9007/03

WyrokETPCz2007-04-10ECLI:CE:ECHR:2007:0410JUD000900703

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak doręczenia skarżącemu opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego w postępowaniu karnym, uniemożliwiający ustosunkowanie się do niej, narusza prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ skarżący nie miał możliwości ustosunkowania się na piśmie do opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, w którym konsekwentnie uznawał, że taka praktyka narusza zasadę równości broni i prawo do kontradyktoryjności, będące fundamentalnymi elementami rzetelnego procesu. Brak możliwości przedstawienia pisemnej odpowiedzi na opinię prokuratora, która mogła mieć wpływ na decyzję sądu kasacyjnego, pozbawił skarżącego istotnego elementu obrony.
Stan faktyczny
Skarżący, Öner Kaya, urodzony w 1965 roku i zamieszkały w Izmirze, został aresztowany 13 stycznia 2000 r. pod zarzutem fałszerstwa dokumentów. Został skazany na 1 rok i 8 miesięcy więzienia. W postępowaniu odwoławczym przed Sądem Kasacyjnym, opinia Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego, która mogła mieć wpływ na wynik sprawy, nie została doręczona skarżącemu, co uniemożliwiło mu ustosunkowanie się do niej.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą rzetelności postępowania karnego (brak doręczenia opinii prokuratora) za dopuszczalną, a pozostałe za niedopuszczalne. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Orzekł, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe. 4. Zasądził na rzecz skarżącego 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. 5. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÖNER KAYA - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 9007/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup,   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (9007/03) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülkenin   vatandaꢀı Öner Kaya’nın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 22 Ocak 2003   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin Temel Đnsan Haklarını güvence altına alan 34.   maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi   (AĐHM) önünde Đzmir barosu avukatlarından N. Değirmenci ve B. Değirmenci tarafından   temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1965 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedir.   Evrakta sahtecilik yaptığı suçlamasıyla baꢀvuran 13 Ocak 2000 tarihinde Đzmir Emniyet   Müdürlüğü yerel ꢀubesinde yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır.   Ocak 2000 tarihinde hazırlanan duruꢀma tutanağına göre baꢀvuran gözaltında bulunduğu   esnada avukat bulundurma hakkından yararlanmak istememiꢀtir.   Baꢀvuran 14 Ocak 2000’de Đzmir Cumhuriyet Savcısı ve Sulh hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀ,   sulh hakimi adı geçenin tutuklu olarak yargılanmasına karar vermiꢀtir.   Cumhuriyet Savcısı 24 Ocak 2000 tarihli bir iddianame ile baꢀvuran hakkında sahte imza   atma ve evrakta tahribat yapma suçlamasında bulunmuꢀtur.   Dava Ağır ceza mahkemesine geçmiꢀ, duruꢀmalar sırasında baꢀvuran avukatı aracılığıyla   temsil edilmiꢀtir.   Aralık 2000 tarihinde baꢀvuran bir yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırılmıꢀtır.   Baꢀvuran 7 Aralık 2000’de temyize gitmiꢀtir.   Nisan 2002’de Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın temyiz hakkındaki görüꢀü baꢀvurana   tebliğ edilmemiꢀtir.   Yargıtay 23 Eylül 2002’de ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA   AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerine atıfta bulunan baꢀvuran Yargıtay Cumhuriyet   Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmediğinden ꢀikayetçi olmakta, ayrıca gözaltı sırasında   avukat bulundurma hakkından yararlanamadığını ileri sürmektedir. Baꢀvuran son olarak yargı   sürecinin uzunluğundan yakınmaktadır.   1. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesi hakkında   Hükümet baꢀvuranın öne sürdüğü ꢀikayetlerini iç hukukta dile getirmediği ve iç hukuk yolları   tüketilmediği gerekçesiyle AĐHM’den baꢀvuruyu reddetmesi talebinde bulunmaktadır.   Baꢀvuran Hükümetin görüꢀlerine karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinde yer alan iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının iç   hukuki düzende bir ihlale karꢀı etkili bir baꢀvuru olanağını sağlama savına dayandığını   hatırlatarak, olayların meydana geldiği dönemde ulusal hukukun Yargıtay Cumhuriyet   Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmesini öngörmediği ve Hükümetin bu bağlamda   baꢀvuranın yararlanabileceği hiçbir baꢀvuru yolunu sunmadığı saptamasını yapmaktadır.   Hükümetin itirazı bu bakımdan reddedilmektedir.   AĐHM, mahkemeye sunulan deliller ıꢀığında baꢀvurunun bu bölümünün esastan incelenmesi   gerektiğini kaydetmektedir. AĐHM baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit etmemiꢀtir.   2. Savunma yardımının olmayıꢀı ve yargı sürecinin uzunluğu   Gözaltı sırasında bir temsilci aracılığıyla savunma olanağının bulunmadığı ꢀikayeti ile ilgili   AĐHM, baꢀvuranın kanunla yetkili kılınmıꢀ yasal bir temsilci aracılığıyla Ağır ceza   mahkemesi ve Yargıtay önünde savunmasını hazırlama olanağının bulunduğunu   hatırlatmaktadır. AĐHM ayrıca 14 Ocak 2000 tarihinde hazırlanan ve baꢀvuranın da imzasının   yer aldığı duruꢀma tutanağından adı geçenin gözaltı esnasında savunma hakkından   yararlanma talebinde bulunmadığı saptamasını yapmakta, 6. madde ile güvence altına alınan   hakkaniyete uygun yargı kavramının özüne yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna   varmaktadır.   Yargı sürecinin uzunluğuna gelince, AĐHM dikkate alınacak dönemin baꢀvuranın yakalandığı   Ocak 2000 tarihinde baꢀlayıp, Yargıtay kararının alındığı 23 Eylül 2002 tarihinde sona   erdiğini not etmektedir. Bu süre iki dereceli yargıda iki yıl sekiz ay on gündür.   Yargı sürecinin toplam süresi ve dava dosyasında yer alan delillerin bütünü ıꢀığında AĐHM,   AĐHS’nin 6 § 1. maddesi gereğince «makul süre» sınırının aꢀılmadığı görüꢀündedir.   Bu koꢀullar çerçevesinde, dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHM bu ꢀikayetleri   AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddelerine uygun olarak reddetmektedir.   II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀüne yazılı karꢀılık verme imkânının   bulunmaması ölçüsünde Yargıtay önünde hakkaniyete uygun bir yargılamanın   gerçekleꢀmediğinden yakınmakta, bu bakımdan AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini   öne sürmektedir.   Hükümet baꢀvuranın iddialarına itiraz etmektedir.   AĐHM baꢀvuran tarafından öne sürülen benzer bir itirazın incelendiğini ve Yargıtay   Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀüne yazılı olarak karꢀılık vermenin imkânsız olması   ölçüsünde AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatmaktadır   (Bkz. Göç-Türkiye kararı no: 36590/97, Abdullah Aydın-Türkiye (no:2) kararı no: 63739/00   Kasım 2005, Halis Doğan-Türkiye kararı no: 75946/01 7 ꢁubat 2006, Tosun-Türkiye   kararı no: 4124/02 28 ꢁubat 2006).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuran 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktara karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM benzer davalarda yerleꢀik bulunan içtihadına göre ihlal kararının tespitinin öne sürülen   manevi zararın giderilmesi için adil bir tazmini oluꢀturduğuna itibar etmektedir (Bkz.   Kömürcü-Türkiye kararı no: 77432/01 22 Haziran 2006).   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargı giderleri için 2.350 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu miktara itirazda bulunmuꢀtur.   AĐHM hakkaniyete uygun olarak masraf ve harcamalar için baꢀvurana 1.000 Euro ödenmesini   kararlaꢀtırmıꢀtır.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artıꢀ eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Ceza yargı sürecinin hakkaniyete uygunluğu hakkındaki ꢀikayetin kabuledilebilir, bunun   dıꢀındakilerin kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Baꢀvuranın maruz kaldığı manevi zarar açısından ihlal kararının tespitinin adil bir tazmini   oluꢀturduğuna;   4. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvurana masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro   ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 10 Nisan 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło