hukukta dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde   öngörülen başvuru yoluna müracaat etmiştir.   Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.   AİHM, başvuranın Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde yer alan başvuru yolunun teoride   yapılabilecek tek başvuru yolu olduğu itirazlarını kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu   gerekçeler AİHM’yi daha önce de bu başvuru yolunun etkisiz olduğu sonucuna götürmüştür   (Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37). Hükümetin itirazının bu noktada   reddedilmesi gerekmektedir.   AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar)   ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi   gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile   karşılaşılmadığını ifade etmiştir.   B. Esas hakkında   AİHM daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da   incelemiş ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.   Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Bu gecikme, AİHM’yi başvuranın genel menfaatin gerektirdikleri ile   mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan   alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk   etmektedir.   Bu nedenle, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran taşınmazın kamulaştırma kararı ile tapu siciline kaydedildiği 1992 yılında başlayan   ve ek kamulaştırma bedelinin Mayıs 2000 tarihinde ödenmesi ile sona eren sürecin   uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri   sürmektedir.   AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmadığına   itibar etmiştir. Kabuledilemezlik bakımından hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Bununla   birlikte Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç dikkate alındığında,   şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar   vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat, masraf ve harcamalar   Başvuran 3.569 Amerikan Doları maddi zarara uğradığını ileri sürmekte, rakam   belirtmeksizin uğradığı manevi zararın giderilmesini talep etmektedir. Başvuran ayrıca, iç   hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargı giderlerinin karşılanmasını istemektedir.   Hükümet bu miktarları aşırı olarak değerlendirmiştir. Hükümet AİHM’den hükmedilecek   tazmin miktarının sebepsiz zenginleşme kaynağı oluşturmaması talebinde bulunmuştur.   AİHM, Akkuş (sözü edilen karar, s.1311, §§ 35-36 ve 39) kararında kabul edilen hesaplama   yöntemi ve ilgili ekonomik kayıplar dikkate alındığında başvurana 3.569 Amerikan Doları   karşılığı 2.794 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.   Manevi zarara gelince, AİHM olayların mevcut koşulları göz önünde bulundurulduğunda ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağını kaydetmektedir.   AİHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca   gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır   (Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).   Başvuranın hiçbir rakam telaffuz etmemesine ve kanıtlayıcı belge sunmamasına karşın,   AİHM İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak tüm masraf ve giderler için   başvurana 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.   B. Gecikme faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ve   AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca yapılan şikayetin kabuledilebilir olduğuna;   2. Bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;   3. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AİHS’nin 6 § 1. maddesine ilişkin şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   5. Mevcut kararın manevi zarar için başlı başına bir tazmini oluşturduğuna;   6. a) Savunmacı Devletin, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten   itibaren üç ay içinde ödeme tarihinde döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere   başvurana;   i.   ii.   iii.   maddi tazminat olarak 2.794 (iki bin yedi yüz doksan dört) Euro;   masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło