82/02

WyrokETPCz2008-01-08ECLI:CE:ECHR:2008:0108JUD000008202

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość oraz długość postępowania sądowego naruszyły prawo do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1) oraz prawo do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1) Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długotrwałe opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, przypisywalne władzom krajowym, w połączeniu z długością postępowania sądowego, nałożyło na skarżących nadmierne i indywidualne obciążenie. To obciążenie zakłóciło sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu publicznego a ochroną prawa własności, prowadząc do naruszenia art. 1 Protokołu nr 1. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał stwierdził, że ocena wartości mienia i metod obliczania odszkodowania należy do sądów krajowych, a w tej sprawie nie doszło do arbitralności. Ponadto, gwarancje niezależności i bezstronności z art. 6 dotyczą sądów, a nie biegłych, a zarzuty w tym zakresie były bezzasadne.
Stan faktyczny
W 1995 roku władze prowincji Kocaeli wywłaszczyły działkę należącą do skarżących (Ali Erdem, İbrahim Erdem, İsmail Şenyılmaz) w celu rozbudowy zorganizowanej strefy przemysłowej. Skarżącym wypłacono odszkodowanie, ale w 1996 roku wnieśli oni sprawę do sądu cywilnego w Gebze o dodatkowe odszkodowanie, twierdząc, że ich działka powinna być klasyfikowana jako teren miejski, a nie wiejski. Po długim postępowaniu, w tym wielu ekspertyzach i odwołaniach, sąd krajowy ostatecznie uznał działkę za teren wiejski, ale przyznał dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami naliczanymi od października 1996 roku. Ostateczna płatność nastąpiła w lutym 2001 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą opóźnienia w wypłacie dodatkowego odszkodowania i długości postępowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 3. Uznał, że nie ma potrzeby badania skargi dotyczącej długości postępowania na podstawie art. 6 Konwencji. 4. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia art. 1 Protokołu nr 1 stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądził 208 500 EUR tytułem odszkodowania materialnego wraz z odsetkami. 6. Oddalił pozostałe żądania zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DÖRDÜNCÜ DAĐRE   ERDEM VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 82/02)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 82/02 no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Ali Erdem, Đbrahim Erdem ve Đsmail ꢁenyılmaz’ın (“baꢀvuranlar”), Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne 28 Haziran 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel   Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından C. ꢁanlı, M. Karabıyık ve A. Gündüz   tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1940, 1944 ve 1933 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢀamaktadır.   1995’de Kocaeli Đl Özel Đdare Müdürlüğü, Kocaeli Organize Sanayi Bölgesi’ni   geniꢀletmek amacıyla baꢀvuranlara ait arsayı kamulaꢀtırmıꢀtır. Bilirkiꢀi kurulu, arsanın   değerini tayin etmiꢀ ve sözkonusu meblağ kamulaꢀtırmayı müteakiben baꢀvuranlara   ödenmiꢀtir.   Ekim 1996’da baꢀvuranlar, ek tazminat talebiyle Gebze Asliye Hukuk   Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. Baꢀvuranlar, söz konusu arsanın kırsal alan değil kentsel alan   olduğunu kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Üç kez yerinde inceleme yapılmıꢀ ve   mahkemeye, üç ayrı bilirkiꢀi raporu sunulmuꢀtur. Baꢀvuranlar mahkemeden, devlet memuru   olmaları nedeniyle tarafsız olamayacaklarını iddia ederek raporlardan birinin hazırlanmasında   görev alan iki bilirkiꢀinin tespitlerinin reddedilmesini istemiꢀtir. 22 Aralık 1997 tarihli   duruꢀma sırasında baꢀvuranlar, ek tazminatı bilirkiꢀi raporlarında kaydedilen en düꢀük   miktara dayandırma hususunda mutabık olduklarını belirtmiꢀlerdir. 29 Aralık 1997’de Asliye   Hukuk Mahkemesi, söz konusu arsanın kentsel alan olarak sınıflandırılması ve baꢀvuranlara   belirli miktarda ek tazminat ödenmesi gerektiğine karar vermiꢀtir. Mahkeme, ek tazminat   miktarına karar verirken aynı arsayı kentsel alan olarak nitelendiren bir baꢀka davanın   sonucuna dayandırmıꢀtır.   Haziran 1998’de Yargıtay, bilirkiꢀi raporlarının bir karara varmak için yeterli   temeli teꢀkil etmediği gerekçesi ile kararı iptal etmiꢀtir.   Kasım 1998’de Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay’ın kararına (direnme   kararı) itiraz etmiꢀtir. Dava dosyası, Hukuk Genel Kurulu’na havale edilmiꢀtir.   Aralık 1998de, Hukuk Genel Kurulu 4 Kasım 1998 tarihli itirazı reddetmiꢀtir.   Mayıs 2000’de Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu arsanın kırsal alan   olduğuna karar vermiꢀtir. Mahkeme bu kararı verirken dörtten fazla yerinde inceleme   gerçekleꢀtirmiꢀtir. Kararı bilirkiꢀilerin, arsanın Belediye’nin ya da Bayındırlık ve Đskan   Bakanlığı’nın herhangi bir imar planı kapsamında ikamete mahsus olmadığını, yerleꢀim   alanında bulunmadığını ve tapuda, turizm amaçlı kullanılmak üzere olduğunu gösteren bir   açıklama bulunmadığını gözlemledikleri dört ek bilirkiꢀi raporuna dayandırmıꢀtır. Arsa,   tapuda “tarla” olarak nitelendirilmiꢀtir. Yerinde incelemeleri müteakiben bilirkiꢀiler, arsanın   kırsal alan olarak nitelendirilmesi gerektiğine karar vermiꢀtir. Mahkeme, bu bilgiye karꢀılık   baꢀvuranlara Ali Erdem için 15 Ekim 1996’dan, diğer baꢀvuranlar için 22 Ekim 1996’dan   itibaren iꢀlemeye baꢀlayan yasal faiz ile birlikte 22,568,437,760 Türk Lirası (TRL) (yaklaꢀık   13,080 Euro (EUR)) ek tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   Eylül 2000’de Yargıtay kararı onaylamıꢀtır.   Ocak 2001’de Yargıtay, düzeltme talebini reddetmiꢀtir.   ꢁubat 2001’de Kocaeli Đl Özel Đdare Müdürlüğü, baꢀvuranlara faizi ile birlikte   toplam 72,198,960,506 TRL (yaklaꢀık 41,850 EUR) ödemiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’YE EK 1 NOLU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ   ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, yetkili makamların ek tazminatı ödemekte geciktiği ve Türkiye’deki   yıllık enflasyon oranının çok yüksek olduğu bir tarihte, kendilerine yeterli miktarda faiz   ödenmediği hususunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Yetkili makamlarca belirlenen ilk tazminat   miktarının, arsanın kentsel alan olarak nitelendirilmemesi nedeniyle çok düꢀük olduğunu ileri   sürmüꢀlerdir. Baꢀvuranlar ayrıca mülklerinin, 14 Aralık 1995’te kamulaꢀtırılmasına rağmen,   faizin 15 ve 22 Ekim 1996’dan itibaren iꢀlemeye baꢀladığını ileri sürmüꢀtür. Đddialarını, 1   Nolu Protokol’ün 1. maddesine dayandırmıꢀlardır.   A. Yetkili makamların baꢁvuranlara ek tazminat ödemesindeki gecikmeye iliꢁkin ꢁikayet   1. Kabuledilebilirlik   Hükümet, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi kapsamındaki iç hukuk yolunu   tüketmemeleri nedeniyle baꢀvuranların AĐHS’nin 35/1. maddesince öngörülen iç hukuk   yollarını tüketmemiꢀ olduklarını ileri sürmüꢀtür. Söz konusu madde uyarınca, uğradıkları   kaybın gecikme faizinden fazla olduğunu ispat edebilselerdi, ek tazminatın ödenmesindeki   gecikme sonucu uğradıklarını iddia ettikleri kayıpları için tazminat almaları uygun olurdu.   AĐHM, Aka/Türkiye davasında benzer bir ön itirazı reddetmiꢀ olduğunu   gözlemlemektedir. Söz konusu davada aksi bir tutum sergilemek için gerekçe görmemekte ve   bu nedenle Hükümet’in itirazını reddetmektedir.   AĐHM, içtihadında yerleꢀik ilkeler ve kendisine sunulan deliller ıꢀığında bu ꢀikayetin,   esasa iliꢀkin incelemeyi gerektirdiği ve baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik   unsuru taꢀımadığı sonucuna varmıꢀtır. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   2. Esas   AĐHM mevcut davada ortaya çıkan meselelere benzer meselelerin söz konusu olduğu   davalarda 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir.   Hükümet tarafından sunulan delilleri ve iddiaları inceleyen AĐHM, daha önceki   davalarda vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını gerektiren bir gerekçe bulunmadığı   kanısındadır. Yerel mahkemelerce ödenmesine karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki   gecikmenin, kamulaꢀtırmayı gerçekleꢀtiren makama atfedilebileceği ve mal sahiplerinin,   kamulaꢀtırılan araziyi kaybetmenin yanısıra, ayrıca kayba uğramasına neden olduğu sonucuna   varmıꢀtır. Gecikme ve dava iꢀlemlerinin uzunluğunun ortak sonucu olarak baꢀvuranların,   kamu çıkarının gerekleri ile mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil   dengeyi sarsan bireysel ve haddinden fazla bir yük taꢀımak zorunda kaldığı sonucuna   varmıꢀtır.   Sonuç olarak, 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   B. Yetkili makamlarca belirlenen ilk tazminat miktarı, arsanın kırsal alan olarak   sınıflandırılması ve faizin iꢁlemeye baꢁlaması için kabul edilen tarih hususundaki ꢁikayet   AĐHM söz konusu ꢀikayetlerin, AĐHS’nin 6/1. maddesi bağlamında incelenmesi   gerektiği kanısındadır.   Hükümet, baꢀvuranların iddialarına itiraz etmiꢀ ve AĐHM’den baꢀvurunun bu kısmının   kabuledilemez olduğu sonucuna varmasını istemiꢀtir.   AĐHM gerçeklerin saptanmasının ve delillerin değerlendirilmesinin esasen yerel   mahkemelerin görevi olduğunu ve AĐHM’nin denetleyici yargı yetkisinin baꢀvuranların AĐHS   kapsamındaki haklarının ihlal edilmediğini temin etmekle sınırlı olduğunu yinelemektedir.   AĐHM, yerel mahkemelerin ödenecek tazminatın miktarını hangi temele dayanarak   tayin etmesi gerektiğine karar vermenin gerekli olmadığı kanısındadır. Bir çok kez yinelemiꢀ   olduğu gibi, AĐHM kamulaꢀtırılan arazinin değerini ve sonuç olarak ödenmesi gereken   meblağı tayin etmede hangi hesaplama yönteminin dikkate alınması gerektiğine karar verme   hususunda yerel mahkemelerin yerini alamaz. Bu nedenle AĐHM, Gebze Asliye Hukuk   Mahkemesi’nin söz konusu arazinin niteliğine karar verirken tapu kayıtları, arsaların yerleri   ve yerel imar planları gibi dört farklı bilirkiꢀi raporu incelediğini gözlemlemiꢀtir. Taraflarca   sunulan delilleri ve belgeleri göz önüne alan AĐHM, baꢀvuranların davalarını tam olarak   açıklayabildikleri ve AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca delillerin değerlendirilmesinin keyfi   olduğunu veya dava iꢀlemlerinin adil olmadığını gösteren bir durumun mevcut olmadığı   sonucuna varmıꢀtır.   Yukarıda kaydedilen görüꢀler ıꢀığında AĐHM, 6/1. madde bağlamındaki ꢀikayetlerin   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle   reddedilmeleri gerektiği kanısındadır.   II. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar ayrıca hukuki yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1. maddesi bağlamındaki   “makul süre” gereğine aykırı olduğu hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur. Arsanın değerini   belirleme sürecinde önemli rol oynayan bilirkiꢀilerin, devlet memuru olması ve bu nedenle   tarafsız olamaması nedeniyle adil ꢀekilde yargılanmadıklarını iddia etmiꢀlerdir.   Hükümet, söz konusu iddiaya itiraz etmiꢀtir.   A. Dava iꢁlemlerinin uzunluğu   1. Kabuledilebilirlik   AĐHM, bu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayetle ilgili olduğunu ve bu nedenle,   kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.   2. Esas   AĐHM, 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesi bağlamında vardığı sonuçlar ıꢀığında davanın   esasının 6/1. madde uyarınca ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısındadır.   B. Bilirkiꢁi Ekspertizi   Bilirkiꢀilerin vardıkları sonuçlara iliꢀkin olarak AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi   bağlamındaki bağımsızlık ve tarafsızlık teminatlarının yalnızca mahkemeleri ilgilendirdiğini   hatırlatmaktadır. AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi   mensuplarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususunda ꢀüphe uyandıracak hiçbir delile   rastlamamıꢀtır. Bu nedenle baꢀvuranların davaları görülürken, 6. madde kapsamında usule   iliꢀkin yer alan teminatların ihlal edildiği hususundaki iddialarının dayanaktan yoksun olduğu   kanısındadır. Yerel mahkemelerin, delilleri değerlendirirken veya iç hukuku yorumlarken,   keyfi ya da mantıksız ꢀekilde hareket ettikleri sonucuna varılmasına neden olacak delil ya da   dayanak bulunmamaktadır.   Sonuç olarak, bu ꢀikayet AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca   dayanaktan yoksun olduğu için reddedilmelidir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”   A. Tazminat   1. Maddi tazminat   Baꢀvuran, AĐHM tarafından tespit edilen ihlalin niteliğine dayanarak aꢀağıda   kaydedilen tutarlarda maddi tazminat talep etmiꢀtir:   - AĐHM’nin, yetkili makamların belirlediği tazminat miktarının çok düꢀük olduğuna karar   vermesi halinde 521,847 Amerikan doları (USD);   - AĐHM’nin, baꢀvuranların kaybının Aralık 1995’den baꢀlayarak hesaplanması gerektiğine   karar vermesi halinde 383,148 USD;   - AĐHM’nin, baꢀvuranların kaybının Ekim 1996’dan baꢀlayarak hesaplanması gerektiğine   karar vermesi halinde 190,290 USD;   Hükümet, bu talebe itiraz etmiꢀtir.   Aka kararında kullandığı metodu kullanan ve ilgili ekonomik veriyi göz önüne alan   AĐHM, baꢀvuranlara maddi tazminat olarak toplam 208,500 EUR ödenmesine karar vermiꢀtir.   2. Manevi tazminat   Baꢀvuranların her biri manevi tazminat olarak 10,000 EUR talep etmiꢀtir.   Hükümet söz konusu baꢀlık altında tazminat ödenmemesi gerektiğini belirtmiꢀtir.   AĐHM, 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki ihlal tespitinin, baꢀvuranların   uğradığı zarar için baꢀlı baꢀına manevi tatmin teꢀkil ettiği kanısındadır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yaptıkları için masraflar için 27,318   USD talep etmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranların taleplerinin dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüꢀtür.   AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, sözkonusu davada, kendisine sunulan   bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine karar   vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Yetkili makamların baꢀvuranlara ek tazminat ödemelerindeki gecikmeye ve dava   iꢀlemlerinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalan kısmının   kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’ye ek 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna;   3. AĐHS’nin 6. maddesine dayanılarak dava iꢀlemlerinin uzunluğuna iliꢀkin yapılan ꢀikayeti   incelemenin gerekli olmadığına;   4. 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine iliꢀkin tespitin, baꢀvuranların uğradığı   manevi zarar için baꢀlı baꢀına adil tatmin teꢀkil ettiğine;   5. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve   uygulanabilecek her tür vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvuranlara maddi   tazminat olarak toplam 208,500 Euro (iki yüz sekiz bin beꢀ yüz Euro) ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77/2. ve 3. maddeleri   gereğince 8 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło