8691/02

WyrokETPCz2007-04-05ECLI:CE:ECHR:2007:0405JUD000869102

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy pięcioletni zakaz działalności politycznej nałożony na skarżącego po rozwiązaniu partii politycznej, której był członkiem, naruszył jego prawo do wolnych wyborów, gwarantowane przez art. 3 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć ochrona świeckiego charakteru tureckiego reżimu politycznego stanowiła uzasadniony cel, to nałożony na skarżącego pięcioletni zakaz działalności politycznej był nieproporcjonalny do tego celu. Trybunał zauważył, że uzasadnienie Trybunału Konstytucyjnego dotyczące rozwiązania partii było zbyt szerokie i nie różnicowało działań poszczególnych członków. Ograniczenie praw politycznych skarżącego, w tym prawa do kandydowania w wyborach, stanowiło poważną sankcję, która naruszyła istotę jego praw wyborczych.
Stan faktyczny
Skarżący Mehmet Sılay, urodzony w 1949 r. i zamieszkały w Ankarze, był posłem. Po rozwiązaniu partii Refah Partisi, dołączył do Fazilet Partisi. W 2001 r. turecki Trybunał Konstytucyjny rozwiązał Fazilet Partisi, uznając ją za „ośrodek działalności antyświeckiej”. Jako dodatkową sankcję, Trybunał Konstytucyjny zakazał skarżącemu i czterem innym członkom partii działalności politycznej na pięć lat. Decyzja ta opierała się m.in. na książce napisanej przez skarżącego w 1998 r., którą Trybunał Konstytucyjny uznał za zachęcającą do działań przeciwko władzom publicznym.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 3 Protokołu nr 1 Konwencji. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skarg dotyczących art. 10 i 11 Konwencji. Stwierdzenie naruszenia stanowi sprawiedliwe zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądził skarżącemu 3000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Oddalił pozostałe żądania zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĠ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   SILAY-TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:8691/02)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Nisan 2007   İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek   olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir. 1   ____________________________________________________________________________________________   © T.C. DıĢiĢleri Bakanlığı, 2007. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları   Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı, AKGY’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   1 Nisan 2007 tarihinden önceki yapısıyla   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (8691/02) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşı Mehmet Sılay’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Ocak 2002   tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına   alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından I. Aydos tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   Başvuran 1949 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.   Ocak 1998 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından Refah Partisi’nin kapatılmasından   sonra adıgeçen partiden milletvekili olan başvuran 17 Aralık 1997 tarihinde kurulan Fazilet   Partisi’ne katılmıştır.   Başvuran 18 Nisan 1999 tarihindeki genel seçimlere kadar milletvekilliği görevini   yürütmüştür.   Mayıs 1999 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Fazilet Partisi’nin kapatılması   talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açmış ve gerekçe olarak sözkonusu partinin laiklik   karşıtı faaliyetlerin odağı haline geldiği ve Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla kesin olarak   kapatılan Refah Partisi’nin devamı olduğu belirtilmiştir.   Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı talebini desteklemek üzere, bazı parti yöneticileri ile   üyelerinin eylem ve beyanlarınının yanı sıra, başvuran tarafından yazılıp 1998 yılında   yayınlanan ve mahkeme kararıyla toplatılan “Parlamentodan Haber” adlı kitaba atıfta   bulunmuştur.   Fazilet Partisi temsilcileri Anayasa Mahkemesi’ne sundukları görüşlerinde, sözkonusu kitabın   aleyhlerinde delil olarak kabul edilmesine itiraz etmişlerdir. Sözkonusu eserde başvuranın   Meclis’te yapmış olduğu konuşmaların bir araya getirildiğini ve Fazilet Partisi’nin bilgisi   dışında yazılıp yayınlandığını belirten temsilciler, kitabın yayınlanmasından ötürü başvuran   hakkında herhangi bir cezai takibat başlatılmadığını da eklemişlerdir.   Haziran 2001 tarihinde Anayasa Mahkemesi partinin “laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı”   haline geldiği gerekçesiyle, Anayasa’nın 68. ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler   Kanunu’nun 101. ve 103. maddelerine dayanarak Fazilet Partisi’nin kapatılmasına karar   vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu karara varırken, diğerlerinin yanısıra sözkonusu kitabı   dikkate almıştır.   Anayasa Mahkemesi başvuranın, bu kitapta halkı, kamu otoritelerine karşı faaliyette   bulunmaya teşvik ettiğine kanaat getirmiştir.   Anayasa Mahkemesi ek ceza olarak, Anayasa’nın 69 § 8. maddesi gereğince aralarında   başvuranın da yer aldığı beş parti üyesinin, beş yıl süreyle herhangi bir siyasi partinin   kurucusu, üyesi, yöneticisi veya denetçisi olmalarını yasaklamıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĠHS’NĠN 10. 11. VE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 3. MADDESĠ’NĠN ĠHLAL   EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA   AİHS’nin 10. maddesine atıfta bulunan başvuran Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM)   yapmış olduğu konuşma nedeniyle siyasi haklarına getirilen kısıtlama ile ifade özgürlüğünün   ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   Başvuran Anayasa Mahkemesi tarafından Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından siyasi   haklarına getirilen kısıtlamalarla dernek kurma ve toplantı özgürlüğünün ihlal edildiğini öne   sürerek AİHS’nin 11. maddesini hatırlatmaktadır.   Başvuran aynı gerekçelere dayalı olarak Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesinin ihlal edildiğini   iddia etmektedir.   AİHM, yapılan şikayetlerin tamamının Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesi başlığı altında   incelenmesini uygun görmektedir.   A. Tarafların görüĢleri   Hükümet, AİHS hükümleri ve AİHM içtihatları ile uyum sağlaması amacıyla yasalarda   yapılan değişiklikleri hatırlatmaktadır. Hükümet bu doğrultuda Anayasa’nın 69. maddesinde   öngörülen değişiklik ile Anayasa Mahkemesi’nin bir siyasi partiyi kapatmak yerine dava   fiillerinin ağırlığına göre ilgili partiyi devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun   bırakmaya karar verebileceğini belirtmektedir. Hükümete göre bir siyasi partinin   kapatılmasından daha hafif yaptırımların getirilmiş olması, ülke açısından siyasi partilerin   özgürlüğü alanında gerçekleştirilmiş önemli reformlardandır.   Başvuran iddialarını yinelemekte ve kitabında yer alan söylemler bağlamında milletvekili   dokunulmazlığına sahip olduğunu öne sürmektedir. Başvuran mahrum bırakıldığı siyasi   hakların temel yapısının altını çizmektedir.   B. AĠHM’nin değerlendirmesi   1. Genel ilkeler   AİHM, Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesinin oy verme ve seçimlerde aday olma hakkı gibi   hukuken korunan menfaatleri güvence altına aldığını hatırlatır (Bkz. Mathieu-Mohin ve   Clerfayt-Belçika kararı 2 Mart 1987, Hirst-Birleşik Krallık (no2) no: 74025/01, son olarak   Zdanoka-Letonya no: 58278/00, 16 Mart 2006 ve Lykourezos-Yunanistan no: 33554/03   kararları). Hukukun üstünlüğünü esas alan gerçek demokrasinin temellerinin oluşturulması ve   korunması bakımından bu haklar mutlak değildir, «üstü örtülü» sınırlar mevcuttur ve   Sözleşmeci Devletler bu doğrultuda kendilerine tanınan takdir yetkilerini kullanmak   durumundadır (Bkz. Matthews-Birleşik Krallık no: 24833/94, Labita-İtalya kararı no:   26772/95).   Bununla birlikte AİHM’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesinde yer alan hükümlerin   uygulanmasını gözetmek düşmekte; seçimlerde oy vermeye ve aday olmaya bağlı hakların   özüne dahi dokunulmaması, etkinliğini yitirmemesi, meşruiyetini koruması ve kullanılan   araçların orantısız olmaması gerekir. Özellikle, yasama organlarının seçiminde halkın hür   iradesini sekteye uğratacak hiçbir engel yer almamalı-başka bir deyişle, genel oylama halkın   isteğini yansıtmalı, etkin olmalı ve bütünlük önünde bir engel oluşturmamalıdır. Yine, halkın   hür iradesiyle yaptığı ve demokratik olarak ortaya koyduğu seçim, demokratik düzeni   zorlayıcı gerekçelerin mevcut olması haricinde seçim sisteminin düzenlenmesinde hiçbir   değişikliğe uğramamalıdır. Kaldı ki AİHM’nin daha önce de ifade ettiği üzere bu hüküm   herkese seçimlerde aday olma ve bir kez seçildiğinde temsil hakkını güvence altına   almaktadır (Bkz. Selim Sadak vd.-Türkiye no: 25144/94, 26149/95, 26154/95, 27100/95   kararları ve sözü edilen Lykourezos kararı). Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesi gerçek bir   siyasi rejimin temel ilkesini benimsemektedir ve AİHS sistemi içinde temel bir öneme   sahiptir.   2. Mevcut başvuruya uygulanması   Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 69 § 6. maddesine dayalı olarak Faziletin “laiklik karşıtı   faaliyetlerin odağı” haline geldiğine karar vermiş, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi’nin   Faziletin kapatılması yönünde aldığı kararda yer alan gerekçeler aralarında başvuranın da yer   aldığı kimi başkan ve yöneticilerin fiillerine etki etmiştir. İkinci bir yaptırım olarak da   başvuran da dahil beş siyasetçiye beş yıllığına siyasi kısıtlamalar getirmiştir.   AİHM, başvuranın siyasi haklarına getirilen geçici kısıtlamaların netice itibariyle Türk siyasi   rejiminin laik yapısının korunmasını amaçladığını not etmektedir. Bu ilkenin Türkiye’deki   demokrasi açısından önemi dikkate alındığında, AİHM sözkonusu önlemin mevcut düzenin   sağlanması ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması bakımından meşru amaçları   içerdiğine itibar etmektedir.   AİHM, sözkonusu tedbirin orantılılığı hususunda başvuranın siyasi haklarından geçici olarak   yoksun bırakılmasında demokratik düzeni zorlayıcı gerekçelerin mevcut olup olmadığını   incelemeye alacaktır. Bu itibarla AİHM, Faziletin kapatılması sonucunda başvuranın siyasi   haklarının sınırlandırılması doğrultusunda siyasi bir partinin feshine ilişkin anayasal   gerekçelerin de dikkate alınması gerektiği kanısındadır (Selim Sadak vd. kararı ile   karşılaştırınız). Olayların meydana geldiği dönemde yürürlükteki haliyle 69 § 9. maddenin   kapsamı oldukça genişti. Parti üyelerinin tüm görüş ve fiilleri fesih kararına zemin hazırlayan   Anayasa’ya aykırı eylemlerin odağı haline geldiği görüşünü destekler mahiyettedir. Sözü   edilen faaliyetlerin derecelendirilmesinde bir ayrıma gidilmemiştir. Bu bağlamda, bazı parti   üyelerinin ve özellikle parti genel başkanı ve yardımcısının başvuranın maruz kaldığı şekliyle   bir yaptırıma uğramadıklarını belirtmek gerekir.   AİHM’nin daha önce de ifade ettiği üzere siyasi hakların kısıtlanması ağır bir yaptırımdır.   Yukarıda bahse konu saptamalar ışığında AİHM, Anayasa Mahkemesi tarafından başvuran   hakkında verilen kararın öngörülen meşru amaçlar doğrultusunda orantılı olarak   nitelendirilemeyeceği neticesine varmaktadır. Bu durumda, sözkonusu müdahale başvuranın   seçilme hakkını özü itibariyle ihlalini oluşturmaktadır.   Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesini ihlal edilmiştir.   AİHM ayrıca Anayasa’nın 69 § 6. maddesinde “siyasi bir partinin bu nitelikteki fiilleri parti   yöneticileri ve üyeleri tarafından zımnen veya açıkça benimsendiği yahut doğrudan doğruya   anılan parti organlarınca işlendiği takdirde sözkonusu fillerin odağı haline gelmiş sayılmaz”   yönündeki değişikliği ilgiyle not etmektedir. Bununla birlikte, Anayasa’nın 69 § 7. maddesi   Anayasa Mahkemesi’ne siyasi bir partinin temelli kapatılması yerine dava konusu fiillerin   ağırlığına göre Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması yetkisini   tanımıştır. Kuşkusuz bir kimsenin siyasi haklarının kısıtlanması daha az sıklıkla olacak ve   siyasi haklar güçlenecektir.   II. AĠHS’NĠN 41. MADDESĠ’NĠN UYGULANMASI   A. Tazminat   Başvuran kitabının 5000 baskısının toplatılmasını ile maddi zarara uğradığını bu miktarın   50.000.000.000 TL’ye [yaklaşık 30.200 Euro] karşılık geldiğini bu kaybın siyasi haklarına   getirilen kısıtlamalardan kaynaklandığını ileri sürmektedir.   Başvuran ayrıca manevi zarar olarak 5.000.000 ABD Doları talep etmektedir.   Gelir kaybı ile ilgili AİHM, gelecek bir tarihteki seçimler hakkında yorum yapmamakta ve   başvuranın bu talebini reddetmektedir. Kitabının toplatılması ile başvuranın kesin olarak   maddi bir zarara uğradığını kanıtlar bir bulgu yer almamaktadır. Üstelik başvuran bu   uygulamaya karşı çıkacak hiçbir girişimde bulunmamıştır.   AİHM başvuranın maruz kaldığı manevi zararın ihlal kararının tespiti ile giderileceği   kanaatine varmaktadır.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu masraf ve harcamalar için 10.000.000.000 TL   [yaklaşık 6.040 Euro] talep etmektedir, bu yönde kanıtlayıcı hiçbir belge sunmamıştır.   AİHM, mahkemeye sunulan unsurlar ve yerleşik içtihadından ileri gelen kriterler ışığında   başvurana yargılama gideri olarak 3.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĠHM, OYBĠRLĠĞĠYLE,   1. Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesinin ihlal edildiğine;   2. AİHS’nin 10. ve 11. maddeleri hakkındaki şikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına;   3. İhlal kararının tespitinin başvuranın uğradığı manevi zararın giderilmesi bakımından adil   bir tazmini oluşturduğuna;   4. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana yargılama gideri olarak 3.000 (üç bin) Euro   ödemesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĠġTĠR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine   uygun olarak 5 Nisan 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło