8296/05

WyrokETPCz2009-10-20ECLI:CE:ECHR:2009:1020JUD000829605

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak publicznej rozprawy i możliwości obrony w postępowaniu karnym prowadzonym w trybie uproszczonym (dekret karny) naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak publicznej rozprawy i możliwości obrony, zarówno osobistej, jak i za pośrednictwem adwokata, w postępowaniu karnym prowadzonym w trybie uproszczonym (dekretu karnego) stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił, że sądy krajowe oparły swoje decyzje wyłącznie na dokumentach w aktach sprawy, nie dając skarżącym możliwości przedstawienia swojej obrony. Powtórzono ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym takie procedury pozbawiają oskarżonych podstawowych gwarancji rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Tayyar Yeşilyurt i Ramazan Tutar, byli zamieszani w bójkę 30 marca 2004 r., podczas której drugi skarżący ugodził nożem M.C. Prokurator w Izmirze wniósł akt oskarżenia o uszkodzenie ciała. 28 kwietnia 2004 r. Sąd Pokoju w Izmirze wydał dekret karny, uznając skarżących za winnych i nakładając na nich grzywny, bez przeprowadzenia rozprawy. Odwołanie skarżących zostało odrzucone przez Sąd Karny w Izmirze 15 lipca 2004 r., również bez rozprawy. Pierwszy skarżący uiścił grzywnę z odsetkami 6 grudnia 2004 r., drugi skarżący nie zapłacił.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową poniesioną przez skarżących. 4. Zobowiązuje Państwo Pozwane do zapłaty, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku: a) pierwszemu skarżącemu 330 euro tytułem szkody materialnej, powiększone o wszelkie należne podatki; b) każdemu ze skarżących 1000 euro tytułem kosztów i wydatków, powiększone o wszelkie należne podatki. 5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   YEꢀĐLYURT VE TUTAR/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 8296/05)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 8296/05 no’lu davaların nedeni T.C.   vatandaꢀları Tayyar Yeꢀilyurt ve Ramazan Tutar’ın (“baꢀvuranlar”), Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 11 Ocak 2005 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler   Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurulardır.   Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından A. Terece tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar, sırasıyla 1984 ve 1985 doğumludur ve Đzmir’de yaꢀamaktadır.   Mart 2004’te baꢀvuranlar, S.C. ile münakaꢀa etmiꢀlerdir. Münakaꢀanın kavgaya   dönüꢀmesi sonucu M.C., kendilerini durdurmak için araya girmiꢀ ve ikinci baꢀvuran   tarafından bıçaklanmıꢀtır. Polis 31 Mart 2004’te baꢀvuranların da dahil olduğu tarafların   ifadelerini almıꢀtır.   Nisan 2004’te Đzmir Cumhuriyet Savcısı, fiziksel yaralanmaya neden olan bıçaklı   saldırı hususunda Đzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi önünde baꢀvuranlar aleyhinde bir iddianame   yayınlamıꢀtır. Baꢀvuranların, Ceza Kanunu’nun 456/4 maddesi uyarınca cezalandırılmasını   istemiꢀtir. Đddianame, baꢀvuranlara tebliğ edilmemiꢀtir.   Nisan 2004’te Đzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi, duruꢀma düzenlemeksizin, ceza   kararnamesi yayımlamıꢀ ve baꢀvuranları suçlu bulmuꢀtur. Mahkeme baꢀvuranları sırasıyla   445,616.000 Türk Lirası (TRL) (268 Euro) ve 594,154.000 TRL (357 Euro) para cezasına   çarptırmıꢀtır. Bu kararı verirken Ceza Kanunu’nun nispeten hafif suçlar hususundaki 386.   Maddesinde ortaya konan “basitleꢀtirilmiꢀ usul”e dayanmıꢀtır.   Temmuz 2004’te Đzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi, duruꢀma düzenlemeksizin   baꢀvuranların itirazını reddetmiꢀtir.   Aralık 2004’te birinci baꢀvuran, faiziyle birlikte 618,000,000 Türk Lirası (330 Euro)   ödemiꢀtir. Đkinci baꢀvuran para cezasını ödememiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak davalarında açık yargılama   yapılmamıꢀ olması nedeniyle kendilerini ꢀahsen ya da avukat vasıtasıyla savunmadıklarından   ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesinin kendilerini tebliğ   edilmediğini kaydetmiꢀlerdir. Bu hususta, savunmalarını hazırlamak için kendilerine yeterli   sürenin, imkanların ve AĐHS’nin 6. maddesinin 3. paragrafının (a), (b) ve (d) bendlerinin   ihlaline neden olacak ꢀekilde, karꢀı iddiaları ve tanık sorgulamalarını kapsayan delilleri sunma   olanağının tanınmadığından ꢀikayetçi olmuꢀlardır.   ꢁentuna/Türkiye (karar, no. 71988/01, 25 Ocak 2007) kararına atıfta bulunan   Hükümet, ikinci baꢀvuran Ramazan Tutar’ın ceza kararnamesinde öngörülen para cezasını   henüz ödememiꢀ olması nedeniyle AĐHS’nin 6. maddesinin ihlalinden mağdur olmadığını   ileri sürmüꢀtür. AĐHM, ꢁentuna davasında baꢀvuranın, ceza kararnamesi ile suçlu   bulunmasını müteakiben yeniden yargılandığını, yargılama sonunda aleyhindeki suçlardan   beraat ettiğini ve mahkumiyetinin adli kayıtlardan silindiğini gözlemler. Sonuç olarak, mevcut   davada Hükümet’in ikinci baꢀvuran hususundaki itirazı onanamaz.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   taꢀımadığıını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM, esasa iliꢀkin olarak, öncelikle mevcut davada meselelerin örtüꢀen niteliği ve   6/3. maddenin alt paragraflarının, ilk paragrafta yer alan genel hakkaniyet güvencesinin özel   unsurları olarak kabul edilme olanağı nedeniyle baꢀvuranların, 6/1. madde bağlamındaki   ꢀikayetlerini karara bağlamanın daha uygun olduğu kanaatindedir.   AĐHM ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin, 30 Haziran 2004’te verdiği bir kararda kiꢀileri,   açık yargılamadan mahrum bırakmanın adil yargılanma hakkının ihlaline neden olduğu   sonucuna vararak oybirliğiyle CMK’nın 390/3 maddesinin anayasaya aykırı ve bağlayıcılıktan   yoksun olduğunu bildirmiꢀtir. Ayrıca, 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu   ve CMK ile birlikte ceza kararnamesi yayımlama uygulaması sona ermiꢀtir.   Ancak mevcut davada olayların gerçekleꢀtiği tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuk   gereğince baꢀvuranın yargılanması sürecinde açık duruꢀma düzenlenmemiꢀtir. Gerek ceza   kararnamesi yayımlayan ve baꢀvuranları para cezasına çarptıran Đzmir 2. Sulh Ceza   Mahkemesi gerekse baꢀvuranların itirazlarını inceleyen Đzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi   kararlarını, dava dosyasındaki belgelere dayanarak vermiꢀlerdir. Baꢀvuranlara, davalarını   karara bağlayan mahkemeler önünde kendilerini ꢀahsen ya da avukat vasıtaısyla savunma   fırsatı verilmemiꢀtir.   AĐHM, benzer davalarda aynı sorunu incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal   edildiğine karar vermiꢀ olduğunu yineler (Piroğlu ve Karakaya/Türkiye, no. 36370/02 ve   37581/02, 18 Mart 2008; Dağlı/Türkiye, no. 28888/02, 27 Kasım 2007; Karahanoğlu/Türkiye,   no. 74341/01, 3 Ekim 2006; Mevlüt Kaya/Türkiye, no. 1383/02, 12 Nisan 2007;   Taner/Türkiye, no. 38414/02, 15 ꢁubat 2007).   Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM, ikinci baꢀvuranın para cezasını ödeyip   ödememesinden bağımsız olarak, adli makamların izledikleri prosedürün her iki baꢀvuranı da   savunma haklarını yeterli derecede kullanmaktan alıkoyduğu ve bu nedenle cezai   yargılamanın hakkaniyetten yoksun olmasına yol açtığı sonucuna varmıꢀtır.   Sonuç olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Adil tazmin hususunda baꢀvuranlar, maddi tazminat olarak sırasıyla 275 Euro ve 450   Euro talep etmiꢀlerdir. Ayrıca, manevi tazminat olarak her biri 1,500 Euro talep etmiꢀtir. Son   olarak, baꢀvuranların her biri avukat ücreti için 1,500 Euro talep etmiꢀtir. Bu bağlamda, yasal   temsilcilerinden aldıkları her biri 2,700 TRL1 (1,250 Euro) tutarındaki iki faturayı   sunmuꢀlardır.   AĐHM, maddi tazminat hususunda, birinci baꢀvuranın 6 Aralık 2004’te faizlerle   birlikte 618,000,000 TRL (330 Euro) ödediğini gözlemler. AĐHM bu bağlamda AĐHS’nin 6/1   1 Ocak 2005 tarihi itibariyle önceki Türk Lirası (TRL) yerine Türk Lirası (TRY) tedavüle girmiꢀtir. TRY 1 =   TRL 1,000,000.   maddesinin ihlali ve birinci baꢀvuranın para cezası ödeme yükümlülüğü arasında illiyet   bağının mevcut olduğunu kaydeder (bkz., Mevlüt Kaya, 28. paragraf). Birinci baꢀvuranın bu   nedenle maddi zarara uğradığını göz önüne alan AĐHM, kendisine maddi tazminat olarak 330   Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   Ayrıca, AĐHM ihlal tespitinin baꢀvuranların uğradığı manevi zarar için baꢀlıbaꢀına   yeterli adil tazmini teꢀkil ettiği kanaatindedir.   Ayrıca, AĐHM hakkaniyet temelinde yargılama masraf ve giderleri için baꢀvuranların   her birine 1,000 Euro ödenmesi gerektiğine karar vermiꢀtir.   Son olarak AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. Đhlal tespitinin, baꢀvuranların uğradığı manevi zarar için baꢀlıbaꢀına yeterli adil tazmin   teꢀkil ettiğine;   4. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Sorumlu   Devlet tarafından baꢀvuranlara aꢀağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;   (i)   Maddi tazminat olarak birinci baꢀvurana 330 Euro (üç yüz otuz Euro) ve   ödenebilecek her tür vergi;   (ii)   Baꢀvuranların her birine yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin   Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło