77649/01
WyrokETPCz2006-04-25ECLI:CE:ECHR:2006:0425JUD007764901
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pięciodniowe zatrzymanie skarżącego bez postawienia go przed sędzią naruszyło jego prawo do niezwłocznego postawienia przed sędzią lub innym urzędnikiem uprawnionym do wykonywania funkcji sądowych, zgodnie z art. 5 ust. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo (m.in. Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu), podkreślił, że nawet zatrzymanie trwające cztery dni i sześć godzin bez kontroli sądowej jest zbyt długie w świetle rygorystycznych ograniczeń czasowych art. 5 ust. 3 Konwencji. W niniejszej sprawie skarżący był zatrzymany przez pięć dni bez postawienia przed sędzią. Trybunał uznał, że pomimo specyficznych problemów związanych z dochodzeniami w sprawach o terroryzm, pięciodniowe zatrzymanie bez kontroli sądowej nie może być uznane za konieczne, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia art. 5 ust. 3 Konwencji.Stan faktyczny
Ahmet Mete, obywatel turecki urodzony w 1950 roku, został aresztowany 8 lipca 2001 roku w Nusaybin przez policję antyterrorystyczną pod zarzutem pomocy i wspierania PKK. Był przetrzymywany przez pięć dni bez postawienia przed sędzią. Podczas przesłuchania policyjnego przyznał się do powiązań z PKK, ale później wycofał te zeznania, twierdząc, że zostały wymuszone. Ostatecznie został skazany na dwanaście lat i sześć miesięcy pozbawienia wolności za członkostwo w organizacji terrorystycznej i pomoc jej.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznał skargę dotyczącą długości zatrzymania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną.
2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
3. Zasądził na rzecz skarżącego 1000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku.
4. Odrzucił pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
AHMET METE - TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 77649/01)
KARAR
STRAZBURG Nisan 2006
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,
üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
Dava, Ahmet Mete (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 22 Ekim 2001 tarihinde,
Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesine
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no. 77649/01)
kaynaklanmaktadır.
OLAYLAR
I.DAVA OLAYLARI
Baꢀvuran, 1950 doğumludur ve Aydın’da ikamet etmektedir. PKK’ya yardım ve
yataklık yaptığı ꢀüphesiyle Nusaybin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi’ne bağlı
polisler tarafından 8 Temmuz 2001 tarihinde Nusaybin’de tutuklanmıꢀtır. Aynı gün, baꢀvuran,
tutuklu haklarının izah edildiği bir form imzalamıꢀtır. Bu formda, gözaltına alınmasının
yakınlarına haber verilmesi ve avukat yardımı hakkı ifade edilmekteydi. Nezaret kayıt
defterine göre, polis, baꢀvuranın kız kardeꢀinin kocasına, baꢀvuranın gözaltına alındığı
haberini vermiꢀtir. Ayrıca, bu defterde baꢀvuranın avukat yardımı istemediği de belirtilmiꢀtir.
Nusaybin Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polisler tarafından yapılan sorgusu sırasında,
baꢀvuran, PKK ile olan bağlantısını ayrıntısıyla itiraf etmiꢀtir. 9 Temmuz 2001 tarihli
sorgulama tutanaklarına göre, baꢀvurana, soruꢀturmanın her safhasında avukat yardımından
yararlanabileceği bildirilmiꢀtir. 10 Temmuz 2001 tarihinde, baꢀvuran, sorgulanmak üzere
Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele birimine nakledilmiꢀtir. 11 Temmuz 2001
tarihinde, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın polis gözaltı süresini 13 Temmuz 2001
tarihine kadar uzatmıꢀtır. 13 Temmuz 2001 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde
sorgulanması esnasında, baꢀvuran, PKK için yaptığı faaliyetleri anlatmıꢀtır. Örgütün hapiste
olan üyeleri için kurye olarak görev yaptığını itiraf etmiꢀtir. Baꢀvuran, aynı gün, Đzmir Sulh
Ceza Mahkemesi’ne getirilmiꢀtir. Nusaybin Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadesini inkâr
etmiꢀ ve baskı ve zorla alındığını belirtmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı’na verdiği ifadesini teyit
etmiꢀtir. Sulh Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir. 14
Ağustos 2001 tarihinde, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranı, PKK’ya üye olmak ve bu
örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlayan bir iddianame sunmuꢀtur.19 Eylül 2002
tarihinde, mahkeme, baꢀvuranı, Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesi uyarınca
yargılayarak on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Baꢀvuranın, duruꢀma esnasında
PKK üyesi olmadığını iddia etmesine rağmen, örgütün faaliyetleriyle olan bağlantısını
ayrıntılı olarak anlatmıꢀtır. Ayrıca, diğer sanık da, baꢀvuranın, örgüte yeni üye olanları
dağlardaki gerilla savaꢀına katılmaları için ülkenin doğusuna götürdüğünü ve hapisteki PKK
üyelerine kuryelik yaptığını teyit etmiꢀtir. 4 Mart 2003 tarihinde, Yargıtay, 19 Eylül 2002
tarihli kararı onamıꢀtır.
II.ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi’nin 4. fıkrasına (18 Kasım 1992
tarihinde 3842/9 sayılı Kanun’la değiꢀik) göre, tutuklanan, ve/veya bir savcının tutukluluk
halinin devamına karar verdiği bir kiꢀi, bu tedbire ilgili bölge hakimliğinde itiraz edebilir ve
serbest bırakılabilir.
Kanun Dıꢀı Yakalanan veya Tutuklanan Kiꢀilere Tazminat Verilmesi Hakkında 466
sayılı Kanun’un 1. Bölümüne göre:
“1. Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve ꢀartlar dıꢀında yakalanan veya tutuklanan
veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen;
2. Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak
hemen bildirilmeyen;
3. Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan;
4. Hâkim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hâkim kararı
olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan;
5. Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumlar yakınlarına hemen bildirilmeyen;
6. Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuꢀturma
yapılmasına veya son soruꢀturmanın açılmasına yer olmadığına veya beraatlarına veya ceza
verilmesine mahal olmadığına karar verilen;
7. Mahkûm olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan
sonra sadece para cezasına mahkûm edilen kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu
kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.”
HUKUK
Baꢀvuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi kapsamında, gözaltı süresinin uzun olduğundan
ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca, AĐHS’nin 5 § 1. maddesi çerçevesinde, avukat yardımından
faydalanamadığını ve gözaltındayken ailesini göremediğini iddia etmiꢀtir. AĐHM, baꢀvuranın
daha sonraki ꢀikayetlerini, sırasıyla AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 (c) maddesi kapsamında ele
alacaktır.
I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK
A.AĐHS’nin 5 § 3. maddesi
Hükümet, baꢀvuranın gözaltı süresinin uzun olduğuna dair ꢀikayetinin, AĐHS’nin 5 §
3. maddesinin gerektirdiği gibi iç hukuk yolları tüketilmediğinden reddedilmesi gerektiğini
belirtmiꢀtir. Hükümet, Türk Ceza Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca, baꢀvuranın gözaltı
süresine itiraz edebileceğini ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuranın ayrıca, Kanun Dıꢀı Yakalanan veya
Tutuklanan Kiꢀilere Tazminat Verilmesi Hakkında 466 sayılı Kanun çerçevesinde tazmin
yolu arayabileceğini belirtmiꢀtir.
AĐHM, benzer davalarda Hükümet’in ön itirazlarını halihazırda inceleyip reddettiğini
tekrarlar (bkz özellikle, Öcalan – Türkiye [BD], no. 46221/99, §§ 66-71, AĐHM 2005-…).
AĐHM, bu davada, içtihadından sapmayı gerektirebilecek hiçbir özel durum tespit etmemiꢀtir.
Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder. Ayrıca, bu ꢀikâyetin herhangi
bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını, dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi
gerektiğini not eder.
B.AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 2 (c) maddeleri
Baꢀvuran, gözaltındayken avukat yardımından yoksun bırakıldığını ileri sürerek
ꢀikâyetçi olmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın ön soruꢀturma sırasında yasal yardım talep etmediğini
belirtmiꢀtir.
AĐHM içtihadına göre, yargılamanın adilliği, 6. madde hükümlerine soruꢀturmanın ilk
safhalarında uygun hareket edilmemesi nedeniyle, ciddi olarak zarar görecek gibiyse ve zarar
gördüğü sürece, 6. madde ve özellikle bu maddenin 3. fıkrası, davanın görülmeye
baꢀlanmasından önce uygun olabilir (bkz. Imbrioscia – Đsviçre, 24 Kasım 1993, Seri A no.
275, s. 13, § 36). Ön soruꢀturma sırasında 6 §§ 1. ve 3 (c) maddesinin uygulanma ꢀekli, ilgili
iꢀlemlere özgü nitelikler ve dava ꢀartlarına bağlıdır. Buradaki husus, iꢀlemlerin tamamı
ıꢀığında, ön soruꢀturma sırasında yasal temsilin bulunmamasının, sanığın adil yargılanmadan
yoksun bırakıp bırakmadığıdır (John Murray – Đngiltere, 8 ꢁubat 1996 kararı, Reports of
Judgments and Decisions, 1996-I, § 63).
AĐHM, sorgu tutanaklarına ve baꢀvuran tarafından imzalanan forma göre, polis
tarafından sorgulandığı sırada yasal yardım alma hakkının baꢀvurana hatırlatıldığını
gözlemler. Ayrıca, cezaevi kayıtlarında baꢀvuranın yasal yardım talep etmediği de
belirtilmiꢀtir. Ancak, yetkililerin kendisine bir avukat bulmayı reddetmiꢀ olması varsayılsa
dahi, açık talebine rağmen, AĐHM’ye göre, yargılamanın ilk safhasında yasal yardım
bulunmaması, baꢀvuranı adil yargılanma hakkından yoksun bırakmamıꢀtır. Bu sonuca
varırken, AĐHM, yargılamanın tamamını ve özellikle baꢀvuranın Đzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi ve Yargıtay’daki yargılamalarda bir avukatının olduğu gerçeğini dikkate almıꢀtır.
Ayrıca, AĐHM, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, nihai kararını, baꢀvuranın yalnızca
polise verdiği ifadelere değil, aynı zamanda duruꢀmalarda verdiği ifadelere, Cumhuriyet
Savcısı’na verdiği ifadelere ve diğer sanıkların ifadelerine dayanarak verdiğini not eder (bkz.
mutatis mutandis, Mamaç ve Diğerleri – Đngiltere, no. 2986/95, 29487/95 ve 29853/96, § 48, Nisan 2004, Sarıkaya – Đngiltere, no. 36115/97, § 67, 22 Nisan 2004).
Dolayısıyla, baꢀvuranın, ön soruꢀturma sırasında yasal yardıma ulaꢀamamasının,
AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 (c) maddesi kapsamında, baꢀvuranı adil yargılanmadan yoksun
bıraktığı düꢀünülemez.
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olduğu ve
dolayısıyla kabuledilmez olduğunun ilan edilmesi gerektiği sonucuna varmıꢀtır.
C.AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiği iddiası
Baꢀvuran, gözaltındayken ailesine haber verilmediğini ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur.
Nezaret kayıt defterinde belirtilenin aksine, kız kardeꢀinin kocasına haber verilmediğini iddia
etmiꢀtir. Daha sonra, gözaltında verdiği ifadeyi müteakip kız kardeꢀinin kocasının da
gözaltına alındığını ileri sürmüꢀtür.
Hükümet, baꢀvuranın, 8 Temmuz 2001 tarihli formu imzaladığında, akrabalarıyla
irtibat kurma hakkının kendisine söylendiğini belirtmiꢀtir. Ayrıca, nezaret kayıt defterinde
baꢀvuranın akrabalarından birine, baꢀvuranın gözaltında olduğunun haber verildiğinin
belirtildiğini öne sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın, gözaltında bulunduğu sürenin hiçbir safhasında ailesiyle
haberleꢀme talebinde bulunmadığını gözlemler (a contrario, McVeigh, O’Neill ve Evans –
Đngiltere, no. 8022/77, 8025/77 ve 8027/77, 18 Mart 1981 tarihli Komisyon raporu, Decisions
and Reports (DR) 25, s. 52, § 237). Aynı ꢀekilde, dava dosyasında, aile fertlerinden herhangi
birinin baꢀvuranla irtibata geçmeye çalıꢀtığına dair hiçbir kanıt yoktur. Ayrıca, AĐHM,
baꢀvuranın, nezaret kayıt defterine dikkatleri çekecek veya kız kardeꢀinin kocasına
tutuklanmasının haber verilmediğini iddiasına ağırlık verilmesine neden olabilecek hiçbir
kanıt sunmadığını gözlemler. Yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, AĐHM, baꢀvuranın iddiasını
temele dayandıramadığı kanısına varmıꢀtır.
Dolayısıyla, AĐHM, baꢀvuranın, yetkililerin, gözaltındayken ailesiyle irtibat kurma
hakkına müdahale yaptığı iddiasına iliꢀkin ꢀikâyetinin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında
temelsiz olduğu ve kabuledilmez olduğunun ilan edilmesi gerektiği sonucuna varmıꢀtır.
II.ESASLAR
Baꢀvuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde öngörüldüğü üzere, hemen bir yargıç veya adli
görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir görevli önüne çıkarılmadan beꢀ gün
gözaltında tutulduğunu iddia etmiꢀtir. Bu maddeye göre:
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda
bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir
görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma
sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır bulunmasını
sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”
Hükümet, baꢀvuranın gözaltı süresinin o tarihte yürürlükte olan mevzuatla uyumlu
olduğunu belirtmiꢀtir. Đlgili kanunda AĐHM içtihadına uygun olarak değiꢀiklik yapılmıꢀ
olduğundan, baꢀvuranın iddiası temelsizdir.
AĐHM, baꢀvuranın gözaltı süresinin beꢀ gün olduğunu not eder. Brogan ve Diğerleri –
Đngiltere davasında (29 Kasım 1988, Seri A no. 145 B, ss.33-34, § 62), yargı denetimi
olmaksızın dört gün altı saat süren gözaltı halinin, amacının, toplumu bir bütün olarak teröre
karꢀı korumak olmasına rağmen, AĐHS’nin 5 § 3. maddesindeki sıkı zaman sınırlamalarının
dıꢀında kaldığını tekrarlar (bkz. Brogan ve Diğerleri – Đngiltere, 29 Kasım 1988 kararı, Seri A
no. 145 B, ss. 33-34, § 62).
Bu davada sözkonusu olduğu gibi, terör suçlarının soruꢀturulmasının yetkililere belirli
bazı sorunlar çıkarabilmesine karꢀın, AĐHM, baꢀvuranın, yargı denetimi olmaksızın beꢀ gün
tutulmasının gerekli olduğunu kabul edemez.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“ Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve
ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa,
Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette
tatminine hükmeder.”
A.Tazminat
Baꢀvuran, 5.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın talep ettiği tutara itiraz etmiꢀ ve bir ihlal tespitinin baꢀlı baꢀına
yeterli tazmin teꢀkil edeceğini öne sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın yalnızca bir AĐHS ihlali tespitiyle yeterince tazmin edilemeyecek
bir manevi zarara maruz kaldığı kanısındadır. Eꢀitlik temelinde yaptığı değerlendirme ile
AĐHM bu baꢀlık altında 1.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Mahkeme Masrafları
Baꢀvuranlar, ayrıca yerel mahkemelerde ve AĐHM’deki mahkeme masrafları için
3.000 Euro talep etmiꢀtir.
Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmıꢀ masrafların geri ödenebileceğini ileri
sürmüꢀtür. Bu bağlamda, tüm masrafların baꢀvuran veya temsilcisi tarafından
belgelendirilmesi gereklidir ve ortalama sayılar veya listeler, masrafları kanıtlamada uygun ve
gerekli belgeler olarak görülemez.
Eꢀitlik temelinde değerlendirme yaparak ve içtihadındaki ölçütleri dikkate alarak,
AĐHM, baꢀvurana mahkeme masrafları için 1.500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun
olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1.Baꢀvuranın, gözaltı süresine iliꢀkin ꢀikâyetinin kabuledilebilir, baꢀvurunun kalan kısmının
ise kabuledilmez olduğuna;
2.AĐHS’nin 5 § 3.maddesinin ihlal edildiğine;
3.(a)Sorumlu Devlet’in baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk Lirası’na
çevrilerek baꢀvuranın Türkiye’deki banka hesabına yatırılmak üzere,
(i)1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat;
(ii)mahkeme masrafları için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro);
(iii)yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine ve
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Baꢀvuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi
uyarınca 25 Nisan 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
S. DOLLÉ
J.-P. COSTA
Yazı Đꢀleri Müdürü
Baꢀkan
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło