871/08
WyrokETPCz2010-01-26ECLI:CE:ECHR:2010:0126JUD000087108
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie redaktora naczelnego za publikację artykułów krytykujących operację więzienną, uznanych za obraźliwe dla państwa, naruszyło prawo do wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii skarżącego, choć przewidziana prawem i mająca na celu ochronę porządku publicznego, nie była „konieczna w demokratycznym społeczeństwie”. Podkreślono, że granice dopuszczalnej krytyki wobec rządu są szersze niż wobec osób prywatnych, a władze państwowe powinny tolerować nawet prowokacyjną krytykę. Rząd nie wykazał, że sporne artykuły nawoływały do przemocy, zbrojnego oporu czy usprawiedliwiały terroryzm, co było kluczowe dla oceny proporcjonalności ingerencji.Stan faktyczny
Skarżący, Aziz Özer, turecki obywatel, był redaktorem naczelnym i właścicielem magazynu „Yeni Dünya İçin Çağrı”. W lutym 2001 roku magazyn opublikował artykuły krytykujące operację więzienną „Hayata Dönüş Operasyonu” z grudnia 2000 roku, w której zginęło 32 osoby. Artykuły, zatytułowane „Operasyonland” i „Cezaevlerine Devlet Saldırısı”, zawierały zdjęcia pobitych i spalonych więźniów pod nagłówkiem „Kod ismi Katliam: Şefkat”. Skarżący został skazany na podstawie art. 159/1 starego tureckiego kodeksu karnego za obrazę moralnej osobowości państwa, a wyrok, po wielokrotnych apelacjach i uchyleniach, został ostatecznie utrzymany, a kara więzienia zamieniona na grzywnę.Rozstrzygnięcie
ETPCz jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga w części dotyczącej art. 7 i 10 Konwencji oraz art. 1 Protokołu nr 1 jest dopuszczalna. 2. Stwierdza, że pozostała część skargi jest niedopuszczalna. 3. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 4. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skarg dotyczących art. 7 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1. 5. Zasądza na rzecz skarżącego 423 EUR tytułem szkody majątkowej, 3 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 2 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki. 6. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ÖZER -TÜRKĐYE DAVASI (No:2)
(Baꢀvuru no:871/08)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (871/08) no’lu davanın nedeni, (T.C. vatandaꢀı)
Aziz Özer’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 19 Kasım 2007 tarihinde Đnsan
Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından, Ö. Kılıç tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI doğumlu olan ve Đstanbul’da ikamet eden baꢀvuran, Aziz Özer, Türk vatandaꢀıdır.
Baꢀvuran merkezi Đstanbul’da bulunan yeni Dünya Đçin Çağrı dergisinin genel yayın
yönetmeni ve sahibidir. Baꢀvuran ayrıca yine merkezi Đstanbul’da bulunan Çağrı Basın Yayın
Ltd. ꢁti. yayınevinin sahibidir. yılının Aralık ayında, Türkiye’de bulunan cezaevlerine, güvenlik güçleri tarafından,
“Hayata Dönüꢀ Operasyonu” düzenlenmiꢀtir. Sözkonusu operasyon sırasında iki güvenlik
görevlisi ve otuz tutuklu hayatını kaybetmiꢀtir.
ꢁubat 2001’de çıkan 42. sayısında, sözkonusu dergi, 3. sayfasından 7. sayfasına kadar,
“Operasyonland” ve “Cezaevlerine Devlet Saldırısı” baꢀlıklı iki makale yayımlamıꢀtır.
Özellikle, derginin kapak sayfasında, yanmıꢀ ve dövülmüꢀ tutukluların fotoğrafları,
“Katliamın kod ismi: ꢀefkat” baꢀlığı ile yayımlanmıꢀtır.
“Operasyonland” makalesinin ilgili kısımları iddianamede yer almaktadır.
“Cezaevlerine Devlet Saldırısı” makalesinin ilgili kısımları iddianamede yer almaktadır. ꢁubat 2001 tarihinde, Cumhuriyet Savcılığı’nın talebi üzerine, Beyoğlu Sulh Ceza
Mahkemesi, 5680 sayılı Basın Kanunu’nun Ek 1. Ve 2. Maddeleri uyarınca, sözkonusu
makalelerin Devlet’in manevi ꢀahsiyetine saldırıda bulundukları gerekçesi ile sözkonusu
derginin 42. Sayısının toplatılmasına karar vermiꢀtir. Mart 2001 tarihinde sunulan bir iddianame ile Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranı, sözkonusu
dergiyi çıkartmakla suçlamıꢀ ve Eski Türk Ceza Kanunu’nun 159/1 maddesi uyarınca, basın
yoluyla Devlet’in manevi ꢀahsiyetine saldırıda bulunmaktan baꢀvuranın mahkumiyetini talep
etmiꢀtir. Aralık 2001 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, Eski Türk Ceza Kanunu’nun 159/1
maddesi uyarınca, baꢀvuranı bir yıl hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. Nisan 2002 tarihinde, baꢀvuran temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Temmuz 2002 tarihinde, Yargıtay, kararı bozmuꢀ ve dosyayı esas hakimlerine iade etmiꢀtir.
Nisan 2003 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı, yeniden bir yıllık hapis
cezasına mahkum etmiꢀ ancak özgürlüğünden yoksun bırakma cezasını, 1.732 TL para
cezasına çevirmiꢀtir. Haziran 2003 tarihinde, baꢀvuran temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Haziran 2004 tarihinde, Yargıtay bir kez daha ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur. Eylül 2004 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, bu kez de baꢀvuranı, altı ay hapis
cezasına mahkum etmiꢀ ve sözkonusu cezayı 854 TL para cezasına çevirmiꢀtir. Ekim 2004 tarihinde, baꢀvuran bir kez daha temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Ekim 2005 tarihinde, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun kabul edilmesinin ardından, esasa
bakan mahkemenin, iki Ceza Kanunu arasından, mevcut davaya en uygun hükümleri
belirlemesi ve uygulaması amacıyla Yargıtay tarafından incelemesi yapılmadan Yargıtay
Cumhuriyet Baꢀsavcısı tarafından, dosya, esas hakimlerine iade edilmiꢀtir. Ocak 2006 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, iki Ceza Kanunun da sözkonusu suç
için aynı cezayı öngördüğünü tespit ederek baꢀvuranı yeniden altı ay hapis cezasına mahkum
etmiꢀ ve sözkonusu cezayı 720 TL para cezasına çevirmiꢀtir. Mahkeme, kararın
gerekçelerinde, bir yandan, “Katliamın kod ismi: ꢀefkat” baꢀlığı ile kapak sayfasında yer alan
fotoğrafları dikkate almıꢀtır. Ayrıca, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, “vahꢀi saldırı” ve nakil
sırasında “devrimci tutuklulara” ꢀiddet olarak nitelendirilerek sözkonusu operasyonun
kötülendiğini gözlemlemiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, kullanılan cümlelerin, biçimini, düzenli
olarak ünlem kullanılmasını, tutuklu ve güvenlik güçleri hakkında kullanılan ifadelerin
tamamını göz önüne alarak, Devlet’in tasarruflarına yönelik eleꢀtiri sınırlarını aꢀan tahkir ve
tezyif niteliği taꢀıyan yazıların sözkonusu olduğu sonucuna ulaꢀmıꢀtır. Mart 2006 tarihinde, baꢀvuran, bir kez daha temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Haziran 2007 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın temyiz baꢀvurusunu reddetmiꢀ ve ilk derece
mahkemesinin kararını onamıꢀtır. Ekim 2007 tarihinde, baꢀvuran, Hazine’ye, 720 TL (ödemenin yapıldığı tarihte yürürlükte
olan pariteye göre yaklaꢀık 423Euro) para cezası ödemiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, mahkumiyetinin ifade özgürlüğü hakkını ihlal etmesinden ꢀikayetçidir. Bu
bağlamda baꢀvuran, AĐHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AĐHS’nin 10/1 maddesinin güvence altına aldığı
baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilafa neden
olmadığını kaydetmektedir. Üstelik müdahalenin Türk Ceza Kanunu’nun 159. maddesi
uyarınca yasa ile öngörüldüğüne ve baꢀkalarının haklarının ve kamu düzeninin korunması gibi
iki meꢀru amaç izlediğine itiraz etmemektedir. AĐHM, sözkonusu değerlendirmeyi
benimsemektedir. Uyuꢀmazlık sözkonusu tedbirin “demokratik bir toplumda gerekli” olup
olmadığının tespit edilmesine dayanmaktadır.
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelemiꢀ ve
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz, özellikle, Đbrahim Aksoy-
Türkiye, baꢀvuru numaraları: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000, Kürkçü-
Türkiye, baꢀvuru no: 43996/98, 27 Temmuz 2004; Ayꢀe Öztürk-Türkiye, baꢀvuru no:
24914/94, 15 Ekim 2002). AĐHM, iꢀbu davayı içtihadı ıꢀığında inceleyecektir.
AĐHM, baꢀvuranın, 2000 yılının Aralık ayında Türkiye’deki cezaevlerinde güvenlik güçleri
tarafından, yürütülen bir operasyon ile ilgili makaleler yayımlamaktan mahkum edildiğini
belirtmektedir. Sözkonusu operasyon güvenlik güçlerinden iki kiꢀinin ve otuz tutuklunun
hayatını kaybetmesine neden olmuꢀtur. Sözkonusu operasyona yönelik sert eleꢀtiriler içeren
bu makaleler, kamuoyu için büyük önem taꢀıyan olayları duygusal ve satirik bir biçimde ele
almıꢀtır. Bu durumda Ağır Ceza Mahkemesi, sözkonusu makalelerin, Devlet’in tasarrufuna
yönelik tahkir ve tezyif niyetini belirtiklerine kanaat getirmiꢀtir.
AĐHM, Hükümet’e yönelik olarak yapılan eleꢀtirinin kabuledilebilirlik sınırının bir ꢀahsa
yapılandan daha geniꢀ olduğunun her zaman altını çizdiğini hatırlatmaktadır. Demokratik bir
sistemde, bir Hükümet’in faaliyetlerinin veya ihmallerinin, yalnızca yasama ve yargı
erklerinin değil aynı zamanda medya ve kamuoyunun ihtimamlı denetimi altında olması
gerekmektedir. Nitekim özellikle, muhalif veya medyanın haksız suçlama ve eleꢀtirilerine
cevap vermek için baꢀka yollara sahipse, Devlet’in sahip olduğu baskın pozisyon, cezai yola
baꢀvurmada kendilerini tutmalarını gerekli kılmaktadır (Castells-Đspanya, 23 Nisan 1992).
Demokratik bir Devlet’in yetkililerinin, provokatör veya aꢀağılayıcı nitelik taꢀıdığına kanaat
getirildiğinde bile eleꢀtiriyi hoꢀ görmeleri gerekmektedir (Özgür Gündem-Türkiye, baꢀvuru
no: 23114/93).
AĐHM’ye göre temel unsur, mevcut davada Hükümet’in, ihtilaflı yazıların ꢀiddetin devamına
teꢀvik ettiği, silahlı direniꢀ çağrısı yaptığı veya amaçlarına ulaꢀmak için terör eylemlerini
haklı kıldıklarını gösteren hiçbir bölümü alıntı yapmamasıdır (bkz, a contrario, Zana-Türkiye, Kasım 1997; bkz, ayrıca, Gerger-Türkiye, baꢀvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).
Mevcut davada, sözkonusu yazıların, belirli kiꢀilere karꢀı derin ve mantık dıꢀı kin telkin
ederek ꢀiddeti destekleyen bir niteliği bulunmamaktadır (bkz, a contrario, Sürek-Türkiye no:1,
baꢀvuru no: 26682/95; bkz özellikle, Đsak Tepe-Türkiye, baꢀvuru no: 17129/02, 21 Ekim
2008).
Bu itibarla, ihtilaflı mahkumiyet, AĐHS’nin 10/2 maddesi uyarınca “demokratik bir toplumda
gerekli” değildi.
Dolayısıyla, sözkonusu hüküm reddedilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6,7 MADDELERĐNĐN VE 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1.
MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, usule iliꢀkin kurallara ve maddi hukuk
kurallarına riayet edilmemeleri nedeniyle ulusal mahkemelerin, tarafsız, objektif ve
hakkaniyete uygun bir yargılama yürütmemelerinden ꢀikayetçi olmaktadır. Ayrıca, AĐHS’nin
7. maddesi kapsamında, baꢀvuran, yazarı olmadığı bir yazı nedeniyle mahkum edildiğini iddia
etmektedir. Son olarak, baꢀvuran, mevcut davada Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tefhim
edilen tedbirin 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
AĐHS’nin 6. maddesi ile ilgili olarak, AĐHM, mesnetsiz olan sözkonusu ꢀikayetin, AĐHS’nin
35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu için
reddedilmesi gerekmektedir.
Diğer ꢀikayetler ile ilgili olarak, sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 10. maddesi kapsamında
incelenen ꢀikayetle bağlantılı ve kabuledilebilir nitelikte olduğunun belirtilmesi
gerekmektedir. Bununla birlikte, AĐHS’nin 10. maddesi kapsamındaki tespiti göz önüne alan
AĐHM, sözkonusu hükümler ihlal edilmiꢀ olsa dahi incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir
(AĐHS’nin 7. maddesi ile ilgili olarak, bkz, Salihoğlu-Türkiye, baꢀvuru no: 1606/03, 21 Ekim
2008; 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ile ilgili olarak bkz, Öztürk-Türkiye, baꢀvuru no:
22479/93).
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI ĐLE ĐLGĐLĐ OLARAK
Baꢀvuran, ödeme zorunda kaldığı para cezası için 4.000 Euro maddi tazminat ve 3.000 Euro
manevi tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran, yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri
için 2.190 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran, AĐHM ve ulusal mahkemeler önünde avukatı
tarafından gerçekleꢀtirilen çalıꢀmaların ayrıntılı bir listesini AĐHM’ye sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu miktarlara itiraz etmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın çarptırıldığı para cezasının, AĐHS’nin 10. maddesi kapsamında tespit
edilen ihlalin doğrudan sonucu olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla, baꢀvuran tarafından
ödenen miktarın tamamının baꢀvurana ödenmesine hükmetmek gerekmektedir. AĐHM,
baꢀvurana, 423 Euro maddi tazminat ödenmesine hükmetmektedir. Manevi tazminat ile ilgili
olarak, AĐHM, dava koꢀullarıyla baꢀvuranın belli bir sıkıntı çektiğine kanaat getirmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvuran tarafından talep
edilen miktarın tamamının manevi tazminat olarak ödenmesine hükmetmektedir.
Ayrıca, AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini
ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir.
Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan
AĐHM, tüm masraflar için baꢀvurana 2.000 Euro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
AĐHM, sözkonusu miktarlara marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir
artıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun AĐHS’nin 7. ve 10. maddeleri ile 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal
edildiği kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 7. maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan
ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı Devlet
tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;
i. her türlü vergiden muaf tutularak 423 Euro (dört yüz yirmi üç Euro) maddi tazminat;
ii. her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;
iii. her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) yargılama masraf ve gideri;
b)sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 26 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło