77113/01

WyrokETPCz2006-06-22ECLI:CE:ECHR:2006:0622JUD007711301

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, trwającego pięć lat i siedem miesięcy w jednej instancji, naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Europejskiej Konwencji Praw Człowieka?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne, które trwało pięć lat i siedem miesięcy w jednej instancji, było nadmiernie długie i naruszyło zasadę rozsądnego terminu z art. 6 ust. 1 Konwencji. Mimo pewnej złożoności sprawy (udział pięciu innych oskarżonych), Trybunał stwierdził, że długość postępowania nie mogła być uzasadniona wyłącznie tą złożonością. Trybunał przypisał przewlekłość postępowania brakowi należytej staranności ze strony sądów krajowych, które nie zajęły się sprawą z odpowiednią pilnością.
Stan faktyczny
Skarżący, Abbas Sertkaya, obywatel turecki, był oskarżony wraz z czterema innymi osobami o podpalenie lasów w celach terrorystycznych w 1994 roku. Akt oskarżenia został wniesiony 12 lipca 1995 roku do Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Stambule. Skarżący został aresztowany 4 maja 1996 roku i przebywał w areszcie tymczasowym. Po pięciu latach i siedmiu miesiącach postępowania, 13 lutego 2001 roku, skarżący został uniewinniony od wszystkich zarzutów z powodu braku dowodów, a decyzja ta uprawomocniła się 21 lutego 2001 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał orzekł, że: 1. Pozostała część skargi jest dopuszczalna. 2. Nastąpiło naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Państwo pozwane ma zapłacić skarżącemu 3 420 EUR z tytułu szkody niemajątkowej oraz 1 500 EUR z tytułu kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. 4. Pozostała część żądania słusznego zadośćuczynienia została oddalona.

Pełny tekst orzeczenia

ଘ OF EUROPE   KONSEYİ   h}y|whGĶuzhuGohrshypGthorltlzĶ   âÍâujâGkhĶyl   zly{rh€hGTG{âyrĶ€lG   Oiˆťœ™œG•–UG^^XXZVWXPG   rhyhyG   z{yhi|ynG   YYGo ˆ¡™ˆ•GYWW]   Bu karar AÎH S’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   r Dava, Abbas Sertkaya (“başvuran”) isimli Türk vatandaşının, 28 Temmuz 2001   tarihinde, İnsan Haklan ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34.   maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AÎHM’ye yaptığı başvumdan (no.   77113/01) kaynaklanmaktadır.   vsh€shy   Abbas Sertkaya isimli başvuran, Türk vatandaşıdır. 1974 doğumludur. Muş’ta ikamet   etmektedir. 12 Temmuz 1995 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet   Savcısı, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında başvuran ve diğer dört şüpheliyi   yılında Bursa5da terörist amaçlarla yedi orman yakma vakasına karışmış olmakla   suçlayan bir iddianame sunmuştur. 19 Temmuz 1995 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesinde başvuran ve diğer dört şüphelinin ilk duruşması yapılmıştır. 6 Şubat 1996   tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranın tutuklu yargılanmasına karar   vermiştir. 4 Mayıs 1996 tarihinde, başvuran tutuklanmıştır. 27 Şubat 1997 ve 1 Temmuz 1997   tarihlerinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Bursa ve Varto’daki ceza   mahkemelerinden tanık ifadelerinin alınmasını talep etmiştir. 22 Eylül 1997 ve 11 Kasım   tarihlerinde ifadeler alınmış ve İstanbul Devlet Güvenlik M ahkemesine gönderilmiştir,   6 K asım 1 9 9 9 tarih in d e İstan b u l D ev let G ü v en lik M ah k em esi C u m h u riy et S av cısı d av a   esaslarına ilişkin görüşlerini sunmuştur. Aynı tarihte, başvuranın tutuksuz yargılanmasına   karar verilmiştir. 13 Şubat 2001 tarihinde, başvuran kanıt yetersizliği sebebiyle bütün   suçlardan beraat etmiştir. 21 Şubat 2001 tarihinde, başvurana ilişkin karar kesinleşmiştir.   o|r|rG   pUhĶoz˅uĶuG]G-GXUGthkklzĶuĶuGĶoshsGlkĶskĶĤĶGĶkkĶhzp   Başvuran, yargılama süresinin “makul süre” şartı ile bağdaşmadığını ve bunun   AİHS’nin 6 § 1. maddesini ihlal ettiğini ileri sürerek şikâyetçi olmuştur. Bu maddeye göre:   “Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...   bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, ... görülmesini istemek hakkına   sahiptir.”   Hükümet bu argümana itiraz etmiştir.   Ele alınacak olan süre, 12 Temmuz 1995’te başlamış, 21 Şubat 2001 tarihinde sona   ermiştir. Dolayısıyla, bir karar kademesinde, beş yıl yedi ay sürmüştür.   hUrˆ‰œ“Œ‹“Œ‰“™“’   AİHM, başvurunun kalan kısmının AİHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelsiz   olmadığını not eder. Başka bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını da not eder.   Dolayısıyla kabuledilebilir olduğu ilan edilmesi gereklidir.   iUlšˆš“ˆ™   AİHM, yargılamanın uzunluğunun, dava olayları ışığında ve izleyen ölçütler   değerlendirmeye alınarak ele alınması gerektiğini hatırlatır: davanın karmaşıklığı, başvuran ve   I ilgili makamların tutumu (bkz. diğerlerinin yanı sıra Pelissier ve Sassi - Fransa [BD], no.   25444/94, § 67, AİHM 1999-11).   AİHM, beş yıl yedi ay süren yargılama süresince temel gecikmeler olduğu   kanısındadır. Başvuran ve diğer beş sanığa yönelik davanın karmaşık olduğunu kabul edebilir.   Bununla birlikte, yargılamanın süresinin yalnızca karmaşıklığa dair mütalaalar ile haklı   gösterilemeyeceğini not eder. AİHM’ye göre, bu, yalnızca ulusal mahkemelerin davayla   özenle ilgilenmemesi ile açıklanabilir. Sunulan tüm belgeleri inceleyerek ve konuyla ilgili   içtihadını dikkate alarak, AİHM bu davada yargılama süresinin, haddinden fazla olduğu ve   “makul süre” şartını karşılamadığı kanısındadır.   Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.   ppUhĶoz˅uĶuG[XUGthkklzĶuĶuG|€n|shthzp   AÎHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği   takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   hU{ˆ¡”•ˆ›   Başvuran, 200.000 Dolar maddi, 50.000 Dolar manevi tazminat talep etmiştir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiş ve maddi tazminat talebinin şikâyetiyle bağlantısı   olmadığını ileri sürmüştür.   AİHM, yalnızca uzun yargılamaya ilişkin olarak bir AİHS ihlali tespiti olduğunda   tazminata hükmedebileceğim hatırlatır. 6. madde bağlamındaki ihlalle, iddia edilen maddi   kayıp arasında hiçbir sebep sonuç bağlantısı ortaya konmamıştır. Dolayısıyla, başvuranın   talebini reddeder. Ancak, yargılamanın haddinden uzun olmasının yarattığı belirsizlik   nedeniyle sıkıntı ve endişe yaşamış olabileceğinden, başvurana, manevi zarar için bir ödeme   yapılması gerektiği kanısındadır. Eşitlik temelinde yaptığı değerlendirmeyi ve içtihadını   dikkate alarak, AİHM başvurana 3.420 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.   iUtˆ’Œ”ŒG”ˆš™ˆ“ˆ™ķ   Başvuran, mahkeme masrafları ile ilgili olarak ayrı bir meblağ talep etmemiştir. Yerel   yargılamalar ve AİHM’deki yargılama sırasında yapılan harcamaların maddi tazminat   talebiyle birlikte değerlendirilmesini istemiştir.   Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmış olan harcamaların geri ödeneceğini belirtmiştir.   Bu bağlamda, tüm masrafların başvuran ya da temsilcisi tarafından belgelenmesi gerektiğini   öne sürmüştür.   Elindeki belgeler temelinde ve eşitlik temelinde yaptığı değerlendirme ile AİHM   başvurana mahkeme masrafları için 1.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.   jUnŒŠ’”ŒGˆ ¡   V AÎHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasimn kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiştir.   €|rhypkhrĶGnlylrÍlslylGkh€huhyhrGhĶotGv€iĶysĶĤĶ€slS   1.Başvurunun kalan kısmının kabuedilebilir olduğuna;   2.AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3.(a)sorumlu Devlet’in başvurana, kararın kesinleştiği tarihten itibaren tiç ay içinde, ödeme   tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk Lirasina çevrilerek, uygulanabilecek her türlü   vergiyi ve izleyen meblağları ödemesine:   (i)   3.420 Euro (üç bin dört yüz yirmi Euro) manevi tazminat;   mahkeme masrafları için 1.500 Euro (bin beş yüz Euro);   (ii)   ( (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa   Merkez Bankasimn kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine   KARAR VERMİŞTİR.   İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 22   Haziran 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   VINCENT BERGER   Yazı İşleri Müdürü   BOSTJAN M. ZUPANCIC   Başkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło