7755/05

WyrokETPCz2009-10-20ECLI:CE:ECHR:2009:1020JUD000775505

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego dotyczącego własności gruntów w Turcji, trwającego ponad 22 lata, naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie krajowe, które trwało ponad 22 lata i 8 miesięcy od daty uznania przez Turcję prawa do skargi indywidualnej (28 stycznia 1987 r.) i nadal było w toku, było nadmiernie długie. Oceniając rozsądny termin, Trybunał wziął pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżących oraz władz krajowych, a także stawkę dla skarżących. Stwierdził, że w świetle swojego orzecznictwa w podobnych sprawach, długość postępowania była niezgodna z wymogami art. 6 ust. 1 Konwencji. Skarga z art. 1 Protokołu nr 1 została uznana za niedopuszczalną, ponieważ brak było ostatecznego rozstrzygnięcia w sprawie własności gruntów, co czyniło ją przedwczesną.
Stan faktyczny
W 1979 roku ojciec skarżących i 34 inne osoby wnieśli pozew do Sądu Katastralnego w Söke, domagając się udziałów w gruntach o powierzchni około 30 milionów metrów kwadratowych. Kwestionowali oni rejestrację tych gruntów na rzecz podmiotu prawnego wsi. Postępowanie krajowe, charakteryzujące się wielokrotnymi uchyleniami wyroków przez Sąd Kasacyjny i ponownymi rozpatrywaniami przez sąd niższej instancji, trwało od 1979 roku i w momencie wydania wyroku ETPCz (2009 rok) nadal było w toku. Skarżący, jako spadkobiercy, kontynuowali postępowanie po śmierci ojca.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą długości postępowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza, że w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, Rząd Turcji ma zapłacić: a) tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, wraz z wszelkimi należnymi podatkami: i) 5 200 EUR dla Okay Serçinoğlu; ii) 5 200 EUR dla Oktay Serçinoğlu; iii) 5 200 EUR łącznie dla Dilek Serçinoğlu, Orhun Serçinoğlu, Ülkü Serçin Serçinoğlu, Vedide Deveci, Orhan Nazif Serçinoğlu i Tevfik Savaş Serçinoğlu. b) tytułem kosztów i wydatków, wraz z wszelkimi należnymi podatkami, łącznie 2 500 EUR. 4. Odrzuca pozostałe roszczenia skarżących o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   SERÇĐNOĞLU/TÜRKĐYE   (B a ꢀvuru no. 7755/05)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 7755/05 no’lu davanın nedeni sırasıyla   1958, 1956 ve 1940 doğumlu T.C. vatandaꢀları Okay Serçinoğlu, Oktay Serçinoğlu ve Ahmet   Oğuz Serçinoğlu’nun (“baꢀvuranlar”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 3 ꢁubat 2005   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Okay Serçinoğlu tarafından temsil edilmiꢀtir. 20 Mayıs   2008’de fakslanan bir yazıyla Sekretarya’ya Ahmet Oğuz Serçinoğlu’nun vefat ettiği   bildirilmiꢀtir. Đkinci eꢀi ve beꢀ çocuğu (Dilek Serçinoğlu, Vedide Deveci, Orhan Nazif   Serçinoğlu, Orhun Serçinoğlu, Ülkü Serçin Serçinoğlu ve Tevfik Savaꢀ Serçinoğlu)   baꢀvuruya devam etmek istediklerini belirtmiꢀlerdir. Pratik nedenlerden ötürü, her ne kadar   ailesi baꢀvuran olarak kabul edilse dahi, Ahmet Oğuz Serçinoğlu’nun baꢀvuran olarak   anılmasına devam edilecektir (bkz. Ahmet Sadık/Yunanistan, 15 Kasım 1996, 3. paragraf,   Hüküm ve Karar Raporları 1996-V).   OLAYLAR   ꢁubat 1979’da baꢀvuranların babalarının da dahil olduğu otuz beꢀ kiꢀi, Söke Tapu   Kadastro Mahkemesi’ne baꢀvurarak toplamda yaklaꢀık 30,000,000 metre kare geniꢀliğinde   arazide hisse talebiyle dava açmıꢀlardır. Sözkonusu arazinin, bölgede 1974 ve 1979   senelerinde yapılan arazi etüdü sırasında köy tüzel kiꢀiliği adına kaydedilmiꢀ olmasına itiraz   etmiꢀlerdir. 5 Aralık 1985’te ulusal mahkeme, taleplerini reddetmiꢀtir. 30 Haziran 1987’de   Yargıtay, kararı bozmuꢀtur.   Belirsiz bir tarihte dava, 11 Temmuz 1991’de kararını veren Söke Tapu Kadastro   Mahkemesi’ne gönderilmiꢀtir. Her iki taraf da kararı temyiz etmiꢀtir. 29 Kasım 1993’te   Yargıtay, kararı bozmuꢀtur.   Ekim 2002’de Söke Tapu Kadastro Mahkemesi, önceki kararı ile aynı doğrultuda bir   karar vermiꢀtir. 31 Mart 2003’te baꢀvuranlar, babalarının ölümünü müteakiben, varisleri   olarak Yargıtay’a temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀlardır.   Haziran 2007’de Yargıtay kararı bozmuꢀtur. 7 Mart 2008’de baꢀvuranlar, kararın   düzeltilmesini talep etmiꢀlerdir. Tarafların sunduğu ve dava dosyasında yer alan bilgilere   göre, dava halen ulusal mahkemeler önünde derdesttir.   HUKUK   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6/1 maddesi ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak   yargılama süresinin aꢀırı olduğundan ve bunun, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı   gösterilmesini isteme haklarının ihlaline neden olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀtur. Hükümet, bu   iddialara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranların AĐHS’nin 6/1 maddesi bağlamındaki ꢀikayetlerinin, 35/3. madde   uyarınca dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadıklarını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktelerdir.   AĐHM, göz önüne alınması gereken sürenin, Türkiye’nin kiꢀisel baꢀvuru hakkını   tanıdığı 28 Ocak 1987’de baꢀladığını kaydeder. Ancak, sözkonusu tarihten bu yana geçen   sürenin makullüğü değerlendirilirken, yargılamanın o tarihte bulunduğu aꢀama göz önüne   alınmalıdır (bkz. ꢁahiner/Türkiye, no. 29279/95, 21. paragraf, AĐHM 2001-IX). 28 Ocak 1987   tarihi itibariyle davanın, yedi yıl on bir aydan fazla süredir devam etmekte olduğunu   kaydeder. Anlaꢀıldığı kadarıyla yargılamanın halen devam etmesi nedeniyle, sözkonusu süre   henüz sona ermemiꢀtir. Dolayısıyla, iki aꢀamalı yargılamada yirmi iki yıl sekiz ay devam   etmiꢀtir.   AĐHM yargılama süresinin makullüğünün, dava koꢀulları ıꢀığında ve davanın   karmaꢀıklığı, baꢀvuranlar ile ilgili makamların tutumları ve baꢀvuranlar için nelerin riskte   olduğu gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz.   Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, 43. paragraf, AĐHM 2000-VII).   AĐHM, mevcut baꢀvurudakine benzer sorunların ortaya konduğu davalarda sıklıkla,   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.   Sunulan delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca   varmasını sağlayacak görüꢀler ya da iddialar ileri sürmediği kanaatindedir. Konuya iliꢀkin   içtihadını göz önüne alan AĐHM, yargılama süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” koꢀulunu   karꢀılamadığı kanısına varmaktadır. Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranların AĐHS’ye ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki   ꢀikayetleri hususunda yargılamanın halen devam ettiğini ve baꢀvuranların, taꢀınmazın yasal   sahipleri olup olmadıklarının, henüz nihai bir kararla çözüme ulaꢀtırılmıꢀ olmadığını   gözlemler. Sonuç olarak, AĐHM sözkonusu ꢀikayetin, açıkça dayanaktan yoksun olması   nedeniyle AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği   sonucuna varır (bkz. Ali Kemal Uğur ve Diğerleri/Türkiye, no. 8782/02, 39. paragraf, 3 Mart   2009).   AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranlar, maddi tazminat olarak 8,655,150 Euro talep etmiꢀtir. Ayrıca manevi   tazminat olarak 1,195,000 Euro talep etmiꢀtir. Talep edilen 1,195,000 Euro’nun 195,000   Euro’su yargılama süresinin aꢀırı olması hususundaki ꢀikayete iliꢀkin, kalan meblağ da 1   No’lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki ꢀikayete iliꢀkindir. Baꢀvuranlar son olarak,   yargılama masraf ve giderleri için 72,000 Euro talep etmiꢀtir. Talep edilen 72,000 Euro’nun   8,000 Euro’su AĐHM önünde yapılan yargılamalara, kalan 64,820 Euro’su da ulusal   mahkemeler önünde yapılan yargılamalara iliꢀkindir. Baꢀvuranlar bu bağlamda, diğer   belgelerin yanısıra, bir bilirkiꢀi raporuna, ulusal mahkemeler ve noterlerce verilen   makbuzlara, tarihi 1979 yılına kadar giden çeꢀitli avukatlık sözleꢀmelerine, vekaletname   ücretlerine ve posta makbuzlarına dayanmıꢀlardır.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı tespit   etmemiꢀtir; bu nedenle, sözkonusu talebi reddeder.   Ancak, AĐHM baꢀvuranların yalnızca ihlal tespiti ile yeterince telafi edilemeyecek   derecede manevi zarara uğramıꢀ olmaları gerektiğini kabul eder. AĐHM, bir AĐHS maddesinin   ihlal edildiğini tespit ettiği durumlarda, uğradığı manevi zarar için baꢀvurana belirli bir   meblağ ödenmesine karar verebilir. Sözkonusu meblağın ödenme amacı, ihlalin neden olduğu   sıkıntı, rahatsızlık ve belirsizlik durumunu telafi etmektir (bkz. Comingersoll S.A./Portekiz   [BD], no. 35382/97, 29. paragraf, AĐHM 2000-IV; Arvanitaki-Roboti ve Diğerleri/Yunanistan   [BD], no. 27278/03, 27. paragraf, AĐHM 2008-…; ve Kakamoukas ve Diğerleri/Yunanistan   [BD], no. 38311/02, 39. paragraf, 15 ꢁubat 2008).   Aynı somut ve kanuni gerekçelerle ve aynı amaca yönelik olarak birlikte hareket eden   bir grup insanın açtığı dava süresinin aꢀırı olmasının AĐHS’nin 6. maddesinin ihlaline neden   olması durumunda, grubun her bir üyesine, ilke olarak ve uygulanacak standartlara halel   getirmeksizin, ayrı ayrı manevi tazminat ödenebilir (bkz. Arvanitaki-Roboti ve Diğerleri, 29.   paragraf ve Kakamoukas ve Diğerleri, 41. paragraf).   Bir grup baꢀvuranın mağdur statülerinin, ihtilaflı ulusal yargılamadaki asıl katılımcı ile   hukuki bir bağlantılarının mevcut olmasından kaynaklanması farklı bir durumdur. Bu tür bir   durum, örneğin, yargılamadaki asıl taraflardan birinin vefat etmesi ve yerini varislerinin   alması ya da iflas ettiğinin duyurulması ve yerini malvarlığını temsil eden vekillerin alması ya   da talepten vazgeçilmesi hallerinde ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda AĐHM, durum   neticesinde baꢀvuranların sayısının artmasına dayalı olarak tazminatın da artmasını gerekli   görmez. Bunun nedeni, baꢀvuranların sayısındaki artıꢀın sorumlu Hükümet’e atfedilemeyecek   olmasıdır.   Mevcut davada ilk üç baꢀvuran, babalarının haklarına varisleri olarak sahip   olmuꢀlardır. AĐHM, babaları yaꢀıyor olsaydı ona ödenmesine karar vereceği miktarı temel   alarak baꢀvuranlara topluca tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir. Aynı ꢀekilde hayatta olsaydı   üçüncü baꢀvurana (Ahmet Oğuz Serçinoğlu) ödenecek olan meblağ da altı varisine toplam   olarak ödenecektir.   Sonuç olarak, AĐHM 15,600 Euro’nun ꢀu ꢀekilde bölünmesine karar vermiꢀtir: Okay   Serçinoğlu ve Oktay Serçinoğlu’na ayrı ayrı 5,200 Euro; Dilek Serçinoğlu, Orhun Serçinoğlu,   Ülkü Serçin Serçinoğlu, Vedide Deveci, Orhan Nazif Serçinoğlu ve Tevfik Savaꢀ   Serçinoğlu’na toplam olarak 5,200 Euro.   Ayrıca, anlaꢀıldığı kadarıyla sözkonusu yargılamanın halen ulusal mahkemeler önünde   derdest olduğu göz önüne alındığında, AĐHM en uygun tazmin yolunun, AĐHS’nin 6/1   maddesinin gereklerine riayet edilerek yargılamayı mümkün olduğunca kısa sürede sonuca   bağlamak olduğu kanaatindedir (bkz. yukarıda kaydedilen Ali Kemal Uğur davası, 45.   paragraf).   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranların yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin talepleri hususunda, AĐHM   içtihadına göre, baꢀvuran ancak gerçekten ve gerekli olduğu için yapıldıklarını ve miktarın   makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin edilmesine hak kazanır. Mevcut   davada sunulan belgeleri ve yukarıda anılan kriterleri göz önüne alan AĐHM, baꢀvuranlara   toplam olarak, mevcut yargılama için, AĐHM önünde bir avukat tarafından temsil   edilmemeleri nedeniyle 500 Euro ve ulusal mahkemeler önünde yapılan yargılamalar için   2,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun   olduğuna karar vermiꢀtir.   BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Yargılamanın uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalan kısmının   kabuledilmez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna;   3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere   aꢀağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;   (i) ödenebilecek her tür vergi ile birlikte manevi tazminat olarak ;   - Okay Serçinoğlu ve Oktay Serçinoğlu’nun her birine 5,200 Euro (beꢀ bin iki yüz   Euro);   - Dilek Serçinoğlu, Orhun Serçinoğlu, Ülkü Serçin Serçinoğlu, Vedide Deveci, Orhan   Nazif Serçinoğlu ve Tevfik Savaꢀ Serçinoğlu’na toplam olarak 5,200 Euro (beꢀ bin iki   yüz Euro);   (ii) yargılama masraf ve giderleri için toplam 2,500 Euro (iki bin beꢀ yüz Euro) ve   ödenebilecek her tür vergi;   (b) Yukarıda kaydedilmiꢀ olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak faiz   oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü   olduğuna karar vermiꢀ,   4. Baꢀvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve   3. fıkraları uyarınca 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło