8180/04

WyrokETPCz2009-09-15ECLI:CE:ECHR:2009:0915JUD000818004

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do pomocy prawnej w trakcie zatrzymania i początkowego przesłuchania przez policję, w sytuacji gdy zeznania złożone w tych okolicznościach zostały wykorzystane jako podstawa skazania, naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania i przesłuchania przez policję, w sytuacji gdy zeznania złożone bez pomocy prawnej zostały wykorzystane jako podstawa skazania, stanowi naruszenie prawa do rzetelnego procesu. Powołując się na wyrok w sprawie Salduz przeciwko Turcji, ETPCz podkreślił, że prawo do pomocy prawnej od pierwszego przesłuchania jest fundamentalnym zabezpieczeniem rzetelności procesu karnego. Rząd nie przedstawił przekonujących argumentów, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie w niniejszej sprawie, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, İhsan Baran, został zatrzymany 4 maja 2001 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji zbrojnej PKK. Podczas zatrzymania i przesłuchania przez policję nie miał dostępu do adwokata i przyznał się do zarzucanych czynów. Przed prokuratorem i sędzią śledczym częściowo potwierdził swoje zeznania, po czym został aresztowany. W trakcie procesu przed Sądem Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze, już z pomocą adwokata, odwołał zeznania złożone na policji, twierdząc, że zostały wymuszone. Sąd krajowy skazał go, opierając się m.in. na zeznaniach złożonych na policji, przed prokuratorem i sędzią śledczym, a także na innych dowodach. Wyrok został dwukrotnie uchylony przez Sąd Kasacyjny, a ostatecznie utrzymany w mocy 3 lipca 2003 r.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę za dopuszczalną w części dotyczącej braku pomocy prawnej podczas zatrzymania, a w pozostałej części za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji. 3. Zasądza skarżącemu 1000 EUR z tytułu szkody niemajątkowej oraz 1000 EUR z tytułu kosztów i wydatków. 4. Wskazuje, że najwłaściwszą formą zadośćuczynienia za stwierdzone naruszenie jest wznowienie postępowania krajowego, jeśli skarżący o to wystąpi.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ĐHSAN BARAN -TÜRKĐYE DAVASI (no:1)   (Baꢀvuru no:8180/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Eylül 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (8180/04) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaꢀı)   Đhsan Baran’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 9 ꢁubat 2004 tarihinde Đnsan   Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đzmir Barosu avukatlarından Nezatah Paꢀa Bayraktar tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   DAVA KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1968 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.   Mayıs 2001 tarihinde, baꢀvuran, Đzmir Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis memurları   tarafından yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. Baꢀvuranın yasadıꢀı silahlı örgüt olan PKK   üyesi olmasından ꢀüphelenilmiꢀtir.   Gözaltı sırasında baꢀvuran, avukat yardımından yararlanmamıꢀtır.   Gözaltında olayların aktarılması ve diğer sanıklarla yüzleꢀtirilmesi sırasında, baꢀvuran   sözkonusu örgütün üyesi olduğunu itiraf etmiꢀtir. Baꢀvuran, sözkonusu örgütte ne tür   eylemlere katıldığını polise ayrıntılarıyla anlatmıꢀtır.   Mayıs 2001 tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından   baꢀvuranın ifadesi alınmıꢀ ve baꢀvuran, polis memurlarına verdiği ifadesini kısmen kabul   etmiꢀtir.   Aynı gün baꢀvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀtır.   Baꢀvuran, savcıya vermiꢀ olduğu ifadesini yinelemiꢀ ve olayları kısmen kabul etmiꢀtir. Hakim   baꢀvuranın tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   Mayıs 2001 tarihli bir iddianame ile savcı, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi ve 3713   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca baꢀvuranın [ve diğer iki kiꢀinin]   silahlı bir örgüte üye olmaktan mahkumiyetini talep etmiꢀtir.   Baꢀvuran, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanmıꢀtır.   Temmuz 2001 tarihli duruꢀma sırasında, avukat yardımı alan baꢀvuran, polisin baskısı   altında ifade verdiğini dile getirmiꢀ ve hakkındaki tüm suçlamaları reddetmiꢀtir. Baꢀvuran   yalnızca PKK adını kullanarak esnaftan kendi hesabına zorla para aktarmaya teꢀebbüs ettiğini   söylemiꢀtir. Hakimler, baꢀvuranın savcı ve nöbetçi hakim karꢀısında vermiꢀ olduğu birbiriyle   uyuꢀan ifadelerinin okunmasına geçmiꢀlerdir. Baꢀvuran cevaben önceki beyanlarını yinelemiꢀ   ve atılı olayları bir kez daha reddetmiꢀtir.   Kasım 2001 tarihli bir kararla, Devlet Güvenlik Mahkemesi baꢀvuranı suçlu bulmuꢀtur.   Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranı, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi ve 3713   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca silahlı bir örgüte üye olmaktan on   iki yıl altı ay ve bir emlak bürosuna el bombası atmaktan beꢀ yıl altı ay yirmi gün hapis   cezasına çarptırmıꢀtır. Kararın dayanağı olarak mahkeme, özellikle gözaltı sırasında,   Cumhuriyet Savcısı karꢀısında ve Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi karꢀısında   sırasıyla baꢀvuranın vermiꢀ olduğu birbiriyle uyuꢀan ifadeleri ve yakalama, yer gösterme,   kimlik tespiti ve yüzleꢀtirme tutanaklarını dikkate almıꢀtır. Hakimler ayrıca, baꢀvuranın   üzerinde ele geçirilen kartvizitler ve baꢀvuran tarafından gösterilen yerde bulunan tabanca   gibi diğer kanıt unsurlarını da temel almıꢀlardır.   Aralık 2001 tarihinde, avukatı aracılığıyla baꢀvuran, 13 Kasım 2001 tarihli karar hakkında   temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur.   Nisan 2002 tarihli duruꢀmanın ardından Yargıtay, itiraz edilen kararı hukuki temele   dayanmadığı gerekçesi ile bozmuꢀtur.   Ağustos 2002 tarihinde, iade edilen kararı görüꢀen Devlet Güvenlik Mahkemesi,   baꢀvuranları aynı cezalara mahkum etmiꢀtir.   Eylül 2002 tarihinde, baꢀvuran, temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur.   Aralık 2002 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kanunun uygulamasında yorum   hatası yaptığı gerekçesi ile 27 Ağustos 2002 tarihli kararı bozmuꢀtur.   Mart 2003 tarihli duruꢀmanın sonunda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay kararına   uygun hareket etmiꢀ ve baꢀvuranı, silahlı bir örgüte üye olmaktan on iki yıl altı ay ve bir   iꢀyerine el bombası atmaktan dört yıl iki ay hapis cezasına mahkum etmiꢀtir.   Temmuz 2003 tarihinde, Yargıtay, 18 Mart 2003 tarihli kararı onamıꢀtır.   Ağustos 2003 tarihinde, Yargıtay kararı, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi kaleminde   tarafların kullanımına sunulmuꢀtur.   HUKUK   AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, davasının, Đzmir Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nde hakkaniyete uygun olarak görülmemesinden ꢀikayetçidir. Bu bağlamda,   baꢀvuran, gözaltı sırasında ve Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından ifadesi   alındığı sırada, avukat yardımından yararlanamamaktan dolayı ꢀikayetçidir.   Hükümet, AĐHM’yi, altı ay süresine riayet edilmediğinden sözkonusu ꢀikayeti reddetmeye   davet etmektedir. Esasa iliꢀkin olarak Hükümet, avukat eriꢀimi hakkında baꢀvurana getirilen   yasal kısıtlamanın, ilgili kiꢀi açısından AĐHS’nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil   yargılama hakkına yönelik bir ihlal oluꢀturmadığı değerlendirmesinde bulunmaktadır.   Hükümet, yargılamanın adil olup olmadığını belirleyebilmek için, yargılamanın tamamının   göz önüne alınması gerektiği kanaatindedir. Nitekim, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi ve   Yargıtay önündeki yargılamalar sırasında baꢀvuran bir avukat tarafından temsil edildiğinden   baꢀvuranın adil yargılanma hakkı ihlal edilmemiꢀtir. Ayrıca Hükümet, ihtilaflı mahkumiyet   kararının yalnızca polise verilen ifadelere dayanmadığından, gözaltı sırasında avukat   yardımından yararlanamamanın AĐHS’nin 6. maddesine yönelik bir ihlal oluꢀturmadığı   gerekçesi ile AĐHM’nin benzer bir ꢀikayeti açıkça mesnetten yoksun olduğu için   kabuledilemez bulduğu Yıldız ve Sönmez- Türkiye, baꢀvuru numaraları: 3543/03 ve 3557/03, 5   Aralık 2006 tarihli karara atıfta bulunmaktadır. Mevcut dava olaylarında da Hükümet,   mahkumiyetinde yalnızca baꢀvuranın polise vermiꢀ olduğu ifadesinin temel alınmadığını   belirtmektedir.   AĐHM, tarafların kulanımına Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi kaleminde 21 Ağustos 2003   tarihinde sunulan 3 Temmuz 2003 tarihli Yargıtay kararının, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca   nihai iç hukuk kararını oluꢀturduğunu kaydetmektedir. AĐHM, baꢀvuranın, baꢀvurusunu, 9   ꢁubat 2004 tarihinde, yani nihai iç hukuk kararından itibaren altı ay içerisinde sunduğunu   gözlemlemektedir. Ayrıca AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca sözkonusu ꢀikayetin   açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi içermediğini tespit   etmektedir. Dolayısıyla baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Davanın esasına iliꢀkin olarak ise AĐHM, Salduz-Türkiye (baꢀvuru no: 36391/02, 27 Kasım   2008) kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte   AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır. Nitekim AĐHM, mevcut   davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için Hükümet’in ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı   kanaatindedir.   Ayrıca baꢀvuran, gözaltı süresinden ve ceza davasının tamamından ꢀikayetçidir. Baꢀvuran,   savunmasını hazırlamak için kendisine gerekli süre ve kolaylıkların tanınmadığı kanısındadır   ve bu bağlamda AĐHS’nin 6/3 b) maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM, baꢀvuranın sunduğu ꢀikayetlere benzer ꢀikayetleri daha önce incelemiꢀtir. Sahip   olduğu unsurların tamamını göz önüne alan ve ileri sürülen iddiaları değerlendirmeye yetkili   olan AĐHM, AĐHS tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yönelik hiçbir ihlal   tespit edememektedir. Dolayısıyla AĐHS’nin 35/4 maddesi uyarınca baꢀvurunun sözkonusu   kısmının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaꢀılmaktadır.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususuna iliꢀkin olarak, baꢀvuran, 10.000 Euro maddi   ve 15.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Baꢀvuran ayrıca, ulusal   mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 4.200 TL   (yani yaklaꢀık 2.100 Euro) talep etmektedir. Öte yandan baꢀvuran avukatlık ücreti olarak   15.000 TL (yani yaklaꢀık 7.500 Euro) talep etmektedir. Belge olarak baꢀvuran, avukatlık   ücreti makbuzu ile bir posta fiꢀini sunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte   ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana   1.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   Ayrıca AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali için en uygun telafi biçiminin, baꢀvuran için   sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiꢀ olsaydı içinde bulunacağı duruma olabildiğince   tekabül eden bir durum yaratmak olduğunu belirtmektedir (sözü edilen Salduz, Teteriny-   Rusya, baꢀvuru no: 11931/03, 30 Haziran 2005, Jelicic-Bosna Hersek, baꢀvuru no: 41183/02   ve Mehmet ve Suna Yiğit-Türkiye, baꢀvuru no: 52658/99, 17 Temmuz 2007). AĐHM, bu   ilkenin mevcut davaya uygulanmasına hükmetmektedir. Sonuç olarak AĐHM, ihlalin telafisi   için en uygun yolun, baꢀvuran talep ettiği takdirde, AĐHS’nin 6/1 maddesinin gereklerine   uygun olarak davanın yenilenmesi olacağı kanaatindedir (mutatis mutandis, Gençel-Türkiye,   baꢀvuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003).   Yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin olarak, AĐHM, tüm masraflar için baꢀvurana 1.000   Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.   Sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uygulanan üç   puanlık artıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanacaktır.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun, gözaltı sırasında avukat yardımı yapılmaması kapsamında yapılan   ꢀikayete iliꢀkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. Baꢀvuranın gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun bırakılması nedeniyle   AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü   vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 1.000 Euro (bin   Euro) manevi tazminat ve 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri   ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 15 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło