77361/01
WyrokETPCz2006-12-12ECLI:CE:ECHR:2006:1212JUD007736101
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego oraz niewykonanie prawomocnego orzeczenia sądowego dotyczącego odszkodowania za wywłaszczenie naruszyły prawo do rzetelnego procesu i prawo do poszanowania mienia?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że prawo do rzetelnego procesu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji, obejmuje prawo do wykonania prawomocnego orzeczenia sądowego, a jego brak czyni to prawo iluzorycznym. Znaczące opóźnienie w wykonaniu orzeczenia, które stało się prawomocne w marcu 2001 roku i do 2006 roku nie zostało zrealizowane, stanowi naruszenie. Ponadto, postępowanie trwające ponad siedem lat w sprawie o odszkodowanie za wywłaszczenie, która nie była szczególnie skomplikowana, przekroczyło rozsądny termin. Niewypłacenie zasądzonego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość stanowiło również ingerencję w prawo do poszanowania mienia, naruszając art. 1 Protokołu nr 1.Stan faktyczny
Skarżący, Mustafa Nazif Dildar, był właścicielem dwóch domów w Stambule, które zostały wywłaszczone przez Gminę Stambuł w 1987 roku. Po początkowej wypłacie odszkodowania, skarżący w 1994 roku wszczął postępowanie sądowe o dodatkowe odszkodowanie. Sąd krajowy zasądził dodatkową kwotę wraz z odsetkami w 1998 roku, a decyzja ta stała się prawomocna w marcu 2001 roku. Pomimo prawomocności, zasądzone odszkodowanie nie zostało wypłacone skarżącemu do momentu rozpatrzenia sprawy przez ETPCz w 2006 roku.Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w zakresie niewykonania orzeczenia sądowego. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w zakresie długości postępowania. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Zasądza na rzecz skarżącego 59 000 EUR tytułem szkody majątkowej, 2 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Oddala pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
DĐLDAR - TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 77361/01)
KARAR
STRAZBURG Aralık 2006
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,
üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
_____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Dava, Mustafa Nazif Dildar (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 20 Temmuz 2001
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34.
maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no.
77361/01) kaynaklanmaktadır.
OLAYLAR
I.DAVA OLAYLARI
Baꢀvuran 1948 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. 25 Haziran 1987
tarihinde, Đstanbul Belediyesi, baꢀvurana ait, Beyoğlu’nda bulunan iki evi kamulaꢀtırmaya
karar vermiꢀtir. Baꢀvuran, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde, Belediye kararının iptali istemiyle
dava açmıꢀtır. 22 Aralık 1993 tarihinde, Đdare Mahkemesi, talebi reddetmiꢀtir. Bir bilirkiꢀi
komitesi taꢀınmazın değerini 11.590.000 TL olarak belirlemiꢀ ve bu meblağ, kamulaꢀtırma
gerçekleꢀtiğinde baꢀvurana ödenmiꢀtir. 18 Ocak 1994 tarihinde, baꢀvuran, artırma bedeli
talebiyle Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. 28 Mayıs 1998 tarihindeki
duruꢀmaya baꢀvuran ve avukatı katılmamıꢀtır. Ardından, mahkeme, baꢀvuran yeniden dilekçe
verene kadar dosyanın iꢀlemden kaldırılmasına karar vermiꢀtir. 5 Haziran 1998 tarihinde,
baꢀvuranın avukatı tarafından verilen dilekçenin ardından, dava yeniden baꢀlamıꢀtır. Beyoğlu
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, yirmi üç duruꢀma yapılmıꢀ, bunların altısına baꢀvuran ve
avukatı katılmamıꢀtır. 16 Temmuz 1998 tarihinde, mahkeme, 22 Aralık 1993 tarihinden
itibaren geçerli olmak üzere, baꢀvurana 615.478.000 TL1 artırma bedeli ve yasal faiz oranının
ödenmesine karar vermiꢀtir. Baꢀvuranın temyize gitmesi üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde,
Yargıtay, Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır. Karar, baꢀvurana 26
Ocak 2001 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir. Baꢀvuran, karar düzeltme talebinde bulunmuꢀtur. 23
Mart 2001 tarihinde, Yargıtay baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir. 30 Haziran 2006 tarihli
görüꢀünde, baꢀvuran Sekreterya’ya, 16 Temmuz 1998 tarihinde, birinci derece mahkemesi
tarafından ödenmesine karar verilen meblağın kendisine hala ödenmediğini bildirmiꢀtir.
HUKUK
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi kapsamında, adil yargılama yapılmaması, uzun
yargılama süresi ve lehine çıkmıꢀ mahkeme kararının uygulanmamasını ileri sürerek ꢀikâyetçi
olmuꢀtur. Ayrıca, AĐHS’nin 1 no’lu Protokolü’nün 1. maddesi kapsamında, taꢀınmazının
kamulaꢀtırılmasından sonra kendisine ödenmesine karar verilen artırma bedeline iliꢀkin
yetersiz faizi ve yetkililerin bu meblağı ödememesini öne sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur.
I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK
A.Hükümet’in Đlk Đtirazı
1.Đç Hukuk Yolarının Tüketilmemesi
Hükümet, baꢀvurunun, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının
tüketilmemesi sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, zira baꢀvuranın Yargıtay kararının
düzeltilmesini talep etmediğini belirtmiꢀtir. Ayrıca, lehine çıkan mahkeme kararının ardından,
baꢀvuran, Đstanbul Đcra Dairesi’nde Belediye’nin ödemeyi yapması için iꢀlem
baꢀlatabileceğini ya da doğrudan Belediye’ye baꢀvurarak parasını talep edebileceğini ifade Karar tarihinde, bu meblağ yaklaꢀık olarak 2,291 ABD Doları’na eꢀitti.
etmiꢀtir. Buna ek olarak, Hükümet, baꢀvuranın ödemeyi geciktiren Devlet görevlileri aleyhine
cezai iꢀlem baꢀlatma imkânının olduğunu ifade etmiꢀtir.
Baꢀvuranın 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki ꢀikâyetine iliꢀkin olarak,
Hükümet, baꢀvuranın, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi kapsamında faydalanabileceği
hukuk yolundan gerektiği üzere faydalanmadığını belirtmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın Yargıtay’dan karar düzeltme talebinde bulunduğunu ancak, bu
talebin 23 Mart 2001 tarihinde reddedildiğini gözlemler. Ayrıca, baꢀvurandan, kendi lehine
çıkmıꢀ mahkeme kararının uygulanması için Belediye’ye ayrı bir talepte bulunmasının
beklenemeyeceğini not eder.
Hükümet’in, baꢀvuranın kararın uygulanması için Đcra Dairesi’ne baꢀvurmamasına
iliꢀkin görüꢀüyle ilgili olarak, AĐHM, Kanioğlu ve Diğerleri – Türkiye davasında (no.
44766/98, 44771/98 ve 44772/98, 13 Mayıs 2004) benzer bir itirazı incelediğini ve bu hukuk
yolunun alacaklılara olumlu bir sonuç getiremeyeceği gerekçesiyle reddettiğini not eder.
Hükümet’in 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki ꢀikâyete iliꢀkin itirazıyla
ilgili olarak, AĐHM, Aka – Türkiye davasında benzer bir ilk itirazı reddettiğini gözlemler (23
Eylül 1998). Bu davada farklı yaklaꢀım için hiçbir gerekçe görmemektedir.
Dolayısıyla, AĐHM Hükümet’in iç hukuk yollarıyla ilgili ilk itirazlarını reddeder.
2.Altı ay Kuralı
Hükümet ayrıca, baꢀvurunun altı ay kuralına uyulmamasından dolayı reddedilmesi
gerektiğini zira baꢀvuranın, en son yerel mahkeme karar tarihi olan 19 Aralık 2000’den sonra
altı ay içinde baꢀvurusunu yapmadığını belirtmiꢀtir.
AĐHM, bu davanın, hukuk mahkemeleri usulü ile ilgili olduğunu ve Türkiye’deki
karar düzeltme usulünün de genel olarak kabul edilmiꢀ olan uluslararası hukuk ilkeleri
çerçevesinde etkili bir iç hukuk yolu teꢀkil ettiğini tekrarlar (bkz. Molin Đnꢀaat – Türkiye, no.
23762/94, 7 Eylül 1995). Dolayısıyla, Yargıtay’ın karar tarihi, altı aylık süre limitinin
belirlenmesi için baꢀlangıç noktası olarak alınamaz (bkz. Latif Fuat Öztürk – Türkiye, no.
54673/00, 2 ꢁubat 2006). AĐHM, bu davada, altı ay kuralının, Yargıtay’ın baꢀvuranın karar
düzeltme talebini reddettiği tarih olan 23 Mart 2001’de iꢀlemeye baꢀladığını gözlemler.
Baꢀvuran, baꢀvurusunu 20 Temmuz 2001 tarihinde yaparak, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinde
belirtilmiꢀ olan koꢀula uygun hareket etmiꢀtir. Dolayısıyla, Hükümet’in itirazının
reddedilmesi gereklidir.
B.Kabuledilebilirliğe iliꢀkin diğer gerekçeler
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi kapsamında adil yargılanmadığını, zira Beyoğlu
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, yasal faiz oranının iꢀlemeye baꢀladığı tarihi belirleyen
kararının keyfi olduğunu iddia etmiꢀtir.
AĐHM, görevinin, bir temyiz mahkemesi olarak veya kimi zaman da değinildiği gibi,
bir dördüncü derece mahkemesi olarak görev yapmak olmadığını not eder. Đçtihadına göre,
tanıkların güvenilirliğini ve davaya iliꢀkin hususlarla kanıtlar arasındaki bağlantıyı en iyi
değerlendirebilecek olan yerel mahkemelerdir (bkz. diğer içtihatlar arasında Vidal – Belçika,
Nisan 1992, Edwards – Đngiltere, 16 Aralık 1992). Yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, AĐHM,
bu ꢀikâyetin, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri bağlamında temelsiz olduğundan
reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM, aksi takdirde, baꢀvuranın ꢀikâyetlerinin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında
temelsiz olmadığını not eder. Ayrıca, herhangi baꢀka bir gerekçeden dolayı kabuledilmez
olmadıklarını da not eder. Dolayısıyla, kabuledilebilir ilan edilmeleri gereklidir.
II.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin iki ihlalinin olduğunu iddia etmiꢀtir.
Sözkonusu maddeye göre:
“Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar… konusunda karar verecek olan,
… bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun … olarak
görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
1.Mahkeme kararlarının uygulanmaması
Baꢀvuran, Belediye’nin yerel mahkemelerin kendisi aleyhine verdiği kararların yerine
getirilmediğini ileri sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet, bu ꢀikayetin esasları hakkında herhangi bir görüꢀ bildirmemiꢀtir.
AĐHM, bir Sözleꢀmeci Devlet’in iç hukuk sisteminin, nihai ve bağlayıcı bir yargı
kararının bir tarafın aleyhine olacak nitelikte kalmasına izin verdiği takdirde, AĐHS’nin 6 § 1.
maddesi ile teminat altına alınan mahkemeye eriꢀim hakkının, yüzeysel olacağını tekrarlar.
Dolayısıyla, herhangi bir mahkeme tarafından verilen bir kararın uygulanması, 6. maddenin
amaçları bağlamında “yargılama”nın bütünleyici bir parçası olarak görülmelidir (bkz.
diğerleri meyanında Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997).
Bu davada, AĐHM, 16 Temmuz 1998 tarihinde, Beyoğlu Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin, Belediye’ye, taꢀınmazının kamulaꢀtırılmasından dolayı baꢀvurana artırma
bedeli ve faiz ödemesi talimatını verdiğini gözlemler. Temyiz sürecini takiben, bu karar 23
Mart 2001 tarihinde kesinleꢀmiꢀtir. Bu karar henüz uygulanmamıꢀtır. AĐHM, bu bağlamda,
Devlet’in AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ile bağlı olduğu kanısındadır (Scollo – Đtalya, 28 Eylül
1995; Tunç – Türkiye, no. 54040/00, 24 Mayıs 2005).
AĐHM, bu davada nihai yargı kararlarına uygun hareket etmek amacıyla gerekli
önlemleri almak için böylesine önemli bir süre gecikmekle, yetkililerin 6 § 1. madde
hükümlerinin faydalı etkilerinden yoksun kalınmasına sebep olduğunu tespit etmiꢀtir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2.Yargılama süresi
Hükümet, davanın karmaꢀık olduğunu ileri sürmüꢀtür. Mahkemenin dört ayrı bilirkiꢀi
görüꢀü istediğini belirtmiꢀtir. Ayrıca, baꢀvuranın, birkaç duruꢀmaya gelmeyerek yargılama
süresinin uzamasına olumsuz katkıda bulunduğunu ifade etmiꢀtir.
AĐHM, yargılama süresinin makul uzunluğunun, dava ꢀartları ıꢀığında ve AĐHM
içtihadında ortaya konulmuꢀ olan ölçütler ve özellikle davanın karmaꢀık yapısı ile baꢀvuran
ve ilgili makamların tutumlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar (bkz.
diğer içtihatların yanı sıra Richard ve Fransa, 22 Nisan 1998).
Bu davada, AĐHM, ele alınacak sürenin, baꢀvuranın Beyoğlu Asliye Hukuk
Mahkemesi’nde dava açtığı tarih olan 18 Ocak 1994’te baꢀladığını not eder. Bu süre,
Yargıtay’ın baꢀvuranın karar düzeltme talebini reddettiği 23 Mart 2001 tarihinde sona
ermiꢀtir. Dolayısıyla, iki yargı kademesinde yedi yıl iki aydan fazla sürmüꢀtür, bu mercilerden
biri davayı iki defa incelemiꢀtir.
AĐHM, davanın özel bir karmaꢀıklığının bulunmadığını gözlemler. Ayrıca, yargılama
süresinin, yalnızca birkaç davaya katılmadığı için baꢀvurana yüklenemeyeceği kanısındadır.
Yetkililerin tutumuna gelince, AĐHM, yerel mahkemelerin yedi yıl iki ay boyunca üç
karar verdiğini not eder. Ayrıca, Belediye, ödenmesine hükmedilen meblağı ve ilgili faizi
baꢀvurana hala ödememiꢀtir.
Buna göre, AĐHM, yargılamanın “makul süre” içinde sonuçlandırılmadığını tespit
etmiꢀtir. Sonuç olarak, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III.AĐHS’NĐN 1. NO’LU PROTOKOLÜ’NÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI
Baꢀvuran, bir yandan 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında taꢀınmazının
kamulaꢀtırılmasından sonra artırma bedeli üzerinden yetersiz faizi, diğer yandan da
yetkililerin bu meblağı ödememesini öne sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur. 1 no’lu Protokol’ün 1.
maddesine göre:
“Her gerçek ve tüzel kiꢀinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini
isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen
koꢀullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun
bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak
kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da baꢀka katkıların veya para cezalarının
ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları
hakka halel getirmez.”
Hükümet, baꢀvuranın argümanlarına itiraz etmiꢀtir. Baꢀvurana, taꢀınmazının
kamulaꢀtırılması üzerine yeterli tazminatın ödendiğini öne sürmüꢀtür.
AĐHM, taꢀınmazı kamulaꢀtırılan baꢀvurana, Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi
tarafından artırma bedeli ödenmesine karar verildiğini gözlemler. Bu kararın 23 Mart 2001
tarihinde kesinleꢀmesine rağmen, henüz hiçbir ödeme yapılmamıꢀtır.
AĐHM, geçmiꢀte benzer davalar incelediğini ve AĐHS’nin 1 nolu Protokolü’nün 1.
maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini not eder (bkz. Tunç – Türkiye, 24 Mayıs 2005; Kuzu
– Türkiye, 17 Ocak 2006; Bourdov – Rusya, no. 59498/00). AĐHM, bu davada farklı bir
sonuca varmak için hiçbir gerekçe görmemektedir.
Yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, AĐHM, artırma bedeline iliꢀkin yetersiz faizle ilgili
ꢀikayetin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısına varmıꢀtır.
Bu davada, 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.
IV.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili
Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,
gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A.Tazminat
Kamulaꢀtırılmıꢀ taꢀınmazının iddia edilen piyasa değerine dayanarak, baꢀvuran,
1,000,000 Dolar maddi tazminat talep etmiꢀtir. Ayrıca 100.000 Dolar manevi tazminat talep
etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın maddi tazminat talebinin abartılı ve kanıtlanmamıꢀ olduğunu
ileri sürmüꢀtür. Ayrıca, AĐHM’nin bu davada bir ihlal tespit etmesi halinde, bunun,
baꢀvuranın maruz kaldığı her türlü manevi zarar için yeterli tazmin teꢀkil edeceğini
belirtmiꢀtir. Aka kararında kullanılan hesaplama yöntemini kullanarak ve ilgili ekonomik
bilgileri dikkate alarak, AĐHM, baꢀvurana 59,000 Euro maddi tazminat ödenmesine karar
vermiꢀtir. Bu meblağ, baꢀvuranın bu davada ele alınan ödenmemiꢀ alacağının nihai olarak
hallini teꢀkil edecektir.
Manevi tazminatla ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuranın zararının yalnızca çeꢀitli ihlal
tespitleriyle yeterince tazmin edilemeyeceği kanısındadır. Dava ꢀartlarını dikkate alarak,
AĐHM, baꢀvurana bu baꢀlık altında 2,000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
B.Mahkeme masrafları
Baꢀvuran, avukatının dava için 60 saatlik bir çalıꢀma yaptığını belirtmiꢀtir. Đstanbul
Barosu asgari ücret tarifesini temel alarak, avukatının ücretinin 12,600 Dolar olduğunu
hesaplamıꢀtır. Ayrıca, AĐHM’deki mahkeme masrafları için de 500 Dolar talep etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın talebinin tamamen temelden yoksun olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Elindeki belgeler temelinde ve eꢀitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda,
AĐHM, baꢀvurana mahkeme masrafları için 1,000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C.Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiꢀtir.
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1.Uzun yargılama, taꢀınmazın kamulaꢀtırılmasının ardından kararın uygulanmaması,
ödenmesine hükmedilen artırma bedeline iliꢀkin yetersiz faiz, yetkililerin bu meblağı
ödememesine iliꢀkin ꢀikayeti kabuledilebilir, baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilmez
olduğuna;
2.Kararın uygulanmaması bağlamında AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3.Yargılamanın uzunluğu bağlamında AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4.AĐHS’nin 1 no’lu Protokolü’nün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
5.(a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, baꢀvurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk
Lirası’na çevrilmek üzere aꢀağıdaki meblağları ödemesine:
(i)59,000 Euro (elli dokuz bin Euro) maddi tazminat;
(ii)2,000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat;
(iii)mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);
(iv)uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
6. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đngilizce hazırlanmıꢀ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 12
Aralık 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
S. DOLLE
J.-P. COSTA
Yazı Đꢀleri Müdürü
Baꢀkan
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło