7860/02

WyrokETPCz2009-03-31ECLI:CE:ECHR:2009:0331JUD000786002

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe zatrzymanie bez natychmiastowego postawienia przed sędzią, brak skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności zatrzymania oraz brak prawa do odszkodowania naruszyły art. 5 ust. 3, 5 ust. 4 i 5 ust. 5 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zatrzymanie skarżących na 8 i 9 dni bez postawienia ich przed sędzią lub innym urzędnikiem sądowym naruszyło art. 5 ust. 3, ponieważ przekroczyło dopuszczalny limit czasowy, nawet w sprawach dotyczących terroryzmu. Stwierdził również naruszenie art. 5 ust. 4, ponieważ tureckie prawo nie zapewniało skarżącym skutecznego środka odwoławczego do zakwestionowania legalności zatrzymania, nie spełniając wymogów szybkości i gwarancji proceduralnych. Ponadto, Trybunał orzekł naruszenie art. 5 ust. 5, gdyż krajowe przepisy dotyczące odszkodowań (ustawa nr 466) nie przewidywały rekompensaty za naruszenia art. 5 ust. 3 i 5 ust. 4, uzależniając ją jedynie od uniewinnienia lub umorzenia postępowania.
Stan faktyczny
Ośmiu skarżących, obywateli Turcji, zostało zatrzymanych w Diyarbakırze w kwietniu 2001 roku przez policję antyterrorystyczną. Zarzucono im udział w nielegalnych demonstracjach, rozpowszechnianie materiałów propagandowych oraz członkostwo w nielegalnej organizacji PKK lub wspieranie jej. Pięciu skarżących było zatrzymanych przez 9 dni, a dwóch przez 8 dni, zanim zostali postawieni przed prokuratorem. Jedna ze skarżących została zwolniona po 8 dniach bez postawienia zarzutów, a pozostali zostali tymczasowo aresztowani przez sędziego.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza dopuszczalność skarg dotyczących art. 5 ust. 3, 5 ust. 4 i 5 ust. 5 Konwencji, a pozostałych skarg niedopuszczalność. 2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3, 5 ust. 4 i 5 ust. 5 Konwencji. 3. Zasądza zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową: 2500 EUR dla każdego z pięciu skarżących (Nihat Işıktaş, Reda Umut Bulut, Selma Tanrıkulu, Yılmaz Şehir, Tahsin Aydın) oraz 2000 EUR dla każdego z dwóch skarżących (Semra Özbey, Hangül Özbey). 4. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   MEHMET SIDDIK EREN VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 7860/02 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mart 2009   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀları Mehmet Sıdık Eren, Tahsin Aydın, Nihat Iꢀıktaꢀ, Reda Umut Bulut, Yılmaz   ꢁehir, Semra Özbey, Selma Tanrıkulu ve Hangül Özbey (baꢀvuranlar) tarafından Türkiye   Cumhuriyeti aleyhine, 24 Eylül 2001 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin   Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi   uyarınca yapılan 7860/02 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu   avukatlarından S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1979, 1978, 1978, 1983, 1980, 1972, 1964 ve 1978 doğumlu olup   Diyarbakır’da ikamet etmektedir.   Nihat Iꢀıktaꢀ, Reda Umut Bulut, Selma Tanrıkulu, Yılmaz ꢁehir ve Tahsin Aydın 19 Nisan   tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi ekipleri tarafından   yakalanarak gözaltına alınmıꢀlardır. Semra Özbey ve Hangül Özbey ise 20 Nisan 2001’de   yakalanarak gözaltına alınmıꢀlardır. Baꢀvuranlara yakalanma gerekçelerini belirten ve kendi   imzalarını taꢀıyan yakalama tutanakları düzenlenmiꢀtir. Bu belgelere göre baꢀvuranlar   yasadıꢀı gösterilere katılmıꢀ, PKK’nın yan kolu olan YOK (Kürt demokratik halk birlikleri)   lehine broꢀür dağıtmıꢀ ve afiꢀ asmıꢀlardır. Baꢀvuranların tamamı yasadıꢀı örgüt PKK’nın   mensubu olmakla ve bu örgüte yardım ve yataklık etmekle suçlanmaktaydı.   Nisan 2001 tarihinde baꢀvuranlar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet   Savcısı önüne çıkarılmıꢀlardır. Savcı aynı gün Hangül Özbey hakkında yapılan suçlamalarla   ilgili takipsizlik kararı vermiꢀ, Özbey serbest bırakılmıꢀtır. Diyarbakır Devlet Güvenlik   Mahkemesi yetkili hakimi diğer baꢀvuranların tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/ 1 c) ve 2. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar bir suç iꢀlediklerini gösterir makul gerekçelerin bulunmayıꢀından ve haklarında   yapılan suçlamalardan haberdar edilmediklerinden ꢀikayetçi olmakta, AĐHS’nin 5/1 c) ve 5/2   maddesini ileri sürmektedir.   Hükümet baꢀvuranların yakalanmalarının mevzuata uygun olduğunu ve yasal dayanağının   bulunduğunu savunmaktadır. Kaldı ki baꢀvuranların yakalanma gerekçeleri gözaltına   alınmaları sırasında kendilerine bildirilmiꢀtir. Hükümet baꢀvuranların imzasını taꢀıyan   yakalama tutanaklarında baꢀvuranların PKK’ya yardım ve lojistik destek sağlamakla   suçlandıklarının açıkça yazılı olduğunu belirtmektedir.   Baꢀvuranlar bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM «ꢀüphelerin» düzeyi ile ilgili olarak Brogan vd. kararında benimsediği sonucu yineler:   «AĐHS’nin 5/1 maddesinin c) fıkrası bağlamındaki bir tutuklama sırasında sorgulamanın   amacı yakalamanın dayanağını oluꢀturan somut ꢀüpheleri teyit ederek yahut bertaraf ederek   cezai soruꢀturmayı tamamlamaktır. Bu durumda, ꢀüphe doğmasına neden olan olaylar, bir   mahkumiyet kararı verilmesini yahut kamu davası açılmasını haklı çıkarmak için gerekli olan   olaylarla aynı düzeyde olmak zorunda değildir. Nitekim dava açma veya mahkumiyet kararı   ceza kovuꢀturmasının sonraki aꢀamalarını oluꢀturur.» (Bkz. Brogan vd.-Birleꢀik Krallık   kararı, 29 Kasım 1988).   Yukarıda sözü edilenler ve dosyada yer alan unsurlar ꢀüphelerin gerekli düzeyde olduğunu   ortaya koymaktadır. Hürriyetten yoksun bırakma netice itibarıyla baꢀvuranlar üzerindeki   ꢀüpheleri dağıtma veya teyit etme amacını taꢀımaktadır.   AĐHS’nin 5. maddesinin 2. paragrafı hakkındaki ꢀikayet ile ilgili olarak AĐHM, gözaltına   iliꢀkin belgeler ve baꢀvuranlar tarafından imzalanan tutanaklardan adı geçenlerin PKK’ya   yardım ve yataklık etmek suçu ile itham edildiğini gözlemlemektedir. Bu durumda sözkonusu   belgeler baꢀvuranların tutuklanma gerekçelerinden haberdar edildiklerini kanıtlamaktadır.   Dayanaktan yoksun bulunan ꢀikayetin bu kısmının AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.   paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.   II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar gözaltı süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5/3 maddesine   atıfta bulunmaktadır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını   kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Mevcut baꢀvuruda AĐHM baꢀvuranlar Nihat Iꢀıktaꢀ, Reda Umut Bulut, Selma Tanrıkulu,   Yılmaz ꢁehir ve Tahsin Aydın’ın gözaltı süresinin yakalandıkları tarih olan 19 Nisan 2001’de   baꢀlayıp, cumhuriyet savcısı karꢀısına çıkarıldıkları 28 Nisan 2001’de sona erdiğini   gözlemlemektedir. Baꢀvuranların gözaltı süresi bu durumda dokuz gündür. Baꢀvuranlar   Semra Özbey ve Hangül Özbey’in gözaltı süresi 20 Nisan 2001’de baꢀlayıp 28 Nisan 2001’de   sona ermektedir. Bu gözaltı süresi ise sekiz gündür.   AĐHM daha önceki kararlarda örgütlü veya terör nitelikli suçların önlenmesi amaçlansa dahi   adli denetim olmaksızın dört gün altı saat süren gözaltı süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesi   bağlamındaki zaman kısıtlamalarının dıꢀına çıktığı sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz.   sözü edilen Brogan vd. kararı ve Sar vd.-Türkiye kararı, no: 74347/01, 5 Aralık 2006).   AĐHM bu baꢀvuruda baꢀvuranların hemen bir hakim veya yasayla yetkilendirilmiꢀ bir baꢀka   adli yetkili karꢀısına çıkarılmaksızın sekiz ve dokuz gün süreyle gözaltında tutulmalarının   gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir. Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal   edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 5/4 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar gözaltının yasallığına karꢀı bir baꢀvuru yolunun bulunmamasından ꢀikayetçi   olmakta ve AĐHS’nin 5/4 maddesini ileri sürmektedir.   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini hatırlatmakta, bu bağlamda gözaltı süresinin   yasallığına ve/veya cumhuriyet savcısının gözaltı süresinin uzatılması talebine karꢀı   CMUK’un 128/4 maddesine dayalı olarak sulh hakimi nezdinde baꢀvuruda bulunabileceğini   savunmaktadır.   AĐHM geçmiꢀte de buna benzer bir sorunun incelendiğini ve Hükümetin itirazının   reddedildiğini anımsatır. AĐHM 128. maddede öngörüldüğü ꢀekliyle yapılacak baꢀvurunun   incelenmesinden bu yolun AĐHS’nin 5/4 maddesinde öngörülen gereklere cevap vermediğinin   anlaꢀıldığını ifade etmektedir. Nitekim, özgürlüğünden yoksun bırakma iꢀlemlerine uygulanan   temel güvencelerden yararlanmadığı takdirde bu madde uyarınca, baꢀvuran bizzat veya   gerekirse bir vekil aracılığıyla dinlenme imkânına sahip olmalıdır (Bkz. diğerleri arasında   Keklik vd-Türkiye, no: 77388/01, 3 Ekim 2006 ve Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96).   Bu sonucun dıꢀına çıkılacak bir gerekçe göremeyen AĐHM, Hükümetin itirazını reddederek   ꢀikayeti kabuledilebilir bulmakta ve AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna   varmaktadır.   IV. AĐHS’NĐN 5/5 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar bir telafi yolunun bulunmadığından ꢀikayetçi olmaktadırlar. Baꢀvuranlar 466   sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca kanun dıꢀı yakalanan ve tutuklanan kimselere tazminat   verilmesinin öngörülmesinin uygun ve etkili bir baꢀvuru yolu olarak nitelendirilemeyeceğini   ileri sürmekte ve AĐHS’nin 5/5 maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM, 5. maddenin 5. paragrafının gereklerinin yerine getirilmesi için, aynı maddenin 1., 2.,   3. ve 4. paragraflarına aykırı koꢀullarda hürriyetten yoksun bırakma hallerinin telafi   edilmesinin istenebilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (Bkz. Wassink-Hollanda kararı, 27   Eylül 1990). AĐHM 5/5 maddesinin yalnızca bir tazmin hakkının mevcudiyetini güvence   altına aldığını, bu hakkın kullanımına iliꢀkin koꢀulları öngörmediğini hatırlatır (Bkz.   Francisco-Fransa kararı, no: 38945/97, 29 Ağustos 2000).   Bahse konu 5. maddede yer alan bu tazmin hakkı bir iç hukuk merciinin veya AĐHS kurumları   tarafından 5. maddenin diğer paragraflardan birinin ihlal edildiğinin tespit edilmesine bağlıdır   (Bkz. Bouchet-Fransa kararı, no: 33591/96, 20 Mart 2001). Mevcut baꢀvuruda da durum   böyledir. Geriye baꢀvuranların uğradıkları zararın tazminini isteme olanağına sahip olup   olmadıklarının incelenmesi kalmaktadır.   AĐHM daha önce Türk hukukunda öngörülen tazminat yolunu incelediğini hatırlatır (466   sayılı Kanun’un 1. maddesi).AĐHM, ilgili kiꢀinin beraat etmesi veya hakkında takipsizlik   kararı verilmesi durumunda kiꢀinin tazminat hakkının doğduğunu, “hemen” hakim önüne   çıkarılıp çıkarılmadığının yahut tutukluluk halinin yasadıꢀı olup olmadığının incelenmediğini   tespit eder. AĐHM tazminat taleplerine iliꢀkin davalardaki bu noksanlığın AĐHS’nin 5.   maddesinin gereklerine aykırı olduğu sonucuna daha önce de vardığını anımsatır (Bkz.   Saraçoğlu vd.-Türkiye no: 4489/02, 29 Kasım 2007, Medeni Kavak-Türkiye no: 13723/02, 3   Mayıs 2007 ve Sinan Tanrıkulu vs.-Türkiye kararı no: 50086/99, 3 Mayıs 2007).   AĐHM sonuç itibarıyla Türk hukukunun baꢀvuranlara ihlal edildiğini öne sürdükleri hakka   yönelik uygun bir telafi sunduğu kanısında değildir.   Bu nedenle AĐHS’nin 5/5 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranların her biri manevi tazminat olarak 15.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet baꢀvuranların talebine karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvuranlar Nihat Iꢀıktaꢀ, Reda Umut Bulut, Selma   Tanrıkulu, Yılmaz ꢁehir ve Tahsin Aydın’ın her birine 2.500 Euro ve Semra Özbey ve   Hangül Özbey’in her birine 2.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar Diyarbakır barosunun avukatlık ücret tarifesi ve döviz kuru tablosu dıꢀında   kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmadan AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları yargılama giderleri   için 3.956 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM bu baꢀvuruda kanıtlayıcı belgelerin   yokluğu nedeniyle, yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin bu talebi reddetmektedir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 5. maddesinin 3., 4., ve 5. paragraflarına iliꢀkin ꢀikayetlerin kabuledilebilir,   bunun dıꢀında kalanların kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5. maddesinin 3., 4., ve 5. paragraflarının ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı   Hükümet tarafından:   i.   manevi tazminat için, baꢀvuranlar Nihat Iꢀıktaꢀ, Reda Umut Bulut, Selma   Tanrıkulu, Yılmaz ꢁehir ve Tahsin Aydın’ın her birine 2.500 (iki bin beꢀ yüz)   Euro ödenmesine;   ii.   manevi tazminat için, baꢀvuranlar Semra Özbey ve Hangül Özbey’in her birine   2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;   iii.   belirtilen miktarların her türlü vergi ve masraflardan muaf tutulmasına;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faizin uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 31 Mart 2009 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło