77191/01

WyrokETPCz2007-01-16ECLI:CE:ECHR:2007:0116JUD007719101

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy sześciodniowe zatrzymanie przez policję bez niezwłocznego postawienia przed sędzią naruszyło prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego (art. 5 ust. 3 Konwencji)? Czy brak możliwości uzyskania odszkodowania za zatrzymanie niezgodne z Konwencją, ale zgodne z prawem krajowym, naruszył prawo do odszkodowania (art. 5 ust. 5 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że sześciodniowe zatrzymanie skarżących przez policję bez postawienia przed sędzią naruszyło art. 5 ust. 3 Konwencji. Powołując się na precedens w sprawie Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu, Trybunał podkreślił, że wymóg "niezwłocznego" doprowadzenia przed sędziego jest rygorystyczny, nawet w sprawach dotyczących terroryzmu, a trudności w prowadzeniu dochodzeń antyterrorystycznych nie usprawiedliwiają tak długiego okresu pozbawienia wolności bez kontroli sądowej. W odniesieniu do art. 5 ust. 5, Trybunał stwierdził, że prawo krajowe (ustawa nr 466) przewidywało odszkodowanie jedynie za *niezgodne z prawem* pozbawienie wolności. Ponieważ zatrzymanie skarżących było zgodne z prawem krajowym (co zostało ustalone w kontekście art. 5 ust. 1), nie mieli oni skutecznego środka do dochodzenia odszkodowania za naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji, co stanowiło naruszenie art. 5 ust. 5.
Stan faktyczny
Pięciu tureckich obywateli (Cennet Avcı (Cabat), Fadime Çelik (Kılıç), Derya Binay, Gülꢀen Arslan i Tamiꢀ Akpınar) zostało zatrzymanych przez policję antyterrorystyczną w Ankarze 28 kwietnia 2001 roku. Prokurator i sędzia DGM (Sądu Bezpieczeństwa Państwa) zgodzili się na przedłużenie ich zatrzymania. Skarżący zostali doprowadzeni przed sędziego śledczego DGM 4 maja 2001 roku, czyli po sześciu dniach zatrzymania, który zarządził ich areszt tymczasowy. Zostali zwolnieni z aresztu 9 lipca 2002 roku i ostatecznie uniewinnieni 11 listopada 2002 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał za dopuszczalne skargi dotyczące długości zatrzymania policyjnego i prawa do odszkodowania za naruszenie art. 5 Konwencji, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 5 Konwencji. 4. Zasądził na rzecz każdego skarżącego 1000 euro tytułem szkody niemajątkowej. 5. Zasądził na rzecz pierwszej skarżącej 1000 euro tytułem kosztów i wydatków oraz łącznie 1000 euro na rzecz pozostałych czterech skarżących tytułem kosztów i wydatków. 6. Oddalił pozostałą część roszczeń skarżących o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   AVCI (CABAT) VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 77191/01)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2007   Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ꢀekle iliꢀkin   değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Davanın nedeni, dört Türk vatandaꢀları Cennet Avcı (Cabat), Fadime Çelik (Kılıç),   Derya Binay, Gülꢀen Arslan ve Tamiꢀ Akpınar’ın (“baꢀvuranlar”), 25 Ekim 2001 tarihinde,   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru   no. 77191/01).   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   Baꢀvuranlar, sırasıyla 1969, 1976, 1982, 1981 ve 1959 doğumludur. Đlk üç baꢀvuran   Ankara’da, dördüncü baꢀvuran Đstanbul’da ve beꢀinci baꢀvuran Aydın’da yaꢀamaktadır.   Nisan 2001’de Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi polis   memurları, baꢀvuranlar Gülꢀen Arslan, Fadime Çelik ve Derya Binay’ı evlerinde yakalamıꢀtır.   Nisan 2001’de Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün isteği üzerine Ankara DGM   Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranların gözaltında tutulmalarının 11 Mayıs 2001’e kadar   uzatılması konusunda mutabık olmuꢀtur.   Mayıs 2001’de Ankara DGM hakimi, baꢀvuranların gözaltında tutulma sürelerinin 3   gün daha uzatılması konusunda mutabık olmuꢀtur.   Mayıs 2001’de baꢀvuranlar önce Cumhuriyet Savcısı, sonra tutuklu olarak   yargılanmalarına karar veren Ankara DGM soruꢀturma sulh hakimi huzuruna çıkarılmıꢀtır.   Temmuz 2002’de baꢀvuranların tutuksuz olarak yargılanmalarına karar verilmiꢀtir.   Kasım 2002’de mahkeme, baꢀvuranların beraatine karar vermiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin ilgili kısımları aꢀağıda kaydedilen 5 §§ 1., 3. ve 5.   maddelerinin ihlal edildiği hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur:   “1. Herkesin kiꢀi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aꢀağıda belirtilen haller ve yasada   belirlenen yollar dıꢀında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:   ...   3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan   herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir görevli önüne   çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma sırasında serbest   bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata   bağlanabilir.   ...   5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmıꢀ bir yakalama veya tutulu kalma iꢀleminin mağduru   olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.”   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK   A. Hükümet’in ilk itirazları   Hükümet, iç hukuk yolları tüketilmemiꢀ olduğu için baꢀvurunun reddedilmesi   gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Yürürlükte olan CMK’nın 128. maddesi uyarınca baꢀvuranların,   polis tarafından gözaltında tutuldukları sürenin uzunluğuna itiraz etme hakkına sahip   olduklarını iddia etmiꢀlerdir. Ayrıca, 2845 no.lu Kanun’un 13 § 2. maddesi uyarınca hakimin   gözaltı süresinin üç gün daha uzatılmasına iliꢀkin kararına itiraz etme haklarının da   bulunduğunu ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, birçok davada Hükümet’in ilk itirazlarını incelediğini ve reddettiğini   hatırlatmaktadır (bkz. Öcalan, §§ 66-71, ve Daꢀ/Türkiye, no. 74411/01, §§ 20-23, 8 Kasım   2005). AĐHM, sözkonusu davada daha önceki baꢀvurularda varmıꢀ olduğu sonuçlardan farklı   bir sonuca varmasına neden olacak özel bir durum olmadığı kanısındadır.   Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında AĐHM, Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmektedir.   B. Diğer kabuledilebilirlik gerekçeleri   Baꢀvuranlar, 5 § 1. madde uyarıca polis tarafından gözaltında tutulmalarının   “kanunlarca öngörülen usullere uygun” olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur. AĐHM,   sözkonusu zamandaki ilgili iç hukukun, DGMlerin yetki alanları içerisindeki suçlara iliꢀkin   olarak yakalanan herhangi bir kimsenin, en geç 48 saat içerisinde veya birden fazla kiꢀiler   tarafından iꢀlenen suçların durumunda 15 gün içerisinde hakim önüne çıkarılması gerektiğini   gözlemlemektedir. Dolayısıyla sözkonusu gözaltına alınma, Türk kanunlarına uygundur.   Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranların 5 § 1. madde bağlamındaki   ꢀikayetinin, temelden yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.   AĐHM, diğer ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça temelden   yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca kabuledilmez oldukları sonucuna varmak için   gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduklarına karar verilmelidir.   II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Hükümet, polis tarafından gerçekleꢀtirilen gözaltı süresinin, ilgili tarihte yürürlükte   olan yasalar ile uyumlu olduğunu ileri sürmüꢀtür. Đlgili hukukun, o zamandan bu yana AĐHM   içtihatı ile uyumlu olarak düzenlendiğini gözönüne alındığında baꢀvuranların iddialarının   temelleri bulunmamaktadır.   AĐHM, baꢀvuranların polis tarafından altı gün süreyle gözaltında tutulduklarını   belirtmektedir. Brogan ve Diğerleri/Đngiltere davasında adli kontrol olmaksızın dört gün altı   saat süren gözaltı süresinin, toplumu bütün olarak terörizme karꢀı amacına sahip olsa bile   AĐHS’nin 5 § 3. maddesi bağlamındaki zaman kısıtlamalarının dıꢀına çıktığı kararını vermiꢀ   olduğunu yinelemektedir (29 Kasım 1988 tarihli karar, A Serisi no. 145 B, sayfa 33-34, § 62).   Bu davada da kabul edildiği gibi terörist suçların soruꢀturulması, yetkili makamların   belirli problemlerle karꢀı karꢀıya kalmasına neden olsa dahi AĐHM baꢀvuranları, adli   müdahale olmaksızın altı gün süreyle gözaltında tutmanın gerekli olduğunu kabul   edememektedir.   Dolayısıyla AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 5 § 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar AĐHS’nin 5 § 5. maddesi uyarınca AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edildiği   iddiaları karꢀısında tazminat hakkına sahip olmadıkları hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.   Hükümet, kanuna aykırı olarak gözaltına alma durumlarında bir tazminat talebinin,   Mahkeme’nin 466 no.lu Kanun uyarınca kanuna aykırı olarak yakalanan veya gözaltına alınan   kiꢀilere ödenebilecek tazminata iliꢀkin nihai kararını müteakiben sunulabileceğini belirtmiꢀtir.   Ancak, baꢀvuranların polis tarafından gözaltında tutulmalarının, sözkonusu tarihte yürürlükte   olan yerel hukuka uygun olması nedeniyle bu baꢀlık altındaki iddiaları asılsızdır.   AĐHM, ancak kanuna aykırı olarak özgürlükten mahrum bırakılma nedeni ile 466   no.lu Kanun uyarınca tazminat davası açılabileceğini belirtmektedir. Baꢀvuranların polis   tarafından gözaltında tutulmalarının yerel hukuka uygun olduğunu gözlemlemektedir. Sonuç   olarak, baꢀvuranlar 466 no.lu Kanun hükümleri uyarınca tazminat alma hakkına sahip   değillerdir (bkz. Sakık ve Diğerleri, § 60).   Bu nedenle AĐHM AĐHS’nin 5 § 5. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğu kanısına   varmaktadır.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranlar manevi zarar için 5,000 Euro (beꢀ bin Euro) tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranların talep ettiği meblağa itiraz etmiꢀtir.   Đçtihatını gözönünde bulunduran ve adil temellere dayanarak değerlendirmede bulunan   AĐHM, herbir baꢀvurana manevi zarar için 1,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Mahkeme masrafları   Đlk baꢀvuran AĐHM huzurunda yapılan mahkeme masrafları için 3,500 Euro talep   ederken diğer dört baꢀvuran toplam 2,300 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuranlar taleplerini   desteklemek için Đstanbul Barosu’nun 2006 yılı için tavsiye ettiği asgari ücret listesini   sunmuꢀtur.   Hükümet, taleplere itiraz etmiꢀtir.   Sunulan bilgileri ve esaslara iliꢀkin içtihatını gözönünde bulunduran AĐHM, ilk   baꢀvurana AĐHM huzurundaki iꢀlemlerde yapılan masraflar için 1,000 Euro tazminat   ödenmesine karar vermiꢀtir. Diğer baꢀvuranlara mahkeme masrafları için toplam 1,000 Euro   tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun   olduğuna karar vermiꢀtir.   BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Polis tarafından gözaltında tutulması süresinin uzunluğuna ve AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal   edildiği iddiasına karꢀılık tazminat alma hakkına iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir ve   baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 5 § 5. maddesinin ihlal edildiğine;   4. (a) sorumlu Devletin baꢀvurana, kararın AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden yeni Türk   Lirası’na çevrilmek üzere, aꢀağıda kaydedilen miktarları ödemesi gerektiğine:   (i) Herbir baꢀvurana manevi tazminat için 1000 Euro (bin Euro),   (ii) Đlk baꢀvurana mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);   (iii) Diğer dört baꢀvurana toplam olarak mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);   (iv) Yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her tür vergi;   (b) Yukarıda kaydedilmiꢀ olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak faiz   oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü   olduğuna karar vermiꢀ,   5. Baꢀvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve   3. fıkraları uyarınca 16 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło