7987/07

WyrokETPCz2009-06-23ECLI:CE:ECHR:2009:0623JUD000798707

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania oraz długość postępowania karnego naruszyły prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego (art. 5 ust. 3) oraz prawo do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1) Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że łączny okres tymczasowego aresztowania, wynoszący około dwunastu lat i pięciu miesięcy, był nadmierny i naruszał wymóg „rozsądnego terminu” z art. 5 ust. 3 Konwencji. W odniesieniu do długości postępowania karnego, Trybunał stwierdził, że trwające ponad piętnaście lat postępowanie wobec czterech skarżących było nadmierne i naruszało art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił, że Rząd nie przedstawił żadnych dowodów ani przekonujących argumentów, które uzasadniałyby tak długie okresy pozbawienia wolności i postępowania sądowego.
Stan faktyczny
Skarżący, obywatele Turcji, zostali aresztowani w styczniu i marcu 1994 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji PKK i osadzeni w areszcie tymczasowym. W marcu 2004 roku zostali skazani na dożywotnie pozbawienie wolności przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır. Po zniesieniu tych sądów, sprawa trafiła do Sądu Karnego w Diyarbakır. W czerwcu 2005 roku Sąd Kasacyjny uchylił wyrok i przekazał sprawę do ponownego rozpoznania. W listopadzie 2007 roku skarżący ponownie zostali skazani na dożywotnie pozbawienie wolności, a ich apelacja była wciąż rozpatrywana przez Sąd Kasacyjny w momencie wydania wyroku ETPCz.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza dopuszczalność skargi dotyczącej tymczasowego aresztowania dla wszystkich skarżących oraz skargi dotyczącej długości postępowania dla czterech skarżących; uznaje pozostałą część skargi za niedopuszczalną; stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji w odniesieniu do wszystkich skarżących; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do Sedata Atsıza, Mehmeta Emina Türka, Şerefettina Türka i Mahfuza Siğinça; zasądza zadośćuczynienie pieniężne; oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ATSIZ VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 7987/07)   KARAR   STRAZBURG   Haziran 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀları Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, ꢁerefettin Türk, Mahfuz Siğinç ve   Orhan Sakci (“baꢀvuranlar”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 26 Ocak 2007   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 7987/07 numaralı baꢀvuru   sonucu bu dava görülmektedir.   Baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Yurtdaꢀ tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1970, 1970, 1966, 1974 ve 1970 doğumludurlar ve   Diyarbakır’da ikamet etmektedirler.   PKK (Kürdistan Đꢀçi Partisi) isimli yasadıꢀı örgüte üyelik ꢀüphesiyle yakalanan   baꢀvuranlar belirtilen tarihlerde gözaltına alınmıꢀlardır: beꢀinci baꢀvuran 6 Ocak 1994   tarihinde, ilk üç baꢀvuran 9 Mart 1994 tarihinde ve dördüncü baꢀvuran 19 Mart 1994   tarihinde.   Ocak 1994 tarihinde Muꢀ Sulh Ceza Mahkemesi hakimi beꢀinci baꢀvuranın   tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   Mart 1994 tarihinde, Muꢀ Sulh Ceza Mahkemesi hakimi diğer baꢀvuranların da   tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   Mart 2004 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, eski Ceza   Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca, baꢀvuranları, ülke topraklarının belli kısmının   bölünmesini amaçlayan eylemler yürütmek suçundan mahkum etmiꢀ ve müebbet hapis   cezasına çarptırmıꢀtır.   Resmi Gazete’de 30 Haziran 2004 tarihinde yayınlanan 16 Haziran 2004 tarihli 5190   sayılı Kanun uyarınca, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıꢀtır. Baꢀvuranlar hakkındaki   dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmiꢀtir.   Haziran 2005 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranlara iliꢀkin 16 Mart 2004 tarihli kararı   bozmuꢀ ve davayı ilk derece mahkemesine geri göndermiꢀtir.   Kasım 2007 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranları eski Ceza   Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca mahkum etmiꢀ ve onları yine müebbet hapis cezasına   çarptırmıꢀtır.   Ocak 2008 tarihinde baꢀvuranlar temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀlardır.   Dava dosyasındaki bilgilere göre, dava halen Yargıtay’da derdesttir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, yargılama zarfındaki tutukluluklarının AĐHS’nin 5/3 maddesinde yer alan   “makul süre” ꢀartını aꢀtığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmıꢀ ve baꢀvuranların tutukluluk süresinin makul   olduğunu ileri sürmüꢀtür.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının esasına iliꢀkin olarak, somut davada iki tutukluluk   süreci olduğunu gözlemlemiꢀtir.   Đlk süreç baꢀvuranların gözaltına alındıkları tarihte baꢀlamıꢀtır:   - - - ilk üç baꢀvuran için 9 Mart 1994 tarihinde,   dördüncü baꢀvuran için 19 Mart 1994 tarihinde,   beꢀinci baꢀvuran için 6 Ocak 1994 tarihinde.   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin haklarında mahkumiyet kararı verdiği 16   Mart 2004 tarihinde sona ermiꢀtir. Bu tarihten Yargıtay’ın 6 Haziran 2005 tarihli kararına   kadar, baꢀvuranlar AĐHS’nin 5/1 (a) maddesi uyarınca “yetkili mahkeme tarafından   mahkumiyet kararı üzerine” hükümlü bulundurulmuꢀlardır. Dolayısıyla, birinci süreç, tüm   baꢀvuranlar için 10 yıldan uzun olmuꢀtur.   Đkinci süreç, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını bozduğu tarih olan 6   Haziran 2005’de baꢀlamıꢀ ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin baꢀvuranlar hakkında   ikinci kez mahkumiyet kararı aldığı 16 Kasım 2007 tarihinde sona ermiꢀtir. Dolayısıyla,   yaklaꢀık iki yıl beꢀ ay sürmüꢀtür.   Dolayısıyla, baꢀvuranların toplam tutukluluk süreleri yaklaꢀık olarak on iki yıl beꢀ ay   sürmüꢀtür.   AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla   AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., örneğin, Tutar – Türkiye, no. 11798/03,   Ekim 2006; Solmaz – Türkiye, no. 27561/02).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet tarafından, somut davada   farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya ikna edici bir iddianın sunulmadığını   değerlendirmiꢀtir. Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alan AĐHM, baꢀvuranların yargılama   zarfındaki tutukluluk süresinin aꢀırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiği kararını   vermiꢀtir.   Dolayısıyla, bu hüküm ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesinde ortaya konan “makul   süre” ꢀartına uymadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.   A. Beꢀinci baꢀvurana (Orhan Sakci) iliꢀkin olarak   Hükümet, Sakci’nin aynı ꢀikayetle AĐHM’ye 3 Ocak 2002 tarihinde baꢀvuruda   bulunmuꢀ olduğunu (baꢀvuru no. 8147/02) ve bu baꢀvurunun 16 Ocak 2007 tarihinde   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali tespitiyle sonuçlandığını belirtmiꢀtir. Dolayısıyla, Hükümet,   AĐHM’den, AĐHS’nin 35/2 (b) maddesine uygun olarak baꢀvuranın yargılama süresine iliꢀkin   ꢀikayetini kabuledilemez bulmasını talep etmiꢀtir.   Baꢀvuran, baꢀvurusunun, daha önce 8147/02 numaralı baꢀvuruda AĐHM tarafından   incelenmemiꢀ olan yeni bilgiler ve ꢀikayetler içerdiğini iddia etmiꢀtir.   AĐHM somut baꢀvurunun 26 Ocak 2007 tarihinde, yani 8147/02 numaralı baꢀvuruya   iliꢀkin kararın alındığı tarihten sonra, yapıldığını kaydetmiꢀtir. Bu ꢀartlarda, AĐHS’nin 6/1   maddesi uyarınca olan ꢀikayetin halihazırda 8147/02 numaralı baꢀvuru bağlamında incelenmiꢀ   olması nedeniyle AĐHM ꢀikayete iliꢀkin hüküm vermesinin AĐHS’nin 35/2 (b) maddesi   tarafından engellendiğini değerlendirmiꢀtir. Bununla beraber, AĐHM, ilk kararın alındığı   tarihten sonra geçen sürece, yani 16 Ocak 2007 tarihinden sonraki sürece, iliꢀkin olarak bu   ꢀikayeti inceleyebilir. Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in bu konudaki ön itirazını reddetmiꢀtir.   Ancak, AĐHM, bu ꢀikayetin baꢀka nedenlerden ötürü kabuledilemez olduğu kanısındadır.   AĐHM, bu bağlamda, dikkate alınması gereken sürecin AĐHM’nin16 Ocak 2007   tarihinde 8147/02 numaralı baꢀvuruda baꢀvuran hakkındaki cezai yargılama süresinin aꢀırı   olması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmesiyle baꢀladığını ve davanın   Yargıtay’da derdest olması nedeniyle halen devam etmekte olduğunu kaydetmiꢀtir.   Dolayısıyla, inceleme altındaki süreç, on ayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi önünde ve   geri kalanı Yargıtay önünde olmak üzere iki aꢀamalı bir yargıda hali hazırda iki yıl bir aydan   uzun bir süredir.   Özellikle baꢀvuran hakkında getirilen suçlamaların ciddiyetini göz önünde bulunduran   AĐHM davanın belli ölçüde karmaꢀıklığa sahip olduğunu gözlemlemiꢀtir. Ancak,   incelenmekte olan ve AĐHS kurumlarının içtihadı ıꢀığında ilk bakıꢀta gereksiz uzunlukta   gözükmeyen müteakip yargılamanın toplam süresini gözden geçiren ve kendisi tarafından   8147/02 numaralı baꢀvuruya iliꢀkin olarak 16 Ocak 2007 tarihinde alınan ve söz konusu   aꢀamada yaklaꢀık on dört yıl sürmüꢀ olan yargılamaya iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılan kararı dikkate alan AĐHM, davanın geri kalan   süresinin aꢀırı olmadığını değerlendirmiꢀtir (bkz., Mariniello – Đtalya, no. 36012/97, 28 Eylül   1999; Koꢀti ve Diğerleri – Türkiye, no. 74321/01, 3 Mayıs 2007).   AĐHM, beꢀinci baꢀvuran hakkındaki davanın süresine iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6/1   maddesi uyarınca yapılan ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermiꢀtir.   B. Geri kalan baꢀvuranlara iliꢀkin olarak   Hükümet, somut dava koꢀullarında, cezai yargılama süresinin aꢀırı uzun olarak   değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuranlar iddialarında ısrar etmiꢀlerdir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun bu kısmının   dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının esasına iliꢀkin olarak, dikkate alınması gereken   sürecin ilk üç baꢀvuran açısından 9 Mart 1994 tarihinde ve dördüncü baꢀvuran açısından 19   Mart 1994 tarihinde, yani gözaltına alındıkları tarihlerde baꢀladığını ve davanın Yargıtay’da   derdest olması nedeniyle halen devam etmekte olduğunu gözlemlemiꢀtir. Dolayısıyla,   inceleme altındaki süreç, iki aꢀamalı bir yargıda hali hazırda on beꢀ yıl iki aydan uzun   sürmüꢀtür.   AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., Akyol – Türkiye, no. 23438/02, 20   Eylül 2007).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet tarafından, somut davada   farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya iddianın sunulmadığını değerlendirmiꢀtir.   Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alan AĐHM, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü baꢀvuranlar   hakkındaki dava süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” ꢀartına uymadığı kararını vermiꢀtir.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   Baꢀvuranlar 250.000 Euro maddi tazminat ve 250.000 Euro manevi tazminat talebinde   bulunmuꢀlardır.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı   görmemiꢀ ve bu nedenle bu talebi reddetmiꢀtir. Ancak, ilk dört baꢀvuranın her birine 17.250   Euro ve beꢀinci baꢀvurana 10.500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   Ayrıca, taraflarca sunulan bilgilere göre, baꢀvuranlar hakkındaki ceza davası halen   derdesttir. Bu ꢀartlarda, AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlaline son vermek için uygun   yolun söz konusu ceza davasını mümkün olan en çabuk sürede sonlandırmak ve adaletin   düzgün ꢀekilde uygulanmasının gereklerini göz önünde bulundurmak olduğunu tespit etmiꢀtir   (bkz., üzerinde gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra, Yakıꢀan – Türkiye, no. 11339/03, 6   Mart 2007).   Baꢀvuranlar ayrıca, çeviri ve posta ücreti gibi AĐHM önünde yapılan masraflar ve   yargılama giderleri için 10.000 Euro talep etmiꢀlerdir. Baꢀvuranlar bu çerçevede çeviri   masrafları için biri 166 TL (yaklaꢀık 75 Euro), diğeri 210 TL’lik (yaklaꢀık 95 Euro) iki banka   dekontu sunmuꢀlardır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmıꢀtır.   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme   masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı   durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada, baꢀvuranlar talep   edilen masrafların çoğunluğunun gerçekten yapıldığını kanıtlamamıꢀlardır. AĐHM,   dolayısıyla, baꢀvuranlara, belgelenmiꢀ yargılama masraf ve giderlerine karꢀılık ortaklaꢀa   olarak 170 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Tüm baꢀvuranlar açısından yargılama zarfındaki tutukluluğa iliꢀkin ꢀikayetin ve beꢀinci   baꢀvuran (Orhan Sakci) dıꢀındaki tüm baꢀvuranlara iliꢀkin olarak yargılama süresinin aꢀırı   olduğuna iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir olduğuna;   2. Baꢀvurunun kalanının kabuledilemez olduğuna;   3. Tüm baꢀvuranlar açısından AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   4. Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, ꢁerefettin Türk ve Mahfuz Siğinç açısından AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiğine;   5. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere   Savunmacı Hükümet tarafından aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;   (i) Đlk dört baꢀvuranın her birine - Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, ꢁerefettin Türk   ve Mahfuz Siğinç - manevi tazminat olarak 17.250 Euro (on yedi bin iki yüz elli   Euro) ile birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;   (ii) Orhan Sakci’ye manevi tazminat olarak 10.500 Euro (on bin beꢀ yüz Euro) ile   birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;   (iii) Baꢀvuranlara yargılama masraf ve giderlerine karꢀılık ortaklaꢀa olarak 170   Euro (yüz yetmiꢀ Euro) ile birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;   b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. paragrafları gereğince 23 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   FrançoiseElens-Passos   Katip Yardımcısı   Françoise Tulkens   Baꢀkan   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło