8803/02;8804/02;8805/02;8806/02;8807/02;8808/02;8809/02;8810/02;8811/02;8813/02;8815/02;8816/02;8817/02;8818/02;8819/02

WyrokETPCz2006-07-13ECLI:CE:ECHR:2006:0713JUD000880302

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy i w jakiej wysokości należy zasądzić słuszne zadośćuczynienie (szkoda majątkowa, niemajątkowa oraz koszty) za stwierdzone wcześniej naruszenia prawa do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1), prawa do poszanowania życia prywatnego i rodzinnego (art. 8) oraz prawa do skutecznego środka odwoławczego (art. 13) w związku z uniemożliwieniem dostępu do domów i ziemi?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że państwo jest zobowiązane do naprawienia skutków naruszenia Konwencji, a w przypadku, gdy prawo krajowe nie pozwala na pełne przywrócenie stanu poprzedniego, art. 41 Konwencji uprawnia Trybunał do zasądzenia zadośćuczynienia. Trybunał odrzucił argument Rządu, że skarżący powinni skorzystać z krajowych mechanizmów odszkodowawczych (ustawa z 2004 r.), wskazując, że strony nie osiągnęły porozumienia w kwestii słusznego zadośćuczynienia, a postępowanie już trwało zbyt długo. W zakresie szkody majątkowej Trybunał ocenił trzy kategorie: zniszczenie mienia, utratę dochodów oraz koszty alternatywnego zakwaterowania, biorąc pod uwagę rozbieżności w wyliczeniach stron i specyfikę regionu. W odniesieniu do szkody niemajątkowej, Trybunał uznał, że samo stwierdzenie naruszeń w wyroku głównym stanowi wystarczające zadośćuczynienie.
Stan faktyczny
Piętnastu tureckich obywateli, skarżących w tej sprawie, zostało w 1994 roku zmuszonych do opuszczenia swojej wioski Boydaş i utraciło dostęp do swoich domów i ziemi. Wcześniejszy wyrok Trybunału stwierdził naruszenia ich praw wynikających z art. 1 Protokołu nr 1, art. 8 i art. 13 Konwencji. Niniejsze orzeczenie dotyczy wyłącznie kwestii słusznego zadośćuczynienia za te naruszenia.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: zasądza na rzecz skarżących kwoty tytułem szkody majątkowej (od 14.500 do 19.900 Euro dla poszczególnych skarżących); zasądza na rzecz skarżących 21.906 Euro tytułem kosztów i wydatków, pomniejszone o 2.910,60 Euro przyznane jako pomoc prawna; stwierdza, że wyrok główny stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za wszelką szkodę niemajątkową wynikającą ze stwierdzonych naruszeń art. 1 Protokołu nr 1 oraz art. 8 i 13 Konwencji; oddala pozostałą część żądań skarżących dotyczących słusznego zadośćuczynienia; nakazuje zastosowanie odsetek za zwłokę.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ÜÇÜNCÜ DAİRE   DOĞAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE   (Başvuru numaraları: 8803-8811/02, 8813/02 ve 8815-8819/02)   KARAR   (ÖZET ÇEVİRİ)   (Adil Tazmin)   STRAZBURG   Temmuz 2006   Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Dava, Abdullah Doğan, Cemal Doğan, Ali Rıza Doğan, Ahmet Doğan, Ali Murat   Doğan, Hasan Yıldız, Hıdır Balık, İhsan Balık, Kazım Balık, Mehmet Doğan, Müslüm   Yılmaz, Hüseyin Doğan, Geyik Doğan (8 Aralık 2004 tarihinde vefat eden Yusuf Doğan’ın   eşi), Hüseyin Doğan ve Ali Rıza Doğan (“başvuranlar”) isimli on beş Türk vatandaşının, 3   Aralık 2001 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi’nin   (“Sözleşme”) 34. maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AİHM’ye yaptığı on   beş başvurudan (no. 8803/02, 8804/02, 8805/02, 8806/02, 8807/02, 8808/02, 8809/02,   8810/02, 8811/02, 8813/02/, 8815/02, 8816/02, 8817/02, 8818/02 ve 8819/02)   kaynaklanmaktadır.   Davada ana kararın verilmesinin ardından, sorumlu Devlet yetkilileri, köylerindeki   mallarına erişimleri engellenmiş olan kişilerin AİHS kapsamındaki mağduriyetlerini tazmin   etmek amacıyla 27 Temmuz 2004 tarihli Tazmin Yasası dahil olmak üzere birkaç tedbir   almıştır. AİHM, tazmin yasasının uygulanmasını bir “örnek dava”da incelemiş (bkz. İçyer –   Türkiye, no. 18888/02, 12 Ocak 2006) ve Hükümet’in sisteme ilişkin sözkonusu olan durumu   gözden geçirme ve etkili bir hukuk yolu sunma görevini yerine getirmiş olarak   görülebileceğine karar vermiştir (ibid., § 86). Buna göre, başvuranların AİHS’nin 35 § 1.   maddesi kapsamında, 27 Temmuz 2004 tarihli Yasa bağlamında ilgili tazmin komisyonlarına   başvurmaları ve mallarına erişememelerinin bir sonucu olarak maruz kaldıkları zararın   tazminini talep etmeleri gerektiğini tespit etmiştir. Dolayısıyla, AİHM, AİHS’nin 35 §§ 1. ve   4. maddesi kapsamında yaklaşık 1500 benzer başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemesi   nedeniyle reddetmiştir.   HUKUK   AİHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili   Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,   gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A.Maddi Tazminat   1.Başvuranların görüşleri   Başvuranlar, bu davada belirlenecek olan maddi tazminatın mevcut yaşam standartları   ile köylerinden çıkarılmadan önce 1994’te sahip oldukları yaşam standartları arasındaki yıllık   ekonomik fark temel alınarak yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, sözkonusu   tarihte Boydaş Köyü’nde ikamet eden ortalama bir ailenin, yedi-sekiz dönüm arsa, bir ev, bir   ağıl ve yüz adet küçükbaş hayvanının olduğunu not etmişlerdir. Hayvancılıktan elde edilen   ortalama gelir, on milyar TL’nı (yaklaşık olarak 6.087 Euro) bulmakta idi. Dolayısıyla, bu   meblağın, her bir başvuranın maruz kaldığı ortalama yıllık kazanç kaybı olarak düşünülmesi   gereklidir. Ayrıca, büyük kentlerde alternatif barınma için ödedikleri aylık kiranın, maruz   kaldıkları zararla bağlantısı olduğunu ileri sürmüşlerdir.   Her bir başvuranın maruz kaldığı maddi zararla ilgili olarak, başvuranlar izleyen   iddiaları sunmuştur:   (a)Abdullah Doğan (başvuru no: 8803/02)   Evli ve beş çocuklu olan Abdullah Doğan, maddi tazminat başlığı altında, Boydaş’tan   yılında çıkarılmasından bu yana gelir kaybının 80 milyar TL’nı (yaklaşık 48.750 Euro)   bulduğunu ileri sürmüştür. Boydaş’ta bir ev, bir ahır ve bir ağılının bulunduğunu belirtmiştir.   Boydaş’ın 9.000 m2 tapulu arsası bulunmaktaydı ve kendisi babasından kalan bir toprağı   işlemekteydi. Sözkonusu tarihte, altmış keçisi, kırk keçi yavrusu ve bir ineği vardı.   (b)Cemal Doğan (başvuru no: 8804/02)   Evli ve dört çocuklu olan Cemal Doğan, 81.6 milyar TL talep etmiştir. Babasından   kalmış olan bir toprağı işlemekte idi ve ayrıca bir evi, bir ahırı ve bir ağılı bulunmaktaydı.   Sekiz adet küçükbaş hayvanı vardı. Başvuran, her ay kira için 100 milyon TL harcadığını   eklemiştir. Dolayısıyla, 1999’ten bu yana alternatif barınma harcamaları toplam 9.6 milyarı   (yaklaşık 5.830 Euro) bulmuştur.   (c)Ali Rıza Doğan (başvuru no: 8805/02)   Başvuran, evlidir ve sekiz çocukludur. Maruz kaldığı maddi tazminat için 88 milyar   TL (53.450 Euro) talep etmiştir. Köyünde bir evi, bir ahırı ve bir ağılı bulunmaktaydı. Ayrıca,   seksen adet küçükbaş hayvanı, üç adet sığırı, seksen kavak, on beş ceviz ve elma ağacı vardı.   Yıllık gelir kaybı 11 milyar TL’nı (6.680 Euro) bulmuştur.   (d)Ahmet Doğan (başvuru no: 8806/02)   Evli ve on iki çocuklu olan başvuran, maddi zararının toplam 113.6 milyar TL (69.000   Euro) olduğunu iddia etmiştir. Boydaş Köyü’nde bir evi, bir ağılı, bir ahırı ve 21 dekar tapulu   arsasının olduğunu not etmiştir. Mallarına erişimi engellenmemiş olsaydı, her yıl 13 milyar   kazanacağını ve kira için 9.60 milyar (aylık 100 milyon) harcamamış olacağını iddia etmiştir.   (e)Ali Murat Doğan (başvuru no: 8807/02)   Evli ve iki çocuklu olan başvuran, babası Yusuf Doğan’dan kalan bir araziyi   işletmekteydi. Geçimini, hayvancılık ve ormancılıkla sağlamaktaydı. Yıllık kazanç kaybının 5   milyar TL olduğunu iddia etmiştir. Kazançtan yoksun bırakılmasından kaynaklanan kaybı,   toplam 40 milyar TL’dır (24.200 Euro). Ayrıca, alternatif barınma harcamasına ilişkin olarak   maddi kayba maruz kaldığını belirtmiştir. Bu bağlamda, aylık 100 milyon TL kira ödediğini   ve bunun toplam 9.6 milyar (5.800 Euro) olduğunu not etmiştir. Toplam kaybı, 49.6 TL’nı   (30.000 Euro) bulmuştur.   (f)Hasan Yıldız (başvuru no: 8808/02)   Başvuran, evli ve üç çocukludur. Maddi zararının 209.52 milyar TL (126.900 Euro)   olduğunu ileri sürmüştür. Yıllık gelir kaybının 25 milyar TL, aylık kira harcamasının ise 100   milyar TL olduğunu belirtmiştir. Babası ile birlikte, tapularının babasının üzerine olduğu 10   dönüm araziyi işlemekteydi. Sözkonusu tarihte, iki yüz küçükbaş hayvan ve altı adet sığırı   bulunmaktaydı. Ayrıca, seksen kavak ağacı vardı.   (g)Hıdır Balık (başvuru no: 8809/02)   Başvuran evli ve iki çocukludur. 79.52 milyar TL (48.200 Euro) maddi zarara   uğradığını belirtmiştir. Babasıyla birlikte, 180 dönüm arazi işlemekte idi ve bir ev, bir ahır ve   bir ambarı bulunmaktaydı. Altmış adet küçükbaş hayvanı ve iki adet sığırı vardı. Ayrıca, elli   kavak ağacı bulunmaktaydı. Yıllık gelir kaybının 8.5 milyar TL, aylık kira harcamasının ise   milyon olduğunu not etmiştir.   (h)İhsan Balık (başvuru no: 8810/02)   Başvuran, evli ve iki çocukludur. 51.52 milyar TL (31.000 Euro) maddi zarara   uğradığını ifade etmiştir. Dedesine ait 180 dekarlık araziyi işlemekteydi. Yıllık gelir kaybının   milyar TL, aylık kira harcamasının ise 120 milyon olduğunu not etmiştir.   (i)Kazım Balık (başvuru no: 8811/02)   Başvuran, evli ve dokuz çocukludur. 171.52 milyar TL (103.765 Euro) maddi zarara   uğradığını ifade etmiştir. Babasıyla birlikte 180 dönüm araziyi işlemekteydi ve bir evi, bir   ahırı ve bir ağılı bulunmaktaydı. Yüz elli adet küçükbaş hayvanı, beş sığırı, otuz arı kovanı ve   üç yüz kavak ağacı vardı. Yıllık gelir kaybının 20 milyar TL, aylık kira harcamasının ise 120   milyon olduğunu not etmiştir.   (j)Mehmet Doğan (başvuru no: 8813/02)   Başvuran evlidir ve iki çocukludur. 53,6 milyar TL (48.200 Euro) maddi zararının   olduğunu ifade etmiştir. Amcasının adına kayıtlı 15 dönüm araziyi işlemekteydi. Köyde, bir   evi, bir ahırı ve bir ambarı vardı. Otuz adet küçükbaş hayvanı ve iki adet sığırı   bulunmaktaydı. Yıllık gelir kaybının 5.5 milyar TL, aylık kira harcamasının ise 100 milyon   olduğunu not etmiştir.   (k)Müslüm Yılmaz (başvuru no: 8815/02)   Başvuran evlidir ve yedi çocukludur. 240 milyar TL (144.675 Euro) maddi zararının   olduğunu ifade etmiştir. Boydaş Köyü’nde, bir ev, bir ahır, bir ağıl ve 50 dönüm ekilebilir   arazisinin olduğunu belirtmiştir.Geçimini, iki yüz adet küçükbaş hayvan, yirmi adet sığır, yüz   kavak ağacı, yirmi ceviz ağacı ve yirmi adet çeşitli meyve ağacından sağlamakta idi. Yıllık   gelir kaybının 5.5 milyar TL olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, kira için 100 milyon TL   harcamıştır.   (l)Hüseyin Doğan (başvuru no: 8816/02)   Başvuran evli ve bir çocukludur. Maddi zarar için 53.6 milyar TL (32.250 Euro) talep   etmiştir. Bir evi, bir ahırı ve bir ağılı olduğunu belirtmiştir. Babası ile birlikte, babasının   sahibi olduğu araziyi işlemekte idi. Yirmi adet küçükbaş hayvanı, üç adet sığırı ve on beş adet   çeşitli ağacı bulunmaktaydı. Yıllık gelir kaybının 5 milyar TL olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca,   kira için 100 milyon TL harcamıştır.   (m)Geyik Doğan’ın yerini aldığı, Yusuf Doğan (başvuru no: 8817/02)   Başvuran, evli ve yedi çocukludur. 8 Aralık 2004 tarihinde vefat etmiştir ve karısı   başvuruyu takip etmeye karar vermiştir. Vefatından önce, Yusuf Doğan, maddi zarar için   126.4 milyar TL (76.300 Euro) talep etmiştir. Bir evi, bir ahırı, bir ağılı ve 10 dönüm arazisi   olduğunu belirtmiştir. Geçimini, seksen adet küçükbaş hayvan, on adet sığır, yüz adet kavak   ağacı, yüz kırk beş ceviz ağacı ve on beş arı kovanından sağlamaktaydı. Yıllık gelir kaybının   milyar TL olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, kira için 150 milyon TL harcamıştır.   (n)Hüseyin Doğan (başvuru no: 8818/02)   Başvuran, babası ve büyükbabasının sahibi olduğu araziyi işlemekteydi. Babasının   evinde yaşamaktaydı. Seksen adet küçükbaş hayvanı ve dört adet sığırı bulunmaktaydı.   Toplam kaybının 89.6 milyar TL (54.000 Euro) olduğunu belirtmiştir. Yıllık gelir kaybının 10   milyar TL olduğunu ve aylık 100 milyon TL kira ödediğini ifade etmiştir.   (o)Ali Rıza Doğan (başvuru no: 8819/02)   Başvuran, evlidir ve bir çocukludur. Maddi zarar için 50.8 milyar TL (30.000 Euro)   talep etmiştir. Toplam kaybının 89.6 milyar TL (54.000 Euro) olduğunu ifade etmiştir. Yıllık   gelir kaybının 5 milyar TL olduğunu ve aylık 80 milyon TL kira ödediğini belirtmiştir.   2.Hükümet’in görüşleri   Hükümet, başvuranların taleplerine itiraz etmiş ve temel olarak bu davadaki “ana   karar”ın ardından oluşturdukları mekanizmanın, başvuranların maruz kaldıkları iddia edilen   zarar için yeterli tazmin sağladığını öne sürmüştür. 27 Temmuz 2004 tarihli Tazmin Yasası   kapsamında, Boydaş Köyü’ndeki mallarına erişememelerinin bir sonucu olarak maruz   kaldıkları zarar için tazmin talep etmeye yönelik olarak tazmin komisyonlarına başvuruda   bulunma yolunun başvuranlara açık olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, Hükümet, 17 Mart   tarihli yazı ile başvuranların temsilcilerinin, Tunceli Kaymakamı’nın, zararlarının   tazmini için ilgili tazmin komisyonuna başvurmalarına yönelik, 23 Şubat 2005 tarihli davetini   reddettiğini not etmiştir.   Hükümet ayrıca, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Köye Dönüş ve Rehabilitasyon”   projesinin, GAP, Köy İşleri Genel Müdürlüğü ve yerel idareler tarafından geliştirildiğini not   etmiştir. Bu proje, bölgedeki köylerin alt yapısını yeniden inşa etme ve imar ederek   sakinlerinin yeniden yerleştirilmesini kolaylaştırmayı hedeflemiştir. Bu proje bağlamında,   Hükümet, 5.050.733.000.000 TL (2.882.500 Euro) harcamış ve toplam 25,015,498,520,000   TL (14,280,000 Euro) yardımda bulunmuştur. 2000 ve 2004 yılları arasında, 128,270’den   fazla kişi köylerine geri dönmüştür. 2004 yılında, Tunceli Valisi, Boydaş’ın eski sakinlerini   geri dönmeye ve sözkonusu projeden faydalanmaya davet etmiştir. Ancak, geri dönmek   isteyen kişilerin sayısı yeterli olmadığı için proje Boydaş’da gerçekleştirilememiştir. Yetkili   makamlar, köylülere dönmeleri için yardımcı olmak istemiştir. Ancak, başvuranların da dahil   olduğu köylüler, iyi niyetle yaklaşmamışlardır.   Hükümet ayrıca, başvuranların öne sürdüğü iddiaların, güneydoğu Türkiye’nin sosyo-   ekonomik gerçeklerini yansıtmaması nedeniyle, aşırı ve asılsız olduğunu belirtmiştir. Boydaş   Köyü’ndeki evler, betondan değil, kerpiçten inşa edilmiştir. Dolayısıyla, daha ucuza doğal   etkenlere karşı daha az dayanıklı şekilde inşa edilmişlerdir.   Bununla birlikte, Boydaş Köyü dahilindeki ve civarındaki arazi, verimli olmayıp   ailelerin, ekonomik ihtiyaçlarını karşılayamamıştır. Sebze ve meyve üretim oranı, oldukça   düşmüştür. Buğday, köyde yetiştirilebilinen tek ürün olmuştur. Hozat’a bağlı Tarım   Müdürlüğü’nce yürütülen bir çalışma, Hozat’ın köylerindeki bir dönüm arsadan sağlanan   ortalama yıllık gelirin, 21,600,000 Türk Lirası (11.12 Euro) olduğunu göstermiştir. Ayrıca,   inek gibi büyükbaş bir hayvan, 288,000,000 Türk Lirası (148 Euro) gelir getirirken, koyun   veya keçi gibi küçükbaş bir hayvan, 23,000,000 Türk Lirası (11.85 Euro) gelir getirmektedir.   Toprak, belediye ve Hozat İlçesi’ne bağlı Tarım Müdürlüğü kayıtlarına ilişkin bir   bilirkişi komitesince yürütülen araştırmaya göre, Boydaş Köyü’ndeki toplam arsanın, 200,000   metre kare olduğu anlaşılmıştır. Ancak başvuranlar, 1994 senesi için, dört yılda bir sundukları   taşınmaz mal beyanlarında herbirinin, Boydaş’ta 50,000 – 60,000 metre kare toprağa sahip   olduğunu belirtmiştir. Sözkonusu rakamlar, 1990 senesinde sundukları beyanatlardaki   miktarlarla tam bir tezat oluşturmaktadır. Beyan ettikleri arsanın toplam miktarı, Boydaş   Köyü’nün toplam boyutundan çok daha fazladır.   Türkiye Elektrik Dağıtım Şirketi'nin (Tedaş), 25 Şubat 2005 tarihli yazısına değinen   Hükümet, yalnızca Abdullah Doğan, Ahmet Doğan, Kazım Balık, Yusuf Doğan ve Müslüm   Yılmaz isimli dört başvuranın, 1994 senesine kadar elektrik abonelikleri bulunduğunu   belirtmiştir. Diğer başvuranların evlerinde elektrik bulunmamaktadır veya Boydaş’ta yasadışı   yollardan elektirk kullanmışlardır.   Hükümet, başvuranların sahip oldukları toprakların boyutlarına ilişkin iddialarının   gerçekdışı olduğunu ve yetkili makamlardan, tarım kredileri elde etmek amaçlı olduğunu ileri   sürmüştür. Ayrıca, başvuranlardan bazılarının, aynı parsel toprağa veya babalarının sahip   olduğu evlere sahip olduklarını iddia ettiklerini ileri sürmüştür. Bu nedenle Hükümet,   AİHM’nin, sözkonusu köyde hiçbir mülke sahip olmayan başvuranların uğradıklarını iddia   ettikleri maddi zarara ilişkin taleplerini reddetmesi gerektiğini ileri sürmüştür.   Abdullah Doğan’a ilişkin (başvuru no. 8803/02) Hükümet, Hozat İlçesi tapu   kayıtlarına göre, kayıtlı mülkü bulunmadığını belirtmiştir. Hozat Belediyesi’nin taşınmaz mal   kayıtlarında, başvurana ait mülk görünmediği halde başvuran, 1994 tarihli beyanında, 100   metre karelik bir eve sahip olduğunu iddia etmiştir. Hozat’a bağlı Tarım Müdürlüğü   kayıtlarında, başvuranın hayvanı bulunmadığı görülmüştür. Başvuranın beyanı ve   bilirkişilerin, başvuranın evinin piyasa değerine ilişkin yaptığı değerlendirme gözönüne   alındığında, maddi zararının 2,670,000,000 Türk Lirası (1,600 Euro) olması gerekirdi.   Ahmet Doğan’ın oğlu, Celal Doğan hususunda tapu kayıtları, Belediye ve Tarım   Müdürlüğü kayıtlarından, mülkü veya hayvanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle,   maddi zarara ilişkin talebi reddedilmelidir.   Hozat Belediyesi kayıtlarına göre Ali Rıza Doğan’ın (başvuru no. 8805/02) evi veya   arsası bulunmamaktadır. Ancak, 1994 tarihli beyanında 16,000 metre kare toprağa sahip   olduğunu ileri sürerken, Hozat Belediyesi’ne bağlı taşınmaz mal kayıt müdürlüğüne sunduğu   tarihli beyanında, 1,000 metre kare toprağa sahip olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıcai 100   metre karelik bir evi ve 50 metre karelik bir avlusu bulunduğunu da ileri sürmüştür. Hozat’a   bağlı Tarım Müdürlüğü kayıtlarından, başvuranın hayvanı olmadığı anlaşılmaktadır. 1994   tarihli beyanı ve bilirkişi raporları gözönüne alındığında, evinin ve avlusunun piyasa değeri,   4,005,500,000 Türk Lirası’na denktir. Toprağını ekmiş olsaydı, başvuranın 1994 ve 2004   yılları arasındaki gelir kaybı, 3,132,320,000 Türk Lirası olacaktı. Bu nedenle, başvuranın   toplam maddi zararı, 7,137,820,000 Türk Lirası (4,167 Euro) olmalıdır.   Hozat Belediyesi taşınmaz mal kayıtlarına göre, Ahmet Doğan’ın (başvuru no.   8806/02), 23,500 metre karelik toprağı ve 78 metre karelik bir evi bulunmaktadır. 1994 tarihli   beyanında, 24,600 metre karelik toprağı bulunduğunu iddia etmiştir. Hozat’a bağlı Tarım   Müdürlüğü kayıtlarından, başvuranın hayvanı olmadığı anlaşılmaktadır. 1994 tarihli beyanı ve   bilirkişi raporları gözönüne alındığında, evinin piyasa değeri, 2,776,800,000 Türk Lirası’na   denktir. Toprağını ekmiş olsaydı, başvuranın 1994 ve 2004 yılları arasındaki gelir kaybı,   4,599,400,000 Türk Lirası olacaktı. Bu nedenle, başvuranın toplam maddi zararı,   7,376,200,000 Türk Lirası (4,300 Euro) olmalıdır.   Tapu, belediye ve tarım müdürlüğü kayıtlarına göre, Ali Murat Doğan’ın (başvuru no.   8807/02) mülkü veya hayvanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, maddi tazmin talebi   reddedilmelidir.   Hıdır Balık, İhsan Balık ve Kazım Balık (başvuru numaraları 8809/02, 8810/02 ve   8811/02) hususunda Hükümet, sözkonusu üç başvuranın, Hıdır ve İhsan’ın büyükbabası,   Kazım’ın babası olan Haydar Balık’ın topraklarını ekmiş olduklarını iddia ettiklerini   belirtmiştir. Tapu, belediye ve tarım müdürlüğü kayıtlarını inceleyen yetkili makamlar,   sözkonusu üç başvuranın mülkü veya hayvanı bulunmadığını tespit etmiştir. İhsan Balık, 1994   tarihli beyanında, 1950’de edinmiş olduğu 200 metre karelik bir evi bulunduğunu belirtmiştir.   Hükümet, 1973 doğumlu olduğu halde evi, 1950 senesinde edinmesinin mümkün olmadığını   vurgulamıştır. Kazım Balık, 1994 senesinde verdiği ifadesinde, 190,000 metre karelik bir   arazisi ve 200 metre karelik bir evi bulunduğunu belirtmiştir. Hükümet, Balık ailesi için   ödenecek tazminat hesaplanırken, Haydar Balık üzerine kayıtlı yalnızca 180,000 metre karelik   bir ev ve arazi bulunduğunun gözönüne alınması gerektiği kanısındadır. Kısaca, bilirkişi   raporlarını temek alan Hükümet, Kazım Balık’ın uğramış olduğu maddi zararın, evin piyasa   değeri olan 8,900,000,000 Türk Lirası’na denk olduğunu ileri sürmüştür.   Hükümet, Mehmet Doğan’a ilişkin olarak (başvuru no. 8813/02), başvuranın uğradığı   zararın, 25,225,280,000 (14,500 Euro) olarak hesaplandığını iddia etmiştir. Başvuranın, 1994   senesi için sunduğu taşınmaz beyanını temel alan Hükümet, evinin piyasa değerinin   4,000,500,000 Türk Lirası ve 1994 ve 2004 yılları arasındaki gelir kaybının, 21,109,680,000   Türk Lirası (11,137 Euro) olduğunu ileri sürmüştür. Başvuranın, kayıtlı mülkü bulunmadığı   halde, 1994 senesinde 108,000 metre karelik araziye ve 150 metre karelik bir eve sahip   olduğunu beyan ettiğini vurgulamıştır.   Hükümet, tapu, belediye ve tarım müdürlüğü kayıtlarına göre, Yusuf Doğan’ın oğlu   Hüseyin Doğan’ın (başvuru no. 8816/02) mülkü veya hayvanı bulunmadığını ileri sürmüştür.   Dolayısıyla, Hüseyin Doğan’ın maddi tazminat iddiasının reddedilmesi gerektiği kanısındadır.   Yusuf Doğan’a (başvuru no. 8817/02) ilişkin olarak Hükümet, Hozat Belediyesi tapu   kayıtlarına göre 2,000 metre karelik toprağı bulunduğunu belirtmiştir. 1994 senesinde   başvuran, 50,000 metre karelik bir arazisi ve evi, her biri 50 metre karelik bir avlusu ve ahırı   bulunduğunu beyan etmiştir. Evinin, avlusunun ve ahırının toplam değeri, 5,340,000,000 Türk   Lirası olarak hesaplanmıştır. 1994 ve 2004 seneleri arasındaki gelir kaybı, 391,550,000 Türk   Lirası’dır. Bu nedenle, toplam zararı 5,371,000,000 Türk Lirası (3,300 Euro) olmalıdır.   Son olarak Hükümet, tapu, belediye ve tarım müdürlüğü kayıtlarına göre, başvuranlar   Hüseyin Doğan ve Ali Rıza Doğan’ın (başvuru numaraları 8818/02 ve 8819/02) mülkü veya   hayvanı bulunmadığını ileri sürmüştür. Dolayısıyla, maddi tazminat iddiaları reddedilmelidir.   Kısaca Hükümet, AİHM’nin başvuranların, 5233 No.lu Kanun bağlamında kurulan   ilgili tazminat komisyonlarına başvurmasını gerekli kılmasını ve sözkonusu davada, maddi   tazminat miktarını belirlerken, sözkonusu komisyonlarca kullanılan hesaplama yöntemlerini   gözönünde bulundurmasını istemiştir. Ayrıca AİHM’nin, Boydaş köylülerinin, geri dönmeyi   ve “Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi”nin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmayı   reddettiklerini gözönünde bulundurmasını istemiştir. Dolayısıyla, başvuranların sunduğu aşırı   taleplerin, özellikle de Boydaş’ta mülkü olmayanların taleplerinin, reddedilmesi gerektiği   sonucuna varmıştır.   3. AİHM’nin değerlendirmesi   AİHM, ihlal tespitinde bulunduğu bir kararın, sorumlu Devlet’e, sözkonusu ihlale son   verme ve ihlalden önceki mevcut durumun mümkün kıldığı ölçüde, doğan sonuçları telafi   etmek için düzeltme yapma hususunda yasal bir yükümlülük getirdiğini hatırlatır   (Brumărescu/Romanya (adil tazmin) [BD], no. 28342/95, § 19, AİHM 2001 – I).   Bir davaya taraf Sözleşmeci Devletler, AİHM’nin ihlal edildiğini tespit ettiği bir   karara uyma şekillerini belirlemede ilke olarak serbesttir. Bir kararın uygunlama şekline   ilişkin değerlendirme, Sözleşmeci Devletler’in, AİHS’nin 1. maddesi uyarınca garanti altına   alınan hakları ve özgürlükleri korumaya ilişkin birincil yükümlülükleri hususundaki seçme   özgürlüğünü yansıtır. İhlalin niteliği, eski halin iadesine (restitutio in integrum) olanak   veriyorsa, bunu uygulamak sorumlu Devlet’in görevidir. Diğer yandan, ulusal hukuk, ihlalin   sonuçlarına ilişkin düzeltme yapılmasına izin vermez veya kısmi olarak izin verirse, 41.   madde AİHM’ye, uygun gördüğü şekilde, mağdur tarafa tazminat ödenemesine karar verme   yetkisini verir (bkz. Papamichalopoulos ve Diğerleri/Yunanistan (Madde 50), 31 Ekim 1995   tarihli karar, A Serisi no. 330-B, sayfa 58-59, § 34).   AİHM, esas hükmünde, Boydaş’taki evlerine ve arazilerine ulaşamamaları sonucu   başvuranların, umumi menfaat talepleri ve mal ve mülk dokunulmazlığına saygı   gösterilmesini isteme hakkının korunması arasında korunması gereken hassas dengenin   bozulmasına yol açan kişisel ve haddinden fazla bir yüke maruz bırakıldığı sonucuna   varmıştır. Ayrıca, yetkililerin, başvuranların kendi istekleriyle, güvenli ve onurlu bir şekilde   evlerine veya daimi ikametgahlarının bulundukları yerlere dönmelerini veya kendi istekleriyle   ülkenin başka bir bölgesine yerleşmelerini sağlayacak şartları oluşturmak ve imkanları   sunmak şeklinde esas görev ve sorumluluklarının olduğunu gözlemlemiştir (§ 154).   AİHM, başvuranların Boydaş’a dönebilme imkanlarının ve evlerine ve topraklarına   erişimlerinin reddedildiği dönemde maruz kaldıkları zararın tazmininin, onları, mümkün   olduğu kadar, 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesinin ve AİHS’nin 8. maddesinin ihlal edilmemiş   olduğu takdirde içinde olmuş olacakları duruma eşit bir duruma getireceğini   değerlendirmektedir.   Ancak, tarafların ifadelerinden anlaşılan o ki, başvuranlar artık evlerine ve   topraklarına dönüp Boydaş’da yeni bir yaşam kurmak istememektedirler. Bu nedenle, bu   davanın şartlarında, sözkonusu maddi zarara karşılık tazminat ödenmesi başvuranlar için en   uygun adil tazmin olarak gözükmektedir.   Bu bağlamda, Hükümet’in, başvuranların işlemlerin bu aşamasında zararlarına karşılık   tazminat talep etmek için yetkili tazmin komisyonlarına başvurmaların gerektiği şeklindeki   iddiasını kabul edemez. Adil tazmin konusu üzerinde tarafların bir anlaşmaya varamadıklarını   ve işlemlerin hali hazırda çok uzun sürmüş olduğunu belirtmiştir.   Yukarıda belirtilenlerin karşısında, AİHM, başvuranların her birine ödenecek maddi   tazminat miktarını belirleyecektir. AİHM, başvuranların talepleri ve Hükümet tarafından   sunulan bilgiler arasında önemli bir fark olduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca, bu amaçla   taraflarca kullanılan hesaplama yöntemleri birbirinden oldukça farklıdır. Bu nedenle,   başvuranlarca maruz kalınan maddi zararı değerlendirirken, AİHM, uygun olduğu sürece,   taraflarca sunulan hesapları göz önünde bulunduracaktır. Bununla beraber, 41. madde   uyarınca ortaya konan delillerin farklılığı nedeniyle, AİHM’nin değerlendirmesi ister istemez   bir derece düşündürücü olacaktır (bkz. Akdivar ve Diğerleri – Türkiye (50. madde), 1 Nisan   tarihli karar, Reports 1998-II, § 19 ve Selçuk ve Asker – Türkiye, 24 Nisan 1998 tarihli   karar, Reports 1998-II, § 106).   a) Mülkiyetin bozulmasından veya bakımsızlığından doğan zararlar   Bakımsızlıktan harabe haline dönen ev veya ambarlardan doğan sözde zarar   hususunda, AİHM, sadece, aşağıda adları geçen sekiz başvurana tazminat ödenmesine karar   verecektir: Abdullah Doğan (başvuru no. 8803/02), Cemal Doğan (başvuru no. 8804/02), Ali   Rıza Doğan (başvuru no. 8805/02), Ahmet Doğan (başvuru no. 8806/02), Kazım Balık   (başvuru no. 8811/02), Mehmet Doğan (başvuru no. 8813/02), Müslüm Yılmaz (başvuru no.   8815/02) ve Geyik Doğan (başvuru no. 8817/02). Geri kalan başvuranların iddia edildiği gibi   daire sahibi oldukları veya zarar gördükleri ispat edilmemiştir.   Yukarıda belirtilen tespit karşısında, AİHM, yukarıda adı geçen sekiz başvuranın her   birine, mülkiyetlerinin bozulmasından doğan zarara karşılık 1.000 Euro ödenmesine karar   vermiştir.   b) Gelir kaybı   Gelir kaybından doğan zarar hususunda, AİHM, tüm başvuranların Boydaş’da tarım,   hayvancılık ve ormancılık gibi ekonomik faaliyetler yürüttüklerini gözlemlemektedir. Bu   nedenle, başvuranların mülkiyetlerine erişimlerinin reddedildiği dönemde gerçekleşen gelir   kaybına karşılık tazminat ödenmesine karar verilmelidir. Bu bağlamda, AİHM, tarafların   hesaplama yöntemleri ve ifadeleri arasındaki büyük farklılığı kaydetmektedir. Dolayısıyla,   tazminatı belirlerken, Tunceli ili Hozat ilçesinde kurulan tazmin komisyonlarınca ödenmesine   karar verilen benzer tazminat düzeyleri göz önüne alınmalıdır. Ancak, miktarları belirlerken,   başvuranların, yaşadıkları yeni yerlerde ekonomik faaliyetlerini, her ne kadar kötü durumda   olsa da, sürdürdükleri unutulmamalıdır.   Yukarıda belirtilenleri göz önünde tutarak, AİHM, gelir kaybına karşılık başvuranların   her birine13.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.   c) Alternatif konut masrafı   Alternatif konut masrafına ilişkin olarak, AİHM, on üç başvuranın rakam sunduklarını   ancak Abdullah Doğan (başvuru no. 8803/02) ve Ali Rıza Doğan (başvuru no. 8805/02) isimli   iki başvuranın alternatif konuta ilişkin olarak gördükleri zarara karşılık bir talep   sunmadıklarını kaydetmektedir. Hükümet de konuya ilişkin herhangi bir ayrıntı sunmamıştır.   Dolayısıyla, AİHM, bu başlık altında, Abdullah Doğan (başvuru no. 8803/02) ve Ali   Rıza Doğan (başvuru no. 8805/02) isimli başvuranlara tazminat ödenmemesine karar   vermiştir. Ancak, başvuran Ali Rıza Doğan’a (başvuru no. 8819/02) 4.200 Euro ve geri kalan   on iki başvuranın her birine 5.400 Euro ödenmesine karar vermeyi makul değerlendirmiştir.   d) Özet   Sonuç olarak, maddi tazminat konusunda, AİHM, başvuranların her birine aşağıda   belirtilen miktarların ödenmesine karar vermiştir:   (a) 14.500 Euro (Abdullah Doğan, başvuru no. 8803/02);   (b) 19.900 Euro (Cemal Doğan, başvuru no. 8804/02);   (c) 14.500 Euro (Ali Rıza Doğan, başvuru no. 8805/02);   (d) 19.900 Euro (Ahmet Doğan, başvuru no. 8806/02);   (e) 18.900 Euro (Ali Murat Doğan, başvuru no. 8807/02);   (f) 18.900 Euro (Hasan Yıldız, başvuru no. 8808/02);   (g) 18.900 Euro (Hıdır Balık, başvuru no. 8809/02);   (h) 18.900 Euro (İhsan Balık, başvuru no. 8810/02);   (i) 19.900 Euro (Kazım Balık, başvuru no. 8811/02);   (j) 19.900 Euro (Mehmet Doğan, başvuru no. 8813/02);   (k) 19.900 Euro (Müslüm Yılmaz, başvuru no. 8815/02);   (l) 18.900 Euro (Hüseyin Doğan, başvuru no. 8816/02);   (m)19.900 Euro (Geyik Doğan, başvuru no. 8817/02);   (n) 18.900 Euro (Hüseyin Doğan, başvuru no. 8818/02);   (o) 17.700 Euro (Ali Rıza Doğan, başvuru no. 8819/02).   B. Manevi tazminat   Başvuranların her biri sıkıntı ve manevi zarara karşılık 15.000 Euro tazminat talep   etmiştir.   Hükümet, başvuranların manevi tazminat taleplerinin aşırı olduğunu ileri sürmüştür.   Sözkonusu davada esas kararın alınmasını müteakip olarak başvuranların ve ülke   içinde yerinden edilmiş diğer kişilerin durumunu düzeltmek yönünde sorumlu Devlet   yetkililerince alınan önlemler karşısında, AİHM, 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi ve   AİHS’nin 8 ve 13. maddelerin tespit edilen ihlallerinden doğan herhangi bir manevi zarara   karşılık esas kararın başlı başına yeterli adil tazmin oluşturduğunu değerlendirmektedir.   C. Mahkeme masrafları   Başvuranlar, AİHM huzurunda davalarının hazırlanması ve sunumunda gerçekleşen   ücretler ve masraflar karşılığı 21.906 Euro ödenmesini talep etmişlerdir. Bu miktar,   AİHM’deki işlemlerde avukatları tarafından yapılan çalışma karşılığı ücretleri (352 saat ve 30   dakika adli çalışma) ve yolculuk, telefon, kırtasiye ve çeviri/tercüme masraflarını kapsamıştır.   Hükümet bu talebin aşırı ve asılsız olduğunu ileri sürmüştür. Başvuranlar tarafından   taleplerini doğrulamak için bir makbuz veya başka herhangi bir belgenin sunulmadığını iddia   etmiştir.   AİHM, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca ancak gerçekten ve zorunlu olarak yapılan   mahkeme masraflarının ödenebileceğini yinelemektedir. Bu bağlamda, sözkonusu davanın   detaylı inceleme gerektiren karmaşık hukuki ve olgusal konular içerdiğini gözlemlemektedir.   Bu nedenle, AİHM, başvuranlar tarafından sunulan belgelerin ve iddiaların ayrıntılarını göz   önünde tutarak, tabi olabilecek her türlü katma değer vergisi ve Avrupa Konseyi tarafından   adli yardım olarak tanınan 2.910,60 Euro hariç olarak, talep edilen miktarın tam olarak   ödenmesine karar vermeyi makul değerlendirmiştir.   D. Gecikme faizi   AİHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   verir.   BU SEBEPLERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE   1. (a) Sorumlu Devlet’in, başvuranlara, aşağıdaki miktarları, AİHS’nin 44 § 2. maddesi   uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur   üzerinden Yeni Türk Lirası’na dönüştürülmek üzere ödemesine:   (i) maddi tazminat olarak   - 14.500 Euro (Abdullah Doğan, başvuru no. 8803/02);   - 19.900 Euro (Cemal Doğan, başvuru no. 8804/02);   - 14.500 Euro (Ali Rıza Doğan, başvuru no. 8805/02);   - 19.900 Euro (Ahmet Doğan, başvuru no. 8806/02);   - 18.900 Euro (Ali Murat Doğan, başvuru no. 8807/02);   - 18.900 Euro (Hasan Yıldız, başvuru no. 8808/02);   - 18.900 Euro (Hıdır Balık, başvuru no. 8809/02);   - 18.900 Euro (İhsan Balık, başvuru no. 8810/02);   - 19.900 Euro (Kazım Balık, başvuru no. 8811/02);   - 19.900 Euro (Mehmet Doğan, başvuru no. 8813/02);   - 19.900 Euro (Müslüm Yılmaz, başvuru no. 8815/02);   - 18.900 Euro (Hüseyin Doğan, başvuru no. 8816/02);   - 19.900 Euro (Geyik Doğan, başvuru no. 8817/02);   - 18.900 Euro (Hüseyin Doğan, başvuru no. 8818/02);   - 17.700 Euro (Ali Rıza Doğan, başvuru no. 8819/02);   (ii) mahkeme masrafları olarak   - Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak tanınan 2.910,60 Euro (iki bin dokuz   yüz on Euro altı cent) hariç olarak 21.906 Euro ( yirmi bir bin dokuz yüz altı Euro);   (iii) yukarıda belirtilen miktarlara tabi olabilecek her türlü vergi;     (b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   yukarıdaki miktara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan   fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;   2. Manevi tazminata ilişkin olarak, 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi ve AİHS’nin 8 ve 13.   maddelerinin tespit edilen ihlallerinden doğan herhangi bir manevi zarara karşılık esas kararın   başlı başına yeterli adil tazmin oluşturduğuna;   3. Başvuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine   KARAR VERMİŞTİR.   İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi   uyarınca 13 Temmuz 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   Vincent BERGER   Yazı İşleri Müdürü   Boštjan M. ZUPANČIČ   Başkan   11

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 29.07.2026. · Źródło